Sizin Firmanız Nerede: Cennet mi Cehennem mi? – Infografik 0

İşe alım süreçlerinde adaylara firma tarafından bir deneyim yaşatılır. Adayların %83’ü bu deneyimi arkadaşları ve ailesiyle,%64’ü sosyal medyada paylaşır. Kötü bir mülakat geçirdikten sonra, o firmanın ürün/hizmetini kullanmaya daha az istekli olan adaylar ise %38 oranındadır. Bu veriler doğrultusunda firma/markamızı doğru konumlandırmak adına pazarlama vereklam için ne kadar çaba gösteriyorsak, insan kaynakları stratejimize de bir o kadar önem vermemiz gerektiğini görüyoruz.

Dijital mülakat platformları geliştiren HireVue; bu konuda şirketlerin yaptığı doğru ve yanlışları anlatan akıcı bir infografik hazırlamış. İnsan kaynakları stratejilerinizle aşağıdaki maddeleri karşılaştırdığınızda, bilerek ya da bilmeden oluşturduğunuz firma itibarınız hakkında objektif bir bakış açısına sahip olabilirsiniz. Umarım cennet kategorisinde çıkarsınız;

CENNET

  • İş tanımınız açık ve tutarlı ifadelerden oluşuyor mu: Bir aday daima sizin iş tanımınıza göre, kendisinin bulunduğu yeri net bir şekilde anlayabilmek ister.
  • Adaylara firmanızı doğru tanıtabiliyor musunuz: Adaylar işe alınmasalar bile, ilanınızı görme aşamasından mülakat süreçlerine kadar pek çok noktada sizinle temasa geçmiş olur. Bu temas noktalarını doğru yönetebilmeniz şirketinizin lehine olacaktır.
  • Teknolojiyi yakalayabiliyor musunuz: İş arayanlar firmanızın talebi üzerine bulundukları her yerden, her zaman görüşme gerçekleştirmeye açıktırlar. Ayrıca HireVue ile dijital mülakat deneyimi yaşayanların %89’u, video görüşmelerinin karşılıklı tanışma için etkili bir yol olduğunu düşünmektedir.
  • Müstakbel işveren olarak adayınızla yeterince ilgileniyor musunuz: Sadece görüşme aşamasında olduğunuzu bilseniz de adayı şirketiniz hakkında heyecanlandırmak sizin görevinizdir. Çünkü ileride bunun olumlu geri dönüşlerini yaşama ihtimaliniz oldukça yüksektir.
  • Sosyal medyanızdan ilanlarınız için destek alıyor musunuz: Günümüzde pek çok aday işini sosyal medya aracılığıyla bulmaktadır. Bu durumun mecralara göre oranı; LinkedIn %65.3, Facebook %38.5, Google+ %28.9, Glassdoor %17.3 şeklindedir. Dolayısıyla sosyal medyadaki ilanlarınız için de gereken özeni göstermelisiniz.
  • İlan verdiğiniz platformlar mobil uyumlu mu: İş arayanların %70’inin mobil teknoloji kullandığını göz önünde bulundurmalısınız.

