2016 Küresel Toplam Perakende Araştırması Yayınlandı

PwC tarafından hazırlanan, Küresel Toplam Perakende Araştırması’na göre, perakende sektörü değişim konusunda yeni bir dönüm noktasında. Tüketici kendisini daha özel hissetmek isterken teknoloji ve sosyal medyayı kullanmaya çok daha açık.

Danışmanlık, denetim ve vergi hizmetleri şirketi PwC’nin, tüm dünyada perakende sektörünün geleceğine ışık tutan Küresel Toplam Perakende Araştırması, bu yıl 25 bölgeden yaklaşık 23 bin katılımcı ile gerçekleştirildi. Araştırma kapsamında Türkiye’den de bin kişi ile görüşme yapıldı. Araştırmaya katılanların yanıtları, bir sonraki perakende devrimine yön verecek davranış değişikliklerini ortaya koyuyor.

Bu yıl altıncısı gerçekleştirilen Toplam Perakende Araştırması; bugüne kadar sözü edilen değişim için perakende sektörünün önemli bir dönüm noktasında olduğunu ortaya koyuyor. Daha fazla kişiye özel sadakat programları talep eden tüketici, mobil cihazlardan alışveriş yapmaya ve sosyal medya kullanımına daha açık. Hizmet odaklı mağazaları; bilgi sahibi, ilgili ve kalifiye çalışanları talep ediyor. Kısaca alışveriş kavramının sınırlarını zorluyor.

PwC Türkiye Perakende ve Tüketici Ürünleri Sektörü Lideri Adnan Akan araştırmadan çıkan bulguları şu sözlerle değerlendirdi: “Perakendecilik, dünyanın en eski iş alanlarından biri olmasına rağmen, belli butik formlar dışında, gelenekselliği kesinlikle kabul etmeyen bir sektör. Sürekli gençleşiyor. Müşteri ne kadar gençse perakende sektörü o kadar genç. Müşteriyi doğru analiz ederek, bu dinamizmi hayata geçirebilen perakendeciler de o kadar başarılı oluyor… Toplam Perakende 2016, yenilikçilik konusunda, müşterilerin, sektörün bir adım önünde olduğunu kanıtlıyor. Perakendeciler, müşterilerin mesajlarını doğru okuyarak hızlı bir dönüşüm sürecine girerlerse, bugün sektörün en önemli sorunlarından biri olan karlılık konusunda avantaj sağlayacaklar.”

Çinli tüketicilerin bugünkü eğilimleri sektörün yarınını gösteriyor

Perakende sektörü verileri uzun yıllar içinde analiz edildiğinde Çinli tüketicilerin alışveriş davranışları küresel alışveriş davranışları için öncü bir gösterge olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’deki tüketicilerin çok da uzak olmayan bir gelecekte, şu anda Çinli tüketicilerin yaptıklarını yapmaları şaşırtıcı olmayacak. Çinli tüketicilerin %65’i ayda en az bir kez mobil cihazlar üzerinden online alışveriş yaptığını, sadece %12’si ise hiç online alışveriş yapmadığını söylüyor. Öte yandan ankete Türkiye’den katılan tüketicilerin %41’i ayda en az bir kez mobil cihazlar üzerinden online alışveriş yaptığını, %27’si ise mobil cihazlar üzerinden hiç online alışveriş yapmadığını söylüyor. Her gün online alışveriş yapan Türk tüketicilerin oranı (%16) Çin’in 2013’teki oranını (%14) geçmiş durumda ve bu oran gün geçtikçe artıyor. Mobil cihaz kullanımına gelindiğinde Türkiye’deki tüketiciler Çin’i iki yıl geriden takip ediyorlar.

Adnan Akan şu değerlendirmede bulundu: “Tüketici alışkanlıkları özellikle genç nüfusun olduğu bölgelerde çok hızlı değişiyor. Düne kadar internet, fiyat ve ürün bilgisi araştırması için kullanılırken, artık tüketici, araştırmasını alışverişle tamamlıyor. Sosyal medyanın da etkisiyle internete taşınan sosyal yaşamına, alışverişi de katmış olması doğal bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Rahat, ekonomik, çok seçenekli ve müşteri yorumlarının havada uçuştuğu bu dünya, giderek cazibesini artırıyor. Bizce bu, özellikle ülkemiz perakendecileri için önemli bir fırsat. Online alışveriş kanallarının gelişim potansiyeli hala yüksek. Genç nüfuslu ve yeniliklere hızlı uyum sağlayan Türkiye tüketicisine sunulacak çok hizmet var.”

