Sherpa Kurucusu Yakup Bayrak ile Kullanıcı Deneyimi ve Girişimcilik Üzerine… 0

Kullanıcı Deneyimi Tasarımı (User Experience Design) özellikle müşteri ilişkileri süreçlerinin dijitale taşınmasıyla çok daha önemli hale geldi. Ülkenin yarısının mağaza içinde mobilden fiyat karşılaştırmasını yaptığını, 3 yıl içinde de 200 milyar cihazın internete bağlı olacağını düşündüğümüzde kullanıcı deneyimini göz önünde bulundurmayan markaların dijitalde hep bir adım geride kalacağı aşikar.

Biz de konuyu bu alanda ülkemizin öncü girişimlerinden Sherpa’nın kurucusu Yakup Bayrak’a sorduk. Hem Sherpa’yı hem de Yakup Bey’in kişisel girişimcilik hikayesini dinledik. Bizim için oldukça keyifliydi, umarım siz de keyifle okursunuz :)

Halil İşgüzar: Öncelikle sizinle ve hikayenizle başlamak isterim. Kimdir Yakup Bayrak, hikayesi nedir?

sherpa1234Yakup Bayrak: Lycee Saint Joseph sonrasında Boğaziçi Üniversitesi’nde Yüksek Öğrenimini tamamladım. Türkiye’nin ilk internet girişimlerinden Akampus.com ile başladığım profesyonel kariyerimi, dijital dünyada geçirdiğim 14 yılı aşkın süre içinde Pure New Media ve Bilge Adam gibi şirketlerde üst düzey yöneticilik deneyimleri ile zenginleştirme fırsatı buldum. 2009 yılında ilk girişimim olan Keyfruit’u kurdum. 2010 yılının son çeyreğinde yayına giren Türkiye’nin ilk dijital varlık yönetim sistemi olan InfoFlight, kurucusu olduğum “çatı yapı” DAM Bilgi Teknolojileri A.Ş.’nin ilk oluşumudur. InfoFlight aynı zamanda, alpha-stage’deyken aldığım melek yatırımcı desteğiyle DAM’ın dış kaynakla fonlanan ilk projesi oldu.

2013 Mayıs ayında kurulan SHERPA, dijital ürün ve servisler için kullanıcı deneyimi (UX) tasarımı ve optimizasyonu sunmak amacıyla hayata geçirdiğim ikinci ve lider oluşum. Üçüncü oluşum, Türkiye’de alanında ilk ve tek olan DAM Growth Hackers, İnternet girişimcilerinin gelişim süreçlerinde sadece pazarlama taktikleriyle değil, zamanı değerli kılan metodolojilerle “şu an” ve “hayalin gerçekleştiği an” arasındaki süreyi minimize etmeyi amaçlıyor.

Dijital Stüdyo farklı mesleki dallardaki profesyonellere iş hayatlarında onlara ışık tutacak ileri düzey workshoplar düzenlemek amacıyla kurulmuş 4. DAM Bilgi Teknolojileri oluşumu. DAM’ın son girişimi Ciz.io ise bireysel ve kurumsal girişimcilerin iş fikirlerini pratik bir şekilde yaratabilmelerini ve paylaşabilmelerini dünyaca ünlü iş modeli kanvası ve lean kanvaslar aracılığıyla sağlayan ücretsiz bir web uygulaması.

DAM Startup Studio dışındaki boş zamanımı, Yavuz Çingitaş ve Furkan Kayabaşoğlu ile birlikte, yine ihtiyaçtan türeyen bir fikirden ortaya çıkmış olan “hamilelere özel hamilelik takibi uygulaması” Alle Hamile’nin büyümesi için harcıyorum. Evli ve 2 çocuk babasıyım. Kendimi kısaca tanımlamak için “Tam zamanlı aile babası, yarı zamanlı bir girişimci olarak hayatını ‘söylediğinin gerçekleştirilmesi imkansız’ ön yargısının ortadan kaldırılmasına adamış bir idealistim” diyebilirim.

sherpa1H: Son yıllarda hepimizin dilinden düşmeyen şeylerden biri de “kullanıcı deneyimi”. Bu kavram üzerine bir iş kurmaya teşvik edecek kadar sizi etkilemiş ve gayet de başarılı bir girişimin ortaya çıkmasına vesile olmuş. Sizin için ne anlama geliyor kullanıcı deneyimi?