CEHENNEM

  • İş tanımınızla işin kendisi aynı değil mi: Adayların %43’ü işle iş tanımının eşleşmediğini düşünüyor. Bu da firmanızın ciddiye alınmaması gibi sonuçlar doğurabilmektedir.
  • Sürekli görüşme yapıp bir türlü işe alım yapamayan bir şirket misiniz: 2010 yılından itibaren, devamlı mülakat gerçekleştirip asla alım yapmayan şirketler yüzünden, iş görüşmesi süreçleri ikiye katlanmıştır. Bu ne istediğinizi bilmediğiniz izlenimi verebileceği gibi, adaylar tarafından da oldukça itici bulunan bir durumdur.
  • Ret maillerinize “cevaplamayın” ibaresi mi ekliyorsunuz: Şirketlerin %48’i adayına gönderdiği maile geri dönüş almak istemiyor. Hali hazırda reddedilmiş bir aday; bir de aldığı maili cevaplayamayacağını, ona herhangi bir soru sorma hakkı verilmediğini gördüğünde sinirlenebilmektedir.
  • Mülakattan sonra geri bildirim yapmıyor musunuz: Şirketlerin %60’ı mülakatlardan sonra geri bildirimde bulunmuyor. Oysa adayların olumsuz da olsa dönüş beklediği bilinmektedir.
  • Adaylarınızdan geri bildirim istemiyor musunuz: Şirketlerin sadece %11’i adaylarından izlenimleriyle ilgili geri bildirim talep ediyor. Aksine bir adaydan istenilen yorum, onun görüşlerine değer verdiğinizi göstermenin en iyi yollarından biridir.
  • Kendinizde hiç hata aramıyor musunuz: Şirketlerin %75’i başvuruları cevaplamakta bile başarısız olurken kendilerine şu soruyu sormayı unutmamalılar; Peki siz adaylarınızı nereye koyuyorsunuz? Cennete mi? Cehenneme mi?

Hangi kategoriye yakınsanız, dışarıda reklamınızın o yönde yapıldığını unutmamalısınız. Görünen o ki firma itibarınız biraz da size başvuru yapan adaylarınıza bağlı. İki tarafa da iyi mülakatlar dilerim:)

hire vue pz

9 Eylül Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu olan Gizem Sarkan; iş hayatına pazar araştırma firmasında Süreç Geliştirme Asistanı olarak başlayıp, endüstriyel bir firmada İş Geliştirme ve Pazarlama Uzmanı olarak devam etmiştir. Bilge Adam Akademi'den Dijital Medya Uzmanlığı sertifikası alan Gizem, şuan Yalı Spor'da Dijital Pazarlama Uzmanı olarak görev almaktadır. Pazarlamasyon TV'de meslek edindiği pazarlama konuları üzerine yazarken, İzleyiciler.com'da ise izlediği filmleri anlatır.

Bir Cevap Yazın

Çağımızın Yeni Liderlik Tipi: Narsistik Liderlik 0

Kendisine aşık olanlara karşılık vermeyen güzel peri kızı Ekho, bir gün ismi Narkissos olan çok yakışıklı bir avcı ile karşılaşır ve aşık olur. Ancak Narkissos bu aşka karşılık vermez. Ekho kara sevda içinde ölür. Bu duruma çok kızan Tanrılar, Narkissos’u cezalandırmaya karar verir. Bir gün ava çıkan Narkissos susamış ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelir. Buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan güzelliğini görür. O da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir ve kendine aşık olur. Aşkından ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir, tıpkı Ekho gibi Narkissos da günden güne erimeye başlar ve nehir kenarında kendini seyrederek ölür. Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür. İşte narsisizm kelimesi bu mitolojik hikayeden gelmektedir.

ech06l

Narsisizmin en önemli özelliği bencilliğin abartılı bir biçimde öne çıkarılması ve başkalarına duyulan ilginin azalmasıdır. Bilimsel olarak incelendiğinde narsisizmin bir hastalık olarak incelenmesinin yanında, normal narsisizmden de bahsedildiği görülmektedir. Her insan bir dereceye kadar kendine aşıktır ve bu konuda, diğerlerinin kendisine hak vermesini bekler. Narsist kişiler dünyanın kendi çevresinde döndüğüne inanır ve kişisel özelliklerini abartarak anlatırlar ve çevrelerindeki insanların buna inanması için yoğun çaba harcarlar. Kendilerinin yetenekli, akıllı olduğu bu nedenle de çevresindeki insanların ona özel bir ilgi göstermeleri gerektiğine inanırlar.

