Dikkate Almamanız Gereken 8 Yanlış Kariyer Tavsiyesi 1

yazarozandagdeviren

Zeitgeist. Popüler bir belgesel. İçinde bulunduğumuz dönemin değerlerine eleştirel bir gözle bakıyor, henüz duymamış olanlara öneririm.

Zeitgeist kelimesinin bizi ilgilendiren diğer anlamı ise şu; bir yer ve döneme ait genel kabul görmüş düşünceler, ya da “zamanın ruhu”.

Her ne kadar kendi düşüncelerimizin bütünüyle bize ait olduğunu düşünsek de aslında bu bir yanılsama. Sosyal canlılar olarak, etkileşimi girdiğimiz insanları etkiliyor ve onlardan etkileniyoruz. Daha da önemlisi, yaşadığımız koşulların ne kadar konforlu veya ne kadar acımasız olduğu, insanlığa ilişkin düşüncelerimizi şekillendiriyor ve en nihayetinde o dönemin doğrularını kendi prensiplerimiz olarak kabul etmeye başlıyoruz.

Çoğu sanat eserinin yorumlarken, sanatçının yaşadığı dönemi ve koşulları bilmek bu yüzden önemli. Sanatçının zamanını ve onun koşullarını bilmek, o eseri hayata geçirirken ne düşündüğünü anlamanın kapısını açıyor. Örneğin M.C. Escher’ın  dünyasını yorumlarken 1939 – 1945 döneminde ürettiği eserlerde 2. Dünya Savaşı’nın etkisini dikkate almamak eksik olur.

 

M.C Escher - Kariyer Tercihleri

M.C. Escher’ın İnanılmaz Dünyası

Tavsiyelerin ağırlığını ölçerken, tavsiye verilen alanın ne kadar hızlı bir değişim gösterdiğini dikkat almak gerekli. Yani, Maraş Dondurması yapmanın inceliklerini öğreniyorsanız tavsiyede bulunan ustayı can kulağıyla dinlemek ve yeri geldiğinde öğütlerini birebir uygulamak doğru olabilir. Nihayetinde iyi bir Maraş Dondurması yapmak yıldan yıla değişiklik gösteren bir beceri değil. Hem öğrenilecek çok şey var hem de tavsiyelerin geçerliliğini yitirmiş olmaları riski yok.

Maraş Dondurması ve Kariyer

 

Ancak kariyer tavsiyesi alıyorsanız kişilerin kendi iş hayatlarından yola çıkarak yaptıkları yorumların yetersiz, ve hatta çoğu zaman yanlış yönlendirici olabileceği riskini dikkate almak gerekli.

Son 100 yıl kadar dar bir zaman dilimine baktığımızda bile farklı jenerasyonlar için genel geçer tek bir doğru kariyer rotasından(ve tavsiyesinden) bahsetmenin mümkün olmadığını görüyoruz. Son 100 yılın ilk üçte birinde sanayi devriminin etkileri ile birlikte mavi yaka olarak veya kas gücü ile çalışmak en doğrusuyken, ikinci üçte birlik dönemde orta derecede eğitim almak ve devlet güvencesiyle memur olarak çalışmak doğrusu olabilir. Bu son 30 yıllık yani son üçte birlik dönem için ise bize verilen çok iyi bir eğitim al ve özel sektörde çalışarak basamakları tırman mesajıydı. Bu mesaj değişti, ancak o dönemin zeitgeist’ı ile konuşan birinden alacağınız kariyer tavsiyeleri onun dönemi için geçerli olsa da sizin döneminiz için doğru olmayabilir. Artık  Nasıl Nitelikli İş Bulunur? gibi konular bile danışmanları olan bir uzmanlık alanı haline geldi.

