Facebook’un Çeviri Sistemleri Artık Yapay Zekanın Kontrolünde

Yapay zeka çalışmaları her geçen gün daha fazla gelişme kaydederek insanların günlük hayatına girmeye başlamış durumda. Bu yoldaki önemli gelişmelerden birini de geçtiğimiz günlerde Facebook hayata geçirdi. Facebook her gün milyarlarca kişinin kullandığı çeviri sisteminde köklü bir değişikliğe giderek çeviri sistemlerinde yapay zeka kullanımına başladı. Bu gelişme öncesinde basit cümleleri çevirebilen ifade temelli bir sistem kullanan Facebook, bu sistemle daha gelişmiş ve daha doğru çeviriler yapılabileceğini ifade etti.  Facebook bir blog yazısında, ”Facebook’u kullanan 2 milyar kişi için en doğru çeviriyi oluşturmak hiç kolay değil. Bağlam, argo, yazım hataları ve eş sesli kelimeleri hesaba katmamız gerekiyor.” dedi.

Geliştirilen yeni çeviri sisteminin önceki sistemden ayrılan en büyük özelliği ise yeni sistemin artık cümleleri bir bütün olarak ele alabilmesi. Eski sistem kelimeleri tek tek çevirerek motomot bir çeviri hizmeti sağlarken yapay zeka sistemi cümleyi bir bütün olarak algılayarak en doğru anlamı oluşturacak çevirileri yapabilmekte.

Yukarıdaki örneklerden ilki eski sistem kullanılarak yapılmış bir çeviriyken ikincisi yapay zeka sistemin gerçekleştirdiği çeviri. İki örnek arasındaki fark ortaya koyuyor ki yapay zeka sistemi çeviri alanında büyük bir başarıya imza atmış durumda.

Facebook sistemi kullanıma açtıktan sonra belirttiği rakamlarda eski sisteme göre çeviri doğruluk oranın %11 artığını da belirtiyor.

Son olarak şirket, ”Yapay zeka, gelecekte gönderilerin yanında paylaşılan fotoğraflar gibi pek çok bağlamı çeviride kullanabilmemizin yolunu açıyor. Ayrıca, dilin birçok yönünü keşfedebilecek çoklu-dil modelleri üzerinde çalışıyoruz.” açıklamasında bulundu.

Yapay zeka sistemlerinin gelişimi önümüzdeki dönemlerde daha da hızlanacağa ve hayatımızdaki yerini artıracağa benziyor. Geçtiğimiz günlerde yapay zekanın gelişme süreci ve geleceği üzerine yayımladığımız yazıyı da buradan okuyabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Sanatları Bölümü Mezunu. Reklam Yazarlığı kariyerinden sonra, Pazarlamasyon'da içerik editörlüğü.

Bir Cevap Yazın

Spotify’ın Lite Versiyonu Kullanımda

  • Facebook, Facebook Messenger, Instagram ve Uber gibi popüler uygulamaların Lite verisyonlarının arasında Spotify da katıldı. 
  • Spotify tarafından sunulan Lite sürüm, boyutu ile cihazlarda az yer kaplayacak ve güncellemesi kolay olacak.
  • İlgili yazı;Facebook Oculus TV İle Dijital Yayıncılığa Adım Attı

Dijital müzik platformu Spotify, 170 milyonun üzerindeki kullanıcı sayısı ve 75 milyonun üzerinde olan abonesiyle önemli adımlar atmaya devam ediyor. Tasarım olarak ana uygulama ile oldukça benzer gözüken Lite adı altında düşük sürüme geçen Spotify, özel bir başlangıç olarak Facebook Bağlantısı yoluyla birlikte kullanıma hazır. Spotify uygulaması cihazlarda az yer kaplıyor ve güncellenmesi çok kısa sürüyor. Spotify Lite uygulaması daha çok düşük güçlü cihazlara odaklanarak 15 MB boyutundaki uygulamanın, 100 MB civarındaki esas uygulama ile kıyaslandığında yüzde 85 oranında daha küçük boyutta olduğunu belirtelim. Fakat bu küçülme uygulamada büyük oranda kayıplar da yaşatıyor.

Bunun yanında kişiler mobil veri kullanımlarını sınırlandırabiliyorlar. En detay özelliklerden birisi ise kota koyma özelliğiyle ayarlar içerisinde çok kolay şekilde uygulamanın aylık tüketeceği maksimum veriyi belirleyebiliyorsunuz. Bunu 250 MB, 500 MB, 750 MB, 1GB. 2 GB ve 3 GB olarak ayarlamak mümkün.

