Yorgun Olduğunuz Zamanlarda Kendinizi Motive Etmenin Yolları-2

Çok yorgun olduğumuz zamanlarda belki de yapacağımız en zor şey kendimizi motive etmektir. Bundan bir önceki yazımızda to-do list, yapacağınız şeylerden en azından aileniz ya da arkadaşlarınızdan bir kaç kişinin bilmesi gibi küçük önerilerle kendinizi motive etmeye başlayabilirsiniz. Yazının ilk kısmını okumayanları buraya alalım ve biz kendimizi motive etmemizi sağlayacak diğer yollara odaklanalım.

Çalışma Ortamınızı Değiştirin!

Çalışma ortamınızın üretkenlik ve motivasyonunuzu temelden etkilediğini biliyormuydunuz? Çünkü beynimiz otomatik olarak yatakta yatılır, koltukta dinlenilir gibi komutlara odaklanmış oluyor. Bu sebeple eğer çalıştığınız ortamda dikkatiniz dağılıyorsa başka bir yere gidin. Yapmanız gereken ya da gün içinde halletmeniz gereken çok öenmli bir şey varsa olduğunuz mekandan uzaklaşıp sizi kimselerin rahatsız edemeyeceği bir yere tabiri caizse kapatabilirsiniz. Ortam gürültüsünden uzaklaşmış, dış uyaranların etkisini elinizden geldiğince soyutlamış olduğunuz için üretkenliğiniz artmış olacak.

Ne derler bilirsiniz tebdil-i mekanda ferahlık vardır.

Müzik Dinleyin

Müziğin motivasyon üzerinde ki mucizevi etkisini en az bir kere yaşamışsınızdır. Şöyle düşünün insanların müzik eşiliğinde spor yapmasının bir nedeni olmalı değil mi? Müzik enerji verir.

Müzik dinlerken sadece duygusal tepkiler değil, aynı zamanda fiziksel tepkilder de veriyoruz.

Müzik hızlandığı zaman yaptığınız aktivitenin de hızlandığını bununla beraber kalp atışlarınızın da hızlandığını fark etmediniz mi?

surekli-yorgunluk-hissi-neden-olur

Kendinizi yorgun hissettiğiniz de ya da sıkıldığınızda giden enerjinizin yerine gelmesi için müzik dinlemek yapabileceğiniz en güzel şeylerden birisi. Müzik sadece sizi işinize tekrar odaklamakla kalmıyor aynı zamanda beyninizde ki olumsuz düşüncelere de odaklanmamanızı sağlıyor.

Sadece yaptığınız işe odaklanmanızı sağlamakla da kalmıyor müzüik, hava kötüyken neşeli bir şarkı dinlediğiniz de modunuzu da yükseltiyor mesela.

Hep atasözleriyle gittik ama olsun zaten aklınıza gelmiştir “Müzik ruhun gıdasıdır.” atalar haklı.

Birşeyler Atıştırın!

Yemek yemek hem beynimiz hem de vucudumuzu çalıştıran temel şey. Düşünün öğle yemeğine çıkmadan önce ki son bir saatiniz ile döndükten sonraki bir saatinizin performansı sizce aynı mı? Yemek yemenin performansımız üzerinde direkt etkisi var.

Tabi bahsettiğimiz çekmecenizi bilimum abur cubur ile doldurmanız değil tabi. Sağlıklı atıştırmalık değer önerisi ile piyasa çıkmış bir çok ürün bulunuyor, ayrıca vücudunuzun ihtiyacı olan şekeri meyvelerden de alabiliyorsunuz unutmayın!

Yaklaşık 25 gram glikoz kan dolaşımınızı hızlandırırken size de enerji veriyor. Ancak abur cuburlar sayesinde almanız gerekenden fazla şeker aldığınız durumlarda tam bir çöküş hali başlıyor. Başlarda enerji ile dolduğunuz hissediyorsunuz ancak uzun sürmüyor. Enerjinizle beraber üretkenlik ve motivasyonunuz da da azalmalar yaşanıyor.

Üzülerek belirtiyorum ki kahvenin de enerji seviyeniz üzerinde herhangi bir kalıcı etkisi olmuyor. Kafein etkisi ile ilk anda kendinizi iyi hissetseniz de sonrasında yine bir çöküş yaşayabiliyorsunuz.

Hem bedeninizi hem de ruhunuzu sağlıklı besleyerek kendinizi olumsuz duygulardan arındırdığınızda üretkenlik seviyenizin arttığını göreceksiniz.

