“Patronum Sosyal Medyayı İstemiyor!”

Biz pazarlamacılar (siz reklamcılar, o iş geliştirmeciler, filan medya iletişim uzmanları) yaptığımız işe değer katmak, internet dünyasının bize sunduğu olanaklardan yararlanmak için çaba gösterir, rekabet üstünlüğü yaratabilecek uygulamaları ve fırsatları araştırır, mümkünse işimizde uygulamak isteriz (umarım öyledir!) Sürekli yenilenen ve güncellenen interaktif reklam ve tanıtım mecralarındaki gelişim ve değişim hızını yakalamak için, internette son derece aktif, sorgulayan ve uygulayan olmamız gerektiği de hepimiz tarafından kabul edilen bir gerçek olsa gerek.

Aktif ve sorgulayan olmak bize bağlıyken, uygulayan olmak her zaman bizim çabamızla olacak iş değildir ve çoğu zaman şirketteki diğer birimlerin, üst yöneticilerin, patronların onayına kalır. Katıldığınız çeşitli eğitimlerde, okuduğunuz kitaplarda, işinde başarılı kişilerin anlattığı süslü başarı hikayelerinde bildirilenleri, kendi şirketiniz de uygulamak bazen öyle kolay değildir. Öğrendiklerinizi uygulama noktasında sizi engelleyen, kimi zaman geleneksel pazarlama ve iş kültürünün değerlerinden kopamamış bir çalışma arkadaşınız, üst yöneticiniz ya da patronunuz olabilir .(Çok şansızsanız patronun oğlu ve akrabaları da mevzuya dahil olabilir) Çalıştığı şirkete değer katabilmek ve işinde yeni uygulamalara yer verebilmek için çabayalan, fakat bunu bir türlü patronlarına kabul ettiremeyenlerin “aaa evet bizden bahsediyorsun” dediğini duyar gibiyim.

Bulunduğu sektörde sosyal medya üzerinden müşterileri ile iletişim ve bağ kurmanın önemini anlamış, sosyal medya pazarlamasına yatırım yapmanın kaçınılmaz olduğu gerçeğini saptamış fakat patronuna anlatamamış olanlardan mısınız ? Cevabınız evet ise aşağıdaki itirazlar size tanıdık gelecektir; cevaplar da mantıklı geliyorsa, ertesi gün patronunuzun en neşeli anını yakalayın ve sosyal medyada yer almanız gerektiği gerçeğini kendisine bir kez daha anlatın.

 1 (1)

Sosyal Medyayı Kullanmamak İçin 3 Önemli İtiraz

“Bizim müşterilerimiz sosyal medyayı kullanmıyor!”

Özellikle B2B (business to business ) olarak faaliyet gösteren bir şirkette iseniz, bu duyacağınız ilk itiraz olabilir. Patronunuzun kendisi ve akranları sosyal medyayı kullanmıyorsa, müşterilerinde sosyal medyayı kullanmadığını düşünmesi sık karşılaşılan bir itirazdır.

Nasıl cevap verilmeli?

Rakamlar, Rakamlar, Rakamlar!

Patronunuz sosyal medyayı bilmese bile Google hakkında mutlaka bilgi sahibidir. Google’ın her sene yayınladığı Tüketici Barometresi Raporu , patronunuzun tezini çürütmenize yardımcı olabilir. Kendisi ile tartışmaya girmeden bu raporun sonuçlarını paylaşırsanız tezini kolayca çürütebilirsiniz. (Ya da tartışın ve sosyal medyayı unutun!)

Google Tüketici Barometresi 2014 Sonuçları

Türkiye’nin de dahil olduğu 46 farklı ülkede internet kullanım alışkanlıkları hakkında araştırma yapan Google, Tüketici Barometresi araştırmasının bu yılki sonuçlarına göre; Türkiye, sosyal medya kullanımı konusunda dünyada ilk sırada yer alıyor.