Fiziksel mağazalar hala önemli

Online alışveriş oranları hızla yükseliyor evet ama bu durum fiziksel mağazaları ortadan kaldırmıyor. Tüketici elektroniği ve bilgisayar, ev aletleri, giyim ve ayakkabı gibi tüketicilerin online araştırma yapmayı tercih ettiği ürün kategorilerinde bile çoğu tüketici ürünü almak için mağazaya gitmeyi tercih ediyor. Tüketici elektroniği ve bilgisayar kategorisini ele alalım. Katılımcılarımızın sadece %23’ü araştırmalarını fiziksel bir mağazada yapmayı, %42’si ise satın alma işlemini fiziksel bir mağazada gerçekleştirmeyi tercih ediyor. Bu bulgular müşterinin mağaza deneyiminin öneminin altını çiziyor.

Adnan Akan, bu durumu şöyle değerlendiriyor: “Fiziksel mağazaların hayal edilen karlılığa ulaşmaları için, daha hizmet odaklı, daha yenilikçi olmaları ve yine müşterinin bir adım önünde hareket etmeleri şart. Müşteriler fiyat konusunda hassas olmalarına rağmen, seçtikleri mağazada kişiye özel bir hizmet bekliyorlar. Mağaza çalışanlarının bilgili, donanımlı ve müşteri odaklı olmaları konusunda, tüm dünya aynı fikirde. Yetenekli ve kalifiye mağaza çalışanlarının yaratabilecekleri değişim, rakamlarla ortada. Öte yandan araştırmanın içinde de göreceğiniz gibi, perakende sektörünün en önemli sorunlarından biri olan çalışan devir hızı, perakendecileri çalışanına eğitim yatırımı yapmak konusunda ikilemde bırakıyor. İyi hizmeti eğitimli çalışan sağlıyor ama eğitimli çalışan sayısı istenen düzeyde değil. Perakendeciler bu konuda kendi içlerindeki yıldız çalışanları eğitimci olarak yetiştirerek adımlar atıyorlar. Hatta eğitimlerine müşterilerini davet ederek, interaktif öğrenme ortamları yaratan perakendeciler var. Eğitim yatırımlarının bu denli düşük olduğu bir ortamda, eğitim alanında atılacak her adım rekabetçi avantaj anlamına geliyor.”

Araştırmada öne çıkan sonuçlar

Toplam Perakende Araştırması’nın sonuçları sekiz maddede şöyle özetleniyor:

1. Çinli tüketicilerin bugünkü eğilimleri, bize yarını gösteriyor: Perakende sektörünün tarihsel verileri gösteriyor ki günümüzün tüketicileri Çinli tüketicilerin yıllar önceki davranışlarını sergiliyor.

2. Alışveriş deneyiminde değer önemli, eğer doğru fiyat olursa: Küresel ekonomideki yavaşlama harcanan paraya karşı alınan değerin, ki bu değer alışveriş sürecini de kapsıyor, daha fazla sorgulanmasını beraberinde getirdi. Değerine göre fiyatın da uygun olması tüm gelir düzeyi gruplarında, her ülkede ve her yaş grubunda önemli.

3. Mağaza trafiği, eğer o trafik herhangi bir kanalda satışa dönüşebilirse anlamlı: Müşteriler için mağaza deneyimleri karar vermelerinde hala çok önemli ama vurgulamak gereken konulardan biri mağazaların rollerinin değiştiği ve buna göre yeniden yapılanmaları gerektiği. Çok kanallı perakendeciler için çıkan mesaj; daha odaklanmış, daha özenli ve daha cazip bir fiziksel mağaza deneyimi yaratmaları yönünde; bu deneyim de daha sonra herhangi bir kanaldan satışa dönüşebilir. Mağazanın mutlaka bir hikayesi, konsepti olmalı.

4. Perakendecilikte değişimi yeteneğin yaratacağı “nihayet” anlaşıldı: Giderek daha karmaşıklaşan müşteriler bile fiziksel mağaza deneyimini keyifli hale getirebilen çalışanlar istiyor: Ürünle ilgili bilgi sahibi, teknolojiye dair bilgi birikimi olan ve insan ilişkileri kuvvetli çalışanlar.