Y: Kullanıcı deneyimi benim için analog veya dijital, herhangi bir ürün ya da servisle etkileşime geçtiğimde o sistemle benim aramda yaşananların bir bütünü aslında. Sistem – insan etkileşiminin dayatılandan farklı tasarlanabileceğini gördüğüm ilk tarihi de dün gibi hatırlıyorum: Seth Goding’in Ideavirus’ünü okuduğum tarih, 8 Nisan 2002. O günden bugüne, bir şekilde parçası olma şansı bulduğum sistem tasarımları içerisinde, “güven”in dahi kullanıcı deneyimi üzerine odaklanılarak tasarlanabileceğini görebilmiş olduğumdan, kullanıcı deneyimiyle haşır neşir olduğum her dakika, onun bana sunduğu hayatı anlama ve tasarlama olanaklarına olan inancımı artırdı.

H: Sherpa’nın kısa ve uzun vadeli hedefleri nelerdir? Sonuçta dijital trendler de oldukça sık değişiyor. Buna göre nasıl aksiyon alıyor Sherpa?

Y: SHERPA, Mayıs 2013’de, ülkemiz için “çok zorlu geçen” bir dönemde kuruldu. Kuruluş döneminde hazırladığımız 3 yıllık büyüme planına, araya giren birkaç seçim, onlarca terör eylemi ve hatta darbe teşebbüsüne rağmen sıkı sıkıya bağlı kaldık ve Mayıs 2016’da SHERPA’yı Türkiye’nin en iyi UX Tasarım şirketlerinden bir tanesi haline getirebildik. Geçtiğimiz hafta açıkladığımız “Sonraki adımlar”a göre de 2017’de Avrupa’dan başlayarak, yurt dışına açılımın gerektirdiği adımları atmaya hazırlanıyoruz. SHERPA hali hazırda Finlandiya’da 2, İngiltere’de 1 tane aktif müşteriye sahip ve bu müşteriler onlar için sunduğumuz hizmetlerden gayet memnunlar. Amacımız, 2017’de Avrupa’da açacağımız proje yönetimi ve iş geliştirme odaklı ofislerle ilgili pazarlara daha fazla penetre olabilmek, Türkiye’den kullanıcı deneyimi konusunda çıkan en başarılı Tasarım Ofisi olarak anılabilmektir.

2015 yılında Optimizely ile başlayarak, peşi sıra Frosmo ve Segmentify ile devam ettirdiğimiz iş ortaklıklarına 2017 içerisinde yenilerini ekleyerek, hizmet karmamızı genişletecek ve Türkiye içi ve dışı pazarlarda iş ortaklarımızla kol kola daha hızlı hareket edebilmenin fırsatlarını kollayacağız.

sherpaH: Sherpa’nın UX konusunda yaptığı işlerin yanı sıra Sherpa Blog da oldukça ses getirdi ve ciddi bir takipçi sayısına ulaştı. Sherpa Blog için düşündüğünüz ayrıca bir proje var mı? Sizin de dediğiniz gibi “Sherpa blog nereye koşuyor?”

Y: SHERPA Blog, SHERPA’nın kuruluşu ile birlikte ortaya atılmış bir “yaptıklarımız bizleri aşmalı” meydan okuması aslında… Çoğunluğu SHERPA ekibi, bazıları da Konuk Yazarlarımız tarafından kaleme alınmış, her hafta düzenli olarak yayınladığımız 3 blog yazısıyla SHERPA Blog bizler için çok büyük bir mental yatırım. Yatırım aslında mental olduğu kadar; finansal da… Bugün SHERPA ekibi, aylık toplam kaynağının %25’inine yakınını SHERPA Blog için harcıyor. Bu tutarlı yatırım ve ondan okuyucularımız ekseninde aldığımız geri dönüşüm, her ne kadar bizleri mesleki anlamda fazlasıyla tatmin etse de dönem dönem (özellikle de elimizdeki projelerin teslimat zamanlamaları üst üste binmeye başladığında) bizleri fazlasıyla zorluyor. Bugüne kadar “Kolay olsa, herkes yapabilirdi.” diyerek kendimizi motive etsek de bu durumun, yakın gelecek planlarımızda farklı açılımlarla motive edilmesi gerektiğinin bilincindeyiz.

