Günlük Hayatınızda Sizi ‘Rahatsız Ederken’ Başarıya Götürebilecek Etkiler-2

Geçtiğimiz gün yapması zorlu olsa da sizi başarıya taşıyacak bir kaç rahatsız edici şeyden bahsetmiştik. İlk yazımızda iltifatları ve övgüleri kabul etmekten ve topluluk önünde konuşma ile ilgili küçük tavsiyeler vermiştik bu yazımızda da kaldığımız yerden devam ediyoruz.

aid54683-728px-Wake-Up-Early-Step-2-Version-2

Erken Uyanmaya Alışın

Modern yaşamın temposuna ayak uydurmaya çalışmak oldukça yorucu, muhtemelen sizde sabahları ekstra bir kaç dakika daha uyumak için elinden geleni yapanlardansınız. Aslında bakarsanız enerjiniz, bir şeye odaklanma beceriniz ve zihinsel kapasiteniz sabah saatlerinde en yüksek noktada olur ve bu becerileriniz de aslında günün ilerleyen vakitlerinde gittikçe azalma eğilimindedir.

Belki de günün içinde yaşayabileceğin olası kaoslar daha başlamadan, kahvaltıdan önceki zamanın avantajını elde etmelisin. Ve zaten çoğu insan için erken uyanmak öğrenilmiş bir davranıştır.

Birincisi, karar verebilecek kadar bilincinin yerinde olduğundan emin olmalısın. Çalar saatini ya da telefon alarmını yastığının hemen yanına koymak, uykunuzdan uyanıp, o sersemlemiş halinizden çıkmanızla neredeyse birebir bağlı bir durum. Hala rüyalar aleminde gezinirken, akıllı ve doğru kararlar vermeyi bekleyemezsin öyle değil mi? Buna ek olarak, zamanla erken uyanmak aslında zevkli bir deneyime dönüşecektir. Eğer sıcacık yatağından doğruca duşa gitme düşüncesi sana zor geliyor ya da koşu bandı sana dik bir yokuş gibi görünüyorsa, o zaman bunu yapma. Bunu yerine sen de yatağından salonundaki konforlu sandalyene geçiş yap ve birazcık da olsa belki bir dergi karıştır ve bir şeyler oku kahveni yudumlarken. Demeye çalıştığım aslında sabahları koşu bandında mısın yoksa sandalye mi, ne yaptığın önemli değil, önemli olan şey aslında senin zamanını üretken ve verimli bir şekilde geçirebilmen.

Ciddi Geribildirimler Verin

Ciddi geribildirim almaktan daha kötü olan şey ise onu veren taraf olmaktır. Müdürsün ya da arkadaş hiç fark etmez, geribildirim her zaman birisinin daha iyi olabilmesine yardım etmek için bir fırsattır. Öyleyse bunu boşa harcama. Bilmeliyiz ki iyi koçlar mutlaka geribildirimlerini doğrudan verirler. Geribildirimin etkisini hafifletmeye çalışma ve dolaylı yollardan anlatmaya çalışma. Eğer böyle yaparsan sen belki daha iyi hissedebilirsin ama bu sefer de onların kafalarının karışmasına neden olabilirsin.

Eğer direkt olarak geribildirim vermekten zorlanıyorsan, belki de bunun için bir yol izlemeli sonrasında detaylardan bahsederek kendini açıklamalısın, Örneğin; Melis, yaptığın şey işe yaramıyor, hadi bunun neden işe yaramadığını ayrıntılı olarak konuşalım.