Üretim teknolojilerinin çeşitlenmesi, paylaşım ekonomisinin güçlenmesi, tüketim biçimlerinin değişmesi ve özellikle C2C (Consumer to Consumer) ekonomisinin artması ile birlikte bugünden geleceğe yönelik kariyer tavsiyelerinde bulunmak çok zor. En azından bunları geçmişe bakarak yapmak mümkün değil.

Doğru kariyer yönlendirmeleri için kişilerin kendi hayatlarından verdiği anektod ve örneklere değil, geleceğe ilişkin ayakları yere basan analizlere bakın.

İşte o en sık duyulan yanlış tavsiyeler…

  1. İş değiştirmeden önce bir şirkette en az 3 yıl çalışmış olmalısın.

Şirkete bağlılığı belirleyenler misyon duygusu, çalışanın kendi gelişimi dahilinde o işten kazandıkları ve edindiği fayda olmalı. Bunun süresi 6 yıl olabileceği gibi 1 yıl da olabilir.

  1. Bir çok şirkete başvurmalı, sana en iyi teklif vereni kabul etmelisin.

Yanyana koyduğunuz iki tekliften az olanı, sizi 3  sene içerisinde aylık çift haneli gelirler kazanacağınız bir standarda çıkarabilir. Daha da tehlikelisi, %20 daha çok kazanacağım diye teklif ettiğiniz işten mutsuz olursanız kariyerinizde gereksiz yere koca bir kaç yıl kaybetmiş olursunuz.

  1. Üniversite sonrası iyi bir iş bulmanın koşulu staj yapmaktır.

Stajlar faydalı, şüphesiz. Özellikle iş dünyasını ve kendi yetkinliklerinizi tanımak konusunda değerliler. Ancak yaz dönemlerini geçirmenin tek yolu staj yapmak değil. Önemli olan tema, kendi yetkinlik ve becerileriniz ile örtüşen işler yapıyor ve üretiyor olmanız.

  1. Zaten 7 yıldır bu iş alanında çalışıyorsun, alan değiştirmen doğru olmaz.

Taş yerinde ağırdır sözünün bir doğruluğu var. 7 yıllık çok iyi finans bilginizle şirketlerin finans departmanları için çok değerli olabilirsiniz. Ancak şirketlerin bu alandaki nitelikli iş gücüne ihtiyacı otomasyon sistemleri ile değişiyorsa ve daha da önemlisi siz bu alanda çalışmak istemiyorsanız, değişiklik yapabilirsiniz. İşin sırrı, tamamen farklı, eski yetkinliklerinizle hiçbir bağlantısı olmayan iş alanlarına sıçrama yapmaya çalışmak yerine, kesişim alanları aramak ve paralel geçişler yaparak istediğiniz yöne doğru ilerlemek. Örneğin; Finans’tan direk Yönetim Danışmanlığı alanında sıfırdan geçiş yapmak yerinde Finans -> Satış Analitiği -> Analitik Modelleme -> Yönetim Danışmanlığı benzer rotalar çizmek gibi…

  1. İşten ayrılırsan kıdemini yakarsın, biraz daha sabret.

Evet şirketten kendi isteğinizle ayrıldığınızda kıdem tazminatınızı alamazsınız; ancak kıdem tazminatı zaten hiç bir zaman çalışanın değildir. Kıdem tazminatı, tek taraflı olarak sözleşmeyi şirketin feshine karşı bir sigortadır. Hem ayrılmamanın alternatifi daha da kötüdür. Size uygun olmadığına karar verdiğiniz, kendinize bir beceri katmadığınız ve size ay başında yatan maaş dışında hiçbir faydası olmadığını düşündüğünüz bir işte boşa geçirdiğiniz her ayın ve yılın bir “fırsat maliyeti” vardır. Yani eğer o işten ayrılmış olsaydınız yapıyor olabileceklerinizi hiçbirini yapmıyor olmanın kaçmış fırsatı.

  1. Çok iyi bir şirkete kapağı atmak için, ne rol olursa kabul etmelisin.

