Plastik Şişelere Alternatif; İçindeki Su Bitince Doğaya Karışan Şişe

Plastik şişelerin insan sağlığına ve doğaya verdiği zararlar sürekli dile getiriliyor ancak markalar çok daha az maliyetli olması dolayısıyla gıdaya doğrudan temas eden ambalajlarda sıkça plastik kullanıyorlar.

Öncelikle plastiğin insan sağlığına verdiği zararlardan biraz bahsedelim. Plastik şişelerin ham maddesi bilindiği gibi petrol artığı. Bunun dışında içerisinde pek çok kimyasal madde barındırıyor. Bu kimyasal maddeler şişelerin içerisine konulan içeceklere bir şekilde karışıyorlar. Özellikle de içerisinde asit barındıran içecekler plastiğin çözünmesine neden oluyor ve kanserojen kimyasalların içeceklerle karışmasına neden oluyor. Bu durum şişede uzun süre bekleyen sular için de geçerli.

Bunların dışında plastik doğa için de epey maliyetli. Her bir plastik şişe için şişenin dörtte biri kadar petrol kullanılıyor. Ayrıca plastik doğada çözünmüyor, 450 sene sonra fotosentezle parçalara ayrılıp toprağı veya suyu kirletiyor.

Bütün bunlardan rahatsızlık duyan Iceland Sanat Akademisi öğrencisi Ari Jónsson, kendisini dönüştürebilen bir maddeden su şişesi tasarladı. “Neden bir kez kullanıp attıktan sonra doğada dönüşmesi yüzlerce yıl alan bir maddeyi kullanıyoruz?” sorusuyla yola çıktı.

Ari Jónsson önce su şişesi materyali olabilecek farklı maddelerin üzerinde çalışmaya başladı. Kırmızı deniz yosunlarının ekstrakte edilmesi ile elde edilen bir madde olan agarın toz halinin işine yarayabileceğini fark etti. Tozu su ile karıştırdıktan sonra soğuk suyla dondurdu ve şekil almasını sağladı. Bir miktar sonra şişenin tadının suya geçebildiğini söylese de şişenin tamamen doğal bir maddeden üretildiğini ekledi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

İstanbul’da iTaksi Dönemi Başladı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin “Akıllı Ulaşım Sistemlerini Tüm Toplu Ulaşım Araçlarını Kapsayacak Şekilde Yaygınlaştırmak” olarak belirlenen stratejik hedefi çerçevesinde İTAKSİ Taksi taşımacılığının, toplu ulaşım sistemiyle entegrasyonunu sağlayacak adımlarından biri hizmete alınıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin “Akıllı Şehir” konseptine milli yazılımla yeni bir vizyon getiren “İTAKSİ” projesi, zamandan ve yakıttan tasarruf sağlayacak.

İBB Başkanı Uysal: “iTaksi uygulaması tamamıyla yerli ve milli bir yazılım. İlk defa ticari taksilerde hayata geçirilecek bu sistem sayesinde taksici esnafıyla müşteriler daha kolay ve pratik bir şekilde buluşacak.Bu sistemle taksici esnafımız fazla yakıt harcamadan, trafiği fazla meşgul etmeden müşterinin ayağına rahatlıkla gidecek. Taksi ihtiyacı olan vatandaşlarımız da teknoloji sayesinde çok zorlanmadan en yakınındaki taksiye ulaşacak” dedi.

İSTANBUL (AA) – İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Mevlüt Uysal, tamamıyla yerli ve milli bir yazılım olan iTaksi uygulamasıyla taksici esnafı ile müşterilerin daha kolay ve pratik bir şekilde buluşacağını kaydetti.

İstanbul Kongre Merkezindeki “Türkiye İnovasyon ve Girişimcilik Haftası” kapsamındaki organizasyona katılan Uysal, burada iTaksi uygulamasını tanıttı.

İstanbul’daki mevcut taksileri ve taksici esnafını teknolojiyle buluşturmak için gayret gösterdiklerini anlatan Uysal, uygulamanın 2 yıllık çalışmanın ürünü olduğunu belirterek, “Tabii bütün dünya şu anda hiçbir aracı olmayan çok geniş bir araba ağı, sistemi olan Uber’i çok konuşuyor. Ancak baktığımızda bu sistemin bizim açımızdan sıkıntıları var. İstanbul’da yıllardır oluşmuş mevcut taksici esnafı, bunların yıllardır emek vererek oluşturdukları bir ağ ve ticari taksi plakasının bir değeri var. Uber her şeyi alt üst eden bir yapı. ‘Madem teknoloji bu kadar gelişiyor, insanların hayatını kolaylaştırıyor, o zaman teknolojiyi kullanılırken faydalı hale getirelim’ dedik.” diye konuştu.

İBB olarak İstanbul Taksiciler Odası ile mevcut sistemi daha iyi işler hale nasıl getirebileceklerini görüştüklerini de belirten Uysal, “Burada iki önemli husus var. Taksilerin sokakta daha az gezerek müşteriye ulaşması ve müşterinin daha kolay bir sistem üzerinden taksiye ulaşması. Bu en önemli şey. İki taraf da güvenli bir ortam istiyor. Şu anda İstanbul’da iTaksi uygulamamız bunların tamamını çözmüş olacak.” dedi.

Taksicilerin sisteme üye olmak için araçlarında belirli standartların olması gerektiğini ifade eden Uysal, sistemle taksicilerin fazla yakıt harcamadan, trafiği fazla meşgul etmeden müşteriye, taksi ihtiyacı olan vatandaşların da teknoloji sayesinde zorlanmadan en yakınındaki taksiye ulaşacağını söyledi.

