Johnson&Johnson Kanser Yapıyor İddialarından Aklandı

Dev ilaç ve kozmetik şirketi Johnson&Johnson’ın kanser yaptığı iddiaları açılan dava sonucu verilen 72 milyon dolarlık ceza geri çekildi.

Şubat ayında ABD’li Johnson&Johnson’ın ürünlerinden bebek pudrasını kullandığı iddia edilen bir kadının kansere yakalanarak hayatını kaybettiği öne sürülmüştü. Yaşanan olay sonrası kadının ailesi şirkete karşı açtığı davayı kazandı, mahkeme ünlü firmayı 72 milyon dolar tazminat cezasına çarptırılmıştı.

Fox ailesinin avukatları, şirketin bebe pudrası kullanmanın kanser riskini artırdığını bilmesine rağmen tüketicilere gereken uyarıları yapmadığını öne sürmüş ilaç şirketi yetkilileri ise bu iddiaları reddederek kararı temyize götüreceklerini söylemişti. Ülkede bebek pudrasının kanser riskini artırdığı iddialarıyla açılan en az bin dava olduğu belirtiliyor.

Reuters’ın haberine göre Johnson&Johnson karşı dava açtı ve bu dava şirketin lehine sonuçlandı ve 72 milyon dolarlık ceza geri çekildi.

YÜZLERCE BENZER DAVA VAR
Şubat ayının ardından firmaya yine kanser iddiasıyla tazminat cezası verilmişti. Missouri eyaletinde görülen ve Gloria Ristesund adlı kadının şirket aleyhine açtığı davada jüri, Johnson & Johnson’ı toplamda 55 milyon dolar tazminat ödemeye mahkûm etmişti.

Davacı Gloria Ristesund, mahkemedeki ifadesinde yıllardır Johnson & Johnson talk pudrasını genital bölgesinde kullandığını, bunun sonucunda da kendisine yumurtalık kanseri teşhisi konduğunu anlatmış. Uzun süredir kanser tedavisi gördüğünü belirtirken, ameliyat olmak durumunda kaldığını da ifade etmişti. Şirket ise yine mahkeme kararını temyize götüreceğini söylemişti.

SADECE BUNLARLA SINIRLI DEĞİL
Sonrasında ise Mayıs ayında şirkete yine tüketiciler tarafından dava açılmış bu kez mahkeme 417 milyon dolar ödenmesine hükmetmişti. Hükmün 70 milyon dolarlık kısmı telafi edici tazminat, 347 milyon dolarlık bölümü ise cezai tazminat olarak uygulanacağı belirtilirken açılan dava, Johnson & Johnson firmasının başta bebek pudrası olmak üzere tüm talk pudrası bazlı ürünlerindeki kanserojen riskle ilgili müşterilerini yeterince uyarmadığını iddia ediyordu.

Ancak çıkan bu yeni kararın diğer açılan davalar için de emsal teşkil edip etmeyeceği konuşuluyor. Muhtemelen ünlü marka kararın ardından diğer tüm davalar için de aynı adımları atacak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Sanatları Bölümü Mezunu. Reklam Yazarlığı kariyerinden sonra, Pazarlamasyon'da içerik editörlüğü.

Bir Cevap Yazın

Haşlanan Kurbağa Olmak Televizyondan Sonra Radyonun da Kaderi Mi?

Kaynar suya atılmasıyla birlikte can havliyle fırlayan kurbağa ile su dolu kabın yavaş yavaş kaynatılmasıyla ölüme mahkum edilen kurbağanın hikayesi hepimizin malumu. Zaman içerisinde yavaş yavaş değişen koşulların kurbağayı ölüme kadar götürdüğü bu durum, her ne kadar bugün yaşadığımız dünyada içinde bulunduğumuz durumla kısmi bir paralellik gösterse de, insanoğlu olarak biz ölmeyi değil bu duruma adapte olmayı seçmişe benziyoruz.

Bugün onlarsız bir hayat düşleyemediğiniz araç ve hizmetlere bir bakın. Instagram, WhatsApp, YouTube, Netflix? Nasıl oldu da 10 yıl önce adını bilmediğimiz, varlığından haberdar olmadığımız bu garip isimler hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline dönüştüler? Sahi biz ne zaman “Cep telefonu olmadan nasıl yaşıyorduk yahu?” demeye başladık. İçinde bulunduğunuz suyun sıcaklığını hissediyor musunuz?

