Ucuzluk Mağazalarının Başarısı, Amazon ve Walmart Gibi Şirketleri İştahlandırdı

Perakende devi şirketler, bu zamana kadar online satışlarda hep varlıklı kesime odaklandı. Ancak bu durum, yavaş yavaş değişiyor. Artık Amazon ve Walmart gibi perakende şirketleri, düşük gelirli kişilere odaklanmaya çalışıyorlar. Birleşik Devletlet Tarım Dairesi, bu yılın başında Amazon ve Walmart’ın, SNAP (Supplemental Nutrition Assistance Program / Tamamlayıcı Beslenme Destek Programı) kapsamında yer alan kişilere gıda ürünleri satacak olan şirketler arasında yer alacağını açıklamıştı. İşte bu açıklama, bu değişimin en büyük göstergesi.

Business Insider’ın yaptığı habere göre ABD baz alındığında, online alışveriş yapan kişiler, genelde daha refah içinde yaşayan kişiler oluyorlar. Öyle ki, ABD’de online alışveriş yapan kişilerin %55’inin aile bireylerinin toplam yıllık geliri 75.000 dolar ve üstü. İşte bu yüzden Amazon ve Walmart gibi sektördeki büyük oyuncular, online satış stratejilerini belirlerken hep daha varlıklı kişilere odaklandılar.

2015 yılında Amazon Prime üyesi bir ev halkının ortalama yıllık geliri 69.300 dolardı ve bu rakam, ortalama bir ABD’linin yıllık gelirinden kabaca 15.000 dolar daha fazla. Walmart ise e-ticaret yatırımlarında ürünleri genele göre daha pahalı olan, daha moda markalara odaklandı. Ancak bu tarafta, pazar doygunluğa ulaşmaya başlıyor ve perakende şirketleri, daha düşük gelire sahip olan kişilerin yer aldığı tarafta da para kazanılabileceğinin farkına varmaya başladı.

Sears ve Macy’s gibi büyük mağazalar, satışları artırmaya çalışırken dolar mağazaları (bizdeki bir milyonculara tekabül ediyor) ve diğer yüksek bütçeli perakende şirketleri, bütün pazarı domine ediyorlar. 2010 ile 2015 yılları arasında, ABD’deki dolar mağazalarının satışları 30,4 milyar dolardan 45,3 milyar dolara yükseldi. Gordan Haskett isimli araştırma firmasının yaklaşık olarak 500 hane ile yaptığı ankete göre geçtiğimiz eylül ayında dolar mağazaları ve indirim mağazaları, diğer bütün mağaza türlerinden daha fazla satış gerçekleştirdi.

İşte Amazon ve Walmart da yeni hamleleriyle online tarafta düşük gelirli kesim ile iyi bir marka-müşteri ilişkisi kurarak bu pazardan pay almak istiyor. Bu şirketlerin büyüklükleri düşünüldüğünde ise bu pazarı da kısa süre içinde domine etmeleri pek de zor gibi görünmüyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Teknoloji Kullanımında Yeni Dönem: “Sesli Asistanlar”

Bilgisayarlarla iletişim kurma biçimimizde radikal değişikliklerin yaşanacağı bir süreçteyiz. Önümüzdeki 5 – 10 yılda sokaklarda, işyerlerimizde, arabalarında kendi kendine konuşuyormuş gibi gözüken insanlara sıklıkla tanıklık edeceğiz. İki bin yılından sonra doğan Z kuşağı nesil, bu geçişe rahatlıkla adapte olurken, bugün orta yaş ve üstü olanlar, teknolojik aygıtlarla konuşarak iletişim kurmak konusunda biraz çekingen olabilir.

9 Haziran 2007’de San Francisco Macworld’de sahneye çıkan Steve Jobs’ın “Beraber tarih yazmaya hazır mısınız?” diye sormasının üzerinden 10 yıl geçti. O an, pek çoğumuz farkında olmasa bile, kesinlikle tarihi bir andı. Steve Jobs elinde tuttuğu ilk nesil iPhone ile dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın alışkanlıklarını kökten değiştirdi.

iPhone dokunmatik bir ekrana sahip ilk aygıt değildi ama kullanım kolaylığı, tasarımı, telefondan öte cebimize sığan bir bilgisayar olmasıyla kısa sürede tüm dünyada akıllı telefon furyasını tetiklemekle kalmadı, o zamana kadar klavye ve mouse kullanmaya alışmış bir nesli yepyeni kavramla tanıştırdı; “dokunmatik arayüzler”.