Planlamamızı üç ana hedefi gerçekleyecek şekilde yapmaktayız:

  1. İçerik üretiminin sekteye uğramamasını mümkün kılacak kaynağın tahsisi
  2. Standart reklam dışındaki gelir modellerinin geliştirilmesi
  3. Yeni içerik tiplerinin / formatlarının geliştirilmesi

Yukarıdaki başlıklarda, hali hazırda üzerinde çalıştığımız bazı çözümler ve iş birlikleri mevcut. 2016’nın son çeyreğinde, okuyucularımızla güzel sürprizler paylaşabileceğimizi düşünüyorum.

H: Akampüs’ten Sherpa’ya kadar gelen süreçte pek çok girişime imza attınız. Tam olarak girişimci bir ruh söz konusu yani. Girişimciliği sizin bakış açınızdan dinleyebilir miyiz?

Y: Ben girişimciliği, kabul görmüş ve hatta görülmek zorunda kalınmış şartlara meydan okumaya benzetiyorum. TEDx Reset sahnesine davet edildiğimde yaptığım konuşmaya geri dönüp baktığımda ilk kez olabildiğince detaylara da girerek, teoriden pratiğe bir akışla “Yakup Bayrak’ın Girişimcilik’ten Ne Anladığını?” anlatmayı başardığımı görüyorum. Bence girişimcilik, dogmalara karşı çıkabilecek cesareti göstermek demek. Yere düşmekten, yaralanmaktan korkmadan, değiştirebilme özgüvenini aksiyona çevirebilmek. Düştükçe tekrar ayağa kalkabilmek, elinde tutacak yol arkadaşlarını bulabilmek, bir yere varmak, inandıklarını kabul ettirebilmekten çok tüm bu mücadeleden zevk alabilmek demek.

H: Tüm bu girişimcilik hikayesinin yanı sıra kurumsal tarafta da önemli deneyimleriniz oldu. Kurumsal hayattan sizi girişimciliğe iten sebepler neydi? Yine sizin pencerenizden ikisi için bir karşılaştırma alabilir miyiz?

sherpa12Y: Aslında en basit ve klişeleşmiş haliyle “Kötü ev sahibi, beni (kiracıyı) ev sahibi yaptı.” der geçerdim ancak geri dönüp, yaşanmışlıkları tekrar gözden geçirdiğimde, her bir eski patronumun, bugünlere ulaşmamda farklı bir katkısı olduğunu görebiliyorum. Dolayısıyla “kötü deneyim” deyip geçmekten ziyade, “yaşanılanların bende tetikledikleri” içerisinde bulunduğum o dönemki kurumsal sistemin dışında bir arayışa gitmemin daha mantıklı olduğunu gösterdi diyebilirim. Yoksa amacım, hiçbir zaman “sahiplik” olmadı. Çalıştığım tüm kurumsal yapılarda, işe ilk giren, son çıkan ve hatta çoğu zaman şirketin sahiplerinden çok işi sahiplenen bir çalışan oldum. Kurucusu olduğum hiçbir yapının da benim sahipliğimde olduğunu iddia etmedim. Sahiplik aşkı, farkında bile olmadan insanı metanın kölesi yapar.

İki ortamı karşılaştırma yapmam gerektiğinde ise benim özelimde, biri diğerinin yaratıcısıdır. Dolayısıyla karşılaştırılmaları sakıncalı olacaktır sonucu esası teşkil ediyor. Eğer kurumsal hayatın şartları beni zorlamasa, kurulu sistemlerdeki dogmalara savaş açmayacak ve belki de hiçbir zaman kendi girişimlerimi başlatmayacaktım. Kendi girişimlerimi başlatmasam kurumsal hayatta devam edemeyeceğimi de hiçbir zaman anlayamayacaktım. :)

Pazarlamasyon.com Yönetici Ortağı - Pazarlama da örgütlenmektir!

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link