Arada bir gülümsemeyi unutmayın!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2014'te Uluslararası İlişkiler lisansını birincilikle bitiren Burcu, global tecrübesine katkılarını 4 aylık ABD macerası ile perçinlemiştir Yazmayı düşünmeyi sorgulamayı ve üretmeyi hayatında tepelere koyar. Şimdilerde İstanbul Üniversitesi'nde Pazarlama tezli yüksek lisans programında öğrenimini sürdüren Burcu'nun ilgi alanları arasında girişimcilik, seyahat, markalar ve en büyük tutkusu olan California var!

Bir Cevap Yazın

Yaratıcılık ve Yeni Fikirler için Mutlaka Değerlendirmeniz Gereken 3 Tavsiye

Yazılar yazıyoruz, raporlar hazırlıyoruz ödev yapıyoruz. Hayatının içinden ‘yazmak’ eylemi geçen herkes bir şekilde yeni fikirlerle beraber uyanmayı alışkanlık haline getirmeli.

Yazdığımız şeyin esinlendiğimiz kaynaklar, okuduğumuz kitaplar izlediğimiz filmler ve gün boyunca maruz kaldığımız binlerce şey olabiliyor. Sürekli bir çok bilgiye maruz kalıp dikkat dağınıklığı yaşadığımız bu günlerde fikir geliştirebilmemiz için yapabileceklerimiz:

Modern medya ve getirdikleri

social-media-apps

Modern meyda kelimenin tam anlamıyla hayatımıza boşluk bırakmayacak şekilde entegre olmuş durumda. Gün boyunca sıklıkla yeni şeyler öğreniyoruz artık bir şeyler öğrenmek için yaptığımız araştırmalar günlerimizi değil dakikalarımızı alıyor. Ancak bu kaynaklardan aldığımız bilgilerin güvenilir kaynaklardan derlenip derlenmediği oldukça önemli bir konu. Mutlaka edindiğiniz bilgilerin doğrulukları konusunda bilinçli olmalısınız.

Çünkü hiç bir zaman bilgi kuraklığı olmaz önemli olan o bilgilerin güvenilirliklerinden emin olup yeni fikirlerle yaşatabilmektir.

Araştır, Oku ve Derle! Sadece tek bir kaynağa kısılı kalamayacağımız bir çağdayız hepsini oku, her kaynaktan bilgilen ve sonra onları derle ve ihtiyacın olanı analiz et. Bilginin özünü bulmak yaratıcı fikirlerin gelmesinden hemen öncesidir.

Yeni Fikirler Beklemediğiniz Yerden mi Gelir?

man having great business ideas

Bazen yanınızdaki insanlar size öyle bir bakış açısı sunar ki şaşar kalırsınız. Fikirler sizinle beraber sokakta yürüyor, otobüste seyahat ediyor vapura binip martılara simit atıyor olabilir. Kulaklıklar çıkarın yeter, iletişmek eylem olarak ne güzeldir!

Bir yazar aklımıza gelebilecek her an çalışmalıdır. Not defterinizi yanınızdan ayırmayın mesela, notlar alın, sonra onları okuyun düşünün ve tekrar düşünün.

“Breakthrough Advertising” kitabının yazarı Eugene Schwartz bir müşterisi ile oturup 4 saat bir ürün hakkında konuşmaya başlamış, sadece dinleyip notlar alan Schwartz o günün gecesinde Manhattan’a gitmek için hazırlanan eşini beklerken oturup o ürünün tüm reklam metnini yazmış.

Reklam metninin %70’inin müşterinin kendi sözlerinden oluştuğunu da söylemeden geçmeyelim.

Bazen yapmamız gereken sadece dinlemektir. Az konuşup, çok dinlemek..

“You don’t have to have great ideas if you can hear great ideas.”

Schwartz

Sir John Hegarty ise kulaklıkları çıkarmak konusunda şunları söyler.

“Her tarafımızda ilham kaynaklarımız var Gördüğümüz duyduğumuz, dokunduğumuz, tattığımız ve kokladığımız her şey. Farkında olmasak ble, yeni fikirler şekillendirmemize yardımcı olurlar.”

Dolayısıyla size ulaşan ilham miktarını niye azaltıyorsunuz ki?

Niçin kulaklık takıyorsunuz?

kulaklık

Unutmayın ilham kaynakları olmadığı sürece yaratıclık kurur ve kendimizi tekrarlamaya başlarız.

