Spotify Açıkladı: İstanbul’da Hangi Semtte Ne Dinleniyor?

Spotify, İstanbul’un bilenen semtlerinde müziğin nabzını ölçtü. Ocak ayının ilk yarısındaki dinlenme verilerine göre oluşturulan TOP 3 listelerine göre, her semt kendi müzik ruhunu yansıtıyor. Çocuklarını müzikten mahrum etmeyen ve uykuyu müzikle birleştiren kullanıcılar da Spotify’ı tercih ediyor. Kadıköy, Cihangir, Nişantaşı, Cihangir ve Bebek gibi semtlerde, çocukların uykuya dalmalarını kolaylaştıran pek çok şarkı, listelerde ilk sıralarda yer alıyor.

Spotify’ın Ocak ayının ilk yarısını kapsayan ve İstanbul semtlerinin müzik ruhunu ortaya koyan verilerine göre, Avrupa Yakası’nın sevilen sahil semtlerinden Arnavutköy’de pop, rock ve hip hop rüzgarı bir arada esiyor. Öyle ki yeni albümü ile 2017’ye damgasını vuran Sezen Aksu’nun hicivli şarkısı “Manifesto” Arnavutköy’de en çok dinlenen şarkı olarak ilk sırada yer alıyor. İkinci sırayı, rock grubu Linkin Park’ın nadir slow şarkılarından biri olan “My December” alırken, üçüncü sırada ise dünya genelinde en çok dinlenen şarkılar listesinde de gördüğümüz Amerikalı hip hop sanatçısı Post Malone ve şarkısı “rockstar” yer alıyor.

Bebek’te Ezhel rüzgarı!

Arnavutköy’de hal böyleyken hemen yanındaki Bebek’te durum bambaşka. Boğaz’ın incisinde ilk sırayı dans ve elektronik müzik alıyor. Boğaz’daki eğlencenin vazgeçilmez adresi Bebek’te Dennis Lloyd’un tempolu dans şarkısı “Nevermind”, listenin başında yer alırken, rap müziğin Türkiye’de yükselen ismi Ezhel ise Bebek’te listenin iki ve üçüncü sırasını kimseye kaptırmıyor. Ezhel, “İmkansızım” ve “Geceler” adlı iki şarkısı ile Bebek’te eğlenceye ortak oluyor.

Cihangir’de yaşamın kendisi gibi müzik de alternatif…

İstanbul’da eğlence denince ilk akla gelen semtlerden Beyoğlu’nda ise R&B etkisi sokakları sarmış durumda.Soul Blenders’ın “Blending Soul”u ve Ciara’nın “One, Two Step”i Beyoğlu’nda en çok dinlenen ilk iki şarkı olurken, semtin 3’üncü sıraya yerleşen sürprizi ise Enbe Orkestrası’nın “Hikaye” adlı şarkısı. Beyoğlu’nun sırtını dayadığı Cihangir’de, müzik de semtin kendisi kadar alternatif bir ruha bürünüyor. İlk sırada Barbara Brown’un “Over The Rainbow” adlı çocuklara özel uyku müziği yer alırken, ikinci sırada ambient türünde müzik yapan Hedonutopia’nın “Sarışın Kızıl” adlı şarkısı, üçüncü sırada ise Leonard Cohen’in savaşın kaybettirdiklerine, ölüme dem vurduğu “The Partisan” adlı şarkısı yer alıyor.

Öğrenci semti Beşiktaş’ta rock dinleniyor

Avrupa Yakası’nın masaları her daim dolan, sokaklarından kalabalığı eksik olmayan Beşiktaş semtinde ise öğrenci kültürünün etkisi hakim. Üniversite öğrencilerinin vazgeçilmezi Beşiktaş’ta ilk sırada alternatif bir isim olan John Frusciante’in “The Slaughter”ı yer alırken, gençlerin yeni gözdelerinden genç rock grubu Yüzyüzeyken Konuşuruz’un “Ne Farkeder”i ikinci sıraya yerleşiyor. Efsanevi rock grubu Led Zeppelin’in “Babe, I’m Gonna Leave You” adlı şarkısı ise bir öğrenci klasiği olarak listenin TOP 3’ünü kimseye bırakmıyor.