Buna ek olarak, eğer somut örnekler ile desteklenirse, geribildirim aslında her zaman yapıcıdır. Eğer birilerine kötü davranışlarının olduğunu söylerseniz, bu onların kendilerini düzeltmeleri için yardımcı olmaz, eğer ki kötü bir davranış gördüğünüzde ve bu davranışların üst üste gelip ne kadar zararlı bir hale dönüşebileceğinizi açıklamanız daha yararlı ve geçerli bir yol olabilir. Sonuçta, nasıl geliştirebileceğini bilmek, neyi geliştirebileceğini bilmek kadar önemlidir. Geribildirim alan kişi, konuşmanın sonunda kendini değişebilecek kadar güçlü ve kararlı hissetmeli, morali bozuk bir şekilde değil.

url

Geribildirimleri Ciddiye Alın

Alınmadan, arkanı dönmeden eleştiri duymayı ve sırtlamayı öğrenmek, belki de kariyerinin en önemli başarısı olacak, işin sonunda bir şeyler kötü gitse bile bu önemli değil, senin kazanımın ondan büyük olacak. Ciddi geribildirimi bir kopya kağıdı gibi düşünebilirsin, müdürün ya da arkadaşların tarafından sana verilen geribildirimler aslında sana bir kestirme yol öğretmeleri gibidir ve bu da günün sonunda senin işinde daha iyi olmana yardımcı olacaktır.

Ama bazen, bütün iyi niyetlere rağmen, geribildirim almak bir mücadeleye dönüşebilir. Kendini koruma dürtülerin seni ele geçirebilir ve bu yüzden sende birden kendini savunma hatta belki de karşındakini dinlememeyi tercih edebilirsin. Fakat ciddi geribildirim almanın senin kariyerin için ne kadar yararlı ve önemli olduğunu fark ettiğin zaman, sanki iltifat alıyormuşsun gibi hissedeceksin. O zaman karşındakini sözünü kesmeden sonuna kadar dinle, hatta belki birkaç not olabilirsin. Hatta doğru anlayıp anlamadığın noktasında emin olmak için, karşındakine soru bile sorabilirsin.

exercise-ped-illustration_h

 

Egzersiz Yapın

Egzersiz yapmak sadece sağlığınız için faydalı değildir, egzersiz yapmak ve zihinsel kapasite arasında koparılamaz bir bağ olduğu artık inkar edilemez bir gerçektir.

Eğer egzersiz yapmayı seviyorsan tamam da sevmiyorsan ve aynı zamanda egzersiz yapmak istiyorsan sana yardımcı olacak birkaç önerim var ;

Kendine bir sebep bul

Belki 3 çocuğun var, belki kilo vermek istiyorsun, belki de köpeğin seninle oyun oynamak istiyordur ve belki de egzersiz yapman için yalnız olman gerekiyordur. Belki egzersiz yapmak kafanı boşaltmana yardımcı oluyor ya da daha iyi karar almana yardımcı oluyordur. Nedenin ne olduğu fark etmez, sadece kendine onun gerçek olduğuna inanabileceğin bir neden bul ve bunu kullan.

Buna zaman ayır.

Egzersiz yapmak senin için tartışmaya kapalı, mutlaka yaptığın günlük bir ritüele dönüşmeli, kısaca ona zaman ayır.

Kendi tarzını belirle

Egzersiz alternatifleri arasında sana en kolay gelebilecek olan en az nefret ettiğin formatta olandır, yani eğer kalabalık spor salonları sana iyi gelmiyor, kendini rahat hissetmeni engelliyorsa o zaman sende dışarı çık ve kendi başına koş ya da egzersizini evde yap. Yani kendini en rahat hissedeceğin tarzı belirle ve o yolda ilerle.

Egzersizinle başa çık

Egzersizinde sevmediğin kısımlara da odaklan ve onları yapmaya ve kendini bunun gerekli olduğuna dair ikna etmeye çalış, Du Bois ’in nasihatindeki gibi kendine hoşlanmayacağın şeyleri yaptığın zaman, kendi ruhuna karşı üstünlük sağlamış olursun.

h/t: hubspot

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2014'te Uluslararası İlişkiler lisansını birincilikle bitiren Burcu, global tecrübesine katkılarını 4 aylık ABD macerası ile perçinlemiştir Yazmayı düşünmeyi sorgulamayı ve üretmeyi hayatında tepelere koyar. Şimdilerde İstanbul Üniversitesi'nde Pazarlama tezli yüksek lisans programında öğrenimini sürdüren Burcu'nun ilgi alanları arasında girişimcilik, seyahat, markalar ve en büyük tutkusu olan California var!