Sistemle trafiğin biraz rahatlayacağını, İBB’nin en büyük kazancının bu olacağını dile getiren Başkan Uysal, şöyle devam etti:

“Uygulamanın işletim sistemi İBB tarafından hazırlandı. Nakit, kredi kartı ve İstanbulkart ile ödeme imkanı sunulacak. Güvenlik açısından da taksi içinde kamerası var. Sistem üzerinde şoförle ilgili bütün bilgilerin kayıtlı olması ve teknolojik desteklerin araç içinde var olması önemli. Yine müşterinin de kim olduğunun görülebilmesi adına sisteme kayıtlı olması, sistemin de devamlı denetlenebilir olması, müşteriyle taksiyi hızlı buluşturduğu kadar iki tarafın karşılıklı güven ortamında buluşmasını sağlıyor. İsteyen her taksici kolaylıkla sisteme dahil olabilecek. Şu anda kadar 4 bin civarındaki taksiye iTaksi uygulaması kapsamında teknolojik sistem yerleştirildi. Yani sistem işlemeye başlamadan 4 bin taksicimiz kayıt olmuş vaziyette. Devamında İstanbul’daki vatandaşlarımız, İBB’nin başka uygulamalarında olduğu gibi akıllı telefonlarına iTaksi uygulamasını da indirip kullanabilirler. Vatandaşlarımız şu anda klasik ticari taksilerimiz, Turkuaz Taksi ve biraz daha lüks segment dediğimiz Siyah Taksi’den hangisini isterse çağırabilecek.”

Sistemin hayata geçirilmesinde İBB’nin maddi olarak çok küçük bir kazancının olacağını sadece komisyon olarak 5 lira gibi bir para alınacağını hatırlatan Uysal, iki ay boyunca üye olmak isteyen kişilerden herhangi bir ücret alınmayacağını vurguladı.

“iTaksi uygulamasının dışında herhangi bir sisteme üye olunmayacak ve başta türlü yolcu alınmayacak” iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirten Uysal, taksici esnafının eski usulle işine devam edebileceğini bildirdi.

iTaksi’nin yerli ve milli bir yazılım olduğunu sözlerine ekleyen Uysal, İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanı Yahya Uğur ve TİM Başkanı Mehmet Ekşi ile birlikte bir taksiye binerek uygulamayı denedi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İstanbul-Ankara Arasını 40 Dakikaya Düşürecek Hyperloop Projesi Gerçekleşecek mi?

Bildiğiniz gibi ABD’li mucit ve girişimci Elon Musk‘ın sahibi olduğu SpaceX ve The Boring Company uzun bir süredir yeni nesil yüksek hızlı bir ulaşım sistemi olan hyperloop üzerinde çalışıyor. Ancak dünya üzerinde hyperloop projesini gerçeğe dönüştürmek için çalışan başka şirketler de bulunuyor. Bu şirketlerden biri de Hyperloop Transportation Technologies.

5 Aralık’ta, İstanbul’da bulunan Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde “Akıllı Şehirlerin Geleceği” isimli bir zirve düzenlendi ve bu zirveye konuşmacı olarak katılanlar arasında Hyperloop Transportation Technologies şirketinin CEO’su olan Dirk Ahlborn da yer alıyordu. Ve Dirk Ahlborn, bu zirve sırasında Türkiye’de bir hyperloop projesinin hayata geçmesiyle ilgili olarak Doğan Haber Ajansı’na önemli açıklamalarda bulundu.

Dirk Ahlborn, yaptığı açıklamalarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile iki kez görüşme fırsatı elde ettiğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hyperloop teknolojisine son derece ılımlı yaklaştığını ifade etti ve bu teknoloji sayesinde İstanbul-Ankara arasındaki yolculuk süresinin 40 dakikanın altına inebileceğini belirtti. Hyperloop projesiyle ilgili olarak “Biz bir hareket yarattık. Bu konu sadece A’dan B’ye hızlı giden bir kapsülle alakalı değil. İstasyona giderkenki süreçle de ilgileniyoruz.” diyen Dirk Ahlborn, hyperloop projesini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Washington’da sunma fırsatı yakaladığını söyledi.

Bunların yanı sıra Türk şirketleriyle çalıştıklarını ve Türkiye’de yatırım yapmak istediklerini belirten Ahlborn, Türkiye’nin birçok avantaja sahip olduğunu belirterek “İmalat sanayisi var, makine üreticileri var, Türkiye birçok sektörün küresel çapta tedarikçisi. Türkiye ulaştırma teknolojilerinde hem dijital hem fiziksel bir merkez olabilir.” dedi.

Dirk Ahlborn, İstanbul gibi şehirlerde yönetimlerin beklemek için zamanlarının olmadığını ve bir an önce harekete geçmeleri gerektiğini ifade etti ve son olarak şunları söyledi:

“Eğer bir on yıl daha beklerseniz kördüğüm olur. Çin´de ve Hindistan´da da aynı sorun var. Hyperloop teknolojisi bir gün İstanbul´a inşa edilirse metro hala olacak, vapurlar da hala olacak. Ama yeni sistemler bunlarla iyi iletişim içinde olmalı ve sorunları çözmeli.”

Hyperloop Transportation Technologies CEO’su Dirk Ahlborn’un yaptığı bu açıklamalar, Türkiye’de bir hyperloop projesinin hayata geçirilme ihtimali olduğuna dair önemli bir işaret olsa da en azından yakın gelece böyle bir şeyin gerçekleşmeyeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak İstanbul’da bir ilçeden başka bir ilçeye geçmenin bile sıklıkla 40 dakikayı geçtiği bir dönemde, İstanbul-Ankara arası yolculuk süresinin 40 dakikanın altına düşmesi ihtimalini düşünmek bile güzel.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link