Lokasyon Verilerinizi Paylaşarak Uçuş Mili Kazanabilirsiniz

Lokasyon bilgilerinize ulaşmak birçok şirket için oldukça değerli. The Frequent Flyer uygulaması da bu şirketlere dahil. Ancak bu bilgiyi sizden ikna edici bir yolla almayı deniyor: Uçuş milleri

Kim uçuş mili kullanıp ücretsiz seyahat etmek istemez ki zaten? The Frequent Flyer uygulaması da lokasyon bilgilerinize erişip bu bilgiler karşılığında yolculara ianlaşmalı olduğu havayolu firmalarından uçuş milleri sağlıyor.

Lokasyon temelli bilgiler sağlayan şirlet Placed tarafından kendi türünde bir ilk olarak çıkarılan uygulama iOS ve Android cihazlardan ücretsiz olarak indirilebiliyor. Arka planda lokasyon verilerinizi ölçen uygulama için yapmanız gereken tek şey konum servislerini aktif hale getirmek.

Kullanıcılar paylaştıkları lokasyon verileri ve ziyaret ettikleri yerlere dair bazı anketlere cevap verdikçe daha fazla puana sahip oluyorlar. Bu puanlar United Airlines, Alaska Airlines ve Hawaiian Airlines gibi havayolu şirketlerinin de dahil olduğu bir çok havayolunda uçuş mili olarak kullanılıyor. Kullanıcılar bir ayda maksimum 100 uçuş mili kazanabiliyorlar.

Placed’in CEO’su David Shim; “Lokasyon verileri fiziksel dünya ile dijital dünyayı birbirine bağlıyor, Placed böylelikle offline davranışlarında etkilerini ölçebiliyor, buna mağaza ziyaretleri de dahil.” Diyerek verilerin nasıl kullanıldığı hakkında fikir veriyor.

Frequent Flyer uygulaması tarafından toplanan lokasyon verileri üçüncü partilere anlamlı içgörüler sağlamak için analiz ediliyor.

Shim: “Uçuş milleri ve lokasyonlar eleleler. Frequent Flyer tüketicilere kimin verilerine ulaşabileceği ve onlara değişim değeri olarak uçuş mili sunacağını seçme imkanı sunuyor. Placed, hem uzun hem de kısa vadede onlara fayda sağlayacak olan güvenlik meselesini hem tüketicileri hem de partnerleri için ilk sıraya koyuyor.”

Lokasyon verilerinin paylaşılması için uçuş mili vermek güzel bir teşvik gibi görünüyor yine de tercih her zaman tüketiciye ait. Siz ne düşünüyorsunuz?

 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2014’te Uluslararası İlişkiler lisansını birincilikle bitiren Burcu, global tecrübesine katkılarını 4 aylık ABD macerası ile perçinlemiştir Yazmayı düşünmeyi sorgulamayı ve üretmeyi hayatında tepelere koyar. Şimdilerde İstanbul Üniversitesi’nde Pazarlama tezli yüksek lisans programında öğrenimini sürdüren Burcu’nun ilgi alanları arasında girişimcilik, seyahat, markalar ve en büyük tutkusu olan California var!

Bir Cevap Yazın

Z Kuşağı Geleceğin Mesleklerini Tasarlıyor

Robotların 800 milyon kişiyi işsiz bırakma tehlikesini dün sizlerle paylaşmıştık. Bu tehlike çok gerçekçi bir tehlike çünkü özellikle fiziki iş gücü gerektiren işler robotlar tarafından yapılabildiğinde bu hem daha ucuza hem de daha hatasız iş gücü demek oluyor. Robotların ruh halleri değişmeyecek, midesi rahatsızlanmayacak yani insanlara zaman kaybettiren “insancıl şeyler” robotlara zaman kaybettirmeyecek bu da iş verenler için büyük bir avantaj olacak.

Peki insanlar ne yapacaklar? Sonuçta bizler yaşamaya devam ediyoruz ve bir şekilde üretmemiz, para(veya gelecekte o her ne olacaksa) kazanmamız gerekiyor. Biz ne yapacağız?

