Türkiye’nin 5 Kuşağına Bakış; “Telgraftan Tablete”

Kuşak Araştırmacısı Evrim Kuran’ın Türkiye’nin 5 kuşağına bakışını tüm ayrıntılarıyla gözler önüne serdiği kitabı Telgraftan Tablete yayınlandı.  

Türkiye’de yaptığı kuşak araştırmalarıyla dikkat çeken ve bu konuda ilklere imza atan Evrim Kuran ilk kitabı Telgraftan Tabletede 5 kuşağın karakteristik özelliklerini o döneme damga vuran insanlar, olaylar ve kendi soyağacını temsil eden kişilerin anılarıyla birlikte sunuyor. Bir kuşağı anlamanın suya atılan taş gibi, etkisi dalga dalga büyüyen, yaşama, geçmişe ve geleceğe dair müthiş bir kavrayış sağladığını belirten Evrim Kuran, etkileyici ve akıcı bir anlatımla kitabını okuyucularla buluşturuyor.  

Telgraftan Tablete her kuşağı yakından inceliyor ve her kuşağın ardından gelen bir sonraki kuşağa belirgin bıraktığı sosyal mirası tüm ayrıntılarıyla gözler önüne seriyor. Sessiz Kuşak (1927 – 1945), Bebek Bombardımanı Kuşağı (1945 – 1964), X (1965-1979),  Y (1980-1999) ve Z Kuşağı (2000 – …) hakkında tüm merak edilenler Telgraftan Tablete’de yer alıyor.  

Geçmişi anlamanın geleceği öngörme aracı olduğunu belirten Kuşak Araştırmacısı Evrim Kuran: “Jenerasyon çalışmanın insanı getirdiği en şahane düzlem nedir diye soracak olursanız tereddütsüz şöyle söylerim: Bir kuşağı anlamak, bir dönemi anlamaktır. Bir dönemi anladığınızda ise paradigmanın kıskacına sıkışmaktan kurtulursunuz. Ve sizin gibi olmayanları kendinize ait yargılarla değil, onlara ait gerçeklerle görmeniz mümkün olur. Bu mümkün olduğunda ise dönüşürsünüz. İşte ya da evde… Bir şirket olarak ya da bir birey olarak. İlk kitabım Telgraftan Tablete’de Türkiye’nin yaşayan beş kuşağını, pek çok alan araştırmasının yanı sıra kişisel hikâyelerim üzerinden de anlatmaya çalıştım. Kuşak meselesine bir de buradan bakarak, ninelerimizi ve dedelerimizi anlayacağımızı, kızlarımızla ve oğullarımızla anlaşacağımızı düşündüm. Çünkü sevmek anlamaktır.” dedi.  

Evrim Kuran Kimdir?

Hacettepe Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı ve Sabancı Üniversitesi’nde Executive MBA bölümlerinde öğrenim görmüştür. 2006 yılından bu yana kurucu ortağı olduğu Dinamo Danışmanlık’ta kuşak araştırmaları ve işveren markası çalışmaları yapmaktadır.

Bankacılık, enerji, hızlı tüketim, ilaç, eğitim, otomotiv, perakende, teknoloji gibi çeşitli sektörlerde pek çok ulusal ve global markanın işveren markası danışmanlığını yapmaktadır. İşveren markası alanında dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık şirketi Universum’un Orta Doğu Direktörlüğünü de sürdürmekte olan Evrim Kuran, ayrıca CultureTalk Arketip Araştırma Sistemi onaylı uygulayıcısıdır. Kuran, 2013 yılından bu yana bölgenin en kapsamlı işveren markası konferanslarından People Make the Brand’in yaratıcısı ve küratörüdür.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Ticaret Bakanlığı’ndan “Yerli Üretim” Açıklaması

Ticaret Bakanlığı: “Sermayesi yabancı olmakla birlikte Türkiye’de yatırım yapan ve katma değer üreten firmalar tarafından Türkiye’de üretilen ve satışa sunulan her tür mal için fiyat etiketlerinde ‘Yerli Üretim’ logosu kullanılması zorunluluğu bulunmaktadır. Yurt dışından ithal edilen ve Türkiye’de sadece ambalajlanarak piyasaya arz edilen ürünler yerli üretim olarak kabul edilmeyecek” açıklamasında bulundu.

