Eski Google Mühendisi Yapay Zekaya Dayalı Bir ‘Tanrı’ Geliştirmek İçin Dini Hareket Başlattı

Anthony Lewandowski isimli Google’ın eski mühendisi yapay zeka konusunda oldukça farklı bir bakış açısına sahip. Lewandowski yapay zekayı kullanarak bir tanrı geliştirebileceğini iddia ederek ‘Way Of Future’ (Geleceğin Yolu) adını verdiği bir dini hareket kurduğunu ilan etti.

Google Street View, insansız motosiklet gibi önemli hizmetlerin geliştiricisi olan mühendis aynı zamanda Uber ve Waymo arasındaki tüm ticari sırların sahibi. Lewandowski bu çalışmalarıyla kendisine hatrı sayılır bir servet elde etmiş durumda ve bu servetini Way Of Future adını verdiği kâr amacı gütmeyen bir dini grup şirketi için harcayacağa benziyor.

Lewandowski’nin CEO’luğunu üstlendiği şirketin internet sitesinde yapay zekaya dayalı bir ‘Tanrı’ geliştirmeyi hedefledikleri yazıyor ve şirket bu yapay tanrının insanlığın yararına olacağını söylüyor.

ABD basınında yer alan haberlere göre grubun geliştirmeyi amaçladığı bu tanrı robot insanların tüm isteklerine karşılık verebilecek.

Bu girişim 2013’te kendi kiliselerini kuran ve ileri teknoloji ile kurtuluşa inanan Transhümanistler Birliği tarafından da destek görmüş durumda. Birliğin başkanı Papaz Christopher Benech yapay zekanın Hz. İsa’nın kurtarıcılık görevinde yer alabileceğine dair iddialı açıklamalarda da bulunmaktan çekinmiyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Sanatları Bölümü Mezunu. Reklam Yazarlığı kariyerinden sonra, Pazarlamasyon'da içerik editörlüğü.

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Steve Jobs’ın Kendi Çocuklarına Kullandırmadığı iPad, Bizim Çocuklarımıza Ne Yapıyor?

Akıllı telefonlar günümüzün vazgeçilmez-taviz verilmez kurtarılmış bölgeleri. Hepimiz orada yaşamaya öylesine alıştık ki, Vodafone’nun yapmış olduğu araştırmaya göre, günde ortalama 250 kez akıllı telefonlara bakma ihtiyacı hissediyoruz. Bu bir alışkanlıktan öte bir bağımlılık hali aslında. Ruhların üzerinde çökmüş bir karabasan misali. Yatağınızdasınız, dış dünyayı hissedebiliyorsunuz, korna çalan arabaların sesleri, bir seyyar satıcı geçiyor apartmanın önünde, duyabiliyorsunuz bunların hepsini, hatta duymanın da ötesinde, bedeniniz sanki yeni bir süper güç kazanmış gibi, duvarların arkasını dahi görebiliyorsunuz ancak hareket edemiyorsunuz. Yatağınızda sıkışıp kalmış bir durumdasınız ve elinizi dahi kaldıramıyorsunuz. Bu bir rüya hali değil eminsiniz, duyduklarınız, gördükleriniz, hissettikleriniz olduğundan daha gerçek ancak ruhunuz bedeninizi ayağa kaldırmaya yetmiyor. Ne kadar çok isteseniz de kolunuzu bile kaldıramıyorsunuz.

Bu durum hepimizin çocukluğunda mutlaka yaşadığı, halk arasında karabasan olarak bilinen, bilimsel açıdan ise uyku felci olarak adlandırılan, gayet doğal bir durum aslında. Abartılacak ya da korkulacak bir durum yok. Bugünün dünyasında, insanların yoğun olarak içine düşmüş olduğu durumun ise abartılacak, endişelenecek hatta korkulacak bir yanı var. Bu, bir alışkanlığın ya da bağımlılığın ötesinde bir durum.

 

 

İnsanoğlu hep daha az efor ile daha fazlasını elde etme eğiliminde oldu. Bugünün teknolojisinin altında yatan ve teknolojinin buralara gelmesini tetikleyen iç güdü de bu aslında bakıldığında. Ancak teknoloji artık öyle bir noktaya geldi ki, insanların yaşamını tehdit etme potansiyelinin de ötesine geçti. Amerika’da yapılan bir araştırma konunun ne kadar vahim boyutlara ulaştığını çok net gösterir nitelikte. Project Wild Thing’in yaptığı araştırmaya göre, sokakta harcanan zaman bir nesilde tam yüzde 50 oranında azaldı! Binlerce yıldır süre gelen alışkanlıkları terk etmiş, dünyayı yeniden yaratma eğiliminde olan bir nesil yetişiyor. Abarttığımı düşünebilirsiniz ancak kafanızı akıllı telefonunuzdan kaldırıp etrafınıza dikkatlice baktığınızda, bu durumu anlamanız çok sürmeyecek.