İncelemeye dahil edilen ülkelerin sonuçlarının ayrı ayrı görüntülenebildiği raporda, Türkiye’deki internet kullanıcılarının sosyal medya kullanım oranı %92, yani evinde, telefonunda internete sahip 100 kişiden 92’sinin çeşitli sosyal medya (Facebook, Twitter, Linkedin) platfomlarında hesabı var. Büyük ihtimalle sizin de müşterileriniz bu %92’lik dilimde yer alıyordur. Bu ve buna benzer birçok raporun sonuçlarını patronunuz ile paylaşmak ikna edici olabilir.

İkinci yapabileceğiniz şey ise bundan daha basit!

En değerli 10 müşterinizi belirleyin ve isimlerini Google’da aratın ve onları sosyal medya da bulun, onları arkadaş olarak ekleyin; Facebook, Twitter vb. platformlarda nasıl aktif olduklarını, hangi guruplara üye olup, takip ettiklerinizi patronunuzla paylaşın.

“Rakiplerimizin hiç biri sosyal medyayı kullanmıyor!”

Rakiplerinizin her yaptığını yapmak zorunda mısınız; ya da neden rakiplerinizin yapmadıklarını yapmak zorunda değilsiniz?

Nasıl cevap verilmeli?

Sosyal medya üzerinde yer alarak, sektörününde sosyal medya platformlarını kullanan ilk firma olmak, tüketicilerinizi bulmak, onlarla bağ kurmak, onlara satış yapmak için bu kanalı kullanan ilk firma olmak kulağa kötü gelmiyor değil mi? Rakipler yoksa biz de yokuz mantığı, içi balık dolu bir denizde, diğer balıkçılar yok diye olta atmayan mantığına benziyor.

Bu itirazı çürütmek kolay, ama unutmayın altın kural tartışmadan bu işi yapmak.

“Sosyal medya üzerinden dönüşüm alamayız!”

Burada patronunuza vereceğiniz cevap öncesinde, patronunuzun dönüşüm diyerek neyi kastettiğini anlamanız gerekiyor. Bilindiği üzere dönüşüm, internet dünyasında  “müşterilerinize satış, müşterilerinizden kayıt toplama ya da onlara form doldurtma” gibi aksiyonlara verilen addır.

Nasıl cevap verilmeli?

Sosyal medya’da yer almanın amacı her zaman satış yapmak değildir. Birincil amacınız her zaman müşterilerinizle bağ kurmak olmalıdır. Müşterileriniz ile konuşmak, onların değerli yorumlarını, eleştirilerini, isteklerini toplamak da fena dönüşler sayılmaz. Patronunuzun ROI kavramına gösterdiği önemi anlıyorum ama ROR (return of relationship) kavramı da önem gösterilmesi gereken bir diğer kavram . Yani ilişkilere yaptığımız yatırımların dönüşü de dikkate alınmalı, tabi öncesinde iletişime bir yatırım yapmalısınız, bunun içinde sosyal medya en doğru platformdur.

Peki sosyal medyanın dönüşümler üzerine bir etkisi olur mu ?

Sosyal medya mecralarının bize sunduğu reklam ve pazarlama araçları, dönüşüm elde etme noktasında çok etkin olabilmektedir. Sosyal medya mecralarında neredeyse tüm bilgilerimizi gönüllü olarak bırakmamız sebebiyle, reklam araçlarında, hedefleme seçenekleri çok gelişmiştir. Hedefleme yaparken, hedef kitlenizin yaşadığı yeri, cinsiyetini, yaşını, beğeni ve ilgi alanlarını, ilişki durumunu, işyerini ve eğitim durumunu seçebilirsiniz.

Hubspot tarafından yapılan araştırmadan kısa başlıklar aşağıdaki gibidir ve bu araştırma bize sosyal medyanın dönüşümler üzerindeki etkisi hakkında fikirler vermektedir (İngilterede kullanıcılar üzerinde yapılan bir araştırma olsa da , küresel bir köy halini alan internetteki kullanıcı davranışlarının az çok paralellik gösterdiği unutulmamalıdır)

  • Sosyal medya üzerinden kayıt dönüşüm oranı, ortalama kayıt dönüşüm oranlarından %13 daha fazla.
  • Pazarlamacıların %68’i geçtiğimiz altı ayda sosyal medyanın dönüşüm gerçekleştirmede etkisinin çok daha önemli olmaya başladığını söylüyor.
  • Pazarlamacıların %74’ü dönüşüm elde etmek için Facebook’u kullandıklarını dile getiriyor.
  • 1000 Facebook beğenisi alan bir şirket günde ortalama 1400 web sayfası ziyaret alıyor.
  • 2013 yılında pazarlamcıların %43’ü yeni müşterilerini Linkedin aracılığı ile bulduklarını dile getiriyor.
  • İnternet kullanıcıların %46’sı, satın alma kararları öncesi Facebook üzerinden tavsiyeleri dikkate alıyor.