Kısa süre içinde akıllı telefonlar için geliştirilen aplikasyonlarla tanıştık, gündelik hayatımızda pek çok işimizi bu aplikasyonlar aracılığıyla halletmeye başladık. 7’den 70’e herkesin parmakları dokunmatik ekranlarda gezinmeye başladı.

Yepyeni bir dönem başlıyor

Bugünlerde ise yepyeni bir dönemin henüz başlangıcındayız. Bilimkurgu filmlerinde görmeye alıştığımız akıllı sistemlerle iletişimimizi sağlayan “sesli arayüzler”, yavaş yavaş da olsa, hayatımıza giriyor. Nesnelerin interneti çevremizdeki akıllı aygıtları birbirine bağlarken, tüm bu sistemleri kendi sesimizle komuta etmeye başlıyoruz.

Sesli komutlarla 2011’de yine Apple’ın Siri adlı asistanıyla bayağı haşır neşir olmuştuk. O dönem birçoğumuza oldukça etkileyici gelse de “Siri” pek de bir işe yaramıyordu. Ancak aradan geçen yıllarda yapay zeka ve ses tanıma teknolojisi oldukça gelişti. Sesli asistanlar Kuzey Amerika, bazı Avrupa ve gelişmiş Asya ülkelerinde çok sık kullanılmaya başlandı.

Teknoloji firmaları kendi akıllı asistanlarını piyasaya sürmeye başladı. Apple “Siri”yi, Google “Google Asistan”ı geliştirirken, Microsoft “Cortona”yı, Samsung “Bixby”i tanıttı.

Bugün Google arama çubuğuna aramak istediğiniz cümleyi sesli komutla İngilizce dikte ettiğinizde yüzde 92 oranında başarılı sonuç almanız mümkün. Apple Siri de bu oranın yüzde 95 olduğunu iddia ediyor. Henüz Türkçe dilinde bu kadar yüksek başarı oranı olmasa da, kısa sürede aşağı yukarı her dilde bu oranlara ulaşılacak. 6 yaşındaki oğlum, henüz okuma yazma bilmemesinin de etkisiyle, Google arama çubuğuna sesli komut vermeye ve gelen sesli yanıtı dinlemeye bayılıyor.

Akıllı ev sistemleri yaygınlaşıyor

Sesli arayüz teknolojisinin yaygınlaşmasında, Amazon’un 2014 yılında piyasaya sürdüğü akıllı hoparlörü Echo’da yer alan “Alexa” adlı akıllı asistanının etkisi büyük oldu. Henüz Türkçe dilinde kullanımı mümkün olmasa da Alexa pek çok ülkede aktif.

Alexa sesli komutlarla size internetten istediğiniz konuda arama yapabilir, müzik çalar, hava durumunu ve haberleri okur, yapılacaklar listesi hazırlar, yemek siparişi verebilir, sabah için alarmınızı kurar, akıllı ev sistemlerinizi yönetebilir. Alexa ve benzeri sistemler yakın dönemde daha fazla aygıtla bütünleştikçe, makine öğrenmesi sağ olsun, bizleri daha da iyi tanıdıkça ve Türkçe’ye de hâkim oldukça hayatımızın her alanında bize asistanlık edecek.

Amazon bir süredir Ford, Hyundai, Volkswagen gibi otomobil firmalarıyla işbirliğine giderek Alexa’yı araçlara entegre etmeye başladı bile.

Amazon’un ardından Google “Home”, Çinli Baidu “Little Fish VS1” ve JD.com “LingLong DingDong” adlı sesle yönetilebilen akıllı aygıtlarını piyasaya sürdü. Apple da “Homepod” adını verdiği akıllı hoparlörle piyasaya giriyor.

Ses tanıma teknolojisi henüz mükemmel değil. Akıllı sistemler hala konuşmamızı anlamakta zorluk çekiyor ve bizi sinirlendiriyor olabilirler. Ama Baidu’nun eski başmühendisi Andrew Ng şöyle diyor; “Pek çok insan ses tanıma teknolojisindeki doğruluk oranını küçümsüyor. Yüzde 95 ile yüzde 99 arasındaki fark o sistemi çok az kullanmanızla, o sistemi hiç düşünmeden hayatınızın bir parçası yapmanız arasındaki farktır.”

Comscore medya ölçüm ve analitik şirketinin öngörüsüne göre 2020 – 2021’de internetteki aramaların yarısı sesli asistanlarla yapılıyor olacak. Görünen o ki çok yakın gelecekte ekranlara dokunmayı bırakıp, bilgisayarlarla, telefonumuzla, hatta robotlarla iletişimimizi çok daha geleneksel bir yöntemle, kendi sesimizle kuruyor olacağız.