Olaya geniş bir açıdan bakarsak dünya sürekli değişiyor robotlar zaten hayatımıza girmişti. Hesap makinesi de bir zamanlar insanların elinden işlerini aldı bilgisayarlar da ama şu anda bu icatlarla ve teknolojilerle beraber gelen yeni iş alanları doğdu ve o alanlarda çalışıyoruz. İşte yine öyle olacak fakat bu sefer insanın zeka potansiyeli daha çok devreye giriyor. Beden gücü ile yapılan işleri robotlar yaptığında insanlara yapay zekayı yönetmek düşecek. 

Geleceğin yetişkinleri şimdinin minikleri “Z kuşağı” olarak adlandırılan yeni nesil, gelecekte hangi mesleklere sahip olacaklar ve hayallerindeki meslekler neler? Hanersman Genel Müdürü Ecehan Ersöz öngörüleri paylaştı.

Robot veterinerliği, gen terapistliği, holoportasyon uzmanlığı, etik hackerlık, duygu tasarımcılığı ve hatta rüya gerçekleştiriciliği… Şu anda kulağımıza her ne kadar ütopik gelse de, fütüristler 20 yıl içinde bu mesleklerin gündeme geleceğini öngörüyor. Bunları tasarlayacak kişiler ise Z kuşağı. Dijital dönüşüm, endüstri 4.0, strateji, pazarlama ve marka yönetimi konularında şirketlerin yol haritasını belirleyen Hanersman Genel Müdürü Ecehan Ersöz, Z kuşağının hayalindeki meslekleri anlatırken, iş dünyasına da bir uyarıda bulundu:  “Z kuşağı ile çalışmak için hiyerarşiden uzak özgür bir çalışma ortamı, adil ücret yönetimi politikası, alternatif yan haklar, gelişim, eğitim ve kariyer fırsatları sunulması şart!”

Teknolojinin hayatımıza yön vermesiyle birlikte bazı meslekler kaybolurken, daha önce hiç duymadığımız bazı meslekler hayatımıza girmeye başlıyor. Bu meslekleri yaratılmasına öncülük eden ise, iş hayatına adım atmaya başlayan Z kuşağı. Dijital dönüşüm, endüstri 4.0, strateji, pazarlama ve marka yönetimi konularında şirketlerin yol haritasını belirleyen Hanersman Genel Müdürü Ecehan Ersöz, geleceğin mesleklerini tasarlayan Z kuşağının günümüz iş hayatında da köklü değişikliklere yol açacağını söylüyor.

Bilgisayar ve yazılım okuyup robot veterinerliğini geliştirecekler

Bilgisayar ve internet hayatlarının vazgeçilmez parçası olduğu için, Z kuşağının büyük bölümü meslek seçiminde tercihini bilgi sistemleri, bilgisayar, yazılım ve elektronik mühendisliği alanlarından yana kullanıyor. Girişimciliği tercih edenlerde ise, bu alanlara ek olarak sağlık, gıda teknolojileri, fintech ve e-ticaret gibi alanlara yönelim öne çıkıyor. Ancak bu noktada, kendilerinden önceki kuşaklardan farklı olarak, geleceğin mesleklerini tasarlamaya yönelik girişimlere de öncülük ediyorlar. Ersöz, Z kuşağının yaratacağı mesleklerle ilgili olarak, “Dijital dönüşüm, endüstri 4.0 gibi küresel anlamda rekabeti şekillendiren gelişmeler ekseninde, Z kuşağı geleceğin mesleklerinin yaratılmasına öncülük edecek. Robot veterinerliği, gen terapistliği, sanal gerçeklik, holoportasyon uzmanlığı, etik hackerlık, duygu tasarımcılığı, bilgi madenciliği, elektronik gazetecilik, 5 duyu reklam tasarımcılığı, yapay zeka pazarlamacılığı, rüya gerçekleştiricileri, yapay organ imalatçısı gibi meslekler, şimdi bizlere çok uzak gelse de, fütüristlere göre 20 yıl içinde hayatımıza girecek” diyor.