Bir Cevap Yazın

İstanbul’da Kadınlara Özel AVM Açılıyor!

İstanbul Zeytinburnu’nda gelecek hafta açılışı yapılacak olan Zeruj Port adlı alışveriş merkezi “dünyanın ilk kadın ve muhafazakar AVM’si” ve “içinde ezan okunan AVM” olarak tanıtılıyor.

Zeruj Port’un sahibi Zehra Özkaymaz, daha önce Tekstil Port adıyla açılmak istenen AVM binasını satın aldı. İnstagram fenomeni olan Özkaymaz, lakabı olan Zeruj adıyla oluşturduğu kimlikle düzenlediği “muhafazakar moda festivalleri” ile tanınıyor.

İçerisinde 126 mağaza barındırması planlanan Zeruj Port AVM’de sadece kadın ve çocuk ürünlerinin yer alacağı, erkek giyimi ve ihtiyacına yönelik hiçbir şey bulunmayacağı belirtilirken, bu özelliği nedeniyle “Türkiye’de ve dünyada bir ilk” olduğu ifade ediliyor. Kadınların rahat bir şekilde alışveriş yapması için böyle bir projeyi hayata geçirdiklerini söyleyen Özkaymaz, özellikle muhafazakar kesimin bu türden bir AVM’ye ihtiyacı olduğunu dile getiriyor.

“5 vakit ezan okunacak”

İçerisinde 5 vakit ezanın okunacağı belirtilen bu AVM’de ayrıca pek çok tasarımcının da mağazası bulunacak.

“Malezya’da kadınlara özel çarşı var”

Sosyal medyada insanların sürekli nabzını tuttuklarını söyleyen Zehra Özkaymaz, “Sosyal medya bizim için büyük bir avantaj oldu. İnsanlar İnstagram ve online sitelerde alışveriş yapıyor ama ürünlerin görünür olup elle tutulur olması hepimizin ihtiyacıydı. İşte burası çıkış noktamız oldu. Bu AVM’nin benzeri başka bir yerde yok. Malezya’da sadece kadınlara hitap eden ürünlerin yer aldığı bir çarşı var ama Zeruj Port, kadın teması ve AVM özelliğiyle tüm bunlardan ayrı bir yerde duruyor” diyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

“Doğal” Teriminin Pazarlama Malzemesi Olarak Kullanılması Yasaklanacak mı?

  • Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, “Doğal” teriminin pazarlama malzemesi olarak kullanılmasının yasaklanması için kampanya başlattı.
  • “Doğal” teriminin, insan tarafından müdahale edilen ürünler için kullanılması algıda çelişki yaratıyor ve tüketiciyi yanıltma potansiyeli taşıyor.
  • “GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların sütünden elde edilen yoğurt paketlerinin üzerine ‘doğal’ yazmanın serbest olduğunu ya da üretiminde Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘muhtemel kanserojen’ olarak rapor edilen glifosat kullanılmış sebze ve meyvelerin ‘doğal’ kabul edildiğini biliyor musunuz?”

Başlatılan kampanya kapsamında basın mensuplarına ulaşan bültende şu ifadelere yer verildi:

“GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların sütünden elde edilen yoğurt paketlerinin üzerine ‘doğal’ yazmanın serbest olduğunu ya da üretiminde Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘muhtemel kanserojen’ olarak rapor edilen glifosat kullanılmış sebze ve meyvelerin ‘doğal’ kabul edildiğini biliyor musunuz?”