Değişen yaşam tarzının getirdiği bencillik olgusu da yeni bir liderlik tipini son dönemlerde tartışmaya açtı. NARSİSTİK LİDERLİK… Yazının başında anlatılanlara göre Otokratik Liderlik tarzını anımsatsa da bu liderlik tipinde farklılıklar var. Yani durum biraz daha vahim… Bu liderlik tarzı, kişinin güç ihtiyacı, başkalarından gelen hayranlık ve onaylar tarafından yönlendirildiğinde çalışanlar ve yönetilen iş için yıkıcı sonuçlar doğurabiliyor. Bununla birlikte, sağlıklı narsisistik davranış da yönetimde bir avantaja da dönüştürülebilir. Fakat dikkat! Bu avantaj çok hassas konularda geçerli.

Peki narsistik liderler hangi özelliklere sahipler?

1. Belli Bir Vizyon İle Yönetme

İlk olarak olumlu bir özellik ile başlayalım. Bu tip liderler insanların inandıkları bir vizyona sahip olmasını önemser. Büyük resmi görebilir ya da henüz gerçekleşmemiş olayları öngörebilirler ve bu olmamış olayları yaratmaya çalışırlar (tabi olmamış olayları yaratmaya çalışmak kimi zaman sevimsiz olayların çıkmasına neden olabiliyor!).

2. Kendilerine Hayran Olunmasını İsterler

Narsisistik liderler takdir edilmek için can atar. Genellikle çok sayıda takipçiye sahip olma eğilimindedirler. Özellikle son dönemde çok sayıda özçekim yapan ve bunları sosyal medya hesaplarından paylaşan yöneticilerin narsist ruhsal bozukluğa sahip olduğu tartışılıyor. Narsisistler takipçileri cezbetmek için çoğu zaman gelişmiş sözel becerilerini kullanır ve genellikle çok yetenekli konuşmacılardır. Narsist bir liderde karizmatik özellikler çok yoğundur.

3. Eleştiri Kabul Etmezler

Narsisistler genellikle hassas kişilerdir ve bu da narsisistik liderleri sert eleştirilere karşı oldukça hassas yapar. Eleştirileri yapıcı bir şekilde alamaz, olumsuz görüşleri kabul etmezler ve bu tip eleştirileri yapan kişilere hemen cephe alırlar. Eğer narsist bir patronun çalışanıysanız aman dikkat! Kovulmaya kadar yolu var.

4. Kötü Dinleyicidirler

Narsist bir lider iyi bir dinleyici değildir, bu yüzden can sıkıcı bir sorun hakkında onlarla konuşmayın. Dinlemedeki bu ilgisizlik, muhtemelen eleştirileri kabul etmemelerini sağlayan bir savunma mekanizması olarak gelişmiştir. Narsisistik liderler ayrıca astların bir işe katkıda bulunacak fazla bir şeyin olmadığını ve görüşlerinin ciddiye alınmasına gerek olmadığını düşünür.

5. İlişkiler

Hem olumlu hem de olumsuz özellikleri açısından inceleyebiliriz. Sağlıklı narsisistik davranış, başkalarının kaygılarına duyarlıdır ve kişilerin düşünce ve fikirlerine değer verir. Öte yandan, yıkıcı narsisistik davranış sergileyen liderler, pişmanlık duymaksızın başkalarını fikirleri yüzünden aşağılamaktan tereddüt etmeyebilir.

6. Tutarlılık

Lider eğer sağlıklı bir narsisizm seviyesine sahipse tutarlı bir yol izleyebilme yeteneği ile genellikle planlıdır. Narsisizm yıkıcı hale geldiğinde, hiçbir değeri olmayan, kararsız ve yönünü sıkça değiştiren bir lidere merhaba diyin!

7. Kendi İmparatorluğunu Kurma

Narsisistik lider var olduğu yerde kendi imparatorluğunu yaratmak ister. Bu nedenle etkinlik alanlarını genişletmeye, yetkin olmayan insanları işe almaya veya örgüt içindeki yetkilerini artırmaya çalışırlar. Narsistik bir girişimci, bir şirketin TEK TABANCASI (?!?) olmak için ne gerekiyorsa yapar. Yani terfiymiş, kariyermiş, bunları aklınızdan çıkarın…

8. Empati Yoksunluğu

Başkarından empati yapmalarını istemelerine rağmen; narsistlerin kendileri empatik insanlar değildir. Fakat bu empati eksikliği yönetimde kaos ve kriz zamanlarında avantajlı olabilir.