Etiler’de eğlence, Nişantaşı’nda çocuk şarkıları, Maslak’ta hip-pop ve rap

Gelelim Etiler, Nişantaşı ve Maslak üçgenine. Etiler’de ilk sırayı pop ikonu Lady Gaga’nın “The Cure” adlı şarkısı, üçüncü sırayı ise G-Eazy’nın 2017 tarihli hip hop şarkısı “Him & I” alıyor. Çocuklarını müzikle uyutanlar ve bunun için de en uygun şarkıları Spotify’da bulanlar, Etiler’de çocuk uyku müziği “Träumerei”yi listenin ikinci sırasına taşıyor. Nişantaşı da “My Bonnie Lies over the Ocean” ve “Fış Fış Kayıkçı” ile çocuk şarkılarının en çok dinlendiği semtlerden biri olurken, “Love, Peace and Harmony” ise özellikle enerji, içsel yolculuk alanlarında en çok dinlenen müziklerden biri olarak semt sakinlerinin ruhuna işlemiş ve ilk sıraya yerleşmiş durumda. Maslak’ta alternatif müzikleriyle ön planda olan Two Feet’in “Go Fuck Yourself” şarkısı ilk sırada yer alırken, Gazapizm’in “Heyecanı Yok” ve yine Post Malone’un “rockstar”ı ile hip-hop/rap kültürünün hüküm sürdüğü semtlerden.

Anadolu Yakası’nda Latin, rock ve hip-hop ezgileri

İstanbul’a bir de Anadolu Yakası’ndan bakınca, elbette ilk durak Kadıköy oluyor. Anadolu Yakası’nın can damarı Kadıköy’de ilk sırayı bir çocuk şarkısı olan “Twinkle Twinkle Litte Star” alırken, ikinci sırada ise neofolk janrında kendini duyuran Josh Garrels’ın 2008 tarihli Desert Father adlı şarkısı bulunuyor. Semtin müzik ruhunun üçüncü sırasında ise Türkiye’de yükselen rap müzik yer alıyor. Kadıköy, rap’i son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz Ezhel’den dinlemeyi tercih ediyor. Birkaç senedir dünyada yükseliş trendinde olan Latin müziğin iddialı ismi Camila Cabello “Havana” ile Anadolu Yakası’nın bir diğer semti Caddebostan’da listenin en üst sırasına yerleşiyor. Semt sakinlerinin bir diğer tercihi çocuk uyku müziği “Kedi Gelmiş” olurken, üçüncü sırada ise Japon metal grubu Galneryus’un “Hunting for Your Dream”i yer alıyor.

İstanbul’un semtlerinde Ocak ayının ilk yarısında en çok dinlenen TOP 3 şarkı listelerini aşağıda görebilirsiniz.

Arnavutköy

Bebek

Beyoğlu

Beşiktaş

Caddebostan

Cihangir

Kadıköy

Maslak

Nişantaşı

Etiler

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

1 Comment

  1. Yazıda toplumun diğer sosyal sınıflarının eğilimini de ortaya koyacak semtlerin-ilçelerin istatistikleri olsaydı çok daha çarpıcı olabilirdi.

Bir Cevap Yazın

Haşlanan Kurbağa Olmak Televizyondan Sonra Radyonun da Kaderi Mi?

Kaynar suya atılmasıyla birlikte can havliyle fırlayan kurbağa ile su dolu kabın yavaş yavaş kaynatılmasıyla ölüme mahkum edilen kurbağanın hikayesi hepimizin malumu. Zaman içerisinde yavaş yavaş değişen koşulların kurbağayı ölüme kadar götürdüğü bu durum, her ne kadar bugün yaşadığımız dünyada içinde bulunduğumuz durumla kısmi bir paralellik gösterse de, insanoğlu olarak biz ölmeyi değil bu duruma adapte olmayı seçmişe benziyoruz.

Bugün onlarsız bir hayat düşleyemediğiniz araç ve hizmetlere bir bakın. Instagram, WhatsApp, YouTube, Netflix? Nasıl oldu da 10 yıl önce adını bilmediğimiz, varlığından haberdar olmadığımız bu garip isimler hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline dönüştüler? Sahi biz ne zaman “Cep telefonu olmadan nasıl yaşıyorduk yahu?” demeye başladık. İçinde bulunduğunuz suyun sıcaklığını hissediyor musunuz?