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği çerçevesinde hazırlanmış olan “Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği Hakkında Kılavuz”un içeriğindeki “doğal” ve aynı anlama gelen “tabii”, “natürel” ve “natural” terimlerinin izin verilen kullanım esasları, tüketicide sağlıklı, müdahale edilmemiş ürün algısı yaratarak tüketiciyi yanıltabilecek ve organik tarım açısından haksız rekabete yol açabilecek koşullar içeriyor.

Yönetmelikteki “doğal” tanımı ile Türk Dil Kurumu’nun tanımı çelişiyor

“Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği Hakkında Kılavuz”un “Belirli Terim ve İfadelerin Gıda Etiketlerinde Kullanımına İlişkin Özel Uygulama Esasları” bölümüne göre “doğal” terimi; tek bileşenden oluşan (katkı, aroma vb. dahil hiçbir ilave bileşen içermeyen) fiziksel, enzimatik veya mikrobiyolojik işlemler dışında herhangi bir işleme tabi tutulmamış, bitki, algler, mantar, hayvan, mikroorganizma veya mineral kaynaklı olan ve doğal yapısında önemli bir değişikliğe sebep olacak herhangi bir işlem uygulanmamış gıdaları tanımlamak için kullanılabilir. Kılavuz, pastörize süt, UHT süt, siyah çay, bitki çayları, yumurta, bal, kahve, taze ve kurutulmuş, dondurulmuş meyve-sebze, yoğurt gibi ürünlerde “doğal” ifadesinin kullanımına izin veriyor.

Türk Dil Kurumu’na göre “doğal”; doğada olan, doğada bulunan, doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel, kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı anlamlarına geliyor. Tüketici algısına daha yakın olan bu tanıma göre endüstriyel koşullarda üretilmiş hiçbir gıdanın “doğal” olması mümkün değil ve bu şekilde etiketlenmiş gıdalar tüketicide sağlıklı, müdahale edilmemiş ürün, hatta organik ürün algısı yaratabiliyor.

“Doğal” teriminin mevcut teknik tanımı ile halk arasındaki “doğal” algısı ve TDK’daki “doğal” tanımı arasındaki fark, tüketici hakları ve rekabet açısından sıkıntıya yol açıyor ve bu durum ilgili yönetmelik ve kılavuzun amaç ve ilkeleriyle de örtüşmüyor.

Tüketiciler yanıltılıyor

Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği’nin ilk maddesinde “Bu Yönetmeliğin amacı, algı farklılıkları ve bilgi gereksinimleri dâhil gıda hakkında bilgilendirme açısından tüketicilerin üst düzeyde korunmasına ilişkin kuralları belirlemektir” deniliyor.

Buna karşın, “doğal” kelimesinin tanımı üzerinde üretici firmalar ve tüketiciler arasında ortak bir algıdan söz edilemediği için, etiket üzerinde kullanımı tüketicinin korunması açısından sakıncalar doğuruyor. Tanımlardaki farkların neden olduğu algı farklılıkları, tüketiciler için yanıltıcı oluyor.

Genetiği değiştirilmiş mısır ve soya dahil, piyasadaki taze sebze ve meyvelerin çoğunluğu insan tarafından ıslah gibi yöntemlerle müdahale edilmiş ve yetiştirilen kültür bitkileridir. Diğer yandan doğadan toplanan, insanlarca müdahale edilmeyen ve yetiştirilmeyen mantar, kuşburnu, kekik gibi gıdalar da insan beslenmesinde kullanılıyor. “Doğal” teriminin, insan tarafından müdahale edilen ürünler için kullanılması algıda çelişki yaratıyor ve tüketiciyi yanıltma potansiyeli taşıyor.

Kılavuz’daki Genel Uygulama Esasları’na göre gıdaların, ”tüketiciyi yanıltmayacak şekilde ve satın alacak kişinin bilinçli bir seçim yapabilmesini sağlayacak biçimde etiketlenmesi ve tanıtılması” gerekiyor (Madde 2). Oysa “doğal” teriminin Kılavuz’daki teknik tanımı halk arasındaki algıdan farklı ve bu terimin etiket üzerinde kullanımı tüketicide farklı beklenti yaratıyor. Dolayısıyla tüketiciyi yanıltma potansiyeli taşıyor.