Yavaş yavaş gerçekleşen bu dönüşüm elbette insanoğlunun teknolojiye olan açlığı ve aşkıyla açıklanabilir ve dayanılabilir bir yapıya bürünse de, biz pazarlamacılar için bugüne kadar hiç bu denli yoğun bir formuyla karşılaşılmamış zorlu bir durumun da işaretçisi. Her gün farklılaşan ve çeşitlenen reklam kanalları, her birinin kendine özgü dinamikleri, tüketicilerin değişen tüketim alışkanları derken, bugün pazarlamacıların önlerindeki en büyük meydan okumalardan biri şüphesiz reklam kanalları özelinde geleceği öngörebilmek.

Peki tüm bu olan bitenle kurbağanın ya da radyonun ne ilgisi var? Yıkıcı bir değişimin artçı sarsıntıları zaman içerisinde kendini gösterirken, yani su yavaş yavaş kaynama noktasına ulaşırken, televizyonun YouTube ve Netflix karşısında mağlubiyete doğru giderken oluşturduğu sismik dalgaların bir benzerini bugün podcastler karşısında radyoda görüyoruz.

Devir artık kişisel deneyim devri. Bugün özellikle Y ve sonrası kuşaklar için televizyon gibi sınırları kati, kalın çizgilerle çizilmiş bir mecranın varlığı, dikte edilmiş içerikler doğrultusunda kabul edilebilir bir yapıdan çıkmış durumda. Bu kuşaklara mensup hiçbir kimseyi akşam saat 8’de televizyon karşısına geçirip, bir dizi uğruna o ekranın karşısında saatlerce oturtamazsınız. Onlar ne zaman, nerede, hangi içeriği, ne kadar tüketmek istiyorsa o kadar tüketen, aracın arka koltuğundan kalkıp, sürücü koltuğuna oturmuş yeni nesil tüketici.

Radyoda da durum bundan farklı değil. Ülkemizde bilinirliği her ne kadar diğer ülkelere nazaran sınırlı olsa da, podcastlerin yarattığı dalgayı görmemek mümkün değil. Radyonun, başkaları tarafından çizilmiş sınırları içine hapsolmayı reddeden, ne zaman, nerede, hangi içeriği, ne kadar dinlemek istediğini kendi seçen, radyonun doğasında yer alan statükoyu kabul etmeyen yeni nesil tüketici, podcast gibi kendi beğenileri doğrultusunda özelleştirerek dinleyebileceği alternatif bir mecraya kaymış durumda.

Radyo televizyonla aynı kaderi paylaşmanın eşiğinde. Dünya hızla değişiyor, su giderek ısınıyor, doğal seleksiyon reklam kanallarında da yaşanmaya devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda podcastin hızlı yükselişine, radyonun ise artık nostaljik bir öğe olmasının dönüşüne şahit olacağız.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Başarısız İnsanlardan Öğrenebileceğiniz 6 Şey

  • Bu yazımızda sizlerle başarısız insanlardan öğrenebileceğiniz 6 şeyi paylaştık.
  • Başarısızlık, başarıya giden yolda aşılması gereken engellerden biridir.
  • Eğer çıkmaz bir yola girdiğinizi düşünüyorsanız, boşa kürek çekmemek için bu işin peşini bırakmalısınız.
  • Başarılı olmak için çok çalışmak yerine, disiplinli şekilde çalışmaya özen göstermelisiniz.
  • İlgili Yazı: Steve Jobs’tan Başarının 10 Altın Kuralı

İnsanlar, genelde hep kendilerine başarılı kişileri örnek alırlar. Ya da başka bir deyişle, hep iyi örneklerden kendilerine bir pay biçmeye çalışırlar. Ancak iyi ya da kötü, başarılı ya da başarısız, insan, her insandan kendine bir ders çıkarabilir. Hatta genel olarak başarısız insanların başarılı insanlardan sayıca çok daha fazla olduklarını varsayarsak, başarısız insanlardan alınabilecek çok daha belirgin dersler vardır.

Tembellik, En Büyük Düşmanınızdır

Bence başarısız insanların en büyük ortak özelliği tembelliktir. Tembellik ve çalışma arzusunun eksikliği, başarıya giden yoldaki en büyük engeldir. Ve işin kötüsü, genel olarak tembellik doğuştan gelen bir karakteristik özelliktir. Bu yüzden bu kötü özellikten kurtulmak çok da kolay değildir. Ancak yine de tembellikten muzdaripseniz ve bundan kurtulmak istiyorsanız, başvurabileceğiniz birçok yöntem mevcut. Örneğin Japonlar’a özgü “kaizen tekniği” bu yöntemlerden biri. Kaizen tekniği, düzenli çalışma alışkanlığı kazandırmayı amaçlar.

