Basitlikten İlhamla WeTransfer’in Ortaya Çıkma Hikayesi

“Odaklanma ve basitlik benim mantralarımdan biridir. Basit olan, karmaşık olandan çok daha zor olabilir. Basitleştirmeyi başarabilmek için düşüncelerinizi arındırabilmeniz onun için de çok çalışmanız gerekir. Ancak kesinlikle buna değer, çünkü sonunda bunu bir kez başardığınızda önünüzde hiçbir engel kalmayacaktır.”

Steve Jobs

***

Steve Jobs’ın Apple’ının, Cupertino’daki küçük ofisinden çıkıp dünyanın en çok kar eden şirketi olmasında tasarıma, teknolojiye ve kişiselleştirmeye verdikleri önemin rolü büyüktü elbet ama kuruldukları günden bugüne hiç taviz vermedikleri bir konu onları dünya çapında üne kavuşturdu; basitlik. İşte bu yüzden yukarıdaki söz ile başlamak istedim.

Nalden

Şimdi gelelim asıl konumuza. Size biraz Nalden’den bahsetmek istiyorum. Kendisi Wetransfer’in kurucusu. Asıl ismi Ronald Hans ancak o kendini Nalden; yani dijital yerli olarak tanımlıyor. 2008 yılında Nalden’in babası kendisine bir bot alıyor ve fotoğraflarını oğlu ile paylaşmak istiyor. Ancak ortada bir sorun var. Fotoğrafların boyutu yaklaşık 6 megabyte ve o yıllarda bu boyutlar oldukça büyük.

Babası bir web sitesi yardımı ile göndermeye çalışıyor. Ancak bu hizmeti sağlayan websitelerinin arayüzleri o kadar kullanışsız ve reklam tabalı ki, bir türlü o sitelerden de gönderim sağlanamıyor. Nalden da bu alanda birçok websitesi olmasına rağmen hiçbirinin son kullanıcıyı düşünmediğini ve uğraştırdığını fark ediyor. Çünkü girdiği websitelerin tamamında popuplar, sağa sola yerleştirilmiş bannerlar ve kullanıcıların kafalarını karıştıran mesajlar bulunuyor.

Wetransfer’in Arayüzü

Bunun üzerine Nalden, hiçbir reklamın olmadığı, sadece dosya göndermeye yarayan minik bir alanın olduğu bir site tasarlıyor. Öyle ki, bu siteyi ilk görenler masaüstü arkaplanı sanıyorlar. Nalden, siteye gelen kullanıcının birkaç saniye içerisinde, süper kolay bir şekilde dosya gönderip alabilmesine olanak tanıyor. Öyle ki, sitede ne bir banner alanı ne de bir içerik alanı var. Sitedeki tek alan; dosya gönderim alanı.

Basit bir içgörü ile doğan Wetransfer, kurulduğu andan itibaren çok yüksek bir ivme ile büyüyor.  2017 itibari ile 40 milyon aktif kullanıcıya, 100 milyondan fazla dosya alışverişine sahip. Şu anda dünyanın en çok ziyaret edilen ilk 1000 sitesinden biri. Bir dosya gönderim platformu için inanılmaz bir rakamlar, öyle değil mi?

Uzun lafın kısası basitlik ve sadelik bugünün dünyasındaki kalabalıkta ön plana çıkabilmek için kullanılabilecek yegane araç. Çünkü insanların büyük bir kısmının kapasitesi, komplike bir şekilde verilen mesajı anlamakta yetersiz kalıyor. O yüzden tüm projelerin 6 yaşındaki bir çocuğun anlayabileceği şekilde tasarlanması gerekiyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

Dünyanın Sakızdan Üretilen İlk Spor Ayakkabısı: Gumshoe

Son dönemde geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilmiş birçok ürünle karşılaşıyoruz. Denizlerdeki plastik atıklardan üretilen spor ayakkabılar ve balık ağı ve şamdandan yapılan moda ürünleri, bunlardan sadece bazıları. Sosyal sorumluluk ile inovasyonun bir araya geldiği bu ürünlere bir yenisi daha eklendi.

Iamsterdam isimli şehir pazarlama organizasyonu, tasarımcı Explicit Wear ve sürdürülebilirlik şirketi Gumdrop, geri dönüştürülmüş sakızdan yapılmış bir ayakkabı tasarlamak için iş birliği yaptı ve sonuç olarak ortaya Gumshoe (Sakız Ayakkabı) adı verilen bu ayakkabı ortaya çıktı. The Verge’ün paylaştığı habere göre, Gumshoe isimli bu ayakkabının tabanı, Gumdrop tarafından üretilen geri dönüştürülebilir bileşimlerden meydana geliyor ve bu bileşimlerin %20’si sakızdan oluşuyor.