Kaynak: https://www.cnnturk.com

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Amazon Son Çeyrekteki Satışlarını Yüzde 38 Artırdı

Amazon

Şirketlerin dördüncü çeyrekteki performanslarının açıklandığı bu dönemde, olumlu ve olumsuz yönde çarpıcı rakamlarla karşılaşıyoruz. Motosiklet konusunda dünyanın en iyisi Harley Davidson’ın bu dönemki satışlarında, geçen yılın aynı dönemine göre ciddi düşüş yaşaması bunun en dikkat çeken örneklerinden biri oldu. Fakat tersi yönde de dikkat çekici gelişmeler olduğunu söylemeliyiz. Bunu başaran firmalar arasında, geçen yıl Whole Foods’u bünyesine katan Seattle merkezli e-ticaret devi Amazon da yer alıyor.

Şirketin son çeyrekte, bir önceki yılın aynı dönemindeki rakamlarla karşılaştırıldığında yüzde 38 daha fazla net satış yaptığı açıklandı. Amazon’un bu satışlardan elde ettiği net kârda da ciddi bir yükseliş olduğunu not edelim. Zira bir önceki yılın son çeyreğindeki net kâr 749 milyon dolarken bu rakam, geçtiğimiz son çeyrekte 1.9 milyar dolara ulaştı ki bu istatistik, net gelirin iki katından da fazla arttığını gösteriyor.

Amazon’un kurucusu ve CEO’su Jeff Bezos

Bu dikkat çekici performansta en büyük pay ise en çok sattığı ve Amazon’un kendi markasıyla ürettiği cihazlar olan Fire TV ve Echo Dot’un oldu. Markanın kurucusu ve şirketin CEO’su Jeff Bezos da Amazon’daki bu başarı grafiğinin, özellikle de sesli asistan ürünü Alexa açısından baktıklarında, beklentilerini aştığını belirtti. Kıyaslamayı bütün yıl bazında yaptığımızda ise Amazon’un net satış rakamında yüzde 31’lik bir artış sağladığını, bu satışlardan elde ettiği gelirin ise tam 177.9 milyar dolar olarak gerçekleştiğini de söyleyelim.

Açıkçası bu gelişimin altında birden fazla etken var. Merkezi konumlarda bulunan ve Amazon’a fiziksel mağaza kaynaklı ek gelir getiren Whole Foods satın alması, Amazon için önemli bir dönemeç oldu. Zinciri satın almasının ardından geçen yılın Ağustos ayında fiyatları oldukça düşüren Amazon, daha sonra Whole Foods ürünlerini kendi internet sitesinden de satmaya başladı ve düşük fiyat politikasını bu platformda da sürdürdü.

Amazon markalı elektronik ürünlerden Echo Dot

Öte yandan Amazon, giyim ve ambalajlı ürünler kategorilerinde kendi markalarıyla satışa sunduğu ürünlerle de büyümeye devam etti. Hatta, Amazon Finansal Baş Sorumlusu Brian Olsavsky’nin söylediğine göre, Amazon markalı ürünlerin yer aldığı kategorilerin sayısı daha da artacak ve ürünler çeşitlenecek.

Markanın başarısında pazarlama stratejisinin de önemi büyük. Zira Amazon, reklamverenler için her geçen gün daha fazla seçenek sunuyor ve özellikle de ürünlerini öne çıkarmak isteyen ama görece daha küçük çapplı markalara cazip önerilerle gidiyor. Bu eğilimi gören markalar da ürün sayfalarında video gibi multimedya temelli tanıtımlar için ödeme yapmaya yöneliyor. Büyüklüğe bakmadan birçok farklı reklamverenle çalışan şirket, müşteri odaklı pazarlama ürünlerini onlara sunuyor. Böylece bir anlamda, onların tüketiciler tarafından keşfedilmelerini amaçlıyor.

Amazon geçen yıl Whole Foods’u alarak fiziksel mağaza temelli perakendecilikte ciddi bir atılım yaptı.

Amazon’un son çeyrekteki göz alıcı büyümesine dair istatistiksel veriler ve bu başarının ardında yatan başlıca nedenleri özetledik. Peki, CEO Jeff Bezos’un bir sonraki adımı ne olabilir? Amazon başka hangi alanlara girip büyümesini sürdürebilir? Düşüncelerinizi yorum olarak paylaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link