Yerli üretim logosu konusunda kafamız biraz karışmış olacak ki Coca-Cola, ithal muz gibi ürünlere yerli üretim logosu koyulduğu sosyal medyada paylaşıyordu. Yanlış anlaşılmalardan sonra Ticaret Bakanlığı’ndan konuyla ilgili açıklama geldi.

Ticaret Bakanlığınca, sermayesi yabancı olmakla birlikte Türkiye’de yatırım yapan ve katma değer üreten firmaların ürünleri için fiyat etiketlerinde “Yerli Üretim” logosu kullanılmasının zorunlu olduğu belirtilerek, ithal edilen ve Türkiye’de sadece ambalajlanarak piyasaya arz edilen ürünlerin ise bu kapsamda kabul edilmeyeceği bildirildi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, 3 Ekim itibarıyla yürürlüğe giren düzenlemeyle Fiyat Etiketi Yönetmeliği’nde değişikliğe gidilerek, etiket ve listelerde bulunması zorunlu bilgilere “malın satış fiyatı ve birim fiyatının uygulanmaya başladığı tarih” ile “üretim yeri Türkiye olan mallar için, Bakanlıkça tespit ve ilan edilen şekil, logo veya işaret” hususlarının eklendiği hatırlatıldı.

Bu doğrultuda tüketicilere yönelik mal satışlarında, ürünün Türkiye’de üretildiğini göstermek üzere tüketicilerin dikkatini ilk bakışta çekecek nitelikte “Yerli Üretim” logosu hazırlandığına işaret edilen açıklamada, bu logonun mevzuata uygun olarak kullanılmasında malın üretim yerinin tespitinin büyük önem taşıdığı vurgulandı.

Açıklamada, “Yerli Üretim” logosunun perakende satışa konu hangi malların etiketleri üzerine yerleştirileceği hususu ile logonun kullanımına ilişkin usul ve esasların Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan “Fiyat Etiketinde Yerli Üretim Logosu Kullanımına İlişkin Tebliğ” ile belirlendiğine dikkati çekilerek, şu ifadelere yer verildi:

“Düzenlemeyle Sanayi Sicil Kanunu’nun ilgili maddesinde belirtilen işletmeler tarafından Türkiye’de üretilen malların, Türkiye’de üretilen el ve ev sanatları ürünleri ile Gümrük Kanunu’nun ilgili maddesinde sayılan ürünlerden (sanayi, gıda ve tarımsal ürünler ile madenler gibi) Türkiye’de elde edilen veya üretilen malların ‘yerli üretim’ sayılacağı kabul edilmiştir. Bu doğrultuda yurt dışından ithal edilen ve Türkiye’de sadece ambalajlanarak piyasaya arz edilen ürünler yerli üretim olarak kabul edilmeyecektir. Örneğin Rusya’dan ithal edilen pirincin Türkiye’de sadece ambalajlanarak satışa sunulmasının yerli üretim sayılmayacağı değerlendirilmiştir. Ayrıca, sermayesi yabancı olmakla birlikte Türkiye’de yatırım yapan ve katma değer üreten üreticilerin de yerli sayılacağı göz önünde bulundurularak Türkiye’de elde edilen veya üretilen malların yerli üretim sayılması gerektiği değerlendirilmiştir. Diğer taraftan ‘yerli üretim’ kavramı ile ‘yerli malı’ kavramları farklı olup birbirlerinin yerine kullanılmamaktadır. Zira sermayesi yabancı olmakla birlikte Türkiye’de yatırım yapan ve katma değer üreten firmalar tarafından Türkiye’de üretilen ve satışa sunulan her tür mal için de fiyat etiketlerinde yerli üretim logosu kullanılması zorunluluğu bulunmaktadır.”

Kaynak: hurriyet.com

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Netflix, Türkiye’de Yasaklanırsa Ne Olur?

Uzun zaman konuşulan internete RTÜK denetimi 2018’in Mart ayında oy birliği ile meclisten geçmişti. Herkes bunun ne anlama geldiğini, hangi yayın ve yayıncıların denetleneceğini anlamaya çalışırken geçen hafta sizlerle Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun çıkardığı yeni yönetmelikle televizyonların internet yayınlarını izleyen herkesin kanal tercihlerine kadar bütün kişisel bilgilerine erişim hakkı kazandığını paylaştık. Peki bu ne anlama geliyor? 