Büyük çok uluslu bir şirkette çalışmanın yarattığı güvence bir illüzyondan ibaret. Konu güvenceden daha çok statü endişesi ile ilgili.  Herkesin gıpta ile baktığı bir şirkette çalıştığınızda sosyal çevreniz ve arkadaş ortamlarınızda daha yüksek bir statü kazanıyor olabilirsiniz. Ancak eğer kazandığınız iş bilgisinin, tecrübenin ve uzmanlığın o şirket dışında bir talebi yoksa, ayrıldığınızda iş bulma şansınız azaltmış değil arttırmış olursunuz. Şirketlerin marka değeri tabi ki önemlidir, ancak vakaların %90’ında kişinin hangi alanda iş bilgisine sahip olduğu birinci, bunu hangi şirkette kazandığı ikinci derecede önemlidir.

  1. Para kazanmak için zaten çalışmaya mecbursun, bu yüzden seveceğin işi aramamalısın.

Kişinin yaptığı işten, kendi kişisel hedeflerine yönelik bir fayda çıkarıyor olması hem mutlu bir hayat hem de iyi bir iş performansı için çok merkezi. Hayır, herkes hayalindeki işi yapamaz. Ancak bu noktada mükemmeliyetçi düşünmemek gerekli. En çok istediğiniz bir numaralı işte çalışmıyor olabilirsiniz ancak bugün yaptığınız iş bir şekilde sizi oraya yakınlaştırmalı. Örneğin iyi bir aşçı olma hayaliniz varsa, bunun zaten mümkün olmadığı düşüncesi ile pazarlama ve temizlik kimyasalaları alanında çalışmak yerine direk veya dolaylı olarak gıda veya restoran sektörü ile temas eden bir iş yapabilirsiniz. Günün sonunda hayale tam olarak ulaşamasanız bile, deneme sürecinin kendisi, anlamsız bir çalışma hayatından çok daha tatmin edici olacaktır.

  1. Tamamen işine odaklanmalı ve mesleğinde en iyisi olmalısın.

Kişinin yüksek hedefler koyması, ve mesleğinde en iyi olmayı hedeflemesi olumsuz bir durum değil. Ancak herkesin tek bir mesleğinin olduğu dönemi tarihsel olarak geride bıraktık. Artık her birey kendi becerilerini paylaşım ekonomisi içerisine dahil edebilir. Örneğin bir yandan mevcut işinizde kurumsal satın alma işlemleri ile uğraşıyorken, “satın almada en iyi olmak” hedefini koymak yerine buradaki hedefleri küçültebilir ve buradan kazanacağınız enerji ile Behance veya DesignCrowd gibi sitelerde freelance olarak kitap kapak tasarımları yapabilir veya seslendirme sanatçısı olarak çalışabilirsiniz.

Özetle, dünün doğruları ile bugünü yaşamaya çalışmak yerine, yarının doğrularını çözümleyip kendi kurallarınızı belirleme şansını kullanın, bunun önü tarihte hiç olmadığı kadar açık.

Kendini bildi bileli meraklı birisidir. Hayatının merkezine iyi bir insan davranışı gözlemcisi olma hedefini almıştır. Türkçe ve İngilizce iki basılı kitabı vardır. Sosyoloji ve Psikoloji'ye bayılır. Kariyer ve iş yaşamı dinamiklerini çalışır. Tüm yazıları, çalışmaları ve bilgileri www.ozandagdeviren.com adresinde güncel olarak bulunabilir.

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Volvo: Uçan Arabalar İki Yıl İçinde Piyasada Olacak 0

Volvo’nun ana şirketinin ABD menşeli bir teknoloji start-up’ını satın almasıyla uçan arabaların önümüzdeki iki yıl içinde piyasaya çıkabileceği duyuruldu.

Uçan arabaların önümüzdeki iki yıl içinde piyasaya çıkabileceği bildirildi.

