Walmart’ın Dev Otomatları, Online Alışverişlerdeki Teslimat Sürecini Hızlandırıyor

Walmart, internet sitesinden alışveriş yapan müşterilerin ürün teslim işlemlerini kolaylaştırmak için mağazalarına dev otomatlar yerleştirmeye devam ediyor. İlk mağaza içi otomatını geçen yıl, Arkansas eyaletinin Bentonville kentindeki mağazasına yerleştiren perakende devi, aralarında Gilbert, Glenpool, Enterprise, Auburn, Gwinnett County, Midlothian’nın da olduğu farklı yerlere 12’nin üzerinde otomat yerleştirerek yoluna devam edecek.

Walmart’ın Pickup Towers olarak adlandırdığı bu otomatların boyu 4,5, genişliği ise 2,5 metreyi aşıyor. Bu dev yardımcılardan yararlanmak için müşterilerin önce, yaptıkları alışverişlere dair faturalarının üzerindeki barkodu otomata taratmaları gerekiyor. 45 saniye içinde otomatın kapısı açılıyor ve ürün, taşıyıcı bant üzerinde görünüyor.

Normal prosedürde, müşterilerin mağazaya gidip kendileriyle ilgilenecek bir görevli beklemesi, faturayı ona göstermesi ve çalışanın gidip ürünü getirmesi için tekrar beklemesi gerektiğinden, bu yeniliğin Walmart gibi büyük perakende zincirlerindeki teslimat süreçlerini daha da hızlandırması, böylece hem müşterilere hem de çalışanlara zaman kazandırması bekleniyor.

Ürün teslim otomatları, alıştığımız bu işleyişi zamanla sona erdirecek.

Tonlarca paket barındırabilen Walmart mağaza içi otomatları, ürünlerin paketlenme şekline göre iç bölmelerini ayarlayabilmesi amacıyla dikey tasarımla üretilip hizmete sunulmuş. Walmart, geçtiğimiz nisan ayında alışveriş konseptinin otomatik hâle gelmesi ve müşterilerini otomattan teslimata teşvik etmek amacıyla bir de kampanya başlatmıştı. Buna göre, alışverişlerini internetten yapan ve ürünlerini mağaza içi otomatlardan teslim alan Walmart müşterileri, geniş ekranlı televizyonlar gibi büyük boyutlardaki ürünlerde 50 Amerikan Doları’na varan indirimden yararlanmıştı.

Marka, yine bu yıl hizmete sunduğu mağaza dışı dev otomatla, raf ömrü sınırlı temel gıda ürünlerini soğuk zinciri kırmadan ve herhangi bir zaman sınırlaması olmaksızın, internetten alışveriş yapan müşterilerine teslim ederek bu yeniliğe yeni bir boyut kazandırmıştı. Bu konuyla ilgili yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

Anlayacağınız, atalarımızın dediği “Vakit nakittir.” sözü hâlâ geçerli. Çünkü “zaman” dediğimiz kavram, hem tüketiciler hem de çalışanlar için hâlâ, hatta her zamankinden daha da önemli.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

Mağaza İçi Deneyimlere Odaklanan 3 Perakende Şirketi

  • Son dönemde başarılı olan bazı perakende şirketlerinin ortak bir noktası var: Hepsi mağaza içi deneyimlere odaklanıyorlar.
  • Target, son 13 yıldaki en güçlü mağaza satış rakamlarına ulaştı ve mağaza içi trafik, şirketin 2008’de bu metriği raporlamaya başlamasından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
  • Walmart, Nordstrom ve Kohl ise analistlerin beklentilerini aşarak sırasıyla %4,5, % 4 ve %3,1 oranında bir artış kaydetti.
  • İlgili Yazı: Perakendede Yeni Trend: Konteyner AVM’ler

Son dönemde başarılı ve başarısız perakende şirketleri arasındaki uçurum giderek artıyor ve bunun en büyük nedeni ise mağaza içi deneyimi olabilir. Business Insider’ın yaptığı habere göre; Target, Walmart, Nordstrom ve Kohl, son çeyrekte rakiplerine göre daha başarılı olan perakende şirketleri arasında yer aldı. Target, son 13 yıldaki en güçlü mağaza satış rakamlarına ulaştı ve mağaza içi trafik, şirketin 2008’de bu metriği raporlamaya başlamasından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Walmart, Nordstrom ve Kohl ise analistlerin beklentilerini aşarak sırasıyla %4,5, % 4 ve %3,1 oranında bir artış kaydetti.