Çıkartılan başlıca özellikler ise kablosuz ses cihazlarıyla iletişimi sağlayan Spotify Connect özelliği ve çevrimdışı müzik. Elbette lüks sayılabilecek Connect özelliğinin kaldırılması anlaşılabilir fakat veri tüketimini ciddi azaltabilecek olan çevrimdışı müziği kaldırmanın gerekliliğini tartışılıyor. Şuan da sınırlı sayıda ülkede beta versiyonuyla test edilen Spotify Lite, kısa süre içerisinde kullanıma açılacak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Teknoloji, Bizi Nasıl Birer Bağımlıya Dönüştürüyor?

  • Aslında bizim kontrol etmemiz gereken teknoloji, bizi kontrol eder hale geldi.
  • Sosyal ağlar, online alışveriş ve oyunlar gibi dijital teknolojiler, kullanıcıların geri dönmelerini sağlamak için birtakım ikna edici ve motivasyonel teknikler kullanırlar.
  • FoMO (fear of missing out / gözden kaçırma korkusu) olarak bilinen fobi, sosyal medya tasarımındaki birçok özelliğin çıkış noktasıdır.
  • WhatsApp’taki mavi tik işareti ve diğer mesajlaşma uygulamalarındaki mesajın görüldüğüne dair bildirimler, uygulamaların dürtüsel kontrol etmeye yönelik olarak sundukları özelliklerden biridir.
  • 15 milyon İngiliz internet kullanıcısı (tüm internet kullanıcılarının % 34’ü) “dijital detoks” denediler. Çevrimdışı olduktan sonra katılımcıların% 33’ü verimlilikte bir artış hissettiğini,% 27’si kurtuluş duygusu hissettiğini ve % 25’i ise hayattan daha fazla keyif aldığını bildirdi.
  • İlgili Yazı: Her 13 Dakikada Bir Telefonumuza Baktığımızı Biliyor muydunuz?

Teknolojinin hayatımızı şekillendirdiğinden sürekli olarak bahsediyoruz. Ancak durum artık öyle bir noktaya geldi ki, teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak ve bize fayda sağlamaktan çok bize hükmeder hale geldi. Bu da teknoloji bağımlılığının ortaya çıkmasına neden oldu. Hatta teknoloji bağımlılığı kapsamında değerlendirebileceğimiz oyun bağımlılığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Uluslararası Hastalık Sınıflandırması“na dahil edildi. Teknoloji bağımlılığı sorunu, kısa bir süre önce dijital sağlığa odaklanmaya başlayacağını duyuran Google tarafından da kabul edildi.

Teknoloji bağımlılığı sorunu her geçen gün daha fazla fark edilse de, kullanıcılar hala teknolojinin bağımlılığı kolaylaştırmak amacıyla nasıl tasarlandığının tam olarak farkında değiller. World Economic Forum ise geçtiğimiz günlerde paylaştığı bir yazıda, dijital medyanın kullanıcıları bağımlı hale getirmek için kullandığı bazı mekanizmaları ve teknikleri sıraladı.

Dürtüsel Kontrol Etmeye Yönelik Özellikler

Sosyal ağlar, online alışveriş ve oyunlar gibi dijital teknolojiler, kullanıcıların geri dönmelerini sağlamak için birtakım ikna edici ve motivasyonel teknikler kullanırlar. Bunlar nadirlik (geçici bir süre mevcut olan ve sizi hızlı bir şekilde online çevrimiçi olmaya teşvik eden bir fotoğraf ya da durum), sosyal kanıt (binlerce kişinin retweet’lediği bir makaleyi gördüğünüzde, çevrimiçi olarak o makaleyi okumak isteyeceksinizdir), kişiselleştirme (haber akışınız ilgi alanlarınıza göre haberleri filtrelemek ve görüntülemek üzere tasarlanmıştır) ve karşılıklı davranış (ekstra puan kazanmak için daha fazla arkadaşınızı davet edersiniz ve arkadaşlarınız o ağa dahil olduktan sonra, sizin ayrılmanız ya da onların ayrılmaları çok daha zor hale gelir) durumudur.

Günümüzde teknoloji, bir aidiyet duygusu hissetmek ve diğer insanlarla bağlantı kurmak gibi temel insani ihtiyaçlardan istifade etmek üzere tasarlanmıştır. Bu yüzden FoMO (fear of missing out / gözden kaçırma korkusu) olarak bilinen fobi, sosyal medya tasarımındaki birçok özelliğin çıkış noktasıdır.

