Markanız Müşterilerinizin Gözünde Bir Lovemark Olabildi mi?

“Aşk” ve “sevgi” müşteri ilişkilerini tanımlarken kullanılan güçlü kelimelerdir, öyle ki markalar müşterilerinin gözünde bu sözcüklere erişebilmek yani birer “lovemark” olabilmek adına kıyasıya yarışı. Günümüz pazarlama dünyasında bu iki kelimeyi müşterilerinde yakalayabilen şirketler, rekabet içinde kalabilen şirketler oluyor. Oracle da hazırladığı infografik çalışmasıyla, bu ilişkinin olup olmadığını kendinize sordurtacak bir akışı sağlamış. İnfografiği özetlemek gerekirse:

Kene Aşaması

Müşteriniz sizi bırakıyor olabilir ve işin kötüsü siz bunun farkında bile olmayabilirsiniz… Müşterinize istediği ya da ihtiyacı olanı servis etmezseniz, bu yaklaşımınızı acı bir şekilde gözden geçirmek zorunda kalabilirsiniz. Çünkü yapılan son araştırmalarda, Amerika’da müşterilerin üçte birinin bu kötü ya da beklentileri karşılayamayan servis nedeniyle markaları terk ettikleri ortaya çıkmış. Siz siz olun müşterinizi iyi anlayın…

Tek Gecelik Aşk

İlişkilerde ilk buluşma çok önemlidir. Müşterinizle ilişki kurmanız gerektiği ortada iken bu ilk buluşmanız markanız için de büyük önem arz etmektedir. Başlangıç olarak iyi bir temas noktası kurabilirsiniz ancak müşterinize artık klişe sözler sarf ederek ya da onu ve ihtiyaçlarını hiç dinlemeyerek müşterinizi kaybedersiniz. Hatta güzel bir başlangıç yazdığınız müşterinizi rakiplerinizin kucağına bile atabilirsiniz.

Amerika’daki araştırmanın elle tutulur çıktılarından bir diğeri ise, markalarla yollarını ayıran bu müşterilerin, markaların kendilerine özel değil herkese gönderdikleri klişe ve toplu mesajlar nedeniyle bir daha o markayı kullanmama kararı alması. Kişiselleştirilmiş içeriklerin trend ve hatta zorunluluk olduğu bu dönemde, markanızın sesini düzgün çıkartmanız kritik olacaktır.

Balayı Müşterileri

Her şey balayında olduğu gibi süper. Müşteriniz de sizi seviyor ve tercih ediyor, hayat şahane değil mi? İşte bunu sürdürmek için de marka olarak yapacağınız fedakarlık müşterinizi daha fazla tanımaya ve onu özel kılmaya çalışmak için çok çalışmak. Bu başarılı ve güzel bir müşteri-marka ilişkisi yaratmak için kritik bir adımdır.

Yapılan bir başka araştırmada da müşterilerin beşte biri sevdiği markaların yalnızca onlara promosyon yapmadıklarını, terzi işi denilecek kadar başarılı kişiselleştirilmiş ve yararlı içeriklerle kendilerini özel hissettirdiklerinden bahsediyor.

Ruh Eşleri

Tebrikler, ruh eşi olduğunuz müşterinizle uzun bir birlikteliğe adımı atıyorsunuz. Müşterileriniz sizinle birlikte olmak ve hatta her şeyi sizinle yapmak istiyor. Hatta onları mutlu edecek romantizmi de sağlıyorsunuz. Yani artık önünüzde kimse duramaz J

Müşterilerin %72’si, müşterilerin sadık olduğunda markaların bunu ödüllendirmesi gerektiğini düşünüyor. Yani müşteri sadıksa, markanın da müşterisine sadık olması gerektiğini savunuyor. Bu ufak bile olsa ödüllendirmeler, uzun süreli ilişkilerin temeli olarak düşünülüyor.

Yani işin özüne bakacak olursak, müşterileriniz her daim markanızın onları düşündüğünü, önemsediğini görmek istiyor. Bir aşk ilişkisi nasılsa, müşteri-marka ilişkisinin de öyle olması gerektiğini savunuyor. Akış görseline bakmak için infografiği inceleyebilirsiniz:

müşteri sevgisi info pz

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

ODTÜ İşletme Bölümü mezunu olan Cemil Hayri Durgun, 2012 yılından bu yana Pazarlamasyon'da yazar hayatını sürdürmekte. Bunun yanı sıra 2013 yazından beri PTV direktörlüğü ve yönetim kurulu üyeliği sorumluluklarını yerine getirmektedir. Profesyonel yaşamına PepsiCo bünyesinde pazarlama ve yeni ürün süreçlerini yönetme gibi kritik bir görevde başlayan Cemil, şimdi ise kıdemli marka müdür yardımcısı olarak İçim kahvaltılık kategorisi ekibinde görev almaktadır.

