Bitse de Kurtulsak Dedirten Sunumların 7 Özelliği

Bu hafta izlediğim bir kaç sunumdan sonra “topluluk önünde sunum yapmak” ile ilgili en sık karşılaştığım hataları paylaşmak istiyorum. Sahneye çıkmak konusundaki korkumuz ilkokul yıllarında sözlüye kalkmakla başlar sanırım. Yapılan bir çok araştırma topluluk karşısında konuşma korkusunun, korkularımız arasında ilk sıralarda yer aldığını gösteriyor. Aşağıdaki hatalardan kaçınmak bu korkumuzu da hafifletecektir.

1) Hazırlık Aşamasında Yanlış Yere Odaklanmak

Sunumlarla ilgili en temel hata hazırlık sürecinin “dinleyicilerden” çok “kendimize” o havalı bilgilerimize odaklı olmasıdır. Hazırlık aşamasında daha çok neleri anlatacağımıza odaklanırız. Oysa odağımız dinleyicilerin neleri bilmeyi isteyeceği olmalıdır.

Sunumda paylaşmayı düşündüğünüz tüm bilgileri sıralayın ve her madde için şu sorgulamadan geçirin: İnsanların neleri gerçekten bilmesini istiyorum? Bu bilgilere neden ihtiyaç duysunlar? Bu bilgilerle hangi duygularını canlandırmak istiyorum? ve Bu duyguyla ne yönde harekete geçmelerini istiyorum. “Bu bilgiyi neden anlatmalıyım? izleyiciler için ne anlam ifade ediyor? Bu bilgi, sunumla vermek istediğin temel mesajımı destekliyor mu?

Daha sonra bu bilgileri nasıl bir hikaye örgüsü içinde anlatacağınızı belirleyin. Sanki mini bir senaryo yazar gibi. Akışı belirlerken adım adım hedeflediğiniz sonuca doğru ilerlediğinizden emin olun. Sunumun sonunda nihai hedefiniz ne ise her slayt adımı dinleyicileri o hedefe doğru götürmelidir.

Kağıt üzerinde bu ön çalışmayı tamamlamadan asla slaydınızı hazırlamayın.

sunumteknikleri

2) Bilgi Bombardımanı Haline Gelmiş Slaytlar

Kaçınmanız gereken bir diğer yaygın hata slaydınızı bolca bilgiyle doldurmaktır. Her bir slayt sayfasında bolca yazının yer alması hem sizi hem de dinleyicileri slaydı okumaya yönlendirecektir. En sıkıcı sunumcular slaytlarını okuyanlardır. Bunu asla yapmayın. Sahnede olmanızın nedeni bu değil. Karşınızdaki insanlar da okuma biliyorlar ve slaydınızı okuyabilirler. Konunuza hakim değilseniz ya da sunumunuzu yukarıda anlattığımız sorgulamadan geçirip sadeleştirmediyseniz, yığınla bilgiyi aktarmaya çalışırken buna mecbur kalırsınız. Her şeyi aklınızda tutamazsınız ve sık sık slayda dönüp okumak zorunda kalırsınız.

Sunumu siz yapacaksınız slaydınız değil. Slaytlarınızda mümkün olduğunca az kelime kullanmaya çalışın, paragraflar asla olmamalı, kısa çok kısa cümleler mümkünse sadece hatırlatıcı ve vurgulayıcı kelimeler ve destekleyici görseller olmalı. Eğer o slaytta vereceğiniz mesajı bir görseller anlatabiliyorsanız cümleyi atın görseli koyun ve sadece o slayt sayfasında vermek istediğiniz en kritik mesajı yansıtan bir kelime koyun.

Unutmayın bir görsel bazen yüzlerce kelimeyle anlatamayacağınız kadar etkilidir. Bir şartla, doğru görselse ve doğru zamanda ve doğru yerde gösteriyorsanız.  Görseller anlattıklarınıza duygusal bir yükleme yapmanızı sağlarlar. Bu sayede dinleyenlerde uyandırmak istediğiniz duyguları harekete geçirmenize destek olurlar.

3) Dikkat Çekici Bir Giriş Planı Yapmamak

Sunumun ilk dakikalarında en önemli hedefimiz dikkat çekici bir giriş yapmaktır. Klasik teşekkürlü girişler ya da sunumun özeti ile başlayan girişler sizin klasik ve pek de ilginç olmayan sıradan bir sunum yapacağınız izlenimi bırakır. Giriş cümleleriniz sunumun geri kalanını takip etmek için dinleyicilerde merak ve ilgi uyandırmalıdır.