Yavaş yavaş gerçekleşen bu dönüşüm elbette insanoğlunun teknolojiye olan açlığı ve aşkıyla açıklanabilir ve dayanılabilir bir yapıya bürünse de, biz pazarlamacılar için bugüne kadar hiç bu denli yoğun bir formuyla karşılaşılmamış zorlu bir durumun da işaretçisi. Her gün farklılaşan ve çeşitlenen reklam kanalları, her birinin kendine özgü dinamikleri, tüketicilerin değişen tüketim alışkanları derken, bugün pazarlamacıların önlerindeki en büyük meydan okumalardan biri şüphesiz reklam kanalları özelinde geleceği öngörebilmek.

Peki tüm bu olan bitenle kurbağanın ya da radyonun ne ilgisi var? Yıkıcı bir değişimin artçı sarsıntıları zaman içerisinde kendini gösterirken, yani su yavaş yavaş kaynama noktasına ulaşırken, televizyonun YouTube ve Netflix karşısında mağlubiyete doğru giderken oluşturduğu sismik dalgaların bir benzerini bugün podcastler karşısında radyoda görüyoruz.

Devir artık kişisel deneyim devri. Bugün özellikle Y ve sonrası kuşaklar için televizyon gibi sınırları kati, kalın çizgilerle çizilmiş bir mecranın varlığı, dikte edilmiş içerikler doğrultusunda kabul edilebilir bir yapıdan çıkmış durumda. Bu kuşaklara mensup hiçbir kimseyi akşam saat 8’de televizyon karşısına geçirip, bir dizi uğruna o ekranın karşısında saatlerce oturtamazsınız. Onlar ne zaman, nerede, hangi içeriği, ne kadar tüketmek istiyorsa o kadar tüketen, aracın arka koltuğundan kalkıp, sürücü koltuğuna oturmuş yeni nesil tüketici.

Radyoda da durum bundan farklı değil. Ülkemizde bilinirliği her ne kadar diğer ülkelere nazaran sınırlı olsa da, podcastlerin yarattığı dalgayı görmemek mümkün değil. Radyonun, başkaları tarafından çizilmiş sınırları içine hapsolmayı reddeden, ne zaman, nerede, hangi içeriği, ne kadar dinlemek istediğini kendi seçen, radyonun doğasında yer alan statükoyu kabul etmeyen yeni nesil tüketici, podcast gibi kendi beğenileri doğrultusunda özelleştirerek dinleyebileceği alternatif bir mecraya kaymış durumda.

Radyo televizyonla aynı kaderi paylaşmanın eşiğinde. Dünya hızla değişiyor, su giderek ısınıyor, doğal seleksiyon reklam kanallarında da yaşanmaya devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda podcastin hızlı yükselişine, radyonun ise artık nostaljik bir öğe olmasının dönüşüne şahit olacağız.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Başarısız İnsanlardan Öğrenebileceğiniz 6 Şey

  • Bu yazımızda sizlerle başarısız insanlardan öğrenebileceğiniz 6 şeyi paylaştık.
  • Başarısızlık, başarıya giden yolda aşılması gereken engellerden biridir.
  • Eğer çıkmaz bir yola girdiğinizi düşünüyorsanız, boşa kürek çekmemek için bu işin peşini bırakmalısınız.
  • Başarılı olmak için çok çalışmak yerine, disiplinli şekilde çalışmaya özen göstermelisiniz.
  • İlgili Yazı: Steve Jobs’tan Başarının 10 Altın Kuralı

İnsanlar, genelde hep kendilerine başarılı kişileri örnek alırlar. Ya da başka bir deyişle, hep iyi örneklerden kendilerine bir pay biçmeye çalışırlar. Ancak iyi ya da kötü, başarılı ya da başarısız, insan, her insandan kendine bir ders çıkarabilir. Hatta genel olarak başarısız insanların başarılı insanlardan sayıca çok daha fazla olduklarını varsayarsak, başarısız insanlardan alınabilecek çok daha belirgin dersler vardır.

Tembellik, En Büyük Düşmanınızdır

Bence başarısız insanların en büyük ortak özelliği tembelliktir. Tembellik ve çalışma arzusunun eksikliği, başarıya giden yoldaki en büyük engeldir. Ve işin kötüsü, genel olarak tembellik doğuştan gelen bir karakteristik özelliktir. Bu yüzden bu kötü özellikten kurtulmak çok da kolay değildir. Ancak yine de tembellikten muzdaripseniz ve bundan kurtulmak istiyorsanız, başvurabileceğiniz birçok yöntem mevcut. Örneğin Japonlar’a özgü “kaizen tekniği” bu yöntemlerden biri. Kaizen tekniği, düzenli çalışma alışkanlığı kazandırmayı amaçlar.