Tüm bu yazdıklarımdan teknolojinin gelişmesini zararlı ya da şeytani bulan biri olduğum anlaşılmasın. 6 yaşımda tanıştım bu sihirli dünyayla ve internete bağlı olduğunda ev telefonun meşgul olduğu dönemden beri de internetle iç içeyim. Benim anlatmak istediğim durum, tüm bu yeni teknolojilere karşı olmak ya da desteklememek değil, bu teknolojilerin insan yaşamını, binlerce yılda oluşmuş ortak kültürü, gelenekleri, hayatta kalma güdüsünü çok kısa bir sürede yok etme potansiyeline sahip olması. Çocuğunuzla balık tutmak için sandalla denize açıldığınızı ve çocuğunuzun bir kaza sonucu denize düştüğünü düşünün. Çocuğunuzun bu durum karşısında nasıl davranmasını beklersiniz? Tabi ki, hayatta kalma iç güdüsüyle çırpınmasını ve su üstünde kalmak için efor sarf etmesini. Peki ya çocuğunuz çırpınıp su üstünde kalmaya çalışmaktan ziyade hiçbir çaba göstermeyip boğulmayı en baştan kabullendiyse? İşte o zaman telaşlanır, çocuğunuzu kurtarmak için suya atlarsınız. Bu durum uç bir örnek olarak gözükebilir ancak içinde bulunduğumuz durum tam da bu aslında. Çocuğunuz suya düştü ve hayatta kalmak için hiçbir çaba göstermiyor ancak siz o kadar meşgulsünüz ki bunun farkında değilsiniz!

Gelişen teknoloji bilgiye ulaşım alışkanlıklarını da kökten değiştirmiş durumda. Yıllardır süre gelen bir söylem var: Tüm dünya bir tık ötenizde. İstediğiniz her bilgiye yalnızca saniyeler içinde ulaşmanız mümkün. Bir problem mi yaşıyorsunuz Google’a yazmanız yeterli ya da tamir edilmesi gereken bir alet var ancak nasıl yapılacağını bilmiyor musunuz? Youtube’da araştırmanız yeterli. Peki bunları yapıyor muyuz? İnsanlığın binlerce yılda oluşturduğu o bilgi hazinesine erişiyor muyuz? Yoksa tüm bunların yerine sosyal medya hesaplarımızda popüler kültüre ait yüzeysel ve tek lokmalık değersiz içerikleri tüketmeyi mi tercih ediyoruz?

Tüm bu söylediklerim sisteme yönelik bir saldırı değil aslında. Keza binlerce yıldır karşısına çıkan tüm sorunlara deneme-yanılma yöntemiyle de olsa çözümler bulmaya başarabilmiş insanoğlu, karşısına çıkan bu soruna da çözümler bulmayı elbette başaracaktır. Ancak önemli olan nokta, bu deneme-yanılma süreci içerisinde, insanoğlunun kazanmak uğruna kaybetmeyi göze aldığı değerler, yapacağı bu değiş tokuş, geleceğin hiç de umulduğu gibi bir yer olmayacağı sonucunu doğurmakta.

Toparlamak gerekirse, çocukların tablette geçebildikleri bölüm kadar zeki olarak nitelendirildiği bir dünyada yaşıyoruz artık. Düşünmeyen, sorgulamayan, fikir üretmeyen, üretmek yerine tüketmeye alışmış yeni bir nesil yetişiyor ve bu nesil, insanlığın bugüne taşıdığı tüm değerleri yıkmak için çok istekli. Peki ne yapılabilir? Yetişen bu yeni nesil nasıl üretmeye teşvik edilebilir. Aslına bakılırsa bu göründüğü kadar kolay bir iş değil ve yeni neslin kullandığı iletişim araçlarına dahi hakim olamayan, eski neslin üyeleriyle gerçekleştirilebilecek bir olgu değil. Yeni nesli üretmeye teşvik edecek insanları, ideolojileri, fikirleri yine yeni yetişen neslin içinden çıkan bireyler oluşturacak. E-ticaret dersi verip de, internetten alışveriş yapmamış profesörlerle bu işler olmaz ne yazık ki. Önemli olan yeni nesle, içinden bu tarz kişileri çıkarabilmesi için imkanlar yaratmak, onları okumaya, araştırmaya yeni fikirler üretmeye teşvik edecek altyapıları hazırlamak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Yaratıcılık ve Yeni Fikirler için Mutlaka Değerlendirmeniz Gereken 3 Tavsiye