Eğer sunumla ulaşmak istediğiniz nihai hedefinizle ilişkilendirmesi kolay bir hikaye ya da anekdot varsa bununla giriş yapabilirsiniz. Hikayeler her zaman mesajlarımızı sezgisel boyutta vermek için ideal araçlardır. Hikaye ve anekdotlarınızın mizah içermesi gücünü arttıracaktır. Mizah doğru kullanıldığında dinleyicilerin ilgisini yüksek tutup sunumunuzdan keyif almalarını sağlayacaktır.

Hiçbir şey mizah bile nihai hedefinizle ilgisiz olmamalı. İnsanları eğlendirmek için orda değilsiniz. Çok eğlenceli bir sunum yapıp, insanların vermek istediğiniz kritik mesajların hiçbirini algılamadığı bir sunum yapmak istemezsiniz. Hikaye ve anekdotlarla yapılan girişler ilk heyecanınızı da hafifletecektir.

Güçlü ve şaşırtıcı bir soruyla da sunuma başlayabilirsiniz. Merak uyandıran güçlü sorular dikkatlerin hızlıca sizde toplanmasını sağlar.

4) Sesinizi Yanlış Kullanmak

Sunumlarda dikkat çeken ve sık görülen hatalardan birisi de konuşmacının vurgusuz ve tekdüze konuşmasıdır. Tekdüze konuşmada sesimizin hızı ve şiddeti değişmez, vurgulama ve tonlama yapmayız. Bu türden bir konuşmayı dinleyenler en fazla 2-3 dakika ilgiyle takip edebilirler. Sonra ilgileri hızla kaybolmaya ve bir süre sonra da sıkılmaya başlarlar.

Etkili konuşmak için sesinizi kullanmakta ustalaşmalısınız. Vurgu yapmak için bazen sesimizi yükseltiriz ve belli bir kelimeyi öne çıkarırız. Bazense sesimizi oldukça yavaşlatarak sanki önemli bir sırrı paylaşıyor gibi yaparız. Etki yaratmanın bir diğer yolu da bazen sessizliğin gücünden faydalanmaktır. Çok kritik bir şey söyledikten sonra 1-2 saniye duraksayın, ortamda oluşan sessizlik sizi ürkütmesin. Sunum provaları yapmak bu konudaki yeteneklerinizi geliştirecektir. Sesinizi kaydederek sunumunuzda sesinizi nasıl kullandığınızı inceleyin.

iş-görüşmesi-ve-duygular

5) Beden Dilinizi Yanlış Kullanmak

Beden dilinin topluluk önündeki sunumlarda etkisi çok büyüktür çünkü sahnedesiniz ve dinleyiciler sizi sürekli izlemektedir. Öncelikle duruşunuzun dik ve dinleyicilere dönük olması çok önemli. Slaydınıza vb bakmak için bile olsa asla sırtınızı dinleyenlere dönmeyin.

Sık karşılaştığım hatalardan birisi de sunum için kullanılan laptop, kürsü vb. bir nesnenin arkasında fazla kalmaktır. Bu durum dinleyicilerin bilinçaltında sanki bir şeylerden saklanıyorsunuz ve özgüveni düşük birisiniz mesajı iletecektir. Dinleyicilerin her zaman sizi bütünüyle görmelerini sağlayın.

Göz teması ilgiyi canlı tutmak için etkili bir yoldur. Sunumunuzu 7-8 kişiden daha kalabalık gruplara yaptığınızda herkesle birebir göz teması kurmak zorlaşacaktır. Bu durumlarda dinleyici kitlesini 2 ya da 3’e bölerek her bölümün tam merkezindeki kişilerle sıralı olarak göz temasında bulunmak işe yarayacaktır.

6) Sahneyi Yanlış Kullanmak

Sahnenin bütününü kullanma becerinizi de geliştirin. Sürekli sabit bir noktada durarak sunumu yapmayın. Sahnede sürekli dolanmak da doğru bir kullanım değildir. Dikkatleri konudan size yönlendirir, sizi takip ederken konuyu kaçırabilirler. Beynimiz fiziksel hareket değişimlerine karşı çok duyarlıdır. Sahnede dikkatleri dağıtmadan yer değiştirmek, yeni pozisyonumuzda bir süre sunuma devam edip konu değişimlerinde tekrar hareket edebiliriz.

Sık görülen hatalardan biriside ellerin cepte olması ya da kravat, düğmemiz vb. bir şeylerle oynamak ya da bir yerlere yaslanmaktır. Ellerimizin boşta ve dinleyicilerin görebileceği şekilde açık olması gerekir.