GDO’lu ve zehirli ürünler de “doğal” tanımı içinde!

Yönetmelikte yer alan Gıda Hakkında Bilgilendirmenin Genel İlkeleri’ne göre Bakanlık, gıda hakkında bilgilendirme mevzuatının gerektirdiği zorunlu bilgilendirme kurallarını düzenlerken ”Özellikle belli tüketici gruplarının sağlığına zararlı olabilecek içerik, güvenli kullanım, muhafaza, dayanıklılık ve gıdanın zararlı veya tehlikeli içeriğine ilişkin sonuçları ve riskleri içeren sağlık etkisine dair bilgileri içerecek şekilde tüketici sağlığının korunmasını ve gıdanın güvenilir kullanımını” (Madde 5/b) dikkate alıyor. Oysa, örneğin GDO içerikli ve/veya muhtemel kanserojen olduğu Dünya Sağlık Örgütü’nce rapor edilmiş glifosat içerikli ot ilacı kullanılarak üretilmiş yem ile beslenen hayvanlardan elde edilen sütün ve yoğurdun etiketinde “doğal” ibaresinin kullanımına Kılavuz’da izin veriliyor. Bu durum hem ilgili maddeyle çelişkili hem de yukarıda sözü geçen sakıncalı tarımsal girdilerin kullanılmadığı organik ürünler için haksız rekabet ortamı oluşturuyor.

Benzer durum, taze sebze ve meyveler için de geçerli. Her yıl birçok zirai ilaç etken maddesi, insan sağlığı açısından tehlikeli bulunduğu için yasaklanıyor veya ilgili kodekste kalıntı limitleri düşürülüyor. Oysa ilgili Kılavuz tüm sebze ve meyveyi “doğal” kabul ediyor.

Organik ürünler açısından haksız rekabete neden oluyor

Kılavuz’daki Genel Uygulama Esasları’na göre, gıdanın etiketlenmesi, gıdanın nitelikleri açısından yanıltıcı olmamalı. Buna göre, etiketinde yer alan marka, isim, ifade, terim ve görsellerin, gıdanın özellikle doğası, kimliği, özellikleri, bileşimi, miktarı, dayanıklılığı, menşei ve üretim metodu açısından başka bir ürün grubunu çağrıştırmaması gerekiyor.”Margarin üzerinde tereyağını çağrıştıracak yayık gibi görsellerin kullanılamayacağı”nın belirtildiği Kılavuz’un bu titiz tavrı, “doğal” kelimesinin kullanımıyla değersizleşebilir. Çünkü “doğal” teriminin kullanımı ve “doğal” kavramını çağrıştıran görsel unsurların kullanımı başka bir ürün grubu olan organik ürünleri çağrıştırabiliyor.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı mevzuatına göre hal kayıt sisteminde üreticiler bildirim yaparken taze sebze ve meyve için “organik”, “iyi tarım” veya “geleneksel/konvansiyonel” ibarelerinden birini seçebiliyor. Başka bir kategori söz konusu değil ve yasal zemini olmadığı için de olmamalı. Oysa Kılavuz’a göre, piyasaya sunulan tüm taze sebze ve meyveler ”doğal” kabul ediliyor. “Organik”, “iyi tarım” veya “konvansiyonel”, yasal dayanağı olan ve ürünleri ayrıştıran/kategorize eden birer nitelikken, Kılavuz’daki “doğal” kelimesi, bunları aynı potaya koyan ve bu nedenle algı karmaşasına ve haksız rekabete yol açabilecek bir terim.

