Dünyanın En Küçük Portfolyosu

Yaratıcılık her yerde farklıyı görebilmeyi gerektirir. Londra’da yaşayan bir grafiker olan Michael William Lester da kendi portfolyosunu fakrlı bir şekilde hazırlayarak, yaratıcılığın ne kadar önemli ve ses getirebilecek ufuklara ulaşabileceğini bir kez daha kanıtladı.

Hazırladığı portfolyosu, sıradan portfolyoların biraz dışında kalıyor. Bu portfolyonun farklı bir portfolyo oluşunu sağlayan nokta ise küçük olması. Yani aslında dünyanın en küçük portfolyosu oluşu da diyebiliriz. Freelance olarak çalışan Lester’ın hazırladığı bu portfolyo, sıradanın dışında olmanın yaratıcılığın doğasında oluşunu gösteriyor. Zamanında çok ses getiren ve Amerikan büyük otomobil pazarında tüm bilinenleri alt üst eden Volkswagen Beetle‘ın ‘Think small’ reklamı gibi yaratıcılık dünyasına etki edebilecek potansiyeli mevcut.

Bu portfolyosu 24 mm genişliğe ve 19 mm yüksekliğe sahip olan Lester, AdFreak ile görüşmesinde; “En iyi fikirlerin bir post-it’e sığabildiklerini söylediler, ben de bunu bir adım öteye taşıyıp en küçüğün ne kadar çok şey ifade edebileceğini görmek istedim.” demiş. Bu çalışma bir yandan düşüncelerin ve yeteneklerin ne kadar kompakt yani öz olabileceğini gösteriyor.

1

2

3

4

5

6

7

9

10

11

12

13

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

Seyahat Sektörü Yapay Zekâ ile Dönüşüyor

Kimi tüketicilerin bilet ayırtmadan önce yaklaşık 38 farklı siteyi ziyaret ettiği günümüzde, seyahat eden insanların çoğu için ilk adım çevrimiçi aramalardan oluşuyor. Seyahat sektöründe başarının yolu ise yapay zekâ ve derin öğrenme ile birlikte, kişiselleştirilmiş yeniden hedeflemeden yararlanarak hatasız şekilde hedefe yönlendirilmiş içerik sunmaktan geçiyor.

Seyahat rezervasyonu yapmak isteyen bir müşteri, bir günde yüzlerce seyahat sayfası ziyaret ediyor. Son satın alma işlemi yapılmadan önce bu arama haftalar sürüyor. Bu da etrafta dijital pazarlamacıların anlamlı hale getirmeleri gereken, tonlarca verinin uçuştuğu anlamına geliyor. Seyahat tutkunları arama motorları, rezervasyon uygulamaları, çevrimiçi seyahat acenteleri ve indirim siteleri aracılığıyla daha iyi tekliflerin arayışı içerisinde oldukları için seyahat sektöründe dijital temas noktalarının sayısı da hızla artıyor.

Eğlence amaçlı seyahat edenlerin yüzde 39’u ve iş amaçlı seyahat edenlerin yüzde 45’i uçak bileti bulmak için kullandıkları site sayısının gereğinden fazla olduğunu düşünüyor. Buna ek olarak, eğlence amaçlı seyahat edenlerin yüzde 43’ü ve iş amaçlı seyahat edenlerin yüzde 51’i uçak bileti bulmak için daha az zaman harcamak istiyor.

RTB House Bölge Yöneticisi Ömer Aras, “Uçak bileti, otel ve kiralık araç şirketleri marka farkındalığı sağlayarak ve tam olarak doğru zamanda, kişiselleştirilmiş teklifler sunarak bu aşırı yükü hafifletebilir. İşte bu, yapay zekâ ve derin öğrenmenin, seyahat sektöründe dijital pazarlamacılar için oyunu değiştirebileceği bir an” dedi. Aras sözlerini şu şekilde tamamladı:

“Seyahat müşterilerini hedef almak için kullanılabilen çok miktarda bilgi ve veri olduğu için seyahat sektörü diğer sektörlerden farklıdır. Bu verileri elde etmek kolaydır; asıl zorluk bu verileri analiz etmek ve bunlardan doğru sonuçları elde etmektir. Ve derin öğrenmenin gerçek potansiyeli buradadır. Algoritmalar ne kadar çok veriyi analiz ederse o kadar iyi sonuçlar getirir. Seyahat sektörü verileri toplama ve bunları doğru analiz etme, seyahat eden kişinin satın alma yolculuğunun eksiksiz bir haritasından daha önce hiç olmadığı kadar yararlanma şansını değerlendirmelidir.”