Bu perakende şirketlerinin ortak noktaları ise son zamanlarda e-ticaret ve mağaza içi alışverişi daha iyi bir şekilde harmanlayan yeni girişimler başlatmış olmalarıdır. Örneğin Kohl’s, müşterilerinin mağaza içinde Amazon iadelerini yapmasına olanak tanıyan bir program başlatırken Target ve Walmart da siparişleri teslim alma konusunda birkaç farklı seçenek sundu. Şimdi bu perakende şirketlerinin mağaza içi deneyimi geliştirmek için yaptıkları yeniliklere daha yakından bakalım.

Walmart

Walmart, perakende sektöründeki rekabeti son derece ciddiye alıyor. Bu yüzden şirket, bu yarışta Amazon‘a ayak uydurabilmek için geçtiğimiz yıl birçok yeni teknolojiyi kullanıma sundu ya da test etti. Perakende şirketi, market ürünleri dağıtım hizmetini ülke çapında genişletmenin yanı sıra, ürünlerin raf ömrünü tahmin edebilecek bir teknoloji de geliştiriyor. Bununla birlikte Walmart’ın, Amazon Go benzeri kasiyersiz bir mağaza geliştirme sürecinde olduğu belirtiliyor. Ayrıca şirket, 1.800 mağazasında ürün teslim alma alanları oluşturdu ve yakın gelecekte bunu daha da genişletme planları yapıyor.

Target

Target; şehir merkezlerinde daha küçük mağazalar açarak, yeni ortaklıklar yaparak ve özel markalı ürünler sunarak uzun bir süredir mağazalarına ciddi bir şekilde yatırım yapıyor. Aynı zamanda perakende şirketi, geçmişte rakiplerinin gerisinde kaldığı e-ticaret alanında yaptığı yarımı da iki katına çıkardı.

Bunların yanı sıra Target, alışveriş yapan kullanıcıların, satın aldıkları ürünleri eve nasıl götürecekleri konusunda endişe etmeden alışveriş arabalarını yüklemelerini daha kolay bir hale getirmenin yollarını da araştırıyor. Bu amaçla kentsel konumlar için sunulan yeni bir hizmet, 7 dolarlık sabit bir ücret karşılığında müşterilerin satın aldıkları ürünlerin aynı gün içinde evlerine gönderilmesini sağlıyor. Daha büyük mobilyalar içinse bu hizmetin bedeli 25 dolar. Başka bir hizmet ise müşterilerin uygulama üzerinden ürün satın almalarına ve bu ürünlerin bir ekip üyesi tarafından arabalarına getirilmesine imkan tanıyor.

Nordstrom

Nordstrom, geçtiğimiz nisan ayında New York’ta, yüksek teknolojili dijital sipariş ve iade sistemleriyle birlikte terzilik, ayakkabı parlatma ve gıda gibi mağaza içi hizmetleri bir araya getiren erkeklere yönelik yeni bir mağaza açtı. Müşteriler, online olarak ürün satın almayı ve mağazadan satın almayı seçebilir ya da Nordstrom uygulaması aracılığıyla en fazla 10 ürünü kendileri için ayırtabilir ve bu ürünleri mağazanın deneme kabinlerinde denemeye hazır olarak bekletebilirler. Bunların yanı sıra mağazanın girişinde, insanların mağazaya girmelerine gerek kalmadan fişlerini taramalarına ve ürünleri bir kutuya yerleştirmelerina imkan sağlayan kullanışlı bir iade sistemi de bulunuyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İlgi Bağımlılığı Ekseninde Sosyal Medya

Toplantı, dersler, konferanslar, aile yemekleri, misafirlikler, aklınıza gelebilecek her yerde telefonlar gençlerin eline yapışmış biçimde ve birbirinden farklı amaçlarla sosyal medyayı kullandıklarını görüyoruz. Ama suçu sadece onlara atmayın, X [1965-1979] ve önceki kuşakların da akıllı cihazlar tarafından esir alındığının farkındayız.

Y [1980-1999] ve Z [2000-….] jenerasyonları, kendi gerçeklikleri değişim gösterecek derecede etkilense de; hepimizin çeşitli sosyolojik değişimler içinde olduğumuzu kimse inkâr edemez.

Facebook’u sollayan Instagram’da harcanan saatlerin istatistikleri, Snapchat efektleri, kedi / köpek filtrelerinin eğlence amacını aşarak her fotoğrafta kullanımı, toplumların IQ’ları ile ilgili soru işaretleri yaratıyor.

Teşhis konabilecek bireylerin dikkat çekmekten hoşlanan, çoğunlukla özgüven eksikliği yaşayan, aidiyet sorunu olan ve toplumsal konumunu güçlendirme ihtiyacı içindeki kullanıcılar olduğu psikiyatristlerce açıklanmıştı.

