Nu Grocery: Alışveriş Yaparken Hiçbir Atık Çıkarmayacağınız Marketle Tanışın!

Kanada’da çevre duyarlılığını bir üst seviyeye taşıyan bir market açıldı. Bu marketi öne çıkaran en önemli nokta ise hiçbir ürünün israf edilmemesi.

Nu Grocery sadece bir manav dükkanı olmaktan öte kuru yiyecekler, taze meyve ve sebzeler, temizlik ve güzellik ürünleri satan çok yönlü bir market. Sattıkları ürünleri paketlemek yerine insanların yiyecekleri saklamak için sürekli kullandıkları kaplar ve alışveriş torbalarıyla alışverişe gelmelerini istiyorlar. Eğer alışveriş torbanız yoksa oradan ödünç alabiliyor ya da satın alabiliyorsunuz.

Valérie Leloup tarafından kurulan Nu Grocery, alışverişe çıktığında istediği ürünleri almak için birkaç farklı lokasyona uğramak zorunda kaldığı böylece vakit ve para kaybettiğini anlaması sonrasında insanların istedikleri her şeyi bulabilecekleri tek bir lokasyon olsa ne de güzel olur fikri ile başlamış. Leloup Avrupa’da sıfır atık politikasıyla yönetilen diğer marketlerin varlığından haberdar olunca aile ve arkadaşları yardımıyla Nu Grocery’i kurmuş.

Ancak Leloup’a göre hikaye marketten öncesine dayanıyor. Aslında her şey annesinin ona hediye ettiği Bea Johnson’ın  Zero Waste Home’ isimli kitabı ile başlamış böylelikle Leloup sıfır atık yaşam tarzı ile tanışmış ve sıfır atık hareketini öğrenmiş. Sonrasında açtıkları bu market ile insanları daha az atıkla yaşamanın mümkün olduğunu göstermeyi ve bu konuda bilinçlenmelerine katkıda bulunmak istemişler.

Markette işleyen sisteme göre müşteriler kendi alışveriş torbalarıyla gelip, ihtiyacı olanları alıyor. Tarttıktan sonra almak istedikleri ürünlerin parasını ödüyor. Eğer müşteri kendi torbasıyla gelmemişse onlara ya geri dönüştürülmüş kağıt torbalar ya da tekrar kullanılabilen torbalardan veriliyor. Markette satılan ürünlerin tedariği yerli çiftçilerden sağlandığı için alışveriş yaparak müşterilerine yerel tarımı destekleme şansı da veren Nu Grocery, alışveriş yapmaya gelemeyen müşterileri için online alışveriş imkanı da sunuyor.  Yiyecekleri paketlerken bant ve etiketler kullansalar da sıfır atık politikasına sadık kalmak adına yiyecekler müşterinin kapısına gittiği anda bant ve etiketleri sökülerek geri dönüştürme ünitelerine atılıyor.

Halihazırda kullandığımız ürünlerden çıkan atıkların tam anlamıyla geri dönüşümünün sağlanamamasının doğaya verdiği zarardan haberdar olmaya, az da olsa bu konuda bilinçlenmeye başlamışken Nu Grocery mantığında çalışan, marketlerin hızlıca tüm dünyaya yayılması ne güzel olurdu değil mi?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

IKEA Raporu: “İnsanlar, Kendilerini Evlerinde Hissetmiyorlar”

  • IKEA’nın 22 farklı pazarda 22 bin kişinin katılımıyla hazırladığı Evde Yaşam Raporu 2018’e göre, pek çok insan evdeyken kendini evde gibi hissetmiyor.
  • Rapor, bir kişide ev hissiyatının oluşabilmesi için beş ihtiyacın karşılanması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu ihtiyaçlar; mahremiyet, konfor, sahiplik, güvenlik ve aidiyet hissi.
  • Rapora göre, ABD’de yaşayan insanların %39’u evlerindeyken aidiyet hissini yaşayamıyor.
  • İlgili Yazı: IKEA, Şık Olanın Pahalı Olmadığını Yeni Reklamlarıyla Kanıtlıyor

Ev, bir insanın kendini en huzurlu hissetmesi gereken yerdir. Ev, bir nevi insanın güvenli kalesidir. Ancak İsveçli mobilya üreticisi IKEA’nın son olarak yaptığı araştırmalardan biri, pek çok insanın evlerindeyken bu hissi tam olarak yaşayamadığını ortaya koyuyor. Design Taxi’nin yayımladığı habere göre, IKEA geçtiğimiz günlerde “Evde Yaşam Raporu”nun 2018 edisyonunu yayımladı ve bu rapora göre, insanların kafasındaki ideal ev tasviri, yıllar içerisinde önemli ölçüde değişime uğradı. Bununla birlikte bu araştırma, 22 farklı pazarda yer alan yaklaşık 22 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.

IKEA’nın Evde Yaşam Raporu, bir kişide ev hissiyatının oluşabilmesi için beş ihtiyacın karşılanması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu ihtiyaçlar; mahremiyet, konfor, sahiplik, güvenlik ve aidiyet hissi. Ve bu araştırma şunu gösteriyor ki, ABD’de yaşayan insanların çoğu, ev hissinin yaşanabilmesi için gereken bu beş temel unsura sahip değil. Rapora göre, ABD’de yaşayan insanların %39’u evlerindeyken aidiyet hissini yaşayamıyor.

İlk Bakışta Hoşlanmadığımız Onca Ürünü Neden IKEA’dan Alıyoruz?