Bir Cevap Yazın

Tüm Satın Alma Süreçlerinin Sorumlusu: Duygular

Milyonlarca yıllık evrim sürecinde soyut ve eleştirel düşüncenin gelişmesine rağmen, biz insanlar karar verirken büyük ölçüde duygularımıza göre hareket ediyoruz.

Yani, tüm veri analizleri, eksi/artı listeleri hazırlarken, satın alma kararı alırken bizi daha az akıllı seçimler yapmaya iten ilkel beynimiz tarafından yönlendiriliyoruz. İşte tam olarak bu yüzden pazarlamacılar, tüketicilerle duygusal yönden bağlantı kurma konusunda uzmanlaşıyor ve her geçen gün dahasını talep ediyorlar.

Dahası, Unconscious Branding: How Neuroscience Can Empower (and Inspire) Marketing kitabının yazarı Douslas Van Praet’e göre; mantıklı kararlar almak için durup düşünmüyoruz bile. Yalnızca hissettiğimiz gibi yaşıyoruz. Aslında işin çarpıcı kısmı, en rasyonel görünen kararlarımızın bile temelinde duygular yatıyor.

Evrimsel olarak kendimizi, en gelişmiş ve kompleks canlılar olarak görerek böbürlensek de aslında gerçekte tüm modern duygularımız; mutlu, üzgün, korkmuş/şaşırmış ve sinirli olmak üzere 4 temel duygudan kaynaklanmaktadır. Bu duygular, bizlerin her türlü zorluğa karşı hayatta kalmamızı sağlıyorlar. Aslında medyada nelerin sattığına odaklanarak bu durumu kanıtlayabiliriz.

Mutlu Haber = Çok Paylaşım

Medyadaki klasik “Kanıyorsa, işe yarar” anlayışı, dijital medya için geçerli değildir. Televizyondaki şiddet içerikli bir yayın, yalnızca dikkatiniz çekmeye odaklanırken gerçekten ne hissettiğinizle ilgilenmez. Ancak arkadaşınıza attığınız Instagram hikayesinde durum farklıdır.  Yapılan araştırmalarda olumlu haberlerin olumsuz haberlerden çok daha fazla paylaşıldığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bu anlamda pazarlamacıların, markaları için olumlu duygular yaratacak içerikleri oluşturmaları gerekmektedir. Örneğin, finansal hizmetler veren bir işletmeniz varsa, borsadaki ani artışlar konusunda flaş haber paylaşmanız muhtemelen büyük reaksiyonlara yol açacaktır.

Üzgün Haber = Çok Tıklama 

Paylaşımı bir kenara bırakırsa, konvansiyonel medyanın anahtar mottosu “Kanıyorsa, işe yarar”ın ilgi çekme konusunda başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Yapılan araştırmalarda, olumsuz çağrışımlara yol açan kelimeleri insanların daha çok tıklamaya meyilli oldukları görülmüştür. Aslında, asla ya da en kötüsü gibi olumsuz üstünlüğe sahip kalıpların, hiç bir üstünlüğü olmayan kalıplardan %30 oranında daha iyi çalıştıkları sonucuna ulaşılmıştır. Peki ya her zaman ya da en iyi gibi olumlu üstünlükler ifade eden kalıplar ne olacak?

Yapılan araştırmada, olumsuz üstünlük kalıpların tıkama oranları bakımından, olumlu kalıplardan %63 oranında daha başarılı oldukları görülmüştür. Kısacası, olumsuz haberler daha çok tıklanır ve okunur ancak olumlu haberler daha çok paylaşılır diyebiliriz.

Peki Pazarlamacılar Bu Avantajı Nasıl Kullanabilir?

1- Başlıklara Dikkat Çek

BuzzSumo, 2016 yılında milyonlarca viral makaleyi incelemiş ve bir başlıkta “aşk” kelimesini içermenin sosyal katılım ve paylaşımlar üzerinde büyük bir etkisi olabileceğini bulmuştur. Bu yüzden, pazarlamacıların içinde aşk geçen paylaşımlara yönelmesi gerekiyor.

2- Biraz Mizah Ekle

İnsanlar sadece eğlenceli içerikleri paylaşmaktan hoşlanmazlar, aynı zamanda internette takip ettikleri kişi ve markalarla kendi mizah anlayışlarını da genişletmek isterler. Bu yüzden pazarlamacıların insanları içerikleriyle güldürmeleri gerek.

