Elon Musk’tan Çalışanlarına İlham Verici Mektup

Son zamanların en çok konuşulan işlerini yapan, Tesla ve SpaceX gibi şirketlerin arkasındaki Güney Afrikalı girişimci isim Elon Musk’ın bugüne kadar gördüğümüz, bildiğimiz çoğu liderden farklı düşündüğü ve farklı stratejiler uyguladığı aşikar.

Kısa zamanda yapılmaz denilen şeylerin aslında nasıl da yapılabilir olduğunu bize gösterdi ve daha pek çok olmazı oldurmak için sürekli çalışıyor. Hatta haftada 100 saat çalıştığı söyleniyor. Yapılan her işin en ince ayrıntısına bile dahil olmak istiyor ve herhangi bir işte emeği geçen herkesin o işin bir parçası olması gerektiğini düşünüyor.

Elon Musk’ın çalışanlarına attığı e-posta, Elon Musk’ın bunca başarısının arkasındaki çalışkanlığı ve egolarını yöneticilik üzerinden tatmin etmediği gerçeğini gözler önüne seriyor. Liderlik nasıl yapılır aslında onun da dersini veriyor.

İşte Elon Musk’ın çalışanlarına e-posta mektubu:

“Bilginin şirketler içindeki akışını açıklayan iki düşünce ekolü vardır. Açık ara en yaygın yol komut zinciridir, yani iletişim her zaman yöneticiniz üzerinden akar. Bu yaklaşımdaki sorun, yöneticinin gücünü artırmaya hizmet etse de şirkete hizmet etmekte başarısız olmasıdır.

Sorunun hızla çözülmesinden ziyade, bir departmandaki bir kişinin başka bir departmandaki bir kişi ile konuşup doğru şeylerin yapılmasını sağlaması varken, insanlar, önce kendi yöneticilerine gidiyor, yönetici diğer departmanın yöneticisi ile görüşüyor ve diğer departmanın yöneticisi de emrindeki kişiden sorunu çözmesini istiyor. Ardından akması gereken bilgi aynı yoldan ters yönde geri geliyor. Bu son derece aptalca. Bunun olmasına izin veren, bunu teşvik eden bir yönetici, kısa sürede kendini başka bir şirkette bulacaktır. Şaka yapmıyorum.

Tesla’daki herkes, tüm şirketin yararına bir sorunu çözmenin en hızlı yolu olduğunu düşündüğü şekilde başka herhangi birine e-posta gönderebilir/konuşabilir ve bunu yapmalıdır. Yöneticinizin izni olmadan onun yöneticisiyle konuşabilirsiniz, başka bir departmandaki başka yardımcısına doğrudan gidebilirsiniz, benimle konuşabilir, herhangi bir ile başka kimsenin izni gerekmeden konuşabilirsiniz. Dahası, doğru şey yapılana kadar kendinizi bu doğrultuda sorumlu saymalısınız. Burada bahsedilen şey rastgele bir sohbet değil, ultra hızlı ve doğru şekilde ilerlememizi sağlamaktır. Ölçek açısından büyük araba şirketleri ile boy ölçüşemeyeceğimiz ortada, bu yüzden bunu zekamız ve çevikliğimiz ile yapmalıyız.

Son bir husus olarak da, yöneticiler şirket içinde, bir “biz ve onlar” zihniyeti oluşturacak ya da iletişimi herhangi bir şekilde engelleyecek silolar yaratmadıklarından emin olmak için çok çalışmalıdır. Bu ne yazık ki doğal bir eğilimdir ve aktif mücadele gerektirir. Departmanların kendi aralarında bariyer oluşturması ya da diğerlerinin başarısını hepimiz yerine yalnızca onları başarısı olarak görmeleri nasıl Tesla’nın yararına olabilir ki? Hepimiz aynı gemideyiz. Kendiniz daima departmanın iyiliği için değil şirketin iyiliği için çalışan biri olarak görün.”

Çağımızın mucidi olarak nitelendirilen Elon Musk’ın 20 değerli sözünü daha önce sizlerle paylaşmıştık. Linkimize buradan ulaşabilirsiniz.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Microsoft’un Kurucu Ortağı Paul Allen Hayatını Kaybetti

  • Teknoloji devi Microsoft’un kurucularından Paul Allen hayatını kaybetti.
  • 20.3 milyarlık servetiyle dünyanın en zengin 21. kişisi olan 65 yaşındaki Allen’in kanser nedeniyle yaşamını yitirdiği açıklandı.
  • İlgili yazı: Microsoft’un Kuruluş Hikayesi

Teknoloji şirketi Microsoft’un kurucularından Paul Allen, ABD’nin Seattle kentinde 65 yaşında hayatını kaybetti.

Allen’in sahibi olduğu yatırım firması Vulcan’dan yapılan açıklamada, “Microsoft’un kurucularından, önemli teknoloji uzmanı, hayırsever, toplum insanı, çevreci, müzisyen ve sanat destekçisi kurucumuz Paul G. Allen’in vefatını duyurmaktan derin bir üzüntü duyuyoruz.” ifadesine yer verildi.