Teknoloji start-up’ı Terrafugia’dan yapılan açıklamada, satın alma sonrasında gelecek finansman sonrasında Transition adlı, hem karada hem havada seyahat edebilen, hibrit aracın piyasa çıkışının hızlandırılacağı bildirildi.

İki kişilik bir kabine sahip olan araç, bir dakikadan kısa bir sürede açılabilen, katlanabilir kanatlarıyla ilk uçuşunu 2009 yılında gerçekleştirdi.

Yaklaşık 280 bin dolar değerinde olan Transition, üç kilometre yüksekliğe çıkabiliyor ve saatte 160 kilometre hızla 640 kilometre yol alabiliyor.

Terrafugia, büyük bir şirketin yatırım yapması amacıyla, geçtiğimiz aylarda mühendis sayısını üç katına çıkararak çalışmaları hızlandırmıştı.

Çinli otomotiv devi Geely tarafından tamamen satın alınan şirkete yapılan ödeme hakkında ise bilgi verilmedi.

Geely Genel Başkanı Li Shufu, “Bu son derece heyecan verici bir sektör ve biz Terrafugia’nın bildiğimiz anlamdaki ulaşım alışkanlıklarını kökten değiştireceğine inanıyoruz” dedi.

Terrafugia’ya yaptıkları yatırımın ortak vizyonlarının bir yansıması olduğunu söyleyen Shufu, “Terrafugia’yı, uluslararası operasyon ağımız ve yenilik konusundaki geçmişimizle tamamen destekleyerek, uçan arabalar üreteceğiz” dedi.

Terrafugia CEO’su Chris Jaran ise, “Terrafugia, henüz çok yeni olan ama son derece heyecan veren bir sektörde öncü olma fırsatını sunuyor” dedi.

Şirkete ABD Ulusal Havacılık İdaresi’nden, genellikle uçan araçlara verilen, özel bir muafiyet belgesi verildi.

Transition sahipleri, 20 saatlik bir eğitim sonrasında alabilecekleri sportif pilotluk sertifikası ile yasal olarak uçabilecekler.

Türkiye’de “Hyperloop Projesi” Neden Olmasın? 0

Dünya çatışmalarla, kargaşalarla boğuşmaya devam ederken, bazı vizyoner isimler de dünyayı değiştirecek, insanlığı pozitif bir geleceğe taşıyacak projeler üzerine çalışmaya devam ediyorlar. Bunlardan biri de geçtiğimiz hafta Türkiye ziyaretiyle sosyal medyayı sallayan ünlü işadamı Elon Musk.

Elon Musk kurduğu hayaller ve gerçekleştirdiği projelerle enerji, ulaştırma, finans, uzay gibi pek çok endüstride yıkıcı dönüşümlere sebep olan sıra dışı bir işadamı. Konum bugün Musk değil, ama onun vizyonuyla gerçeğe dönüşmeye yakın olan ve ulaştırma, lojistik, turizm gibi pek çok sektörde köklü bir dönüşüme sebep olabilecek bir ulaşım projesi; Hyperloop.

Konuya aşina olmayanlar için Hyperloop; manyetik bir alan ya da sıkıştırılmış hava akımı sayesinde yer üstünde ya da yer altında bir tüpün içinde, saatte 1200 km/s hıza ulaşabilecek (yani ses hızını yakalayabilecek), insan ve/veya kargo taşıyabilecek kapsüller topluluğu diyebiliriz. 2013 yılında kurucusu olduğu SpaceX firmasının yayınladığı Hyperloop Alpha adlı raporla Elon Musk’ın duyurusunu yaptığı bu çılgın ulaşım fikri, bugün gerçeğe dönüşmeye çok yakın. Aşağıdaki video Hyperloop teknolojisini çok güzel özetliyor.

