Çağımızın Mucidi Elon Musk Türkiye’ye Geliyor 1

Çağımızın mucidi ve Da Vinci’si olarak adlandırılan, gerçekleştirdiği bir çok girişimle adından sıklıkla bahsettiğimiz Elon Musk önümüzdeki günlerde Türkiye’de olacak.

Uydu ve uzay teknolojilerinin konuşulduğu Global Satshow etkinliğinin üçüncüsü bu yıl İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. Etkinliğe ESOA (EMEA Satellite Operators’ Association- EMEA Uydu Operatörleri Birliği) ev sahipliği yaparken MUSİAD da etkinliğin partnerleri arasında. Bu etkinlik kapsamında Türkiye’ye gelecek olan Elon Musk şu an dünya üzerindeki en önemli uzay girişimlerinden biri olan SpaceX’in kurucularından. 

Elon Musk uzay kapsülleriyle dünya üzerindeki taşımacılığı değiştirecek, tüm dünyaya ücretsiz internet sağlayacak fikirlerin babası ve yatırımcısı. SpaceX ile gelecekte dünyayı farklı bir yer haline getirirken, insanları Mars’a yerleştirmeyi ve Mars’ta kolonileşmenin temellerini de atmanın peşinde. Elon Musk bu konu hakkında ‘Mars’ta Ölmek İstiyorum’ şeklinde açıklamalarda da bulunarak bu isteğinde ısrarcı olacağını açıkça dile getirmekte.

Etkinlikte geleceğe dair ön görülerini ve hayata geçirmeyi düşündüğü projelerini anlatacağını düşündüğümüz Elon Musk’ı bu etkinlikte dinlemek oldukça ilginç ve güzel bir deneyim olacağa benziyor.

İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Sanatları Bölümü Mezunu. Reklam Yazarlığı kariyerinden sonra, Pazarlamasyon'da içerik editörlüğü.

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Yapay Zeka Silahlandığında Ne Olacak? 0

Dünya genelinde yapay zeka yatırımları gün geçtikçe artıyor ve hayatın farklı alanlarında yapay zeka kullanım oranı artıyor. Artık yapay zeka bizim gibi konuşmaya, bizim gibi yaşamaya hatta vatandaşlık almaya bile başladı. Suudi Arabistan’da Sophia isimli robotun vatandaşlık almış olması da artık yapay zeka robotların hayatın tamamen içinde olduğunun kanıtı olacak nitelikte.

Peki bu yapay zeka robotları silahlandığında ne olacak?

Dünyanın önde gelen bilim insanları bu konuda oldukça endişeli durumda. Yapay zekaya sahip silahlandırılmış robotların insanlık için büyük bir tehlike oluşturacağını iddia eden bilim adamları bu konuda Birleşmiş Milletleri de göreve çağırıyor. Nükleer silahların yasaklanmış olması gibi silahlandırılmış yapay zeka robotlarının da geliştirilmesinin Birleşmiş Milletler tarafından yasaklanması bilim insanları tarafından açık şekilde isteniyor. Bu duruma dikkat çekmek adına bilim insanları bir de kısa film çektiler ve durumun ne boyutta tehlikeler yaratabileceğini bu film ile gösterdiler. Filmde silahlı yapay zekaların gerçekleştirdiği katliam denebilecek bir olay konu ediniliyor.

Bu filmden birkaç ay önce de Elon Musk liderliğinde bir grup bilim insanı Birleşmiş Milletler’e açık bir mektup yazarak silahlandırılmış yapay zeka çalışmalarının durdurulmasını istemişti.

Bilim insanları bu mektupta otonom silahların kullanılabilir şekilde konumlandırılması için sadece birkaç yılın yeterli olabileceğini, teknolojik olarak bu seviyeye ulaşıldığının altını çizen uzmanlar, yapay zekanın savunma ve askeri personel güvenliği için kullanılabilecekken kendi kendine savaşabilecek robotların geliştirilmesi nedeniyle savaşa girme eşiğinin düşmesinden endişeli olduklarını belirtmişler ve bu eşiğin düşmesi halinde kitlesel kayıpların yaşanabileceğini de çağrılarında yer vermişlerdi.

30 Kasım 2017’de pazarlama ve  iş dünyasında yapay zeka kullanımını konuşacağımız Marketing Meetup etkinliğimize kaydınızı buradan gerçekleştirebilirsiniz. Yapay zekanın dünü, bugünü ve yarınını öğrenmek istiyorsanız Marketing Meetup tam size göre bir etkinlik.