Dünya sürekli bir ilham kaynağı olabilir başarılı bir yaratıcı dünyanın tüm gariplikleri, terslikleri ve harikalarına hayran olmalıdır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Her 13 Dakikada Bir Telefonumuza Baktığımızı Biliyor Muydunuz?

Deloitte’un raporuna göre Türkiye’deki mobil kullanıcılar günde ortalama 78 kez, yani her 13 dakikada bir cep telefonu ekranına bakmaktan kendini alamıyor. 2015 yılında günde 70 kez olan bu sayının ciddi yükselişine ek olarak akıllı telefon erişimimiz de %92’ye yükselmiş durumda. Türkiye’deki kullanıcıların %66’sı telefonlarını gereğinden daha fazla kullandıklarını kabul ediyor ve bu kesimin %50’si mobil telefon kullanım sürelerini sınırlamaya çalıştığını ifade ediyor.

Deloitte tarafından 2011 yılından bu yana yapılan ‘Global Mobil Kullanıcı Araştırması’ yayınlandı. 6 kıtada gerçekleştirilen araştırmaya Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 33 ülkeden 53 bin 150 kişi katılım gösterdi. Tüketicilere ve bu alanda hizmet veren şirketlere mobil cihaz kullanımının geldiği nokta hakkında önemli veriler sunan araştırma; Cihaz Sahipliği, Cihaz Kullanımı, Erişim Tercihleri ve Teknoloji Farkındalığı olarak 4 ana başlığı ele aldı.

Deloitte Türkiye Teknoloji, Medya ve Telekomünikasyon Endüstrisi Lideri Tolga Yaveroğlu, konuya ilişkin: “Gittikçe dijitalleşen günlük hayatımızı artan bir oranda mobil cihazlarımızla yönetiyoruz. Örneğin sabahları yüzünü bile yıkamadan telefonuna bakanların oranının %28’e yükselmiş olması, mobilite kavramının çok kısa bir zaman içinde bizleri ne kadar etkilediğini kanıtlar nitelikte… Global Mobil Kullanıcı Araştırması ile bu yıl bir kez daha mobil teknolojilerinin hayatımızdaki yerini ve etkilerini yakından inceleme fırsatı bulduk. Hem Türkiye hem de Avrupa verilerinin yer aldığı raporumuzda çeşitli karşılaştırmalara ve gelecek beklentilerine yer verdik” dedi.

Araştırma sonuçlarına göre tablet, bilgisayar, akıllı saat gibi diğer cihazlar ile kıyaslandığında, akıllı telefonların artık vazgeçilmez ürün statüsüne eriştiğini; tüm coğrafya, yaş ve gelir gruplarında benzer oranlarda kullanıldığını görülüyor. Türkiye’den araştırmaya katılan 1005 kişinin %92’si akıllı telefona erişimi olduklarını belirtirken, bu sayı geçtiğimiz araştırmada %86 olarak ortaya çıkmıştı. Akıllı telefonlardaki yadsınamaz yükselişini ise %81’i dizüstü bilgisayar, %63’ü de tablet takip ediyor. 2015 yılı verileri ile karşılaştırıldığında, penetrasyon artışı en fazla akıllı saatlerde yaşanıyor.

Bağımlılık derecesinde cihaz kullanımı: Telefonlarımızla uyuyoruz…

Araştırma, tüketicilerin bir cihazı kullanırken elde ettikleri fayda arttıkça, o cihazı kullanma sıklığı artıyor ve cihazın daha kısa bir sürede yenilenme ve o cihaz üzerine daha çok harcama yapılma olasılığı da aynı doğrultuda artış gösterdiğini ortaya koyuyor.

Kullanıcıların gün içerisinde akıllı telefonlarına bakma sayısında Türkiye, ortalama 78 defa ile Avrupa ortalamasının (48) 1.5 katını aşıyor. İki sene önce gerçekleştirdiğimiz çalışmanın sonuçlarına göre bu süre 2 dakika kadar azalarak, uyanık kalınan zaman zarfında yaklaşık her 13 dakikada bir telefon ekranına baktığımız anlamına geliyor ki bu durum telefonlarımıza gittikçe daha bağımlı bir hale geldiğimizin de bir göstergesi…

Akıllı telefon bağımlılığında Avrupa’nın önüne geçen Türkiye’de uyandıktan sonraki ilk 15 dakika içerisinde telefona bakma oranı %79 iken, aynı oran Avrupa için %62 seviyesinde gözlemleniyor. Benzer biçimde yatmadan önceki son 15 dakika içerisinde telefona bakma oranı Avrupa’da %53 iken aynı oran Türkiye için %72 seviyelerine ulaşıyor.

