Olmak İçin Doğduğun Kişi Ol!

Neden yapmıyorsun? Neyi mi? Sahip olduğun tüm yeteneklerini sergilemeyi, gizil güçlerini keşfetmeyi, dünyanın seni en iyi diye tanımlamasını beklemek yerine kendini en iyi hale getirmeyi. Korkuların var. Onların da vardı, tüm o başarıya ulaşanlar senden, benden, hepimizden çok daha fazla korktular. Başarmak istedikleri şeyler kadar büyük korkuları vardı.

Alman – Amerikan heykeltraş sanatçısı Eva Hesse 1965 yılında kreatif anlamda bir tıkanma dönemi yaşadığında, kendisi gibi sanatçı olan en yakın arkadaşı Sol LeWitt‘e bir mektup yazar ve LeWitt ona sonunda kocaman harflerle “DO!” – YAP! yazan uzun bir cevap gönderir. Eva’nın mektubuna aldığı cevabın bir kısmını konuşmasında kullanan ünlü oyuncu Benedict Cumberbatch, milyonlarca iletişim kanalından gelen kaotik mesajların arasında sıkışıp kalmış modern insanın zincirlerini kırması için yüreklendiriyor.

– Altyazı için Ayarlar’a tıklayarak Türkçe’yi seçebilirsiniz. –

Nam – ı diğer Sherlock’un bu hırslı konuşması sizde de bir şeyler uyandırdıysa ama nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız daha önceden yayımlanmış yazılarımıza göz atarak ufak bir başlangıç yapabilirsiniz.

Tüm bunlar içinizdeki tutkuyu harekete geçirmeye yetmediyse Amerika’lı sanatçı Prince Ea’nın; “Acı hayattır ama nasıl bir acı olacağını seçim şansın vardır. Ya başarıya giden yolda çektiğin acıyı ya da avlanmanın verdiği acıyı –pişmanlıkla– çekersin.” dediği motivasyon videosunu da izleyebilirsiniz.

Son olarak Youtube’un 12 Değişim Elçisi’den biri olmaya hak kazanan hikâye anlatıcısı Barış Özcan’ın “Gerçek bir kahramanın gücü kaslarının değil, kalbinin kuvvetiyle ölçülür. Aradığım böyle bir kalp. Tek istediğim bunun gibi bir şey.” diye başladığı, korkularıyla yüzleşip kendi hayatının süper kahramanları olmak isteyenlere hitap ettiği motivasyon videosunu izlemenizi de öneririm.

Benedict Cumberbatch’in yaptığı konuşmada yer alan mektubun tamamını okumak isteyenler buradan ulaşabilirler. Paylaşmak isterseniz de konuşmanın İngilizce metni şöyle:

Learn to say ‘Fuck you’ to the world every once in a while. You have every right to. Just stop thinking, worrying, looking over your shoulder, wondering, doubting, fearing, hurting, hoping for some easy way out, struggling, grasping, confusing, itching, scratching, mumbling, bumbling, grumbling, humbling, stumbling, numbling, rambling, gambling, tumbling, scumbling, scrambling, hitching, hatching, bitching, moaning, groaning, honing, boning, horse shitting, hair splitting, nit picking, piss tricking, nose sticking, ass gouging, eyeball poling, finger pointing, alleyway sneaking, long waiting, small stepping, evil eyeing, back scratching, searching, perching, besmirching, grinding, grinding, grinding away at yourself. Stop it and just do. Don’t worry about cool. Make your own un-cool. Make your own. Make your own world. If you fear, make it work for you. Draw and paint your fear and anxiety and stop worrying about big deep things such as to decide on a purpose and way of life, a consistent approach to even some impossible end or even an unimagined end. You must practice being stupid, dumb, unthinking, empty. Then you will be able to do. You are not responsible for the world. You’re only responsible for your work, so just do it!

Hayalleriniz için, kendi hayatınızın süper kahramanı olmak için ve kendiniz olmaya başlamak için tutkularınıza sımsıkı sarıldığınız, içinizdeki ufak kıvılcımların güneş gibi parlayarak tutsak olduğunuz karanlıkları dağıttığı, geleceğinizin şu anda başladığı bir hafta sizinle olsun…

“Olmak için doğduğun kişi ol! Become who you were born to be!” Elrond, Yüzüklerin Efendisi

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Dilek Erdensoy, Amerika'da aldığı dil eğitiminin ardından lisansını Felsefe üzerine yaptıktan sonra; tasarım, dijital medya ve pazarlama üzerine eğitimler almıştır. Çeşitli sitelerde yazmaya devam eden yazar; bilim, teknoloji ve felsefe ile ilgilenmekte, medya ve reklam sektörünü yakından takip etmektedir.

Bir Cevap Yazın

Haşlanan Kurbağa Olmak Televizyondan Sonra Radyonun da Kaderi Mi?

