İTÜ’den Ali Ağaoğlu’na Sert Tesla yanıtı

2011’de İTÜ Makine Fakültesi Dekanı, Türkiye’ye gelen ilk elektrikli araç Tesla’nın sahibi olan Ali Ağaoğlu’nu arayıp test için kendisinden bir haftalığına aracı istediklerini söyler. Ağaoğlu dekanın bu talebini reddeder ve İTÜ’nün o zamanki rektörünü arar. Dekanın talebini geri çevirdiğini çünkü aracı bir haftalığına emanet vermek istemediğini İTÜ’ye bağışlamak istediğini söyler.

Bu olayın üzerinden 6 sene geçtikten sonra Ali Ağaoğlu yakın zamanda şöyle bir açıklama yapmıştı:

“İTÜ’nün rektörü Muhammed Hoca’yı aradım. ‘Hocam bu aracı Üniversitenize hibe ediyorum. Bir tek şartım var. Bundan daha iyisini yapın, Türkiye’nin ilk yerli elektrikli aracını geliştirin. Size söz, şirketimin araç filosu için 500 adet aracı da ben satın alacağım’ dedim. Kabul ettiler ve ben de törenle aracı İTÜ’ye hediye ettim. Ancak aracın tesliminin üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen otomobille ilgili yapılan çalışmalar hakkında hiçbir bilgi sahibi olamadık. Sonunda Tesla’nın başına ne geldiğini anlamak için arkadaşlarımız üniversiteye gitti.

Öğrendiğimize göre, Tesla’yı teslim ettiğimiz tarihte İTÜ’de rektör değişimi yaşanmış ve bizim Tesla rektörlük binasının otoparkında çürümeye terk edilmişti. Araca el sürülmediğinden pilleri tükenmiş, şarj sistemi de arızalanmıştı. Kısa bir araştırmayla 50 bin dolar masraf çıkardığı anlaşılmıştı. Biz bunu tespit edince bir dilekçeyle aracın iadesini istedik. Yönetim sıcak baktı ama İTÜ’nün hukuk servisi, ‘envantere hibe olarak giren aracın iadesinin imkânsız olduğunu’ söyledi.”

Ali Ağaoğlu’nun bu açıklaması üzerine İTÜ Rektörlüğü açıklamada bulundu. İTÜ Rektörlüğü adına yapılan açıklamada, açıklamanın gerçeği yansıtmadığı ve Tesla’nın öğrencilerin eğitimi ve araştırma faaliyetleri için kullanıldığı belirtilerek güncel fotoğrafları paylaşıldı.

“Tesla Otoparkta Çürüyor” şeklinde çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığı belirtilen İTÜ açıklamasında şu ifadeler kullanıldı:

“Tesla Roadster, 28.02.2012 tarihinde İstanbul Teknik Üniversitesi ‘ne (İTÜ) araştırma amaçlı kullanılmak üzere bağışlanmıştır. 2012 yılından itibaren Tesla Roadster, öğrencilerin eğitimi ve araştırma faaliyetleri için kullanılmaktadır.

İstanbul Teknik Üniversitesi, aynı zamanda elektrikli araçlar konusunda çeşitli çalışmalar yapmaktadır. Bunun son örneği İTÜ Teknokent bünyesinde bulunan Derindere Motorlu Araçlar’ın (DMA) üretmeye başladığı elektrikli araçların pillerinin şarj istasyonuna gerek olmadan şarj edilebilmesidir.

İTÜ, araç bataryasının uzun mesafe gitmesine imkan vermeyen araçlardan yola çıkarak bugün tek şarjla 450 kilometre yol alabilen araçları ülkemize kazandırmıştır.

Son günlerde bazı yayın organlarında “Tesla Otoparkta Çürüyor” şeklinde çıkan asılsız haberleri üzüntüyle takip etmekteyiz. Basın mensuplarına kapısı her zaman açık İTÜ, aracı görmek isteyen medya çalışanlarını da bu süreçte asla geri çevirmemiştir. Bugüne kadar defalarca basın mensupları aracı incelemiş ve talep ettikleri bilgilere ulaşmıştır. Ayrıca araştırma için hediye edilen bir aracın sürekli gündeme taşınması ve geri istenmesi Türk kültürü ve gelenekleriyle de bağdaşmamaktadır.

Aracımızın bugün çekilen fotoğrafını ve videosunu sizlerle paylaşıyoruz ve aracı görmek isteyen basın mensuplarını kampüsümüzde İTÜ tarafından geliştirilip üretilen yüzde 100 elektrikli minibüsümüzle dolaşmaya davet ediyoruz.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

1 Comment

  1. Adam ne demiş, bana daha iyisini yapacaksanız hediye ediyorum demiş. Araştırma öğrencilerinin hobby malzemesi edin dememiş. Ben de olsam geri alırdım. Bu hibeyi yapan kişiye nezaketen de olsa ara sıra konu ile ve gelişmeler ile ilgili bilgi verilmesi doğru olandır.