9. Rekabetçi

Zafer arayışlarında acımasızdırlar. Oyunları ciddiye alırlar ve onları güç ve hayatta kalma becerileri testi olarak görürler. Birçok narsisist kazanmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdır.

10. Mentörlük Yapamazlar

Narsisistik bir liderin empati yeteneği olmadığı için bir başkasına rehberlik etmesi veya akıl hocalığı yapması çok zordur. Bunun yerine bireylere talimat verirler.

Kurumsal Hayatta Kalma Rehberi, Bölüm 1: Yeni İşe Nasıl Uyum Sağlanır? 0

Yeni İşe Nasıl Uyum Sağlanır ve Kalıcı İyi İzlenim Yaratılır?

Sınırlı güce ve dikkate sahip insan beyni, diğer insanlara ilişkin basit modeller olmadan işleyemez. Bu yüzden sınırsız olasılıklar okyanusunda bir başlangıç noktasına ihtiyaç duyarız. İlk izlenimler, gelecekte oluşacak bütün algılar için başlangıç noktası oluşturur.

İnsan davranışını iyi anlayanlar ile her hareket karşısında şaşıran insanlar arasındaki en büyük fark; diğer insanları iyi anlayan—iyi tanıyan insanların şuna inanmasıdır: İnsanlar anlaşılabilir!

İnsan davranışlarının açıklanamayacağı, kendi içinde hiçbir tutarlılığı olmadığı ve doğru yorumlanamayacağına inanan kişiler, iyi davranış analisti olamazlar. Olamazlar, çünkü en başta bu konuda kendilerini geliştirecek yolculuğa çıkmamışlardır.

Çağımızda modern ekonomi içinde yer alan, ve özel sektörde çalışan ortalama bir yetişkin kariyeri boyunca 15 defa iş değiştiriyor. Bu yazıyı okuyan kişiler olarak muhtemelen ilk işinizde çalışmıyorsunuz, yani yeni bir işe uyum sağlama sürecini zaten en az bir kere yaşadınız.

Şimdiden haberi vereyim; çok yüksek ihtimalle, önümüzdeki iki yıl içinde bugünkünden başka bir işte çalışıyor olacaksınız. Farklı bir işyeri, belki farklı bir iş alanı, farklı iş arkadaşları, farklı bir kurum kültürü, kurumun sattığı farklı bir hizmet veya ürün…
Bu kadar şey farklılaşırken siz aynı mı kalacaksınız? Hayır, tabi ki de. Girdiğiniz yeni ortam sizi belirli ölçüde yoğuracak. Yeni öncelikler, yeni ilişkiler, yeni bir iş ve yeni bir rutin sonucu siz de değişeceksiniz. Üstelik bu değişimi sadece bir kere daha yaşamayacaksınız. Ortalamadan çok farklı bir kurum sadakatine sahip değilseniz veya özel koşullarınız yoksa; geleceğiniz en azından üç – dört farklı “Yeni İşe Başlama” deneyimi olacağını tahmin etmek mümkün.

“Önemli ve Değerli Bir Bilgi”

Bu yüzden de yeni bir işe başladığınızda nasıl en doğru şekilde uyum sağlayabilirsiniz ve çevrenizle geleceğinizi şekillendirecek ilişkilere doğru temeli nasıl atabilirsiniz bilmeniz gerekli. Bu sizi yakından ilgilendiren, kariyerinizin ve hayatınızın geleceğinde etki sahibi, önemli ve değerli bir bilgi.