Başarısızlık, Başarı Sürecinin Doğal Bir Parçasıdır

İnsanlar, genel olarak başarısızlığı olumsuz bir şey olarak görürler. Fakat başarısızlıkların da olumlu tarafları vardır. Zira başarısızlıklardan çok sayıda ders çıkarılabilir. Bununla birlikte başarısızlık, başarıya giden yolda aşılması gereken engellerden biridir. Nihayetinde herhangi bir işte tek seferde başarıya ulaşmak pek sık rastlanan bir durum değildir. Bu nedenle başarısızlıkların sizi yıldırmasına izin vermemeniz gerekir.

Hatta olumlu bir açıdan bakacak olursanız, ders çıkardığınız takdirde, her başarısızlık sizi başarıya bir adım daha yaklaştırır. Unutmayın! Şu an günlük hayatta kullandığımız ve hayatımızı kolaylaştıran birçok icat, mucitlerin uzun uğraşları ve sabırlı çalışmaları sonucunda ortaya çıkmıştır.

Sabırlı Olun ve Kolay Pes Etmeyin

Genel olarak insanların birçoğu kısa sürede başarıya ulaşmak isterler. Ve bu yüzden de giriştikleri işin ilk meyvelerini vermeye başlamadığını görürlerse, o işe olan inançlarını yavaş yavaş kaybetmeye başlarlar. Ancak bu çok yanlış bir davranıştır. Zira başarıya ulaşmanın altın kurallarından biri, sabırlı olmaktır. Sabırlı davranmazsanız ve önünüze çıkan ilk büyük engelde kolayca pes ederseniz, yenilgiyi baştan kabullenmiş olursunuz.

Doğru Zamanda Vazgeçin

Bize genellikle hiçbir zorluk karşısında yılmamamız ve asla pes etmememiz gerektiği söylenir. Ancak bu yanlış bir inanıştır. Eğer çıkmaz bir yola girdiğinizi düşünüyorsanız, boşa kürek çekmemek için bu işin peşini bırakmalısınız. Zira eninde sonunda başarısızlığa mahkum olacak bir iş için çabalamak, size sadece zaman kaybettirir. Ünlü pazarlama gurusu Seth Godin de “Dip” isimli kitabında tam olarak bunu yapmanız gerektiğinden bahsediyor.

Çalışma Konusunda Disiplinli Olun

Genel olarak başarılı olmak için çok çalışmak gerektiğine inanılır. Ancak bu yanlış bir kanıdır. Bir işte başarılı olmak için öncelikle disiplinli ve düzenli çalışmaya özen göstermeniz gerekir. Örneğin üç gün art arda 12’şer saat çalışmak yerine, üç gündeki toplam çalışma saatinizi 5-6 güne yaymak, sizin için çok daha verimli olacaktır.

Bununla birlikte sürekli olarak çalışmak, bir süre sonra bir tükenmişlik sendromuna girmenize neden olabilir. Bir işi zamanında ve planlı bir şekilde yapmayıp daha sonrasında işi yetiştirmek için fazla çalışmak, hatta duruma göre uykusuz kalmak, günlük düzeninizi bozar ve uzun vadede sizi sıkıntıya sokar.

Bahanelerin Ardına Saklanmayın

Hayatta kendinize yapabileceğiniz en büyük kötülüklerden biri bahanelerin ardına saklanarak başarısızlıklarınıza kılıf uydurmaktır. Geçmişte yaşadığınız başarısızlıklara bakarak “Başarısız oldum, ancak zor bir dönemden geçiyordum.” şeklinde öz eleştirilerle sadece kendinizi avutmuş olursunuz. Herkes özel hayatında birtakım sıkıntılarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Ve emin olun ki, başarıya ulaşan insanların çoğunun hayatı güllük gülistanlık değil. Tarihin tozlu sayfalarına şöyle bir göz atarsanız, binbir sıkıntı içindeki birçok insanın başarı hikayelerine rastlayacaksınız.

Bahaneler sizi yavaşlatan engellerden başka bir şey değildirler. Hangi şartlar altında olursanız olun, eğer başarısız olmuşsanız, ya bir yerde yanlış yapmışsınız ya da yeterince çabalamamışsınız demektir. O yüzden başarısızlığınıza kılıf uydurmayı bırakıp başarmayı amaçladığınız şey uğrunda daha fazla çabalayın.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link