Bir Cevap Yazın

Kredi Kartı Bilgilerinin Çalınması Derdine Son: Dünyanın İlk Kilitli Kredi Kartı

Online alışverişe olan ilginin artmasıyla birlikte, her geçen gün daha fazla banka kartlarına bağımı hale geliyoruz. Bunun yanı sıra insanlar, günlük hayatta da yanlarında nakit para taşımak yerine kredi kartı ya da hesap kartı kullanmayı tercih ediyorlar. Ancak banka kartları ile ilgili önemli bir sorun bulunuyor: Kart bilgilerinin kolay bir şekilde çalınabilmesi. Ama gelişmiş teknolojiye sahip yeni bir kredi kartı sayesinde, bu sorun yakın zamanda ortadan kalkabilir.

Design Taxi’nin yaptığı habere göre Dynamics Inc. isimli bir ödeme teknolojisi firması, Amerika Birleşik Devletleri’nin Las Vegas şehrinde düzenlenen tüketici elektroniği fuarı CES 2018 sırasında batarya ile çalışan bir kredi kartı geliştirdiğini duyurdu. Bu yeni teknolojiyle bezenmiş kartlar, ilk olarak Japonya’da kullanıma sunulacak. Dynamics şirketinin CES 2018’te yaptığı sunuma (aşağıda yer alan video) göre kartların ilk olarak kullanıma sunulacağı ülkenin Japonya olmasının sebebi, Japonya’daki insanların çok büyük bir kısmının güvenlik endişeleri nedeniyle ya da kaybetmekten korktukları için kart sahibi olmamaları.

Japonya’da Visa sisteminin kullanım hakkına sahip olan Sumitomo Mitsui Card Company isimli şirket, Dynamics Inc. şirketinin geliştirmiş olduğu “dünyanın ilk kilitli kredi kartı“nı kullanıma sunan ilk şirket olacak. Bu kredi kartında bulunan teknoloji, kredi kartı bilgilerinizi gizli tutmak için onları kilitliyor. Eşi benzeri görülmemiş bir güvenlik düzeyine ve işlevselliğe sahip olacağı söylenen yeni kart; LED ışık, LCD ekran ve dokunmatik tuşlar barındırıyor.

Dynamics Inc. şirketinin yaptığı açıklamaya göre bu kredi kartını kullanmak için kartın üzerinde bulunan dokunmatik tuşlar aracılığıyla bir şifre girilmesi gerekiyor. Şifre girildikten sonra, kredi kartı numarası LCD ekranda beliriyor. Kredi kartı numarası ekranda kaldığı sürece, manyetik şerit ve çip fonksiyonları kullanılabiliyor. Alışveriş tamamlandıktan sonra ise kredi kartı yeniden bu bilgileri kilitleyip saklıyor. Dolayısıyla da kredi kartı, hiçbir şekilde kullanılamıyor.

Tüm bunların yanı sıra, bu kredi kartının hangi tarihte çıkış yapacağı henüz netlik kazanmış değil. Bununla birlikte Dynamics Inc. şirketinin bu kredi kartını 2018 yılı içerisinde Japon pazarında kullanıma sunmayı planladığı biliniyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Çocukların Maruz Kaldığı Cinsiyetçilik ve Kinder Sürpriz Yumurtaları

Tüm toplumlarda özellikle de ülkemizde kız çocuğu ve erkek çocuğu için önceden belirlenen belli sınırlar, keskin çizgiler vardır. Bu çizgiler çocukların küçük yaşta cinsiyetlerini yakınlarının onlara kabul ettirdikleri gibi kabullenmelerine ve toplumsal ön yargılarla büyümelerine neden oluyor. Yani çocuklar içlerinden geldiği gibi davranamıyor, büyüyünce olacakları kadınlar veya erkekler gibi davranmaya zorlanıyorlar.

Örnek vermek gerekirse erkek çocuğuna Barbie kız çocuğuna oyuncak araba alınmaz farklı cinsler birbirlerinin oyuncakları ile oynayamaz. Erkek çocuğunun rengi mavidir pembe giydirilmez, kız çocuğuna da hediye alınacaksa pembe, kırmızı gibi renkler tercih edilir çünkü o kız çocuğudur başka ne sevecek ki?

Benim bu yazıdaki amacım farkında olmadan çocuklarımızı maruz bıraktığımız cinsiyetçi yaklaşımlar. Zamane çocuklarının en çok maruz kaldığı şey markalar ve reklamlar. Evinizde televizyon olsun veya olmasın (ki pek çoğunuzda olduğuna eminim) çocuklar her yerde reklama maruz kalıyorlar, markaları elbet bir şekilde tanıyorlar. Bu tanıştıkları markalar onlara ne aşılıyor? Cinsiyetçiliğin yanında konuşulması gereken daha pek çok konu var elbet ırkçılık, saldırganlık, ayrımcılık gibi pek çok kötü şeye de maruz kalıyorlar ancak bugün vereceğimiz örnekler cinsiyetçilik üzerine olacak.