7) Dinleyicilerle Etkileşimde Bulunmamak

Son olarak sunumlarınızda dinleyicilerle etkileşim içinde olmaya çalışın. Sahneyi bütün olarak kullanmanız, duruşunuz ve göz teması ile bunu sessiz iletişim çerçevesinde yaparsınız. Buna ek olarak bazen dinleyicilere sorular sormak, onlardan gelecek olası katkılara karşı açık ve cesaretli olmak gerekir.

Sorular her zaman bir cevap almak için sorulmaz bazen de bir şeylere dikkat çekmek vurgu yapmak ve dinleyicileri düşündürmek için de sorulardan yararlanırız. Cevap beklemiyorsak bile her sorudan sonra bir miktar sessizlik yaratın ve düşünmelerine izin verin.

Sevgiyle kalın

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İ.Ü. SBF İşletme Mezunu olan Ercan Kalit, Hizmet ve Bilişim sektörlerinde uzun yıllar Satış, Şube Müdürlüğü, Bölge Müdürlüğü ve Ülke Satış Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Yaşamına, Yazar, Danışman ve Eğitmen olarak devam eden Ercan Kalit, Yedi Adım ve ADS Consulting Group bünyesinde Müşteri Deneyimi Yönetimi, Değişim Yönetimi, Satış Yönetimi, Performans ve Motivasyon Yönetimi alanlarında eğitim ve danışmanlık vermektedir. İnsana dair merakının peşinde uzun yıllardır Felsefe, Psikoloji ve Kadim Bilgelik öğretileri alanında disiplinler arası araştırmalar yapan Ercan Kalit, ICF Onaylı Professional Solution Focused Coach ve Executive & Team Coach , IAC onaylı NLP Practitioner sertifikaları sahibidir.

Bir Cevap Yazın

Johnson & Johnson’a Kanser Gerekçesiyle 4.7 Milyar Dolarlık Dava

Amerika’nın kozmetik şirketlerinden olan Johnson & Johnson vücut bakım kremlerinin kansere yol açtığı iddiasıyla açılan davayı kaybetti. Missouri eyaletinin St. Louis kentindeki mahkemenin jürisi tarafından suçlu bulunan Johnson & Johnson  4,7 milyar dolar tutarında ceza ve tazminat ödeyecek.

Şirket, yumurtalık kanserine yakalanan 22 kadın tarafından mahkemeye verilmişti. Şikayetçi olan kadınlar Johnson & Johnson’ın “Baby Powder” marka pudraların kullanımıyla kullanımından sonra hastalandıkları iddiasıyla davayı açmış ve şirketin ürünün yan etkilerini gizlemekle suçlamışlardı. Davacıların avukatı Mark Lanier, J&J’nin 40 yıldır kanıtları örtbas ettiğini savundu. Davacılardan altısı kanser nedeniyle hayatını kaybetti.

Karar Temyize Götürülecek

Johnson & Johnson ST. Louis mahkemesinin kararını temyize götüreceğini duyurdu.

Özel şirketler daha öncesinde de jüri tarafından suçlu bulunmuş ve bazı yüksek cezalar temyiz edilerek geri alınmıştı. Diğer davalar ise bir üst mahkemede karara bağlanmayı bekliyor. Magnezyum silikat içeren talk pudrasının kansere yol açtığı gerekçesiyle şirket hakkında binlerce dava açılmıştı. Söz konusu vücut bakımı ürünlerinde asbest bulunduğu da iddia ediliyor. Johnson & Johnson şirketi iddiaları kabullenmiyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İstanbul ve Çevresinde Yaşayan Beyaz Yakalılar İçin 6 Hafta Sonu Önerisi

Yaz geldi, havalar çok güzel ve bugün cuma… Tam tatil zamanı ancak çalışanlar bütün yazlarını tatilde geçiremediklerinden bu güzel havalarda çalışmak durumunda kalıyorlar. Tatilden döndükten sonra veya tatile gitmeyi beklerken hafta sonlarınızı son derece keyifli geçirerek hafta ortasının yorgunluğunu üzerinizden atabilir, yeni yerler keşfedebilir ve sevdiklerinizle güzel vakit geçirebilirsiniz. İstanbul ve çevresinde yaşayanlar için 6 güzel, farklı öneriyi özellikle çok çalışan, çok yorulan beyaz yakalılar için derledik ama fırsatını bulan herkesin en az birini denemesini tavsiye ediyoruz. Hazırsanız başlayalım…

1- Düzce Melen Çayı’nda Rafting

Eğlenceli, adrenalin dolu bir şeyler yapmak ve kafa dağıtmak istiyorsanız rafting sizin için uygun şey olabilir. Düzce Melen Çayı İstanbul’a yaklaşık 150 km yani 2.5-3 saatlik bir uzaklıkta. Hafta sonu günübirlik rahatlıkla gidilebileceğiniz ve çok güzel vakit geçirebileceğiniz bir yer.