Sadece sosyal medyanın önemli olduğunu söyleyerek, sebep ve veri göstermeden sosyal medya uygulamalarına şirkette yer vermeniz gerektiğini üst yöneticilere ve patronunuza ispatlayamazsınız. Ama şirketinin idealini düşünen ve daha iyi yerlerde olmasına önem veren yöneticileriniz geleneksel pazarlama ve iş yapma mantığına sahip de olsa, sizin bu konularda bilgili olduğunuzu anlayacaklar ve uygulamalar yapma ve sosyal medya için bütçe alma noktasında bir şansınız olacaktır.

İyi birer pazarlamacı olmak fikirlerimizi, karşımızdaki kişiye iyi satabilmekten ve onları mantıklı gördüğümüz aksiyonları aldırmaya ikna edebilmekten geçer. Yukarıdaki itirazları çeşitlendirerek, mantıklı sebepler ve anlamlı verilerle cevaplarını yazın ve hemen harekete geçin.

Faydalı olması dileğiyle…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Basitlikten İlhamla WeTransfer’in Ortaya Çıkma Hikayesi

“Odaklanma ve basitlik benim mantralarımdan biridir. Basit olan, karmaşık olandan çok daha zor olabilir. Basitleştirmeyi başarabilmek için düşüncelerinizi arındırabilmeniz onun için de çok çalışmanız gerekir. Ancak kesinlikle buna değer, çünkü sonunda bunu bir kez başardığınızda önünüzde hiçbir engel kalmayacaktır.”

Steve Jobs

***

Steve Jobs’ın Apple’ının, Cupertino’daki küçük ofisinden çıkıp dünyanın en çok kar eden şirketi olmasında tasarıma, teknolojiye ve kişiselleştirmeye verdikleri önemin rolü büyüktü elbet ama kuruldukları günden bugüne hiç taviz vermedikleri bir konu onları dünya çapında üne kavuşturdu; basitlik. İşte bu yüzden yukarıdaki söz ile başlamak istedim.

Nalden

Şimdi gelelim asıl konumuza. Size biraz Nalden’den bahsetmek istiyorum. Kendisi Wetransfer’in kurucusu. Asıl ismi Ronald Hans ancak o kendini Nalden; yani dijital yerli olarak tanımlıyor. 2008 yılında Nalden’in babası kendisine bir bot alıyor ve fotoğraflarını oğlu ile paylaşmak istiyor. Ancak ortada bir sorun var. Fotoğrafların boyutu yaklaşık 6 megabyte ve o yıllarda bu boyutlar oldukça büyük.

Babası bir web sitesi yardımı ile göndermeye çalışıyor. Ancak bu hizmeti sağlayan websitelerinin arayüzleri o kadar kullanışsız ve reklam tabalı ki, bir türlü o sitelerden de gönderim sağlanamıyor. Nalden da bu alanda birçok websitesi olmasına rağmen hiçbirinin son kullanıcıyı düşünmediğini ve uğraştırdığını fark ediyor. Çünkü girdiği websitelerin tamamında popuplar, sağa sola yerleştirilmiş bannerlar ve kullanıcıların kafalarını karıştıran mesajlar bulunuyor.

Wetransfer’in Arayüzü

Bunun üzerine Nalden, hiçbir reklamın olmadığı, sadece dosya göndermeye yarayan minik bir alanın olduğu bir site tasarlıyor. Öyle ki, bu siteyi ilk görenler masaüstü arkaplanı sanıyorlar. Nalden, siteye gelen kullanıcının birkaç saniye içerisinde, süper kolay bir şekilde dosya gönderip alabilmesine olanak tanıyor. Öyle ki, sitede ne bir banner alanı ne de bir içerik alanı var. Sitedeki tek alan; dosya gönderim alanı.