Türkiye’deki kullanıcıların %85’i ise uyku için ayrılan zaman içinde bir şekilde telefonlarını kullandıklarını belirtirken, kullanım nedenleri arasında %51 ile saate bakmak, %46’ ile sosyal medya bildirimlerini kontrol etmek ve %33 ile anlık mesaj/SMS uygulamalarının kullanılması ilk üçte yer alıyor.

Türkiye’de mobil kullanıcıların %66’sı telefonlarını gereğinden daha fazla kullandıklarını kabul ederken, yarısı mobil telefon kullanım sürelerini sınırlamaya çalıştığını ifade ediyor. Akıllı telefon kullanımını sınırlamaya çalışan kesimin ise ancak yarısı başarılı olduğunu söylüyor. Ancak başkası telefonu ile görüşme halindeyken cepte ya da çantada bırakmak (%39), veri erişimini (%35) ve ses bildirimlerini kapatmak (%34) gibi yöntemlerin öne çıktığı bu süreçte, deneyenlerin sadece yarısı, bu konuda başarılı olduğunu belirtiyor.

Yarıdan fazlamız kullandığımız telefonu 2018 içinde değiştirmeyi planlıyoruz

Araştırmada öne çıkan bir diğer dikkat çekici sonuç ise ülke olarak telefon değiştirme oranlarımız… Sahip olduğu telefonu son 18 ay içinde değiştirmiş olduğunu belirtenlerin oranı %64 olmakla birlikte, gelecek 12 ay içinde telefonunu değiştirmeyi düşünenlerin oranı ise %56… Avrupa’da ise bu oranlar sırasıyla %61 ve %36 olarak ortaya çıkıyor ve gelecek yıl içinde telefonunu değiştirmeyi düşünenlerin oranında Türkiye ve Avrupa arasında ciddi fark gözlemleniyor.

Akıllı telefon: Tüketici elektroniğinden hızlı tüketime…

Ödeme seçeneklerinin (aylık ücretlendirme vb.) yaygınlaşması ile erişilebilirliğin artması, telefonun bazı kullanıcılar tarafından statü sembolü olarak görülmesi gibi sebeplerden ötürü telefonun yaşından bağımsız olarak kullanıcılar telefonlarını değiştirmek istiyor. Böylece, telefonların artık tüketici elektroniği ürünlerinden çok hızlı tüketim ürünleri gibi alışveriş yapıldığı gözlemleniyor.

Türkiye’deki kullanıcıların yarısından fazlası, bozuk donanım, telefonun yavaşlaması, ekranın kırılması veya bataryanın zayıflaması durumlarında mevcut cihazlarını kesinlikle değiştireceğini belirtiyor. Hem Türkiye’de hem de Avrupa genelinde telefon değişimi konusunda donanım kaynaklı sorunlar ön plana çıkmakla birlikte, Türk kullanıcılar bu sorunlar karşısında telefonlarını değiştirmeye Avrupa’dan daha fazla meyilli…

Mağazadan olsun, yeni olsun, bizim olsun!

Ankete katılan kullanıcılardan %88’i mevcut telefonlarını yeni/kullanılmamış satın aldıklarını belirtirken satın alma kanalları Türkiye ve Avrupa’da farklılık gösteriyor. Türkiye’de kullanıcıların %58’i mevcut telefonlarını mağazadan alırken, sadece %16’sı online kanalları kullandığını belirtiyor. Avrupa’da ise mağazadan alma oranı %42 iken online satın alma oranı %30 olarak dikkat çekiyor. Bu farkın en büyük nedenlerinden biri mevcut düzenlemeler nedeniyle Türkiye’de kredi kartı ile taksitli cep telefonu satışı yapılamaması ve mobil abonelikler için kimlik doğrulama ve ıslak imza zorunluluğu bulunmasıdır. BTK, 28 Ekim 2017 tarihinde yayınladığı yönetmelikle, elektronik haberleşmede abonelik sözleşmelerinin artık dijital ortamda yapılmasını sağlayacak bir düzenleme yaptı. Bu düzenlemenin dijital deneyimin yaygınlaşmasına fayda sağlayacağı öngörülmekle birlikte, elektronik de olsa yerinde imza gerekliliği uygulaması devam ettiği sürece dijital kanallardan mobil abonelik işlemlerinin yaygınlaşması beklenmemektedir.