Kaynar suya atılmasıyla birlikte can havliyle fırlayan kurbağa ile su dolu kabın yavaş yavaş kaynatılmasıyla ölüme mahkum edilen kurbağanın hikayesi hepimizin malumu. Zaman içerisinde yavaş yavaş değişen koşulların kurbağayı ölüme kadar götürdüğü bu durum, her ne kadar bugün yaşadığımız dünyada içinde bulunduğumuz durumla kısmi bir paralellik gösterse de, insanoğlu olarak biz ölmeyi değil bu duruma adapte olmayı seçmişe benziyoruz.

Bugün onlarsız bir hayat düşleyemediğiniz araç ve hizmetlere bir bakın. Instagram, WhatsApp, YouTube, Netflix? Nasıl oldu da 10 yıl önce adını bilmediğimiz, varlığından haberdar olmadığımız bu garip isimler hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline dönüştüler? Sahi biz ne zaman “Cep telefonu olmadan nasıl yaşıyorduk yahu?” demeye başladık. İçinde bulunduğunuz suyun sıcaklığını hissediyor musunuz?

Yavaş yavaş gerçekleşen bu dönüşüm elbette insanoğlunun teknolojiye olan açlığı ve aşkıyla açıklanabilir ve dayanılabilir bir yapıya bürünse de, biz pazarlamacılar için bugüne kadar hiç bu denli yoğun bir formuyla karşılaşılmamış zorlu bir durumun da işaretçisi. Her gün farklılaşan ve çeşitlenen reklam kanalları, her birinin kendine özgü dinamikleri, tüketicilerin değişen tüketim alışkanları derken, bugün pazarlamacıların önlerindeki en büyük meydan okumalardan biri şüphesiz reklam kanalları özelinde geleceği öngörebilmek.

Peki tüm bu olan bitenle kurbağanın ya da radyonun ne ilgisi var? Yıkıcı bir değişimin artçı sarsıntıları zaman içerisinde kendini gösterirken, yani su yavaş yavaş kaynama noktasına ulaşırken, televizyonun YouTube ve Netflix karşısında mağlubiyete doğru giderken oluşturduğu sismik dalgaların bir benzerini bugün podcastler karşısında radyoda görüyoruz.

Devir artık kişisel deneyim devri. Bugün özellikle Y ve sonrası kuşaklar için televizyon gibi sınırları kati, kalın çizgilerle çizilmiş bir mecranın varlığı, dikte edilmiş içerikler doğrultusunda kabul edilebilir bir yapıdan çıkmış durumda. Bu kuşaklara mensup hiçbir kimseyi akşam saat 8’de televizyon karşısına geçirip, bir dizi uğruna o ekranın karşısında saatlerce oturtamazsınız. Onlar ne zaman, nerede, hangi içeriği, ne kadar tüketmek istiyorsa o kadar tüketen, aracın arka koltuğundan kalkıp, sürücü koltuğuna oturmuş yeni nesil tüketici.

Radyoda da durum bundan farklı değil. Ülkemizde bilinirliği her ne kadar diğer ülkelere nazaran sınırlı olsa da, podcastlerin yarattığı dalgayı görmemek mümkün değil. Radyonun, başkaları tarafından çizilmiş sınırları içine hapsolmayı reddeden, ne zaman, nerede, hangi içeriği, ne kadar dinlemek istediğini kendi seçen, radyonun doğasında yer alan statükoyu kabul etmeyen yeni nesil tüketici, podcast gibi kendi beğenileri doğrultusunda özelleştirerek dinleyebileceği alternatif bir mecraya kaymış durumda.

Radyo televizyonla aynı kaderi paylaşmanın eşiğinde. Dünya hızla değişiyor, su giderek ısınıyor, doğal seleksiyon reklam kanallarında da yaşanmaya devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda podcastin hızlı yükselişine, radyonun ise artık nostaljik bir öğe olmasının dönüşüne şahit olacağız.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Başarısız İnsanlardan Öğrenebileceğiniz 6 Şey

  • Bu yazımızda sizlerle başarısız insanlardan öğrenebileceğiniz 6 şeyi paylaştık.
  • Başarısızlık, başarıya giden yolda aşılması gereken engellerden biridir.
  • Eğer çıkmaz bir yola girdiğinizi düşünüyorsanız, boşa kürek çekmemek için bu işin peşini bırakmalısınız.
  • Başarılı olmak için çok çalışmak yerine, disiplinli şekilde çalışmaya özen göstermelisiniz.
  • İlgili Yazı: Steve Jobs’tan Başarının 10 Altın Kuralı

İnsanlar, genelde hep kendilerine başarılı kişileri örnek alırlar. Ya da başka bir deyişle, hep iyi örneklerden kendilerine bir pay biçmeye çalışırlar. Ancak iyi ya da kötü, başarılı ya da başarısız, insan, her insandan kendine bir ders çıkarabilir. Hatta genel olarak başarısız insanların başarılı insanlardan sayıca çok daha fazla olduklarını varsayarsak, başarısız insanlardan alınabilecek çok daha belirgin dersler vardır.