Başarısızlık, Başarı Sürecinin Doğal Bir Parçasıdır

İnsanlar, genel olarak başarısızlığı olumsuz bir şey olarak görürler. Fakat başarısızlıkların da olumlu tarafları vardır. Zira başarısızlıklardan çok sayıda ders çıkarılabilir. Bununla birlikte başarısızlık, başarıya giden yolda aşılması gereken engellerden biridir. Nihayetinde herhangi bir işte tek seferde başarıya ulaşmak pek sık rastlanan bir durum değildir. Bu nedenle başarısızlıkların sizi yıldırmasına izin vermemeniz gerekir.

Hatta olumlu bir açıdan bakacak olursanız, ders çıkardığınız takdirde, her başarısızlık sizi başarıya bir adım daha yaklaştırır. Unutmayın! Şu an günlük hayatta kullandığımız ve hayatımızı kolaylaştıran birçok icat, mucitlerin uzun uğraşları ve sabırlı çalışmaları sonucunda ortaya çıkmıştır.

Sabırlı Olun ve Kolay Pes Etmeyin

Genel olarak insanların birçoğu kısa sürede başarıya ulaşmak isterler. Ve bu yüzden de giriştikleri işin ilk meyvelerini vermeye başlamadığını görürlerse, o işe olan inançlarını yavaş yavaş kaybetmeye başlarlar. Ancak bu çok yanlış bir davranıştır. Zira başarıya ulaşmanın altın kurallarından biri, sabırlı olmaktır. Sabırlı davranmazsanız ve önünüze çıkan ilk büyük engelde kolayca pes ederseniz, yenilgiyi baştan kabullenmiş olursunuz.

Doğru Zamanda Vazgeçin

Bize genellikle hiçbir zorluk karşısında yılmamamız ve asla pes etmememiz gerektiği söylenir. Ancak bu yanlış bir inanıştır. Eğer çıkmaz bir yola girdiğinizi düşünüyorsanız, boşa kürek çekmemek için bu işin peşini bırakmalısınız. Zira eninde sonunda başarısızlığa mahkum olacak bir iş için çabalamak, size sadece zaman kaybettirir. Ünlü pazarlama gurusu Seth Godin de “Dip” isimli kitabında tam olarak bunu yapmanız gerektiğinden bahsediyor.

Çalışma Konusunda Disiplinli Olun

Genel olarak başarılı olmak için çok çalışmak gerektiğine inanılır. Ancak bu yanlış bir kanıdır. Bir işte başarılı olmak için öncelikle disiplinli ve düzenli çalışmaya özen göstermeniz gerekir. Örneğin üç gün art arda 12’şer saat çalışmak yerine, üç gündeki toplam çalışma saatinizi 5-6 güne yaymak, sizin için çok daha verimli olacaktır.

Bununla birlikte sürekli olarak çalışmak, bir süre sonra bir tükenmişlik sendromuna girmenize neden olabilir. Bir işi zamanında ve planlı bir şekilde yapmayıp daha sonrasında işi yetiştirmek için fazla çalışmak, hatta duruma göre uykusuz kalmak, günlük düzeninizi bozar ve uzun vadede sizi sıkıntıya sokar.

Bahanelerin Ardına Saklanmayın

Hayatta kendinize yapabileceğiniz en büyük kötülüklerden biri bahanelerin ardına saklanarak başarısızlıklarınıza kılıf uydurmaktır. Geçmişte yaşadığınız başarısızlıklara bakarak “Başarısız oldum, ancak zor bir dönemden geçiyordum.” şeklinde öz eleştirilerle sadece kendinizi avutmuş olursunuz. Herkes özel hayatında birtakım sıkıntılarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Ve emin olun ki, başarıya ulaşan insanların çoğunun hayatı güllük gülistanlık değil. Tarihin tozlu sayfalarına şöyle bir göz atarsanız, binbir sıkıntı içindeki birçok insanın başarı hikayelerine rastlayacaksınız.

Bahaneler sizi yavaşlatan engellerden başka bir şey değildirler. Hangi şartlar altında olursanız olun, eğer başarısız olmuşsanız, ya bir yerde yanlış yapmışsınız ya da yeterince çabalamamışsınız demektir. O yüzden başarısızlığınıza kılıf uydurmayı bırakıp başarmayı amaçladığınız şey uğrunda daha fazla çabalayın.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link