Burada not etmekte fayda var, Hyperloop benzeri bir teknoloji ilk kez Elon Musk tarafından dile getirilmiyor. Geçmişte benzer çalışmalar yapılmış olsa da en göze çarpan, aynı dönemde temelleri atılan ET3 (Evacuated Tube Transport Technologies) adlı konsorsiyum. Kuruculuğunu Daryl Oster’ın yaptığı ET3 oluşumu da, Hyperloop benzeri bir projeyle çok çok daha hızlı ulaşımın mümkün olabileceğini savunuyor. Ama şüphesiz adınız Elon Musk olunca fikrinizin karşılık bulması, yatırım alması ve gerçeğe dönüşmesi çok daha kolay oluyor.

Elon Musk Hyperloop’un fikir babası olsa da kendisi ve şirketi SpaceX işin üretim aşamasında şimdilik yer almıyor. SpaceX düzenlediği tasarım ve uygulama yarışmalarıyla, fikir üretimiyle proje üzerine çalışan bağımsız firmalara teknoloji geliştirme ve know-how desteği sağlıyor gibi gözüküyor.

Hyperloop gerçeğe dönüşmeye yakın

Fikrin ortaya atılmasının üzerinden sadece 4 yıl geçti ve bugün Hyperloop hayalini gerçekleştirmek için çalışan 10’a yakın firma var. Bunların en öne çıkanı ise geçtiğimiz Eylül ayında ünlü işadamı Richard Branson’ın sahibi olduğu Virgin Grubuyla da ortaklık yaparak gücünü arttıran “Virgin Hyperloop One”. Bir başka ABD menşeili firma “HTT” (Hyperloop Transportation Technologies) ve Kanadalı “Transpod” ciddi işbirlikleri ve yatırımlarla Hyperloop sistemini gerçeğe dönüştürme konusunda önemli adımlar atıyorlar.

Elon Musk’ın ilk hayali bugün karayoluyla 7-8, uçakla 1,5 saati bulan Los Angeles – San Francisco seyahatini 30 dakikaya indirmekti. Bu yolculuk için planlanan hızlı tren hattının 70 milyar dolara mal olması beklenirken, aynı hattın Hyperloop maliyeti 10’da birine tekabül edecekti. Ancak şu aşamaya kadar yapılan fizibilite çalışmaları Hyperloop maliyetinin o kadar da düşük olmayacağını gösterdi.

Ancak hızı, çevre dostu teknolojisi, işletim maliyetinin düşüklüğü gibi pek çok sebep zorluklarına rağmen Hyperloop’un hayata geçmesinin oldukça mümkün olduğunu gösteriyor. Hatta kısa mesafeli de olsa ilk Hyperloop hattının 2020’li yılların başında operasyona alınması olası gözüküyor.

Türkiye’de Hyperloop olmaz mı?

Bugün Hyperloop projeleri geliştiren firmalar bir yandan teknolojisi üzerine testler gerçekleştirirken bir yandan da dünya çapında pek çok hatta fizibilite çalışması yapıyorlar. Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya, Çin, Avrupa, ABD, Hindistan, Endonezya, Meksika gibi pek çok ülkede projeler üzerine çalışmalar yapılıyor, işbirlikleri sağlanıyor.

Testler başarıya ulaşır ve Hyperloop ulaşımı mümkün olursa ilk tamamlanacak hattın aşağıdaki videoda konsepti anlatılan Abu Dhabi – Dubai hattı olması muhtemel.

Kafamı kurcalayan bir soru var. Elon Musk acaba ziyareti sırasında Türkiye için bir Hyperloop projesi de dile getirmiş midir? Yakın dönemde bunun ipuçlarını görmeye başlar mıyız? Ankara’dan İstanbul’a sadece 20 dakikada ulaşacak bir hat iş dünyasını kökten değiştirmez mi? Türkiye büyük ulaşım projelerine yatırım yaparken artık gelecek vizyonunu tazeleyip daha üst teknolojileri ve seviyeyi hedefler mi?

 

 

 

Bu yazı ilk olarak cnnturk.com.tr'de yayımlanmıştır.
GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link