Rafting vucudunuzun çok fazla adrenalin salgılayacağı bir su sporudur. Yediden yetmişe herkes rafting yapabilir. Rafting herhangi bir teknik bilgi ve beceri gerektirmez. Takımların başındaki rehberlerin tavsiyelerine uyarak rahatlıkla rafting yapabilir ve çok keyifli vakit geçirebilirsiniz.

2- Fener-Balat Kültürel ve Tarihi Gezisi

Balat son dönemlerde oldukça popüler olan semtlerden birisi. O kadar tarihi ve o kadar güzel bir yer ki ben buna değeri sonradan anlaşıldı demek istiyorum… Karaköy’e benzetilse de çok daha ayrı bir dokusu var.

Gelelim Balat’ta yapabileceklerinize. Balat’ın sadece sokaklarını gezmek, renkli ve cumbalı evleri görmek bile insana güzel bir his veriyor ancak bunun yanında gezilecek pek çok tarihi yapı da mevcut. Yukarıdaki görselde gördüğünüz Fener Rum Lisesi İstanbul’da pek karşılaşamayacağınız mimari bir yapıya sahip. Haliç köprüsünden geçerken bile dikkat çeken rengi ise özellikle gün batımında çok güzel oluyor. Bunun yanında dünyanın ilk demirden kilisesi olan Bulgar Ortadoks Sveti Stefan Kilisesi’ni de görmeden geçmeyin…

3- Edirne’de Kahvaltı ve Akşam Yemeği

Edirne genelde ciğeriyle anılır ve çok da lezzetli bir yaprak ciğeri vardır. Ancak Meriç Nehri kıyısında bulunan yeşillik içindeki restoranların kahvaltıları da çok güzel ve kalitesine göre bütçeleri gayet uygun. Tıka basa doyabileceğiniz güzel bir kahvaltı ettikten sonra Meriç Nehri kıyısında doyasıya yürüyebilir, kahvenizi içebilirsiniz. Edirne’nin şehir merkezini, çarşısını, kafelerini, Selimiye Camii’ni gezdikten sonra da ciğer yemeden dönmezsiniz tabii. Ciğer sevmiyorsanız alternatif olarak İstanbul’a geri dönerken Tekirdağ’da köfte de yiyebilirsiniz, size kalmış…

4- Rumeli Hisarı, Bebek’te Yürüyüş, Kanlıca’da Yoğurt…

İstanbul’un en güzel, en özel tarafı kuşkusuz Boğaz’ı… Hafta sonu bir gününüzü tamamen boğazda geçirmek, İstanbul’u yeniden sevmeniz ve önünüzdeki haftanın hafta içi yoğunluğuna katlanmanız için güzel bir bahane olabilir.

Rumeli Hisarı’nı görmediyseniz merdivenleri çok dik olsa da mutlaka en tepesine kadar çıkın ve İstanbul’a oradan bir bakın. Çok güzel hissedeceğinize eminim. Rumeli Hisarı ziyaretiniz bittikten sonra sahilde güzel bir yürüyüş hem spor olur hem de tertemiz bir boğaz havası alarak kendinizi şımartabilirsiniz.

Kanlıca’nın yoğurdu meşhurdur yemediyseniz bile mutlaka duymuşsunuzdur. Avrupa Yakası kıyılarında yürüşünüzü tamamladıktan sonra Emirgan’dan kalkan küçük Kanlıca motorlarına binerek Kanlıca’ya harika bir deniz yolculuğu gerçekleştirebilirsiniz.

5- Çatalca’da Yamaç Paraşütü

Çatalca’nın az bilinen köyü Ormanlı, İstanbul yakınlarında yamaç paraşütü yapılabilen tek adres. Ormanlı, İstanbul’dan 70 km uzakta. Çatalca’nın 43 köyünden biri. Ormanlı’nın Karadeniz sahili, dört mevsim tam poyraz alıyor ve hava sıcak olsa da hep esiyor.

Biraz adrenalin arıyorsanız ve yamaç paraşütüne de meraklıysanız günübirlik buraya da gidebilirsiniz.

6- Galata’da Sanat Seansı

Resim veya heykel yapmayı daha önce hiç denemediyseniz bile gidip deneyebileceğiniz bazı yerler mevcut. Bu yerleri keşfederek birilerine hediye edebileceğiniz veya evinize götürebileceğiniz sanat eserleri icra etmeniz de gayet mümkün. Hazır böyle bir etkinlik içine girmişken çıkışında Galata ve çevresinde güzel bri sergi bulup gitmenin de tadından yenmez…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link