Anlık mesajlaşma, telefonla konuşmanın önüne geçti…

Cep telefonunda bulunan haberleşme uygulamaları kırılımında incelendiğinde Facebook ve sahibi olduğu uygulamaların (WhatsApp, Facebook Messenger, Instagram) e-posta ile birlikte en sık kullanılan uygulamalar olduğu ortaya çıkıyor. Bu uygulamaları saatte en az 1 kere kullandığını belirten kullanıcılar incelendiğinde ise WhatsApp %56 ile birincilik koltuğuna otururken, Facebook %37 ile ikinci, Instagram %34 ile üçüncü sırada yer alıyor.

Avrupalılara kıyasla mobil operatörlerimizden daha memnunuz

Anket kapsamında yapılan Net Promoter Skoru (NPS) ölçümlemesine göre, Türkiye’deki mobil kullanıcıların diğer Avrupa ülkelerine oranla mobil operatörlerinden daha yüksek oranda memnun olduğu ve tanıdıklarına tavsiye eder nitelikte gözüktüğü ortaya çıkmıştır. Ölçüm yapılan Avrupa ülkelerinde en yüksek NPS puanları Türkiye ve Rusya’da kaydedilirken, mobil operatörlerinden en mutsuz kullanıcıların İspanya ve İrlanda’da yer aldığı dikkat çekmektedir.

Raporda öne çıkan diğer sonuçlar ise kısaca şöyle;

  • Katılımcıların eski telefonlarını nasıl değerlendirdiği incelendiğinde Türkiye’nin %25’lik el değiştirme oranıyla, Avrupa’nın (%12) önünde olduğu görülüyor. Eski cep telefonunu yedek olarak saklama oranında ise %20 ile Türkiye, Avrupa’nın gerisinde yer alıyor. El değiştirmeyen telefonlar dikkate alındığında Türkiye’de %35 oranla bir aile ferdine/arkadaşına verme ön plana çıkarken, Avrupa’da katılımcılar %40 oranla eski telefonlarını yedek olarak sakladıklarını ifade ediyor.
  • Türkiye’de kullanıcıların telefonunda ortalama (telefon ile birlikte yüklü gelenler haricinde) 17 uygulama bulunmakta iken bu ortalama Avrupa’da 24…
  • Her üç kişiden ikisi, günde en az bir kez WhatsApp ve Facebook Messenger gibi anlık mesajlaşma ağlarında paylaşılan videoları izliyor.
  • İçerik üretimi açısından değerlendirdiğimizde, kullanıcıların akıllı telefonları ile günlük olarak en sık fotoğraf çektiği (%54), anlık mesajlaşma uygulamalarında fotoğraf (%52) ve video (%45) paylaştığı görülüyor.
  • Finansal işlemler içerisinde, banka bakiyesi kontrol etme; online alışveriş kategorisinde ise ürün/hizmet araştırması en popüler aktiviteler olarak yer alıyor.
  • 2015 yılında kullanıcıların sadece %32’sı alışveriş sitelerine göz atmak için diğer cihazlar (laptop, desktop, tablet, vb) yerine akıllı telefonlarını kullanırken, bu oran bu sene %46 olarak yükselişe geçiyor.
  • Kullanıcıların yaşı arttıkça tercih ettiği kotanın arttığı gözlemleniyor. 18-24 yaş grubunda 3-5 GB aralığını tercih etme oranı %35 olarak karşımıza çıkıyor. Bu oran 25-34 yaş grubu için %31 ve 35-44 yaş grubu için ise %28 olarak gerçekleştiği görülüyor. 45-50 yaş grubunda ise en çok 5-10 GB’lık kota tercih ediliyor.
  • Türkiye’deki kullanıcıların akıllı telefonların en çok yol tarifi özelliğinin farkında olduğu ve en çok da bu özelliği kullandıkları gözlemlenirken, ikinci sırada yazı tahmini ve üçüncü sırada sesle arama yer alıyor.
  • Türkiye’de akıllı telefonların özellikleri hakkında kadınların erkeklere göre daha yüksek farkındalığının olduğu ve bu özellikleri daha çok kullandığı görülüyor.
  • Türkiye’deki katılımcılar, %69 oranında kişisel bilgilerinin şirketler tarafından kullanıldığını, %63 oranında ise kişisel bilgilerinin 3. taraflarla paylaşıldığını düşünüyor… Ancak yine de her üç kullanıcıdan biri kullanım şartları ve koşullarını okumadan kabul ediyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link