Basit bir içgörü ile doğan Wetransfer, kurulduğu andan itibaren çok yüksek bir ivme ile büyüyor.  2017 itibari ile 40 milyon aktif kullanıcıya, 100 milyondan fazla dosya alışverişine sahip. Şu anda dünyanın en çok ziyaret edilen ilk 1000 sitesinden biri. Bir dosya gönderim platformu için inanılmaz bir rakamlar, öyle değil mi?

Uzun lafın kısası basitlik ve sadelik bugünün dünyasındaki kalabalıkta ön plana çıkabilmek için kullanılabilecek yegane araç. Çünkü insanların büyük bir kısmının kapasitesi, komplike bir şekilde verilen mesajı anlamakta yetersiz kalıyor. O yüzden tüm projelerin 6 yaşındaki bir çocuğun anlayabileceği şekilde tasarlanması gerekiyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kredi Kartı Bilgilerinin Çalınması Derdine Son: Dünyanın İlk Kilitli Kredi Kartı

Online alışverişe olan ilginin artmasıyla birlikte, her geçen gün daha fazla banka kartlarına bağımı hale geliyoruz. Bunun yanı sıra insanlar, günlük hayatta da yanlarında nakit para taşımak yerine kredi kartı ya da hesap kartı kullanmayı tercih ediyorlar. Ancak banka kartları ile ilgili önemli bir sorun bulunuyor: Kart bilgilerinin kolay bir şekilde çalınabilmesi. Ama gelişmiş teknolojiye sahip yeni bir kredi kartı sayesinde, bu sorun yakın zamanda ortadan kalkabilir.

Design Taxi’nin yaptığı habere göre Dynamics Inc. isimli bir ödeme teknolojisi firması, Amerika Birleşik Devletleri’nin Las Vegas şehrinde düzenlenen tüketici elektroniği fuarı CES 2018 sırasında batarya ile çalışan bir kredi kartı geliştirdiğini duyurdu. Bu yeni teknolojiyle bezenmiş kartlar, ilk olarak Japonya’da kullanıma sunulacak. Dynamics şirketinin CES 2018’te yaptığı sunuma (aşağıda yer alan video) göre kartların ilk olarak kullanıma sunulacağı ülkenin Japonya olmasının sebebi, Japonya’daki insanların çok büyük bir kısmının güvenlik endişeleri nedeniyle ya da kaybetmekten korktukları için kart sahibi olmamaları.

Japonya’da Visa sisteminin kullanım hakkına sahip olan Sumitomo Mitsui Card Company isimli şirket, Dynamics Inc. şirketinin geliştirmiş olduğu “dünyanın ilk kilitli kredi kartı“nı kullanıma sunan ilk şirket olacak. Bu kredi kartında bulunan teknoloji, kredi kartı bilgilerinizi gizli tutmak için onları kilitliyor. Eşi benzeri görülmemiş bir güvenlik düzeyine ve işlevselliğe sahip olacağı söylenen yeni kart; LED ışık, LCD ekran ve dokunmatik tuşlar barındırıyor.

Dynamics Inc. şirketinin yaptığı açıklamaya göre bu kredi kartını kullanmak için kartın üzerinde bulunan dokunmatik tuşlar aracılığıyla bir şifre girilmesi gerekiyor. Şifre girildikten sonra, kredi kartı numarası LCD ekranda beliriyor. Kredi kartı numarası ekranda kaldığı sürece, manyetik şerit ve çip fonksiyonları kullanılabiliyor. Alışveriş tamamlandıktan sonra ise kredi kartı yeniden bu bilgileri kilitleyip saklıyor. Dolayısıyla da kredi kartı, hiçbir şekilde kullanılamıyor.

Tüm bunların yanı sıra, bu kredi kartının hangi tarihte çıkış yapacağı henüz netlik kazanmış değil. Bununla birlikte Dynamics Inc. şirketinin bu kredi kartını 2018 yılı içerisinde Japon pazarında kullanıma sunmayı planladığı biliniyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link