Yazılar yazıyoruz, raporlar hazırlıyoruz ödev yapıyoruz. Hayatının içinden ‘yazmak’ eylemi geçen herkes bir şekilde yeni fikirlerle beraber uyanmayı alışkanlık haline getirmeli.

Yazdığımız şeyin esinlendiğimiz kaynaklar, okuduğumuz kitaplar izlediğimiz filmler ve gün boyunca maruz kaldığımız binlerce şey olabiliyor. Sürekli bir çok bilgiye maruz kalıp dikkat dağınıklığı yaşadığımız bu günlerde fikir geliştirebilmemiz için yapabileceklerimiz:

Modern medya ve getirdikleri

social-media-apps

Modern meyda kelimenin tam anlamıyla hayatımıza boşluk bırakmayacak şekilde entegre olmuş durumda. Gün boyunca sıklıkla yeni şeyler öğreniyoruz artık bir şeyler öğrenmek için yaptığımız araştırmalar günlerimizi değil dakikalarımızı alıyor. Ancak bu kaynaklardan aldığımız bilgilerin güvenilir kaynaklardan derlenip derlenmediği oldukça önemli bir konu. Mutlaka edindiğiniz bilgilerin doğrulukları konusunda bilinçli olmalısınız.

Çünkü hiç bir zaman bilgi kuraklığı olmaz önemli olan o bilgilerin güvenilirliklerinden emin olup yeni fikirlerle yaşatabilmektir.

Araştır, Oku ve Derle! Sadece tek bir kaynağa kısılı kalamayacağımız bir çağdayız hepsini oku, her kaynaktan bilgilen ve sonra onları derle ve ihtiyacın olanı analiz et. Bilginin özünü bulmak yaratıcı fikirlerin gelmesinden hemen öncesidir.

Yeni Fikirler Beklemediğiniz Yerden mi Gelir?

man having great business ideas

Bazen yanınızdaki insanlar size öyle bir bakış açısı sunar ki şaşar kalırsınız. Fikirler sizinle beraber sokakta yürüyor, otobüste seyahat ediyor vapura binip martılara simit atıyor olabilir. Kulaklıklar çıkarın yeter, iletişmek eylem olarak ne güzeldir!

Bir yazar aklımıza gelebilecek her an çalışmalıdır. Not defterinizi yanınızdan ayırmayın mesela, notlar alın, sonra onları okuyun düşünün ve tekrar düşünün.

“Breakthrough Advertising” kitabının yazarı Eugene Schwartz bir müşterisi ile oturup 4 saat bir ürün hakkında konuşmaya başlamış, sadece dinleyip notlar alan Schwartz o günün gecesinde Manhattan’a gitmek için hazırlanan eşini beklerken oturup o ürünün tüm reklam metnini yazmış.

Reklam metninin %70’inin müşterinin kendi sözlerinden oluştuğunu da söylemeden geçmeyelim.

Bazen yapmamız gereken sadece dinlemektir. Az konuşup, çok dinlemek..

“You don’t have to have great ideas if you can hear great ideas.”

Schwartz

Sir John Hegarty ise kulaklıkları çıkarmak konusunda şunları söyler.

“Her tarafımızda ilham kaynaklarımız var Gördüğümüz duyduğumuz, dokunduğumuz, tattığımız ve kokladığımız her şey. Farkında olmasak ble, yeni fikirler şekillendirmemize yardımcı olurlar.”

Dolayısıyla size ulaşan ilham miktarını niye azaltıyorsunuz ki?

Niçin kulaklık takıyorsunuz?

kulaklık

Unutmayın ilham kaynakları olmadığı sürece yaratıclık kurur ve kendimizi tekrarlamaya başlarız.

Dünya sürekli bir ilham kaynağı olabilir başarılı bir yaratıcı dünyanın tüm gariplikleri, terslikleri ve harikalarına hayran olmalıdır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link