Sosyal medyadaki gruplar ve forumlar aktif katılımı teşvik eder. Bildirimler ve varlık özellikleri, kullanıcıların gerçek zamanlı olarak birbirlerinin aktivitelerinden ve müsaitlik durumlarından haberdar olmalarını sağlar ve bunun sonucunda bazı kullanıcılar, dürtüsel olarak bunları kontrol etmeye başlarlar. WhatsApp’taki mavi tik işareti ve diğer mesajlaşma uygulamalarındaki mesajın görüldüğüne dair bildirimler bu duruma örnek olarak verilebilir. Kullanıcılar bu gibi özellikler sayesinde mesajlarının iletilip iletilmediğini ve okunup okunmadığını öğrenebilirler. Ve bu durum, her bir kişi üzerinde diğer kişilere hızlı bir şekilde cevap vermesi için baskı oluşturur.

Ödül ve bilgi – eğlence kavramları, “bağımlılık tasarımları” için çok önemlidir. Örneğin sosyal ağlarda, “Hiçbir haber, iyi haber değildir.” denilmektedir. Bu yüzden, sosyal ağların tasarımları her zaman içerik sağlamak ve hayal kırıklığının önüne geçmek amacıyla yapılır. Twitter gibi akıllı telefon uygulamalarındaki “yenilemek için çek” mekanizması için olan beklenti, bir slot makinesinin kolunu çekmeye ve kazanmayı beklemeye benzer.

Yukarıda belirtilen özelliklerin çoğunun teknoloji dışı dünyamızda kökleri vardır. Sosyal ağ siteleri, insanlar arasında yeni ya da temel olarak farklı bir etkileşim tarzı oluşturmamıştır. Bunun yerine, bu etkileşimlerin meydana gelebileceği hızı ve kolaylığı büyük ölçüde artırdılar.

İnsanlar Çevrimdışı Kaldıklarında Kendilerini Kötü Hissediyorlar

Dijital medyayı kullanan insanlar, davranışsal bağımlılık belirtileri gösterirler. Bunlar, çevrimiçi profillerini düzenli olarak kontrol ettikleri zaman, dikkati çekme, çatışma ve ruh hali modifikasyonunu içerir. Çoğu zaman insanlar, bunu yapmak uygunsuz ya da tehlikeli olsa bile, dijital cihazlarla etkileşime girme ihtiyacı hissederler. Bağlantı kesildiyse veya istenildiği gibi etkileşimde bulunamıyorlarsa, çevrimiçi sosyal ağlarıyla bağlantı kurmak için kaçan fırsatlarla kafaları meşgul olur.

İngiltere’nin haberleşme düzenleyicisi Ofcom’a göre, 15 milyon İngiliz internet kullanıcısı (tüm internet kullanıcılarının% 34’ü) “dijital detoks” denediler. Çevrimdışı olduktan sonra katılımcıların% 33’ü verimlilikte bir artış hissettiğini,% 27’si kurtuluş duygusu hissettiğini ve % 25’i ise hayattan daha fazla keyif aldığını bildirdi. Ancak raporda aynı zamanda, katılımcıların %16’sının gözden kaçırma korkusu, %15’inin kayıp hissettiği ve % 14’ünün bağının kopmasından korktuğu bildirilmiştir. Bu rakamlar, insanların çevrimiçi olarak daha az zaman harcamak istediklerini, ancak bunu yapmak için yardıma ihtiyaç duyabileceklerini gösteriyor.

Şu anda kullanıcıların çevrimiçi deneyimlerini, varlıklarını ve çevrimiçi etkileşimlerini kontrol etmelerini sağlayan araçlar çok ilkel kalmaktadır. Kullanıcılar katılımı kabul ettiklerinde, siber dünyanın sosyal normlarına bağlı kalmaları için yazılı olmayan beklentiler var gibi görünüyor. Ancak alkol gibi bağımlılık yapan diğer maddelerden farklı olarak, teknoloji kullanımını daha bilgili ve bilinçli hale getirmede rol oynayabilir.

Birisinin bir telefonu ya da sosyal ağı, endişeli ve kontrolsüz bir şekilde kullanıp kullanmadığını tespit etmek mümkündür. Online kumar oynamaya benzer şekilde, kullanıcılar isterlerse, yardım almalıdırlar. Bu, kendi kendini dışlama ve kilitleme planı olabilir. Kullanıcılar, kullanım şablonları risk gösterdiğinde, yazılımın kendilerini uyarmasına izin verebilirler.

Yasal olarak çevreleyen yazılım ile istismar edici olarak görülebilen yazılım arasındaki sınır, sonuca bağlanmamış bir sorun olarak kalmayı sürdürüyor. Dijital ikna tasarımının şeffaflığı ve eleştirel dijital okuryazarlık ile ilgili eğitim, bu konudaki potansiyel çözümler olabilir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link