“Müşteri Odaklı” Şirket Olmak 0

“Müşteri odaklılık”, “müşteri merkezlilik” günümüzün en popüler iş dünyası kavramlarından birisi haline geldi. Neredeyse müşteri odaklılık sözcüklerinin geçmediği bir vizyon misyon metni ya da şirket röportajı kalmadı.

Oysa uygulamaya baktığımızda bu kavramın sadece sözde kaldığını sıklıkla görüyoruz. Satış ve pazarlama söylemlerindemüşteri odaklılık” kavramını sık sık kullanmalarına rağmen müşterilerin aldıkları hizmetlerin kurgusu da yaşattığı deneyim de daha çok “ürün/hizmet odaklı”.

Güventürk Görgülü hocamızın aktardığı “Bain&Co tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre firmaların yüzde 80’i müşteriye iyi bir deneyim yaşattığını düşünüyor. Oysa aynı araştırmaya göre müşterilerin yalnızca yüzde 8’i o ana kadar iyi bir deneyim yaşadığını düşünüyor”

Bu çelişkinin en temel nedeni “müşteri odaklılığın” şirketlerin satış öncesinden satış sonrasına kadar tüm iş süreçlerine derinlemesine yayılmamasından kaynaklanıyor. ‘Müşteri’ kavramının parlak bir pazarlama sözcüğü olmaktan çıkarılıp tüm şirketin DNA’sını oluşturması gerekiyor.

apple-storeArtık “müşteri odaklıymış gibi görünmek için” içeriği olmayan söylemlerle göz boyama ve müşteriye sözde şirin görünme devirleri çoktan geçti. Gücün şirketlerden müşterilere geçmesi oyunun da yeniden kurgulanmasını gerektiriyor. Şirketlerin bu değişime ayak direyebilmeleri veya değişimin etkilerinden kaçabilmeleri mümkün görünmüyor.

Müşterilerin bir şirketle yaşadığı deneyimler diğer şirketlerden beklentilerini de şekillendiriyor. Bir şirketin 24 saatte gerçekleştirdiği ücretsiz teslimat sizin teslimatlarınızı 3 günde yapmaya devam etmenizi zorlaştırıyor. Deneyim ekonomisinin öncü şirketleri hizmet standartlarını her gün biraz daha yükseltirken, hizmetleri zenginleştirirken sadece kendi sektörlerindeki değil tüm sektörlerdeki müşteri beklentilerini yeniden şekillendiriyor. Bu akışın tersine yüzmeye çalışmak ya da akıntıya direnmeye çalışmak giderek şirketlerin varlıklarını tehdit etmeye başlıyor.

Eskinin yıkılmaz sanılan devlerinin deneyim ekonomisinin akıntısı altında nasıl zayıfladıklarını ve yerlerini yeni dünyanın genç çevik ve müşteri merkezli işletmelerine bıraktıklarını sıklıkla görmeye başladık.

Sektörünüz her ne olursa olsun artık herkes aynı zamanda hizmet sektöründe. Bu yeni dünyanın merkezinde artık tüketiciler değil “insan” var. Yeni dünyayı anlamak için öncelikle “insan“ı anlamak yola oradan başlamak gerekiyor. Şirketler uzun yıllardır merkezlerinde kendi ürün/hizmetlerini koyarak iş süreçlerini şekillendirdiler. Organizasyon yapıları, iş süreçleri, personel politikaları, pazarlama faaliyetleri, satış süreçleri hep bu odağa göre yaratıldı.

Bu yaklaşım “içerden dışarıya” yaklaşımı olarak adlandırılır. Şirketlerin güçlü olduğu dönemlerde işleri “şirketlerin koşullarıyla” yapmak müşterilerce zorunlu olarak kabul edilen bir yaklaşımdı. Şirketler ihtiyaçlar yaratarak ürünlerini/hizmetlerini satmak istiyor, müşterileri kendi koşullarına uydurmaya çalışıyordu.  Bir çok şirket günümüzde dahi hala yolu “elinde olanla” başlıyor ve bu merkezden hareketle adım adım tüm iş süreçlerini kurgulayarak elindekini en fazla şekilde nasıl satabileceğini düşünüyor.