İşte yeni başladığınız bir işe hızlı uyum sağlamak ve iyi ilişkilerin temelini sağlam atmak için dikkat etmeniz gerekenler:

Daha işe başlamadan şirketi, çalışacağınız bölümü, yapacağınız işi çok iyi bilin.

Örneğin aşağıdaki sorulardan kaç tanesini teklemeden cevaplayabiliyorsunuz?

İşe başlayacağınız şirketin cirosu ne?
Asıl sattığı ürün veya hizmet ne?
Bunu sattığı ilgili hedef kitle kim, belirleyici özellikleri neler?
Satılan ürün ve hizmetin en büyük rekabet avantajları neler?
Şirketin rakipleri kimler ve rekabete göre nasıl bir konumda; bir monopol mu, oligopol mu, kıran kırana bir rekabetin parçası mı?

Sizin çalışacağınız bölümün, şirketin bütünü içerisindeki ana görevi ne?
Tanımdaki görevinin ötesinde, bu bölümün şirketi içerisindeki diğer bölüm/departmanlara görece söylenmeyen gücü nasıl?
Bölüm/departman yöneticisinden beklenenler neler? Kendisinin en büyük öncelikleri ve altındaki ekiplerden beklentileri ne?
Bölüm içerisinde nasıl bir kültür hakim; ne kadar işbirlikçi – ne kadar rekabetçi bir ortam var?
Bölümün, ya da, direkt olarak içinde çalışacağınız ekibin yıl sonunda başarılı veya başarısız olmasını sağlayacak faktörler neler?

Birebir sizden bu rolde beklenenler neler?
Bu rolü layıkıyla yerine getirecek kişinin hangi mesleki bilgilere sahip olması şart?
Mesleki bilgi dışında, bu rolde başarılı olmanın getirdiği davranışsal, ilişkisel ve kültürel özellikler neler?
Bireysel “KPI”lar (Key Performance Indicators) yani hedef ve başarı kriterleri neler?
Bu rol kimlerle birlikte çalışmayı gerektiriyor?
Bu roldeki kişinin performans değerlendirmesini kim yapıyor, yaparken yazılı olmayan başka hangi gizli faktörlere bakıyor?
Bu rolde çalışan kişi, organizasyondaki hangi problemlerin çözümüne katkıda bulunuyor?
Bu işi geçmişte yapılagelenden nasıl daha iyi yapabilir?

Bu soruların mümkün olduğu kadar fazlasını, mümkün olduğu kadar detaylı şekilde cevaplamak çok başarılı olmayı hedef koymuş kişi için birinci öncelik olmalı. Bu soruların cevabını almak için iş görüşmesi sürecini, bu şirkette çalışan diğer kişileri, kendi arkadaş çevrenizi, şirketin internet sayfasını, hakkında forumlarda yazılanları, şirket LinkedIn sayfasını, çalışanların profilini ve aklınıza gelecek diğer tüm kaynakları kurutana kadar kullanmalısınız.

recruit

Başarı algısında iyi ilişkiler, somut iş başarısından daha etkilidir.

Bu gerçekle yüzleşmekten hoşlanmayanlar olabilir. Ancak ne yazık ki durum böyle. Bunun en basit sebebi ise sizin performans ve başarı değerlendirmenizin de çoğunlukla insanlar tarafından yapılacak olması, ve insanların objektif canlılar olmamaları. Olamamaları. Kendinizi düşünün. Siz de objektif değilsiniz. Ailecek görüştüğünüz ve sevdiğiniz bir iş arkadaşınızın hatası karşısında, her fırsatta sizinle tartışmaya giren birine göre çok farklı tavır alırsınız. Birinde önemli bir hata kimsenin haberi olmadan örtülürken, diğerinde aynı hata yıl ortası toplantısında tüm şirketin gözüne sokulabilir.

Yeni bir işe başladığınızda insanların sizi sevmesi, sizinle birlikte aynı odada olmaktan keyif alması, bir konuyu sohbet etmeyi isteyecek yakınlıkta görmesi veya bir dertleri olduğunda size açılacak olgunlukta algılaması; size hayal edebileceğiniz en büyük sayısal iş başarısından daha çok avantaj sağlar.