IKEA’nın makro anlayışlar lideri Maria Jonsson’un belirttiğine göre, şirket, bazı insanların evlerinden uzaktayken daha fazla evde hissetmelerinin nedenini bilmek istiyor. Bununla birlikte Maria Jonsson, bu raporun, yakalanması zor olan ev hissini meydana getiren şeyin kalbine ulaşmayı ve o istenilen ev huzurunu yaşayabilmek için bu duyguyu nasıl daha kolay yakalayabileceğimizi bulmayı hedefliyor.

Bu araştırmada şirket, insanların özellikle mahremiyet hasreti çektikleri sonucuna ulaştı. Araştırmaya göre, bu konudaki bir sonraki en önemli faktör ise konfor. Ayrıca raporda, “Evde istediğimiz ya da aradığımız şey çoğu kez ruh halimize bağlı olarak değişebilir.” deniyor. Bununla birlikte raporun bir bölümünde şu ifadelere yer verildi:

“Örneğin aile ile vakit geçirmek istemek farklı şeyler anlamına gelebilir. Bazen özel bir anı paylaşmak için mümkün olduğu kadar çok bir araya gelirsiniz. Diğer zamanlarda yakınlık istersiniz, ancak yine de farklı ekranlar ve aktiviteler için izin verirsiniz. Daha sonra tekrar, bazı günler sadece kendi başınıza boylu boyunca uzanmak istersiniz.”

Bunların yanı sıra insanlar, çocuk sahibi olan ya da oda arkadaşıyla bir mekan paylaşan kişiler için de geçerli olan sahipliği ve güvenliği de elde etmek istiyorlar. Ev hissiyatı için önemli olan bir sonraki unsur ise aidiyet hissidir; bir topluluk hissi meydana getirmek, bir arada var olmak ve insanları bir araya getirmek için bir yer. Bu zamana kadar çok sayıda etken, evde hissetme şeklimizi etkiledi. Dört kişiden birinin evden çalıştığı ifade edilirken, insanların dörtte biri ise evlerini Airbnb gibi platformlarda para kazanmak için dönüştürüyor.

İnsanların kendilerini evlerinde hissedememelerinin en büyük nedenlerinden biri de yüksek ev fiyatları. Son dönemde ev fiyatları aşırı derecede arttı ve bu da birçok insanı communal bir yaşam alanında yaşamaya zorladı. IKEA’nın araştırmasına göre, yaşadığı evde bir ya da birden fazla ev arkadaşıyla birlikte yaşayan kişilerin oranı %33. Sonuç olarak bu da insanların %32’sinin biraz yalnız vakit geçirebilmek için kendilerini evden dışarı atmalarına neden oluyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Sinemia’dan Özel Abonelik Planları Oluşturmayı Sağlayan Yeni Hizmet

  • Bu topraklardan çıkan bir girişim olan Sinemia, yurt dışındaki atılımlarına hız kesmeden devam ediyor.
  • Abonelik servisi, sinemaların kendi özel abonelik planlarını oluşturmalarına imkan tanıyan Sinemia Enterprise isimli hizmetini duyurdu.
  • İlgili Yazı: Sinemia Yeni Yatırım Aldı, Avustralya ve Kanada’ya da Açıldı

Sinema severlere yönelik bir abonelik servisi olan Sinemia, geçtiğimiz yıl ABD pazarına girerek yurt dışına açılmıştı. ABD pazarında oldukça hızlı bir şekilde büyüyen şirket, bu yıl içerisinde ise Avustralya ve Kanada’da hizmet vermeye başladı. Bununla birlikte Sinemia, yurt dışında hizmetini geliştirmeye de devam ediyor.

TechCrunch’ın paylaştığı habere göre, sinema bileti abonelik servisi, bu zamana kadarki en dikkat çekici hamlelerinden birini duyurdu. Abonelik servisi, sinemaların kendi özel abonelik planlarını oluşturmalarına imkan tanıyan bir hizmeti Sinemia Enterprise ismiyle kullanıma sunmaya başlıyor. Bu yeni hizmet, özellikle sinema salonu zincirlerini hedef alıyor. Sinemia bu hizmetle ilgili olarak iOS ve Android uygulaması için backend desteği, ödeme işleme, sahtekarlık tespiti ve diğer çeşitli yönetim araçları da dahil olmak üzere gereken her şeyi işletmelere sağlıyor.

Türk Girişimi Sinemia, ABD Pazarında Hızlı Yükseliyor

Bunların yanı sıra Sinemia yeni hizmetiyle ilgili olarak paylaştığı basın bülteninde, ABD’de ve uluslararası alanda çok sayıda farklı ve büyük sinema salonu zinciri ile çalıştığını belirtti, ancak bu konuda herhangi bir isim vermekten kaçındı. Aynı zamanda bu basın bülteninde, şirketin CEO’su Rıfat Oğuz’un şu açıklamalarına da yer verildi:

“Sinemia’yı başlattığımızda, misyonumuz mümkün olduğu kadar çok sayıda film izleyicisine çevrim dışı ve çevrim içi deneyimi birleştiren bir abonelik uygulaması sunarak filmlerde uygun fiyatlı ve daha iyi bir deneyimin tadını çıkarmalarına yardımcı olmaktı. Dünyanın dört bir yanındaki sinemalarla iş birliği yaparak tüm endüstri için daha büyük bir ekonomi yaratmamıza yardımcı olacak daha fazla film izleyicisine yardımcı olabileceğimize inanıyoruz.”

Sinemia’nın ABD pazarında AMC ve MoviePass gibi önemli rakipleri bulunuyor. Bu yeni hizmet, abonelik servisinin bu rekabette daha fazla öne çıkmasına yardımcı olabilir. Özellikle özel abonelik planları için sinema salonu zincirlerine backend desteğinin sağlanması, bu hizmete dair Sinemia’nın elindeki en önemli kozlardan biri olarak dikkat çekiyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link