Kabul edilen yönetmelik maddesine göre, ücreti karşılığında hizmet veren platform işletmecileri, abonelerine ilişkin her türlü bilgi ve belgeyi RTÜK’e iletmek zorunda. Bu yönetmeliğe göre, RTÜK Netflix, Amazon Prime, BluTV, PuhuTV, Tivibu, Digitürk — Dilediğin Yerde, D-Smart Go, Turkcell TV+, Vodafone TV, FilBox gibi milyonlarca abonesi olan platformların üyelerinin bilgilerine erişim sağlamış olacak.

Tüm bu gelişmeler üzerine pek çok haber sitesi “Netflix Türkiye’de yasaklanacak mı?” başlığı ile Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz’in “İnternete büyük sansür geliyor. Türkiye, Netflix’i yasaklayan ilk ülke olabilir. Şimdi bakalım Netflix ya da Amazon Prime gibi platformlar kendi içeriklerinde buzlama, çiçek koyma gibi talepleri kabul edecek mi?” açıklamasını paylaştı. Bu vesileyle herkesin aklındaki soru bir şekilde gün yüzüne çıkmış oldu diye düşünüyorum; Netflix Türkiye’de yasaklanacak mı?

İçinde bulunduğumuz şu koşullarda ne zaman ne olacağı hiç belli olmaz. Jale Özgentürk’ün “iPhone’ların balyozlarla kırıldığı, Amerikan markalarına karşı toplumdaki tepkilerin arttığı bir dönemde Türkiye’ye girmenin doğru olmayacağı düşünülüyor.” Diye haklı bir gerekçe belirterek kurduğu cümleden yaklaşık 20 gün sonra Amazon’un Türkiye’ye girdiğini düşünürsek, tekrar ediyorum her şey olabilir.

Netflix Türkiye’de yasaklanırsa öncelikle üzülürüz. Biz üzülürüz ama yayıncılık anlamında ciddi anlamda geriye gidileceğini düşünüyorum. Puhu Tv, BluTv gibi platformlar çok kaliteli yerel içerikler üretmeye başlamışken Netflix’in bu sansürlere tepki olarak Türkiye’den çekilmesi veya yasaklanması durumunda bu platformların da önü ciddi anlamda kapanmış olacak.

RTÜK sansürlerinin ne boyutta olacağını henüz bilmiyoruz. Konu hakkında açıklamada bulunan Akdeniz, “Eskiden erişim yasakları içerikle ilgiliydi. Bir siteye ya da URL’ye neden, kimin talebiyle erişim yasağı getirildiğini öğrenebiliyorduk. Şimdi mahkeme, (video yayını yapan haber kuruluşları da) dahil bazı sitelere lisansı olmadığı gerekçesiyle erişimi durdurabilir” demişti.

Geçen günlerde Netflix’in bir animasyon içeriğinde sigaranın sansürlendiği ile ilgili iddialar medyada yer bulmuşken Netflix’ten bunun doğru olmadığına yönelik açıklama yüreklere su serpmişti. Ancak ilerleyen zamanlarda sansür uygulamalarını yavaş yavaş görmeye başlar ve yönetmelikte ne denmek istediğini anlarız diye düşünüyorum.

Netflix’in küresel çapta abone sayısı 130 milyonu geçmişti. Netflix aboneliğinin en ucuz olduğu ülke ise Türkiye. Şu ana kadar Netflix’in Türkiye’den beklediği getiriyi alamadığı yönünde duyumlar aldık ancak Türkiye’den yerel içerikleri de yavaş yavaş bünyesine katmaya başlayan Netflix’in Türkiye için daha çok planı var gibi duruyor. 2016’da Türkiye’ye girdiğinden beri reklam ve iletişim çalışmalarını da çok başarılı bir şekilde yürüten Netflix, Türkiye’nin gönlünü yavaş yavaş fethederken yasaklanırsa hem Netflix hem de Türkiye adına büyük kayıplar yaşanacağını düşünüyorum. Netflix bunca emeğinin meyvesini henüz toplayamamış olacakken Türkiye de Netflix’e henüz doyamamış hatta hevesi kursağında kalmış olacak. Daha da önemlisi televizyonda izin verilen (dayatılan) ölçüde yayın izlemeyi insanlara zorla kabul ettirmek artık çok zor. Bu durum Netflix’i yasaklamak kadar basit bir durum olmaz ve çok daha büyük sonuçları olur…

Siz ne düşünüyorsunuz, Türkiye Netflix’i yasaklayan ilk ülke olabilir mi?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?