Üstelik, dürüst olalım, her insan çalıştığı şirketin ticari başarısını umursamaz. Ancak herkes huzurlu ve iyi ilişkilere sahip olduğu bir iş ortamında çalışmayı ister. Bu yüzden, tereddüt ettiğinizde, tercihinizi iyi ilişkilere yatırım yapmaktan yana kullanın.

İşinizde çok çok ÇOK iyi olun ve bunu herkesin gördüğünden emin olun.

Daha önce, Kariyer Başarınız Gerçek Değerinize Değil, Görünen Değerinize Bağlıdır yazısında netleştirdiğimiz üzere, üzerine yatırım yapacak iyi bir iş bilgisi/becerisi yoksa, “iyi iletişim” tek başına boş kalacaktır.

İşinizin uzmanı olun. Kendinize standart olarak Türkiye’yi değil, Dünya’yı belirleyin. Örneğin, İşe Alım ile uğraşıyorsanız, bu iş Dünya’da en iyi nerede yapılıyor, nasıl yapılıyor? diye sorun. Yeni ve inovatif iş görüşmesi modelleri nasıl olabilir? (Bkz. Creative Hiring) Araştırın, okuyun, sorun soruşturun, kendinizi geliştirmek için elinizden geleni ardınıza koymayın.

Kendinizi geliştirme çabanızı şeffaf yaşayın. Bu konuda sürekli araştırıp, öğrenmeye ve gelişmeye çalıştığınızı göstermek, sizi daha güçsüz hale getirmez. Aksine ne kadar açık ve azimli olduğunuzu göstermeye yarar.

Bazı yolları en baştan keşfetmek yerine, alanında iyi olan kişileri model alın. Gerekirse ve fırsatınız varsa birebir usta-çırak (mentor-mentee) ilişkileri geliştirmenin peşinden koşun.

(*) Aldığınızdan Çok Verin (her kapıyı açan gizli ipucu).

Özellikle yeni başladığınız dönemde size gelen her işi yeni bir öğrenme fırsatı olarak görün. İnsanlara karşılıksız yardım etmek için hazır olun. Kısa vadeli kar-zarar hesabı yapmak yerine bunu iyilik yapıp denize atmak olarak görün. En büyük şirket bile o kadar büyük değil, insanlarla tekrar tekrar rastlaşacaksınız. Karşılığını büyük ihtimalle alırsınız. Almasanız da en azından gününüz daha güzel geçer. :)

Özetle; bu 3 (+ 1) noktaya dikkat ederek, gerekli çabayı ve çalışkanlığı gösterek girdiğiniz her yeni iş ortamında sağlam bir temel atmış olursunuz.

İnsanlar ilk izlenimlerin etkisini yıllarca taşırlar. Buraya yapacağınız emek ve özenli yatırım, kendi kariyeriniz için yapacağınız en doğru şeylerden birisi olacaktır.

Okuyuculara not: 2016 yılını bitirirken yeni bir yazı dizisi oluşturmaya karar verdim. Şu ana kadar teker teker yazdığım yazılardan farklı bir şey olacağını tahmin ediyorum. Okuduğunuz yazı, yedi parçadan oluşmasını planladığım “Kurumsal Hayatta Rehber” bütünlüğünde olacak yazı dizisinin ilk yazısıydı. Bir sonraki bölümler de İş Arkadaşları ile İlişkiler, İşte Anlam Arayışı, Performans Görüşmeleri ve İstifa-Çıkış Süreci  gibi konuları inceleyeceğim. Derinlemesine araştırmamı ve yorumlamamı/yazmamı istediğiniz bir konu olursa, lütfen yorum kısmında bana önerin ve bu diziyi ilgili olacağını düşündüğünüz kişilerle paylaşın.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link