Açıklamada, Allen’in pazartesi günü öğleden sonra Seattle kentinde lenf kanseri nedeniyle hayata gözlerini yumduğu bilgisi de paylaşıldı. Paul Allen, 1975 yılında Bill Gates ile Microsoft’u kurmuş, bir süre sonra geçirdiği hastalık nedeniyle şirketten ayrılmıştı.

Kaynak: Cnnturk.com

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

IKEA Raporu: “İnsanlar, Kendilerini Evlerinde Hissetmiyorlar”

  • IKEA’nın 22 farklı pazarda 22 bin kişinin katılımıyla hazırladığı Evde Yaşam Raporu 2018’e göre, pek çok insan evdeyken kendini evde gibi hissetmiyor.
  • Rapor, bir kişide ev hissiyatının oluşabilmesi için beş ihtiyacın karşılanması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu ihtiyaçlar; mahremiyet, konfor, sahiplik, güvenlik ve aidiyet hissi.
  • Rapora göre, ABD’de yaşayan insanların %39’u evlerindeyken aidiyet hissini yaşayamıyor.
  • İlgili Yazı: IKEA, Şık Olanın Pahalı Olmadığını Yeni Reklamlarıyla Kanıtlıyor

Ev, bir insanın kendini en huzurlu hissetmesi gereken yerdir. Ev, bir nevi insanın güvenli kalesidir. Ancak İsveçli mobilya üreticisi IKEA’nın son olarak yaptığı araştırmalardan biri, pek çok insanın evlerindeyken bu hissi tam olarak yaşayamadığını ortaya koyuyor. Design Taxi’nin yayımladığı habere göre, IKEA geçtiğimiz günlerde “Evde Yaşam Raporu”nun 2018 edisyonunu yayımladı ve bu rapora göre, insanların kafasındaki ideal ev tasviri, yıllar içerisinde önemli ölçüde değişime uğradı. Bununla birlikte bu araştırma, 22 farklı pazarda yer alan yaklaşık 22 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.

IKEA’nın Evde Yaşam Raporu, bir kişide ev hissiyatının oluşabilmesi için beş ihtiyacın karşılanması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu ihtiyaçlar; mahremiyet, konfor, sahiplik, güvenlik ve aidiyet hissi. Ve bu araştırma şunu gösteriyor ki, ABD’de yaşayan insanların çoğu, ev hissinin yaşanabilmesi için gereken bu beş temel unsura sahip değil. Rapora göre, ABD’de yaşayan insanların %39’u evlerindeyken aidiyet hissini yaşayamıyor.

İlk Bakışta Hoşlanmadığımız Onca Ürünü Neden IKEA’dan Alıyoruz?

IKEA’nın makro anlayışlar lideri Maria Jonsson’un belirttiğine göre, şirket, bazı insanların evlerinden uzaktayken daha fazla evde hissetmelerinin nedenini bilmek istiyor. Bununla birlikte Maria Jonsson, bu raporun, yakalanması zor olan ev hissini meydana getiren şeyin kalbine ulaşmayı ve o istenilen ev huzurunu yaşayabilmek için bu duyguyu nasıl daha kolay yakalayabileceğimizi bulmayı hedefliyor.

Bu araştırmada şirket, insanların özellikle mahremiyet hasreti çektikleri sonucuna ulaştı. Araştırmaya göre, bu konudaki bir sonraki en önemli faktör ise konfor. Ayrıca raporda, “Evde istediğimiz ya da aradığımız şey çoğu kez ruh halimize bağlı olarak değişebilir.” deniyor. Bununla birlikte raporun bir bölümünde şu ifadelere yer verildi:

“Örneğin aile ile vakit geçirmek istemek farklı şeyler anlamına gelebilir. Bazen özel bir anı paylaşmak için mümkün olduğu kadar çok bir araya gelirsiniz. Diğer zamanlarda yakınlık istersiniz, ancak yine de farklı ekranlar ve aktiviteler için izin verirsiniz. Daha sonra tekrar, bazı günler sadece kendi başınıza boylu boyunca uzanmak istersiniz.”

Bunların yanı sıra insanlar, çocuk sahibi olan ya da oda arkadaşıyla bir mekan paylaşan kişiler için de geçerli olan sahipliği ve güvenliği de elde etmek istiyorlar. Ev hissiyatı için önemli olan bir sonraki unsur ise aidiyet hissidir; bir topluluk hissi meydana getirmek, bir arada var olmak ve insanları bir araya getirmek için bir yer. Bu zamana kadar çok sayıda etken, evde hissetme şeklimizi etkiledi. Dört kişiden birinin evden çalıştığı ifade edilirken, insanların dörtte biri ise evlerini Airbnb gibi platformlarda para kazanmak için dönüştürüyor.

İnsanların kendilerini evlerinde hissedememelerinin en büyük nedenlerinden biri de yüksek ev fiyatları. Son dönemde ev fiyatları aşırı derecede arttı ve bu da birçok insanı communal bir yaşam alanında yaşamaya zorladı. IKEA’nın araştırmasına göre, yaşadığı evde bir ya da birden fazla ev arkadaşıyla birlikte yaşayan kişilerin oranı %33. Sonuç olarak bu da insanların %32’sinin biraz yalnız vakit geçirebilmek için kendilerini evden dışarı atmalarına neden oluyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?