Derin Öğrenme Teknolojisiyle Reklamcılık

Derin öğrenme, verileri işlemede ve karar alım düzenlerini oluşturmada insan beyninin işleyişini oldukça başarılı bir şekilde taklit eden yenilikçi bir yapay zekâ dalıdır. Beynimizdeki biyolojik nöronlardan ilham alan derin öğrenme, müşterinin satın alma potansiyeline dair daha güvenilir, daha zengin ve makine tarafından daha kolay yorumlanabilir kullanıcı tanımlamaları elde etmeyi, insan müdahalesini içeren herhangi bir uzmanlık gerekmeden mümkün kıldı.

Derin öğrenme teknolojisi, reklamcılık sektörünü, kullanıcının benzersiz alışkanlıkları ve istekleri ile ilgili tahminlerle destekleyebilir. Sadece satın almamız daha muhtemel ürünleri değil, aynı zamanda görmediğimiz veya aklımızdan bile geçmemiş olan ama belirli bir müşterinin bunları isteme olasılığı yüksek olan ürünleri de içeren, tam hedefe yönelik reklamlar sunarak günlük kullanıcı deneyimimizi kolaylaştırır. Kendilerine promosyonlu bir teklif sunulduğunda, insanların yüzde 30’unun herhangi bir yere gitmeyi planlamasalar dahi seyahate çıktıkları ve yüzde 25’inin de başlangıçta planlamadıkları yeni bir yere gitmeyi düşündüğü gerçeğini göz önünde bulundursanız uğruna mücadele edilecek çok şey olduğu anlaşılır.

PWC’ye göre, seyahat verileri taşıyıcıları konaklama, kiralık araç, eğlence ve kişiselleştirilmiş seyahat rotaları da dahil olmak üzere yan gelirlere odaklanmak zorundadır. Bu nedenle, havayolu şirketlerinin dijital pazarlama kapasiteleri geliştirmesi ve seyahat eden kişinin ayrıntılı bir profilini oluşturmak için müşteriler hakkında olabildiğince çok veri toplamaya ve bu verileri bireysel bir teklife dönüştürmeye odaklanması gerekecektir.

Derin öğrenme teknolojisiyle geliştirilmiş pazarlama çözümleri ile ilgili daha fazla bilgi için www.rtbhouse.com adresini kullanabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Otomotiv ve Ulaşım Sektöründeki Yeni Trend: Araç Paylaşımı

  • Önümüzdeki yıllarda ürün sahipliğinin düşüşe geçmesi beklenirken bir yandan da birçok sektörde “hizmet olarak ürün” modeli benimsenmeye başlandı.
  • Yakın gelecekte araç sahipliğinin azalacak olması nedeniyle, otomobil üreticileri ve ulaşım şirketleri de özellikle araç paylaşımına yönelik ürünler ve hizmetler oluşturmaya başladılar.
  • Statista’nın paylaştığı istatistiklere göre, global araç paylaşım sektöründeki yıllık gelirin 2018 ile 2022 yılları arasında %16,3’lük bir yıllık bileşik büyüme oranı yakalayarak 2022 yılı itibarıyla 109,050 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.
  • İlgili Yazı: Markaların Geleceği Sahiplik Yerine Üyelik Modelinde mi?

Her geçen gün birçok sektörde “hizmet olarak ürün” (product as a service) modeli biraz daha benimsenmeye başlanıyor. Bu kapsamda sizlere daha önce İsveçli otomobil üreticisi Volvo ve Alman otomobil üreticisi BMW‘nin abonelik sistemlerinden bahsetmiştik. Çeşitli sektörlerdeki birçok şirket, geleneksel iş modelinin yanında hizmet olarak ürün modelini de denemeye başlarken otomotiv ve ulaşım sektörleri bu sektörlerin başında geliyor. Yakın gelecekte araç sahipliğinin düşüşe geçecek olması nedeniyle, otomobil üreticileri ve ulaşım şirketleri özellikle araç paylaşımına yönelik ürünler ve hizmetler oluşturmaya başladılar.