5. Her mobil cihaz artık bir mağaza: Mobil cihazlardan ticaret artık en çok tercih edilen online alışveriş aracı olma yolunda kararlı bir şekilde ilerliyor.

6. Yeni nesil tüketici “topluluk” kavramını önemsiyor: Perakendecilerin, müşteri “toplulukları” vasıtasıyla tüketiciyle daha derin bir ilişki kurdukları açık; zira tüketiciler bu topluluklara üye olmanın kendilerine sağlayacağı faydaların farkındalar. Perakendeciler her geçen gün bu toplulukları oluşturmak için mağaza dahil tüm kanallardaki formatlarını güncelliyorlar (örneğin mağazalarda kafe bulunması ya da internet üzerinde blog ve forumların oluşturulması gibi).

7. Sosyal medyanın büyük etkisi tartışılmaz: Müşteriler ürünle ilgili karar vermek ve marka güvenilirliğini tartmak için ailelerinin ve arkadaş çevrelerinin fikirlerinin, reklam amaçlı mesajların ve medyanın yanı sıra sosyal medyaya da güveniyorlar. Diğer yandan yaşa ve bulunulan coğrafyaya göre sosyal medyanın etkisi önemli ölçüde farklılaşıyor.

8. Perakendeciler, inovasyona/ yaratıcılığa öncülük edebilirsiniz: Tüketiciler en sevdikleri perakendecilerde yenilikçi pek çok şey görse de, çok az perakendeci bu konuda ayrışabiliyor, tüketicilerin akıllarında “yaratıcılıkta bir numara” sıfatıyla yer edinebiliyor.

Raporla ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

ODTÜ İşletme Bölümü mezunu olan Cemil Hayri Durgun, 2012 yılından bu yana Pazarlamasyon'da yazar hayatını sürdürmekte. Bunun yanı sıra 2013 yazından beri PTV direktörlüğü ve yönetim kurulu üyeliği sorumluluklarını yerine getirmektedir. Profesyonel yaşamına PepsiCo bünyesinde pazarlama ve yeni ürün süreçlerini yönetme gibi kritik bir görevde başlayan Cemil, şimdi ise kıdemli marka müdür yardımcısı olarak İçim kahvaltılık kategorisi ekibinde görev almaktadır.

Bir Cevap Yazın

Tatil Dönüşü İşe Kolay Adapte Olabilmeniz İçin 4 İpucu

  • Bayram tatilinde ya da yıllık izinlerinde şehir dışında tatil yapan insanlar için en sıkıntılı süreçlerden biri tatil havasından çıkıp işlere adapte olabilmektir.
  • Güzel geçen bir tatilin ardından işinize kolay adapte olabilmenizi sağlayacak bazı ipuçlarını sizlerle paylaşıyoruz.
  • İlgili Yazı: Tatil Dönüşü Hayaller Gerçek Oluyor: Kahve Yapabilen Çalar Saat

Bayram tatili bugün itibarıyla son buldu. Birçok kişinin 3-4 günlük bu kısa tatil için şehir dışına çıktığını, özellikle yazlık yerlere gittiğini tahmin etmek çok zor değil. Bunun yanı sıra yaz aylarında olduğumuz için de birçok kişi tatil planı yapıyor, hatta bazı kişiler ise çoktan yaptı bile.

Tatil güzel de, bitişi pek güzel olmuyor maalesef. Güle oynaya gidilen tatilin sonuna gelindiğinde, deniz, kum ve güneş üçlüsünü bırakıp da tekrardan iş rutinine dönmek birçoğumuz için çok zorlu bir süreç oluyor. İşte bu sürecin sizin için biraz daha kolay olması için Forbes’un bu konu ile ilgili olarak paylaştığı bazı ipuçlarına burada yer vereceğiz.

Dönüşünüzü Aktik Olarak Planlayın

Çoğu insan işten uzak olacakları bir zamanı planlarken gidiş için organize olmaya odaklanır. Ancak geri dönüşünüzü de önceden yönetilmesi gereken bir şey olarak değerlendirin ve bunun için makul bir plan yapın. Bununla birlikte birçoğumuz tatilin son gününün akşamı ya da gecesi eve dönerek tatil süresini maksimuma çıkartmaya çalışırken “168 Saat: Düşündüğünden Daha Fazla Vaktin Var” isimli kitabın yazarı Laura Vanderkam, daha erken bir dönüşünü göz önünde bulundurmanızı öneriyor.