Öncelikle benim de çocukken neredeyse her gün yediğim ve hala da çok sevdiğim bir çikolata markası olan Kinder’in bu konuya yaklaşımından başlamak istiyorum. Kinder’in çok uzun yıllardır üretiği sürpriz yumurtaları hepiniz biliyorsunuzdur. Kinder geçtiğimiz sene içerisinde bu yumurtaları kız çocukları için pembe erkek çocukları için mavi üretmeye başlamıştı. Bu durum tabi ki başka insanların da tepkisini çekti kimi insanlar içinse bu tepkiler “gereksiz duyar kasmak” olarak yorumlandı.

Şimdi burada çok küçükmüş ve önemsizmiş gibi gözüken ufak ayrıntılar aslında çok daha büyük cinsiyetçi yaklaşımlara ve nefret söylemlerine neden oluyor. Kız çocukları kız oyuncaklarıyla oynamak istediği için pembe yumurta alıyor sonra kız çocukları kız oyuncaklarıyla başına bir şey gelmesin çorabı yırtılmasın üstü kirlenmesin diye evde oynuyor, kız çocuğu oyuncakları gibi cici ve tatlı elbiseleriyle düzgün oturmayı öğrenerek oyuncaklarıyla oynamaya devam ediyor, kız çocuğu oyuncaklarla oynama yaşını geçiyor annesine yardım etme ve okula gitme yaşına geliyor, kız çocuğu okulda kız gibi vurmakla kız gibi koşmakla suçlanıyor, kız çocuğu büyüyor ama başına bir şey gelmesin diye gittiği yerden evine erken dönmek zorunda kalıyor…. Bu böyle sonsuza kadar gidebilecek bir döngü aslında. Her şey onlara ileride ne yapacaklarını ve küçükken ne yapmaları gerektiğini söylememizle başlıyor.

Oyun ve oyuncaklar bir çocuğun geleceğinin şekillenmesi için belki de en önemli unsurdur ve biz hayatlarının ilk on yılında çocukların bütün hayatına şekil vermiş oluyoruz. Erkeklerin ürettiği ve oynadığı oyunlara karışmazken kız çocuklarına “evcilik” oynayacakları materyaller vererek gelecekte hayal ettikleri yaşamlarının oyununu oynamalarını bekliyoruz. Evde eşlerini beklerken diğer kızlarla kahve içmeye, minyatür fırınlarla yemek yaptırmaya özendiriyoruz sonra da iş yaşamında erkeklere oranla daha az kadının olmasından şikayet ediyoruz.

Bunun yanında bir de Lego’nun 1973’te oyuncakların içinden çıkan,tüm annelere ve babalara” diye başladığı gönderdiği şöyle bir mektubu var:

“Yaratmaya duyulan istek her çocukta eşit miktarda bulunur. Kızlarda da erkeklerde de. 
Önemli olan hayal gücüdür. Yetenek değildir. Aklınıza gelen herhangi bir şeyi, nasıl isterseniz öyle inşa edersiniz. Bu bir yatak da olabilir, kamyon da. Bebek evi de olabilir, uzay mekiği de. 
Pek çok erkek çocuğu, bebek evlerini sever. Bunlar uzay mekiklerinden daha insancıldır. Pek çok kız çocuğu uzay mekiğiyle oynamayı tercih eder. Bunları bebek evlerinden daha heyecan verici bulurlar. 
Önemli olan, onların ellerine doğru materyalleri vermek ve içlerinden ne geliyorsa onu yaratmaları için izin vermektir.” 

Danimarka markası Lego, neredeyse yarım asır önce benim yazının başından beri anlatmak istediğim şeyi tek bir paragrafla anlatıyor aslında. Çocukları özgür bırakın, ne ile oynadıklarına ne tasarladıklarına karışmayın çünkü geleceği tamamen onlar tasarlayacak.

Toparlamak gerekirse, çocuklarınızın izlediği, okuduğu, gördüğü, oynadığı her şeye çok dikkat etmeniz gerekiyor. Onları cesaretlerini ya da öz güvenlerini kıracak şeylerden uzak tutmanız gerekecek ve içinde yaşadığımız toplumda bu hiç de kolay olmayacak. Bizlerin, çevremizdekilerin, hiç kimsenin çocukların geleceğini tasarlama gibi bir hakkı yok. Hepimiz çocuklara geleceklerini tasarlamayı en iyi şekilde öğretmekle sorumluyuz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link