Statista’nın paylaştığı istatistiklere göre, 2018 yılının bu zamanına kadar dünya genelinde, araç paylaşımı sektöründe elde edilen toplam gelir 59,678 milyar dolar idi. Global araç paylaşım sektöründeki yıllık gelirin 2018 ile 2022 yılları arasında %16,3’lük bir yıllık bileşik büyüme oranı yakalayarak 2022 yılı itibarıyla 109,050 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.

Bununla birlikte dünya genelinde bu sektördeki kullanıcı penetrasyonu bu yıl itibarıyla %9,8 iken bu oranın da 2022 yılında %13,3’e ulaşacağı tahmin ediliyor. Ayrıca bu yıl içerisinde global araç paylaşım sektöründe elde edilen toplam gelirin yaklaşık olarak yarısının Çin kaynaklı olması da dikkat çeken bir başka detay. Belirtilene göre, Çin’de yılın bu zamanına kadar bu sektörde elde edilen gelirin miktarı 29, 749 milyar dolar.

Araç paylaşım sektöründeki büyümeyi anlayabilmek için bu alanda faaliyet gösteren bir şirketin geçtiğimiz yıllardaki gelirlerine göz atmak faydalı olabilir. Statista’nın paylaştığı verilere göre, Uber benzeri bir ulaşım hizmeti sunan ABD merkezli Lyft şirketinin 2016 yılındaki global net geliri 710 milyon dolar idi. 2017 yılında ise bu rakam yaklaşık olarak iki katına çıktı ve 1,5 milyar dolara ulaştı. Lyft şirketinin global net gelirinin 2018 yılı sonu itibarıyla 2,5 milyar dolar, 2019 yılında ise 3,5 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. 2020 yılında ise rekor bir artış oranıyla 6 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

PSFK’in bu konuda yaptığı araştırmaya göre, araç paylaşımı konusunda ürün ve hizmetler geliştiren şirketlerden öne çıkan bazıları şunlar:

Volkswagen

Alman otomobil üreticisi Volkswagen‘in araç paylaşımı şirketi MOIA, özellikle araç paylaşımına yönelik olarak tasarlanan ilk elektrikli aracı geliştirdi. Şirket ile aynı ismi taşıyan elektrikli araç, aynı anda en fazla altı yolcuyu ağırlayabiliyor. Aracın iç ortamı, her yolcuya maksimum miktarda kişisel alan sağlayacak şekilde tasarlanmış. Araç içerisinde, diğer yolcuları rahatsız etmeden arka koltuklara kolay bir şekilde erişilebilmesi için geniş bir merkez koridor bulunuyor.

MOIA Minibüsün İç Tasarımı

Ayrıca araçtaki koltuklarda, her bir yolcuyu araç içerisindeki ortam gürültüsünde izole etmeye yardımcı olan koltuk başlıkları bulunuyor. Bununla birlikte her bir koltukta şiddeti ayarlanabilir okuma ışıkları ve USB girişleri bulunuyor. MOIA minibüs, kendi yüksek hızlı Wi-Fi ağını üretiyor ve merkezi bir iç ekran, araçtaki yolcular için varış bilgisini gösteriyor.

Uber

Uber, Uber sürücülerinin yolcular tarafından dikkat çekmesini ve yolcuların kendileri için ayarlanmış olan araçlarını bulmalarını kolay bir hale getirmek için Beacon adında bir cihaz geliştirdi. Uber sürücüleri, bu cihazı araçlarının ön camına yerleştirebiliyor ve daha sonrasında onu akıllı telefonlarına bağlıyorlar. Daha sonrasında ise Uber sürücüleri yeni bir müşteri aldıklarında, müşteri Beacon’ı belirli bir renge ayarlıyor ve karanlıkta parlayan Beacon üzerindeki bu renk, müşterinin hangi aracın kendisi için geldiğini anlamasını sağlıyor.

Avis ve Continental

Avis Budget Group, müşterilerin anahtarsız kiralık araçları kullanabilmelerine imkan tanımak için Continental ile iş birliği yaptı. Kullanıcılar çok sayıda mevcut aracı görüntüleyen Avis mobil uygulamasını indiriyor ve bu uygulama içerisinden araç sipariş etmenin yanı sıra, ödemeyi de gerçekleştirebiliyorlar. Müşteri siparişlerinden sonra Avis işlemi onaylıyor ve müşterinin kimliğini aracın alıcı cihazına iletiyor. Daha sonra müşteriler, mobil uygulama üzerindeki görsel kontrolleri kullanarak ve bir akıllı anahtarlık görevi görerek otomobilin kilidini açabiliyorlar.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link