TRY Online Mağazalardan Almak İstediklerinizi Evde Denemenizi Sağlıyor

Online satış yapan bir mağazadan alışveriş yapmak her zaman bazı soru işaretlerini de beraberinde getirir,’ kalıbı dar mı, kesimi gerçekten de fotoğraftaki kadar güzel mi duruyor?’ Ve daha niceleri…

Bu sorular gölgesinde alışveriş yapmaya son verdirecek yepyeni bir sistem geliştirildi. İsmi “Try” yani online herhangi mağazadan istediğiniz ürünleri seçiyorsunuz, deniyorsunuz ve sadece beğendiklerinizin ücretini ödüyorsunuz. Rüya gibi değil mi?

Her ne kadar iade koşulları geliştirilse, değişimlerde hızlılık ve kolaylık sağlansa da yine online alışveriş yaparken bir miktar şüphe duyabiliyoruz. Ancak Try tüm bu endişelerin önüne geçmek için adeta Gandalf hızında yetişiyor. Peki bunlar nasıl oluyor?

Aslında Try üyelik ücreti ödediğiniz bir sistem, size sistem üzerinden beğendiğiniz kıyafet, ayakkabı ya da aksesuarları ücretsiz denemenizi sağlarken aslında sizin seçtiğiniz ürünler için sistem o firmaya ön bir ödeme yapıyor ve kullanıcıya seçtiği ürünleri denemesi için 1 hafta süre tanıyor. 1 hafta sonra iade edilmeyen ürünler için sizden o ürünlerin ücretini kesiyor ve Voila! Evinize kadar gelen kabin rahatlığı sayesinde istemediğiniz ürünler için daha fazla tasalanmıyorsunuz.

Try teknolojisi Visa, MasterCard ve American Express ile ortak çalıştığı için teknik olarak her yerde çalışabiliyor.  Müşteriler istemedikleri ürünü 1 hafta içinde iade etmekle yükümlüyken, perakendeciler de normal bir sipariş hazırlar gibi ürün gönderimi yapıyorlar.

İlk  etapta Google Chrome eklentisi sonrasında İOS uygulaması çıkaran Try 14 günlük ücretsiz deneme süresini de websitesinden sağlıyor. Göz atmak isteyenler buradan ulaşabilir.

Bu uygulama ülkemizde de faaliyette olsa sizce ne kadar popüler olurdu sizce?

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

1 Comment

  1. Bizim ülkemizde bunu çok suistimal ederler. Kadın düğün Arifesinde istediği alışverişi yapar düğünden sonra terli terli iade eder. Daha neler neler :))

Bir Cevap Yazın

Yapay Zekanın Pazarlamada Kullanılacağı 5 Alan

Facebook, AT&T ve IBM gibi önemli markalar yapay zekanın uygulama alanlarını genişletmek için yoğun mesai harcıyor. Son yıllarda pazarlamaya yönelik uygulamaların geliştirilmesine oldukça önem veriliyor. Yapay zekanın pazarlamada kullanılan alanlarını açıklarken, çalışmaların geçmişleri ile ilgili kısa bilgiler vermeye de çalışacağım:

1. Arama Motorlarında Geliştirme

Elektronik ticaret alanındaki çalışmalar 2000’li yılların başına kadar gidiyor. Web sitelerinin artmaya başladığı bu dönemde internet kullanıcıları internet sitelerinde ve arama motorlarında “anahtar sözcük” kullanarak aramalar yapmaya başlamıştı. Çağın teknolojisi istenen anahtar sözcüğe yönelik sonuçları kullanıcıya sunmakta günden güne iyileşme sağladı. Öyle ki 2010’lu yılların bitimine az kala arama motorlarında aradığımız anahtar sözcükle ilgili istediğimiz sonuçları ilk sayfada bulabilir hale geldik. “Elasticsearch” tipi yazılımlar büyüklük derecesi ne olursa olsun, internet sitelerinin arama motorlarından daha fazla verim almasına yardımcı oluyor. Yaptığımız yazım hatalarını düzelten ve “bunu mu demek istediniz?” şeklinde aslında yapmaya çalıştığımız aramayı ekrana getiren uygulamalar, yaptığımız araştırmaya uygun öneriler sunan yazılımlar arama motorlarının kendini geliştirdiği önemli alanlar olarak bizlere yansıyor.

2. Kullanıcıya Öneriler Sunan Yazılımlar

Kullanıcıya öneriler sunan yazılımlar, internette araştırmalar yapan, ürün arayan veya yeni şeyler keşfetmek isteyen kullanıcılara önemli bir hizmet sağlıyor. Spotify’da bir şarkıyı dinledikten sonra aynı “genre”deki diğer müzisyenleri öneren, internetten kitap alırken benzer türdeki kitapları öneren, internetten ayakkabı satın aldığınızda çorap, ayakkabı boyası gibi tamamlayıcı ürünleri öneren yazılımlar bu alanda değerlendiriliyor.