Kendini yeterince tanımayan ve / veya ‘dış referanslı’ kategorize edilen kişilerin, kendi kimlik / konumlarını anlamak için başka görüşlere ihtiyaç duyduklarını hatırlayalım. Bu bağlamda sosyal medyadan gelen ilgi boynunuza tasmayı geçirdiği anda normalde vermeyeceğiniz cevapları ve tepkileri vermenizin kapısını aralıyor.

2010’da yapılan bir araştırmada kullanıcıların SM’de beğeni, yorum yazma gibi etkileşimlere girdiklerinde yalnızlıktan uzaklaştıkları ve sosyal duygularında artış olduğu ortaya çıkmıştı. Araştırmayı ve işaretlerini doğru okumak gerekiyor. Yüzeysel bir bakışla, SM ve sık etkileşim faydalı görünse de; aşırı kullanıma alıştıktan sonra cihazları ellerinden alınan kullanıcıların depresif tepkileri son derece normal.

Yani SM aslında, kendi magazin programınızın yıldızı olmanıza olanak tanıyor. Sorun onda değil, sorun gündemden çok magazin sevmekte. Bu döngüye girdiğiniz andan itibaren beğeni sayıları, yapılan yorumlar sizi esir alıyor ve bu faktörler hayatınızdan uzaklaştıkça da yetersiz hissetmenize sebep oluyor [Her kullanıcıda böyle olmadığını, bağımlılık altyapısının bu şekilde oluştuğunu unutmayalım].

Önemli olan SM kullanma sıklığınızın, sizin farkında olmadığınız psikolojik durumları ortaya çıkarıp çıkarmadığı, yani aşırı kullanıma kendinizi kaptırmamak, oradaki yeni dünyayı gerçek dünyanız ile değiştirmemek.

Son zamanlarda paylaşımların zaten kontrolden çıktığı açık. Mezarlıkta yakınını defnedenler, hastane yatağında son selfiesini aile büyükleriyle çekenler, trafikte kaza yaptıktan sonra, namazda, dini kitaplar okurken, kolda serumla… listeyi uzatmak mümkün ancak dikkat ettiğiniz üzere liste uzadıkça iş biraz şova dönüşüyor. İnceleme derinleştikçe dijitalleşen bir görgüsüzlük ve statü endişesi, hatta yarışı var.

Bu tür paylaşıları kimimiz aşırıya kaçmadan, kimimiz kaçarak, bir şekilde hepimiz yapıyoruz. Etkileşim yaratma amaçlı yönlendirici (‘Saçımı ne renge boyatsam’, ‘haydi bana soru sorun’ gibi) veya tepki beklentili ([‘Kadınlara / erkeklere güvenmiyorum artık’ v.b) içeriklerin çoğunlukla bağımlılığın ve ilgi isteğinin yansımaları olduğunu zaten SM kullanımı sırasında fark ediyoruz.

Yüzeysel içerikli olup derin görünen özlü sözler, hastanede yer bildirimleri, araç kullanırken ‘bakın kazaya davetiye çıkaran ben ve playback yapan ben’ videoları..vb. hepimizin timeline’da mâruz kaldığı içerikler.

Beynin ödül merkezi (nucleus accumbens) ile SM kullanımı arasında bir bağlantı bulunduğuna, konuyu araştırdıysanız rastlamışsınızdır. İlginin sonucu olarak flörtün dijitalleşmesini daha ayrıntılı merak edenler, serinin gelecek haftalarda yayımlanacak çalışmaları; ‘Dijital Flört Bağımlılığı’ ve DM’den Yürümek’i de inceleyebilirler.

Eskiden entelektüel arkaplanı yoğunlukla hissedilen kişiler bile, onaylanma arzusu – özgüven sorunları ekseninde SM’nin öyle esiri oldu ki, bilişsel yeteneklerimiz üretkenlikten aptallaşmaya sapmaya başlamış görünüyor.

Benzer koşullarda bir alternatif geleceği konu alan 2006 yapımı Idiocracy filmini de bu vesileyle tebessümle analım.

Gerçek iletişim kanallarının kapatılması, dönem itibariyle henüz ölçümlenmesi zor veya imkansız birçok sosyolojik değişime sebep oluyor ve olmaya devam edecek. Ve şüphesiz, rasyonel karar veren bir canlı olduğu ‘iddiasındaki’ insanın; daha dengesiz, metalaşmış, daha yeni bir toplumsal kurgu içine çekildiğini düşünmemek her geçen gün daha da zorlaşacak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?