starbucks

Müşteri merkezli işletme olmak bakış açısının tersine çevrilmesini gerektiriyor.“Dışarıdan içeriye” bakmak. İşe müşteriler gibi düşünerek başlamak. Müşterilerimiz gerçekten ne istiyor? Bunu müşterimiz için en farklı ve etkileyici şekilde nasıl yapabiliriz? İşinizle ilgili tüm adımları “bu adımdaki faaliyetimiz iş süreçlerimiz verimlilik ve karlılık için nasıl olmalı” sorusuyla değil de “bu adımda müşterimiz nasıl bir hizmet almayı arzular, bu adımı müşterilerimiz için nasıl olumlu ve unutulmaz bir deneyime dönüştürebiliriz” sorusuyla yeniden kurgulamanızı gerektiriyor. Önce müşteri deneyimine olumlu yönde katkı sağlayacak şekilde kurguladıktan sonra bunu en verimli ve karlı şekilde nasıl yapacağımızı bulmalıyız.

Bu anlayış müşterinin ihtiyaç ve beklentilerini anlamanın ötesine geçerek müşterilerimizin dünyasını daha geniş bir perspektiften keşfetmeyi gerektirir. Hedeflediğimiz müşterilerimizin dünyaya nasıl baktıklarını, özlemlerini hayallerini ve değerlerini keşfetmemiz, ürün ve hizmetlerimizin bu hayalin gerçekleşmesini nasıl kolaylaştıracağını anlamamız gerekiyor.

Nasıl satacağımızdan çok müşterilerin neyi neden ve nasıl satın alacaklarına odaklanmamız gerekiyor. Şirketler olarak ne yaptığımızdan çok yaptıklarımızın müşterilerin dünyasında ne anlam ifade ettiğini, onlarda nasıl bir duygulanım yarattığını anlamamız gerekiyor.

Bu “dışarıdan içeri” yaklaşımı müşteriye boyun eğmek ve kendimizi müşteri yönlendirmesinin akışına bırakmamız demek değildir. Müşterilerin bireysel farklılıkları ve beklentilerin çeşitliliği ve hızlı değişim trendi de düşünülünce bu türden bir iş modelinin sürdürülebilirliği tartışılabilir. Burada kast edilen odağımıza müşteriyi yerleştirmek yola oradan başlamak, müşterilerle işbirliğine açık olmak ve bu anlayışla karlılığı ve sürdürülebilirliği dengelemektir.

happy-customer

İş ne ad verilirse verilsin akıldan kalbe de taşınsa özünde ticari bir alışveriştir. İşletmeler kar elde etmek ve büyümek isterler. Müşteriler elde ettikleri değerin karşılığını ödemeye hazırdırlar. Müşteri merkezli bir yaklaşım bize müşterilerimizin arzuladığı ve beklediği değerleri sunmanın yolunu açacaktır. Bu anlayışın merkezinde kar yaratmak değil “müşteri değeri yaratmak” yatıyor. Bu değerin bir yan fonksiyonu olarak kar elde edilmektedir.

Müşteri merkezli işletme olmak ürün/hizmet değerinden müşteri değerine doğru bir dönüşümü gerektirir. Günümüzün popüler kavramlarından olan inovasyona yön veren ürün farklılaşması ya da ürünlerin teknolojik olarak gelişimi değil müşterilerimizin arzuladığı hatta hayal dahi edemediği ama kucaklamaya hazır olduğu yeni değerleri yaratmaktır.

Müşterilerle alışveriş ilişkisini aşan duygu temelli bir ilişki kurmayı ve giderek bağ kurmayı bir kez başarınca şirketler müşterilerin dünyasını zenginleştirecek yeni değerleri onlar istemeden keşfedip sunarak müşterilerin beklentilerini ve hayallerini yönlendirme gücüne de kavuşacaklardır.

Bu karşılıklı ilişkiyi ve etkileşimi gerektiren bir el ele verme sürecidir. En temelde ise “müşteri odaklı” olmaktan önce “insan odaklı” bir şirket olmayı gerektirir.

“İnsan odaklı” şirket olmak “müşteri odaklı” olmayı da içerir ancak bunu da kapsayarak aşan ve şirketin çalışanlarını da içine alan daha geniş bir yaklaşımdır. “İnsan odaklı” olmak, müşteriler, çalışanlar, ilişkide olunan bayi ve tedarikçiler, giderek henüz müşterimiz olmayan potansiyel müşterilerimizi de kapsayacak şekilde “insan”ı varoluş amacının merkezine koymaktır.

Bu yazı Ercan Kalit tarafından yazılmıştır.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link