Son derece detaylı biçimde halk sağlığı, doğal varlıkların korunması, hayvan refahı gözetilerek kanunlaştırılmış; konvansiyonel tarım ve gıda ürünlerinde kullanılan birçok zirai mücadele ilacı, hormon, suni gübreler, işlemler ve gıda katkı maddelerinin yasaklandığı organik tarım ürünlerinin bile henüz ne anlama geldiği doğru biçimde algılanmamışken, halk arasında organik ürünlerden “daha sağlıklı” algısının yanı sıra, “insan eli ile yapılmamış”, “tabii”, “doğada rastlandığı gibi” anlamı çıkarılabilecek “doğal” kavramının gıdalar üzerinde kullanılması bu yönetmelik ve kılavuzun ilke, esas ve amaçları ile ters düştüğü gibi, haksız rekabet oluşturuyor.

Çiğ süt de doğal, UHT süt de!

Tüketiciyi yanıltabilecek bir diğer konu; çıkarılan çiğ süt tebliği de dikkate alındığında, herhangi bir pastörizasyon veya UHT işlemine tabi tutulmayan çiğ süte, UHT süte ve pastörize süte “doğal” denebilecek olması. Oysa çiğ süt, tüketici tarafından satın alındığı ana kadar herhangi bir işlemden geçmiyor. UHT sütlerin ise, üretimi sırasında yapılan ısıl işlemler sonucu doğal bileşenleri değişime uğruyor. Ayrıca çiğ süt işletmelerinin hastalıktan ari işletme olması zorunlu iken diğerleri için bu bir zorunluluk değil. Bu nedenle UHT sütlerde, çiğ süt ile birlikte doğal ifadesinin kullanılması tüketici açısından yanıltıcı oluyor.

Doğal” teriminin pazarlama malzemesi olarak kullanılması yasaklansın

Yönetmeliğin amacına hizmet etmesi, haksız rekabetin önüne geçilmesi ve tüketici haklarının korunması açısından ilgili Kılavuz’da ve gerekiyorsa yönetmelikte bir an önce değişiklik yapılması gerekiyor. Yapılmasını önerdiğimiz değişiklikler;

  1. Yukarıda sıralanan gerekçelerden dolayı “doğal” kelimesinin kullanımına hiçbir şekilde izin verilmemesi; Bölüm 1 Madde 5 ve Bölüm 2 Madde 1’in bu bağlamda yeniden düzenlenmesi.
  2. Genel Uygulama Esasları Madde 3’e göre bir etiketin veya tanımlamanın yanıltıcı olarak kabul edilip edilmeyeceği değerlendirilirken gıdanın etiketlenmesi, tanıtımı, sunumu ve reklamı bir bütün olarak ele alınması gerektiğinden, “doğal” çağrışımı yapacak görsel malzeme kullanımına izin verilmemesi (örneğin, konvansiyonel süt ve süt ürünleri ambalaj ve reklamlarında, kapalı sistemde yetiştirilen inek yerine merada otlayan inek görseli kullanılarak yanıltıcı biçimde doğal algısı yaratılmasının önüne geçilmesi).

Gıda güvenliğimiz için imza topluyoruz

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’ne yukarıdaki taleplerimiz ile ilgili yazdığımız dilekçeye Müdürlük tarafından yapılan geri dönüşte, “Yönetmelik ve Kılavuzun esas amacı, dilekçenizde belirtildiği gibi tüketicilerin doğru bilgilendirilmesi olup, Kılavuzun revizyon çalışmalarında ”doğal” ifadesinin kullanımına ilişkin görüşleriniz değerlendirmeye alınacaktır” cevabını aldık. Bu konuya, gerekli hassasiyetin gösterilip, gerekli değişikliklerin yapılacağına inanıyoruz.

Konunun hassasiyetini göz önünde bulundurarak, görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşmak için ve “doğal” teriminin tüketiciyi yanıltıcı bir pazarlama malzemesi olarak kullanılmasını durdurmak, sağlıklı gıda hakkı ve gıda güvenliği için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na ve ona bağlı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’ne iletmek üzere imza kampanyası başlattık.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link