Gumdrop’ta idari müdür ve tasarımcı olarak görev yapan Anna Bullus, projeyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Sakızın sentetik kauçuktan yapıldığını keşfettik. Ve bu özellikleri yıkarak yeni bir tür kauçuk üretebildik.” dedi. Belirtilene göre, her yıl yaklaşık olarak 1.500 ton sakız Amsterdam sokaklarına atılıyor ve bunları temizlemek milyonlarca dolara mal oluyor. Bu proje kapsamında, her dört çift ayakkabının üretimi için ise yaklaşık olarak 1 kg sakız kullanılıyor. Üstelik ayakkabıların üretiminde kullanılan bu geri dönüştürülmüş sakızlar, Amsterdam sokaklarından kazınıyor.

İfade edilene göre Gumshoe, dünyanın sakızdan yapılan ilk spor ayakkabısı. Tabanı haricinde, ayakkabının geri kalanı deriden yapılıyor. Müşteriler ihtiyaç duyduklarında, belli bir ücret karşılığında ayakkabı tabanını değiştirebiliyorlar. Bu durumda eski ayakkabı tabanı ise tekrar geri dönüşüme kazandırılıyor. Haziran ayında satışa sunulması planlanan ayakkabının satış fiyatı ise 190 euro olacak. Ayrıca ayakkabının balonlu sakız pembesi, siyah ve kırmızı olmak üzere üç farklı renk seçeneği bulunacak.

Projede görev alan Jonathan Van Loon proje ile ilgili olarak The Verge’e e-posta üzerinden yaptığı açıklamada, ayakkabının tabanında kullanılan bileşimlerin normal kauçuk kadar güçlü olduğunu, hatta sakız gibi koktuğunu ifade etti. Proje ortakları, bu projeyi diğer büyük şehirlere de yaymak ve bu şekilde insanların sakız atıklarından kurtulabilmeleri için daha kolay ve sürdürülebilir bir yol sunmak istiyorlar.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Adidas Okyanus Atıklarını Sürdürülebilir Bir Yoga Koleksiyonuna Dönüştürdü

İçinde yaşadığımız dünyaya karşı sorumlu olmak gibi bir yükümlülüğümüz var. Hem kısıtlı kaynakları gelecek nesiller için geri dönüşü olmayacak bir biçimde tüketmemeli, hem de verdiğimiz hasarları minimize etmek ya da düzeltmek için de elimizden geleni yapmalıyız.

Tam da bu nedenlerle sürdürülebilir moda artık birçok markanın gündeminde. Bu bağlamda geri dönüştürülmüş malzemelerden yapılan ürünlerin yer aldığı birçok koleksiyonu da görmeye  de yavaş yavaş alışıyoruz. Tabi bu anlamda ilklerden olan, 2015 yılında adidas x Parley For The Oceans işbirliği ile okyanus atıkları ve balıkçı ağlarının geri dönüşümü ile yapılan ayakkabı koleksiyonunu da unutmamak lazım. Çünkü bu girişimin tek seferlik olmadığını biliyoruz. Adidas sürdürülebilir moda işbirliğine bu kez de yeni yoga koleksiyonunda yer veriyor.

“Sorunu çözüme, atığı ipliğe” dönüştürme misyonu ile hareket eden marka, yoga yaşam biçimi markası Wanderlust ve bir kez daha Parley for the Oceans ile işbirliği yapan Adidas, 42 parçalık bir yoga koleksiyonunu görücüye çıkardı. adidas x Wanderlust koleksiyonunda rahatlık ve stil bir arada düşünülmüş. Koleksiyonu oluşturan parçaların hepsi Parley Ocean Plastic™  okyanuslarda yer alan plastik atıkların geri dönüştürülmesiyle yaratılmış.

Bu konuda sorumlu davranan bir marka olarak Adidas, ürünlerinde saf plastik kullanımını sonlandırarak, plastik atıkların okyanusa ulaşmadan toplanması için çaba sarf ediyor. Ayrıca var olan plastiğin kaderini de onları yüksek performanslı ürünlere dönüştürerek değiştiriyor.

Okyanus ruhuna ve sakinleştiriciliğine uygun bir renk paleti seçilen koleksiyondaki parçalar, mavi, krem, gri, mercan ve lacivertlerden oluşuyor.

Fiyatları 10 dolar ve 90 dolar arası değişen koleksiyon seçili Adidas mağazaları ve online kanallarda bulunabiliyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link