Figüran olmayı kabul etmiyorlar

Z kuşağı ile çalışmak yöneticiler için de yeni bir deneyim. Bu kuşağın, kendilerinden bir önce gelen Y kuşağı gibi 8 – 5 iş hayatına karşı olduğunu vurgulayan Ecehan Ersöz, “Meslek seçiminde her ne kadar garantici bir tavır sergileseler de, iş – yaşam dengesine verdikleri önem dolayısıyla gerektiğinde konfor alanlarının dışına çıkmayı göze alabiliyorlar. Z kuşağının birincil önceliği ‘deneyim odaklılık’. Yaparak öğrenmek, çalışmaların bizzat içinde yer almak istiyorlar, figüran olmayı kabul etmiyorlar” diye konuştu.

“Girişimcilik ruhu Z kuşağının DNA’sında var”

Bu kuşağın genellikle kendi girişimini kurmak istediğine dikkat çeken Ersöz, sözlerini şöyle sürdürdü, “Girişimcilik ruhu Z kuşağının DNA’sında var. Profesyonel hayatla yollarının kesişmesi ve uzun yıllar çalışabilmeleri ancak kendilerini o ortamın bir parçası gibi hissetmeleri, yaptıkları işte bir anlam bulmaları ve iş yerindeki zamanlarının rutinden uzak geçmesiyle mümkün. İş yerlerinin özgür, iş birlikçi çalışma ortamı, gelişim, eğitim ve kariyer fırsatları, adil ücret yönetimi politikası ve alternatif yan haklar sunması gerekiyor.”

Kurumsal girişimcilik Z kuşağını işe bağlıyor!

Araştırmalara göre, 18 – 24 yaş arasındaki gençlerin her bir buçuk yılda bir iş değiştirdikleri hatırlatan Ecehan Ersöz, Z kuşağına işi ve iş yerinin sevdirmenin bir diğer yolunun ise kurumsal girişimcilik olduğunu belirtiyor. Şirketler yaratıcı ve inovatif fikirlerin çalışanlar tarafından hayata geçirilmesine fırsat tanırsa, Z kuşağı bu tip çalışmalara katılıyor ve şirketle arasındaki bağı güçlendiriyor.

Teknolojiyle yoğrulan kuşak

Zillenials, Gamers, İnternet Kuşağı, Next Generation, iGen, Instant Online gibi pek çok farklı isimle anılan Z kuşağının hangi yıl başladığıyla ilgili tüm dünyada farklı görüşler mevcut. 2000 yılını başlangıç kabul eden uzmanların yanı sıra, teknolojinin hayatımıza yoğun bir şekilde nüfuz etmeye başladığı 90’lı yılların ikinci yarısıyla Z kuşağının doğduğunu savunanların sayısı da oldukça fazla. Bu kuşağın iş yaşamından en önde gelen beklentileri; şeffaflık, fırsat eşitliği, kendini özgürce ifade edebilme, katılımcı olma ve hiyerarşiden uzak bir ortam şeklinde tanımlanıyor.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İstanbul’da iTaksi Dönemi Başladı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin “Akıllı Ulaşım Sistemlerini Tüm Toplu Ulaşım Araçlarını Kapsayacak Şekilde Yaygınlaştırmak” olarak belirlenen stratejik hedefi çerçevesinde İTAKSİ Taksi taşımacılığının, toplu ulaşım sistemiyle entegrasyonunu sağlayacak adımlarından biri hizmete alınıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin “Akıllı Şehir” konseptine milli yazılımla yeni bir vizyon getiren “İTAKSİ” projesi, zamandan ve yakıttan tasarruf sağlayacak.

İBB Başkanı Uysal: “iTaksi uygulaması tamamıyla yerli ve milli bir yazılım. İlk defa ticari taksilerde hayata geçirilecek bu sistem sayesinde taksici esnafıyla müşteriler daha kolay ve pratik bir şekilde buluşacak.Bu sistemle taksici esnafımız fazla yakıt harcamadan, trafiği fazla meşgul etmeden müşterinin ayağına rahatlıkla gidecek. Taksi ihtiyacı olan vatandaşlarımız da teknoloji sayesinde çok zorlanmadan en yakınındaki taksiye ulaşacak” dedi.

İSTANBUL (AA) – İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Mevlüt Uysal, tamamıyla yerli ve milli bir yazılım olan iTaksi uygulamasıyla taksici esnafı ile müşterilerin daha kolay ve pratik bir şekilde buluşacağını kaydetti.

İstanbul Kongre Merkezindeki “Türkiye İnovasyon ve Girişimcilik Haftası” kapsamındaki organizasyona katılan Uysal, burada iTaksi uygulamasını tanıttı.