Direkt Olarak İşlere Girişmeyin

Bir kriz planınız olmadan, tatilden sonra ofise geri dönmeyin. Vanderkam, bu konu ile ilgili olarak şunları ifade ediyor:

“Eğilim, kaçırdığınız tüm toplantıları telafi etmeye çalışmaktır. Mümkün olduğunca bunları ikinci güne sıkıştırmaya çalışın ya da öğleden sonra kendinize biraz zaman ayırın.”

Sabahları Asla E-Postaları Kontrol Etmeyin” isimli kitabın yazarı ve verimlilik danışmanı Julie Morgenstern ise şu tavsiyelerde bulunuyor:

“Bazı geçiş zamanları oluşturun. Ofisteki ilk gününüz için hiçbir şey ayırmayın, zaman ayırın. Ve takviminizde zamana erişiminizi engelleyin. Müsait olduğunuz görünüyorsa, insanlar takviminize bir şeyler koyacaktır.”

Ofis Dışı Otomatik Yanıtınız, İlk Savunma Hattınızdır

Ofis dışındaki otomatik yanıtınız basit, yardımsever ve dürüst olmalı. Vanderkam, tatil döneminiz boyunca işle uğraşmamanızı tavsiye ediyor. Bu otomatik yanıt sayesinde iş arkadaşlarınız müsait olduğunuzu bileceklerdir, ancak dışarıdan gelen soruların gelgit dalgasını engellemeye ya da en azından acil bir yanıt beklentisini azaltmaya yardımcı olacaktır.

Bununla birlikte iki ya da üç geniş kategoride size kimin e-posta göndereceğini belirleyin ve insanların sizin yerinize kime ulaşmaları gerektiğini ya da sizden ne zaman bir yanıt alabileceklerini bilmelerini sağlayın.

Tatildeyken Aldığınız E-Postalara Hızlıca Göz Atın ve Ardından Hepsini Silin

Gelen kutunuzun içeriğini kaybetmenin düşüncesi bile sizin için çok korkunç olsa gerek. Ancak bazı kişiler tatil sonrası e-posta temizleme işleminin, neredeyse bütün gününüzü harcamadan yapabileceğiniz bir iş olduğunu iddia ediyorlar. Bununla ilgili olarak Vanderkam, “Bazı kişiler neyin işaretli olduğuna hızlıca göz atar, neyin ilginç olduğunu görür ve daha sonra her şeyi siler.” diyor. Kısacası e-posta kutunuzdaki önemli e-postalara hızlı bir şekilde baktından sonra fazla vakit kaybetmemek için diğer e-postaları silin.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Warren Buffet’ın Tüm Yatırımcılara Ders Niteliğindeki 4 Hatası

  • Milyarder iş adamı Warren Buffet her ne kadar son derece başarılı bir yatırımcı olsa da, kendisi gibi başarılı birçok insan gibi, iş hayatı boyunca birçok hata yaptı.
  • Bu yazımızda sizlerle Warren Buffet’ın yaptığı ve tüm yatırımcılara ders niteliğindeki en büyük dört hatayı paylaşıyoruz.
  • İlgili Yazı: Warren Buffet’tan Yolunuza Işık Tutacak 5 Zamansız Tavsiye

Dünyanın en zengin insanlarından biri olan Berkshire Hathaway şirketinin CEO’su ünlü yatırımcı Warren Buffet‘ın nasıl bu kadar başarılı bir iş adamı haline geldiğini hiç merak etmiş miydiniz? Buffet’ın bu büyük başarıya ulaşmasının ardındaki öykü cesaret vericidir. Çünkü o, hisse senedi yatırımcılığında başarının dehaya değil, sürekli iyi ilkelere odaklanmaya ve bunun yanı sıra uyum sağlama istekliliğine dayandığına vurgu yapar. MarketWatch’in paylaştığı yazıya göre, ünlü iş adamının yaptığı hatalardan dört tanesi ve bu hataların tüm yatırımcılara verebileceği dersler şu şekilde:

Duygularının Yatırım Kararını Etkilemesine İzin Verdi

1962 yılında, Warren Buffet’ın BPL ismindeki yatırım ortaklığı, ortalama 7,5 dolar fiyattan Berkshire Hathaway isimli bir tekstil şirketinden hisse satın aldı. Berkshire Hathaway’in hakim hisse sahibi ve yöneticisi olan Seabury Stanton, BPL’in Berkshire Hathaway hisselerini 11,5 dolara satın almak için Buffet ile bir anlaşma yaptı. Ancak resmi teklif hisse başına 11,375 dolardı. Buffet bunu onursuz bir davranış olarak gördü ve hisseleri satmadı. Bunun yerine, daha sonradan muazzam bir şekilde aptal bir karar olarak nitelendirdiği şeyi yaptı: Agresif bir şekilde hisseleri satın almaya başladı.