Tembellik, En Büyük Düşmanınızdır

Bence başarısız insanların en büyük ortak özelliği tembelliktir. Tembellik ve çalışma arzusunun eksikliği, başarıya giden yoldaki en büyük engeldir. Ve işin kötüsü, genel olarak tembellik doğuştan gelen bir karakteristik özelliktir. Bu yüzden bu kötü özellikten kurtulmak çok da kolay değildir. Ancak yine de tembellikten muzdaripseniz ve bundan kurtulmak istiyorsanız, başvurabileceğiniz birçok yöntem mevcut. Örneğin Japonlar’a özgü “kaizen tekniği” bu yöntemlerden biri. Kaizen tekniği, düzenli çalışma alışkanlığı kazandırmayı amaçlar.

Başarısızlık, Başarı Sürecinin Doğal Bir Parçasıdır

İnsanlar, genel olarak başarısızlığı olumsuz bir şey olarak görürler. Fakat başarısızlıkların da olumlu tarafları vardır. Zira başarısızlıklardan çok sayıda ders çıkarılabilir. Bununla birlikte başarısızlık, başarıya giden yolda aşılması gereken engellerden biridir. Nihayetinde herhangi bir işte tek seferde başarıya ulaşmak pek sık rastlanan bir durum değildir. Bu nedenle başarısızlıkların sizi yıldırmasına izin vermemeniz gerekir.

Hatta olumlu bir açıdan bakacak olursanız, ders çıkardığınız takdirde, her başarısızlık sizi başarıya bir adım daha yaklaştırır. Unutmayın! Şu an günlük hayatta kullandığımız ve hayatımızı kolaylaştıran birçok icat, mucitlerin uzun uğraşları ve sabırlı çalışmaları sonucunda ortaya çıkmıştır.

Sabırlı Olun ve Kolay Pes Etmeyin

Genel olarak insanların birçoğu kısa sürede başarıya ulaşmak isterler. Ve bu yüzden de giriştikleri işin ilk meyvelerini vermeye başlamadığını görürlerse, o işe olan inançlarını yavaş yavaş kaybetmeye başlarlar. Ancak bu çok yanlış bir davranıştır. Zira başarıya ulaşmanın altın kurallarından biri, sabırlı olmaktır. Sabırlı davranmazsanız ve önünüze çıkan ilk büyük engelde kolayca pes ederseniz, yenilgiyi baştan kabullenmiş olursunuz.

Doğru Zamanda Vazgeçin

Bize genellikle hiçbir zorluk karşısında yılmamamız ve asla pes etmememiz gerektiği söylenir. Ancak bu yanlış bir inanıştır. Eğer çıkmaz bir yola girdiğinizi düşünüyorsanız, boşa kürek çekmemek için bu işin peşini bırakmalısınız. Zira eninde sonunda başarısızlığa mahkum olacak bir iş için çabalamak, size sadece zaman kaybettirir. Ünlü pazarlama gurusu Seth Godin de “Dip” isimli kitabında tam olarak bunu yapmanız gerektiğinden bahsediyor.

Çalışma Konusunda Disiplinli Olun

Genel olarak başarılı olmak için çok çalışmak gerektiğine inanılır. Ancak bu yanlış bir kanıdır. Bir işte başarılı olmak için öncelikle disiplinli ve düzenli çalışmaya özen göstermeniz gerekir. Örneğin üç gün art arda 12’şer saat çalışmak yerine, üç gündeki toplam çalışma saatinizi 5-6 güne yaymak, sizin için çok daha verimli olacaktır.

Bununla birlikte sürekli olarak çalışmak, bir süre sonra bir tükenmişlik sendromuna girmenize neden olabilir. Bir işi zamanında ve planlı bir şekilde yapmayıp daha sonrasında işi yetiştirmek için fazla çalışmak, hatta duruma göre uykusuz kalmak, günlük düzeninizi bozar ve uzun vadede sizi sıkıntıya sokar.

Bahanelerin Ardına Saklanmayın

Hayatta kendinize yapabileceğiniz en büyük kötülüklerden biri bahanelerin ardına saklanarak başarısızlıklarınıza kılıf uydurmaktır. Geçmişte yaşadığınız başarısızlıklara bakarak “Başarısız oldum, ancak zor bir dönemden geçiyordum.” şeklinde öz eleştirilerle sadece kendinizi avutmuş olursunuz. Herkes özel hayatında birtakım sıkıntılarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Ve emin olun ki, başarıya ulaşan insanların çoğunun hayatı güllük gülistanlık değil. Tarihin tozlu sayfalarına şöyle bir göz atarsanız, binbir sıkıntı içindeki birçok insanın başarı hikayelerine rastlayacaksınız.

Bahaneler sizi yavaşlatan engellerden başka bir şey değildirler. Hangi şartlar altında olursanız olun, eğer başarısız olmuşsanız, ya bir yerde yanlış yapmışsınız ya da yeterince çabalamamışsınız demektir. O yüzden başarısızlığınıza kılıf uydurmayı bırakıp başarmayı amaçladığınız şey uğrunda daha fazla çabalayın.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link