İstanbul’daki mevcut taksileri ve taksici esnafını teknolojiyle buluşturmak için gayret gösterdiklerini anlatan Uysal, uygulamanın 2 yıllık çalışmanın ürünü olduğunu belirterek, “Tabii bütün dünya şu anda hiçbir aracı olmayan çok geniş bir araba ağı, sistemi olan Uber’i çok konuşuyor. Ancak baktığımızda bu sistemin bizim açımızdan sıkıntıları var. İstanbul’da yıllardır oluşmuş mevcut taksici esnafı, bunların yıllardır emek vererek oluşturdukları bir ağ ve ticari taksi plakasının bir değeri var. Uber her şeyi alt üst eden bir yapı. ‘Madem teknoloji bu kadar gelişiyor, insanların hayatını kolaylaştırıyor, o zaman teknolojiyi kullanılırken faydalı hale getirelim’ dedik.” diye konuştu.

İBB olarak İstanbul Taksiciler Odası ile mevcut sistemi daha iyi işler hale nasıl getirebileceklerini görüştüklerini de belirten Uysal, “Burada iki önemli husus var. Taksilerin sokakta daha az gezerek müşteriye ulaşması ve müşterinin daha kolay bir sistem üzerinden taksiye ulaşması. Bu en önemli şey. İki taraf da güvenli bir ortam istiyor. Şu anda İstanbul’da iTaksi uygulamamız bunların tamamını çözmüş olacak.” dedi.

Taksicilerin sisteme üye olmak için araçlarında belirli standartların olması gerektiğini ifade eden Uysal, sistemle taksicilerin fazla yakıt harcamadan, trafiği fazla meşgul etmeden müşteriye, taksi ihtiyacı olan vatandaşların da teknoloji sayesinde zorlanmadan en yakınındaki taksiye ulaşacağını söyledi.

Sistemle trafiğin biraz rahatlayacağını, İBB’nin en büyük kazancının bu olacağını dile getiren Başkan Uysal, şöyle devam etti:

“Uygulamanın işletim sistemi İBB tarafından hazırlandı. Nakit, kredi kartı ve İstanbulkart ile ödeme imkanı sunulacak. Güvenlik açısından da taksi içinde kamerası var. Sistem üzerinde şoförle ilgili bütün bilgilerin kayıtlı olması ve teknolojik desteklerin araç içinde var olması önemli. Yine müşterinin de kim olduğunun görülebilmesi adına sisteme kayıtlı olması, sistemin de devamlı denetlenebilir olması, müşteriyle taksiyi hızlı buluşturduğu kadar iki tarafın karşılıklı güven ortamında buluşmasını sağlıyor. İsteyen her taksici kolaylıkla sisteme dahil olabilecek. Şu anda kadar 4 bin civarındaki taksiye iTaksi uygulaması kapsamında teknolojik sistem yerleştirildi. Yani sistem işlemeye başlamadan 4 bin taksicimiz kayıt olmuş vaziyette. Devamında İstanbul’daki vatandaşlarımız, İBB’nin başka uygulamalarında olduğu gibi akıllı telefonlarına iTaksi uygulamasını da indirip kullanabilirler. Vatandaşlarımız şu anda klasik ticari taksilerimiz, Turkuaz Taksi ve biraz daha lüks segment dediğimiz Siyah Taksi’den hangisini isterse çağırabilecek.”

Sistemin hayata geçirilmesinde İBB’nin maddi olarak çok küçük bir kazancının olacağını sadece komisyon olarak 5 lira gibi bir para alınacağını hatırlatan Uysal, iki ay boyunca üye olmak isteyen kişilerden herhangi bir ücret alınmayacağını vurguladı.

“iTaksi uygulamasının dışında herhangi bir sisteme üye olunmayacak ve başta türlü yolcu alınmayacak” iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirten Uysal, taksici esnafının eski usulle işine devam edebileceğini bildirdi.

iTaksi’nin yerli ve milli bir yazılım olduğunu sözlerine ekleyen Uysal, İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanı Yahya Uğur ve TİM Başkanı Mehmet Ekşi ile birlikte bir taksiye binerek uygulamayı denedi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link