3- Vay! Etkisi Yarat

İnsanların merak duygusunu, “Vay!” Diyecek bir şeyle değiştirmek gerek. Beklenmedik veya gizemli bir şey, bir merak duygusu uyandırır ve insanların içeriklere tıklamak istemesine yol açar. Pek yakında, kısa bir süre sonra gibi merak duygusuna hitap edecek paylaşımlar yapmak, dikkat çekmek konusunda işe yarar.  Tabii, bu noktada click bait etkisi yaratacak spam içerikler üretmekten de uzak durmak gerekir.

Duyguları Kullanarak Satışları Artırmak Mümkün 

Kendimizi ne kadar akıllı olarak düşünsek de ilkel dürtülerimizin kölesi olarak yaşıyoruz. Örneğin; karnımız acıkıyor ve yemek yiyoruz. Yorgun hissediyor ve uyuyoruz. Tatlı, tüylü ve sevimli bir hayvan gördüğümüzde, onu sıkmak istiyoruz. Aslında bu durum, görüntülerin hormonları ele geçirme ve kontrol edilemeyen duyguları ortaya çıkarma gücünü göstermektedir. Tüm bunlar, temel iç güdülerimizin pazarlamacılar tarafından nasıl kullanıldığına dikkat çekiyor.

Karar verme ve dönüşümlerde rol oynama rolünü test etmek için, UCLA ve George Washington Üniversitesi tarafından yapılan bir deney, reklamlara bakarken tüketicilerin beyin faaliyetlerini izlemiştir. Bazıları, örneğin “Bu Bilgisayarda 16 Gigabayt RAM vardır” gibi ürünün arkasındaki sayıları ve rakamları, diğerleri ise daha belirsiz, ürünle ilgisi olmayan eğlenceli veya seksi sahneler içeriyordu. Sonuçlar düşündüğünüz gibi geri döndü: Gerçekleri ve rakamları olan reklamlar, beynin karar verme alanlarında daha yüksek aktiviteye neden oldu.

Harika, değil mi? – Yanlış.

Başka bir deyişle gerçekler ve rakamlar, aslında satın almayı engelleyen beyin alanlarını uyararak satın alma dürtüsünü kontrol ediyor. Yani, insanların ürününüzü satın almasını istiyorsanız eğlenceli bir şekilde potansiyelinizi göstererek ve kafalarında duygusal bir tepki yaratarak, satın alma olasılıklarını artırırsınız.

Tüm bunların ötesinde, bilim her ne kadar, biz insanların duygularıyla hareket eden çaresiz varlıklar olduğumuzu kanıtlasa da hepimiz, günün sonunda markaların her şeyi cebimizdeki parayı almak için yaptığının farkındayız. Ancak görünen o ki; daha mutlu, iyi, gururlu ve istediğimiz gibi hissettirdikleri sürece bu yalanın peşinden koşmaya da fazlasıyla razıyız!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Hangi Şirketler Bitcoin Kabul Ediyor?

2017 yılı kripto paranın ve özellikle Bitcoin‘in yükselişe geçtiği yıl olarak . Bitcoin, kurulduğu günden bu yana yavaşça yükselirken, 2017 yılı değeri yaklaşık 1.000$ ‘dan neredeyse 20.000$’ a çıkmıştı. Fakat aynı zamanda Bitcoin üzerindeki şüpheler de artmıştı. 

Kripto para birimleri ilk yıllarında çok fazla tepkiyle karşı karşıya kalsa da, bugün neredeyse herkes Bitcoin sahibi olmaya çalışıyor. Tabii ki bazı ülkeler Bitcoin’i hala reddediyorlar ama büyük bir çoğunluğu kabul etmiş durumda. Bitcoin, yüzlerce ülkede büyük markaların kullandığı geleceğin ödeme yöntemiyle internette belirsiz bir para birimi olmaktan çıktı.

Artık Shopify, Subway ve Tesla gibi şirketler Bitcoin ödemelerini tamamen kabul ettiler ve bunlardan herhangi bir ürün veya hizmet için Bitcoin ile ödeme yapabiliyor. Bununla birlikte, bir şirket Bitcoin’i desteklemese bile, en iyi ürünlerini satın almak için bazı yaratıcı yollar vardır. Örneğin, Gyft.com, Bitcoin ile Nike ayakkabı satın almanıza yardımcı olurken, Expedia bu tamamen benimsedi. 

Eğer hangi şirketlerin Bitcoin kabul ettiğini merak ediyorsanız aşağıdaki tabloyu inceleyebilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link