Nisan 1965 itibarıyla BPL, Berkshire Hathaway’in %39’una sahipti ve şirketin kontrolünü ele geçirdi. Daha sonra Warren Buffet, tekstil işini bir 20 sene boyunca devam ettirmenin fırsat maliyetinin, diğer yatırımları ile benzer kazançlar elde etmiş olsaydı milyarlarca dolar olduğunu öngördü. Sonuç olarak ünlü yatırımcı, imalathanelerden para kazanmanın bir yolunu buldu. Orijinal işin sermayesinin büyük kısmını yavaş yavaş diğer alanlara -özellikle Ulusal Tazminat ve Illinois Ulusal Bankası gibi yüksek karlı işletmelere- kaydırdı.

Müşteri Sadakatini Hafife Aldı

Warren Buffet, 22 yaşındayken bir arkadaşıyla ortaklaşa Omaha’da bir benzin istasyonu satın aldı. Bu benzin istasyonu Texaco istasyonunun tam karşısındaydı ve Texaco istasyonu, sürekli olarak Buffet’ın istasyonundan daha çok iş yapıyordu. Çünkü Buffet’ın ifadesiyle bu Texaco istasyonu müşteri sadakatine sahipti. Ünlü iş adamının bu uzun yolculuğunda öğrendiği ilk derslerden biri, Coca-Cola gibi sektörlerinde en belirgin müşteri sadakatine sahip şirketleri aradığı için en iyi satın almalarından bazılarına yol açan stratejik rekabetçi konumlandırmanın önemiydi.

Nicel Kriterlere Çok Fazla Güveniyordu

Warren Buffet, kariyerinin başında Benjamin Graham‘ın fikirlerinden çok etkilendi. Graham kazanç gücüne, iş beklentilerinin niteliksel faktörlerine, yöneticilerin niteliğine ve işletmenin istikrarına dikkat ederken onun bakış açısıyla diğer her şeyi gölgede bırakmak, dengenin gücü ve verdiği güvenlik payıydı. Berkshire Hathaway’in Buffet’a çekici gelmesinin nedeni de buydu: O, bir mevcut net varlık değeri satın almasıydı.

Buffet iyi bir varlık destek arayışında olduğu için bazı büyük yatırımların neler olabileceğini kaçırdı. Ancak 1960’ların ortalarında, Walt Disney ve American Express‘teki yatırımlarının başarısı göz önüne alındığında, nicel kriterlere güçlü bir vurgudan geçici olarak uzaklaşmaya başladı. Büyük ölçüde net varlık pozisyonuna aldırış etmeden, mükemmel niteliksel özelliklere sahip şirketlere daha fazla yatırım yapmaya çalıştı.

Ünlü iş adamı, zamanla değerli bir yatırımcı olmanın birden fazla yolu olduğunu öğrendi. Ancak bu, Graham’ın metotlarını terk etmek zorunda olduğu anlamına gelmiyordu. Philip Fisher, Charlie Munger ve Warren Buffet’ın birleşik yatırım fikirlerini ve de Graham’ın fikirlerini kullanarak bir portföy yönetmek mükemmel bir şekilde mümkündür. Buffet ve Munger, bugün bile küçük miktarlara yatırım yaparlarken nicel pazarlık fikrini reddetmiyorlar.

Kaybını Durdurmak İçin Çok Yavaş Hareket Etti

Warren Buffet’ın yakın geçmişteki bir hatası, Birleşik Krallık merkezli süpermarket zinciri Tesco ile yaşandı. Buffet, 2013 yılında Berkshire Hathaway’in hisselerinin bir kısmını, katılmadığı yönetim hamleleri yüzünden sattığını ifade etti. Ancak oldukça büyük miktarda hisse tutmaya devam etti. 2014 yılındaki muhasabe problemleri, Tesco’yu kazancını yeniden şekillendirmeye zorlarken hisse senedi değeri düşüş yaşadı. Buffet tüm Tesco hisselerini elden çıkardığında, Berkshire Hathaway vergi sonrası 444 milyon dolar zararla karşı karşıya kaldı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link