3. Programlanabilir Reklamlar

İnternette bir ürünü inceledikten sonra o ürünü başka siteleri gezerken bir anda ekranda mı gördünüz? İşte programlanabilir reklamlardan biriyle karşılaştınız. İnternet kullanıcıları ve işletmeler programlanabilir reklam sayesinde temaslarını sürdürebiliyor. Bu temasın temelinde internet kullanıcısının internetteki hareketlerinin etkisi var. Girilen sayfalar, incelenen içerikler, satın alınan veya satılan ürünler, kısacası yapılan tıklamaların önemli bir bölümü işletmelere bilgi sağlıyor. İşletmeler bu bilgiler doğrultusunda pazarlama çalışmalarını etkin hale getirebiliyorlar. Algoritmalar, programlanabilir reklamların ana parçalarından birini oluşturuyor. Bu aşamada kullanıcıdan gelen “data” verimli bir şekilde yönetilerek hem işletmelere hem de üçüncü parti işletmelere önemli bir iş kolu yaratıyor. “Cookie” toplamasına izin verdiğimiz her site programlanabilir reklam uygulamaları için değerli veriler toplama şansını elde ediyor.

4. Pazarlama Tahminleri

İnternet kullanıcılarının hareketlerinden, satın alımlarından ve incelemelerinden yola çıkarak gelecekteki pazarlama akımlarının neler olabileceğine veya nelerin gelecekte talep edilebileceğine dair tahminler, pazarlamada yapay zekanın kullanımı ile daha olası hale gelebilecek. Pazarlamayla ilgili toplanan data, işletmelere “insight” (içgörü) sağlayarak işletmenin ve pazarlamanın geleceğine yönelik tahminlerde bulunmasına yardımcı olabilecek. Gelecekte başarılı olabilecek bir pazarlama kampanyası nasıl hazırlanır, hangi içeriklerle kullanıcının dikkati ve ilgisi çekilebilir? gibi sorular yapay zekanın kullanımı ile birlikte daha verimli cevaplanabilir.

5. Sesli ve Yazılı İçeriğin Algılanması

“Konuşma tabanlı ticaret” olarak tanımlanabilecek bu alan, kullanıcının sesini algılayarak veya yazdığı içeriği yorumlayarak tüketicinin internetten alışveriş yapabilmesine olanak sağlıyor. 2016 gibi çok yakın bir geçmişte başlayan çalışmalarla, bazı uygulamalar sözlü komutlarla tüketicilere alışveriş imkanı sunuyor. ABD’de Facebook Messenger uygulaması ile çiçek sipariş edebilme, Amazon Echo programı ile Dominos Pizza’dan pizza veya Uber’den araç çağırma gibi hizmetler küresel boyutta yaygınlaştırılmaya çalışılıyor.

Gelecekte Pazarlama ve Yapay Zeka Ortaklığı

Tüketicinin sadece kelimelerle değil, fotoğraflarla arama yapmasına olanak verecek uygulamalar, tüketicilerin internetteki hareketlerinden yola çıkarak geliştirilecek paylaşım içerikleri ve bu doğrultuda tüketicilerin kategorilere ayrılması, sanal makineler tarafından yazılabilecek köşe yazıları ve içerikleri gelecekte görebiliriz. Gelişen bu dünyada “insanlar” pazarlamanın neresinde yer alacak? Sanırım bu başka bir konu başlığı olarak değerlendirilmeli.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Artık Ne Hava Bedava Ne De Bulut…

Orhan Veli’nin “Bedava yaşıyoruz, bedava; Hava bedava, bulut bedava; Dere tepe bedava; Yağmur çamur bedava…” diye seneler seneler önce her şeyin para karşılığında yapılmasına, parayla satın alınamayacak birkaç şeyin kalışına isyan ettiği “Bedava” şiirini hatırlarsınız. Havanın ve bulutun bedava oluşunun bu kısa sürede değişeceğini düşünmezdik ancak durum değişti.

Sizlerle “Kanada’nın Temiz Havasını Satarak Bir Senede 230 Bin Dolar Kazanan Girişimcilerin Öyküsü”paylaşmıştık. 39 yaşındaki Lam ve 32 yaşındaki Paquette geliştirdikleri sistemle havayı bir makine aracılığıyla ateşledikten sonra boş tanklara ve ardından küçük teneke kutulara koyuyor ve “Sahip olabileceğiniz en temiz hava, bir tüpün içinde olsa bile” şeklinde bir pazarlama stratejisiyle bu havayı insanlara satıyorlardı. Bu şekilde bir yılda 230.000 dolar kazanmışlardı.

Bu fikir ilginç olduğundan ve eşi benzeri bulunamayacağından tuttu sanıyorduk ancak durum bu değilmiş. Yeni Zelanda’da Kiwiana adlı bir şirket “temiz” havayı teneke kutulara doldurarak satıyor. Kutuların üzerinde nefes maskeleri de bulunuyor ve bu kutular 98 dolara satılıyor. Evet 98 dolar… 98 dolara temiz havası olan bir yere gidip gelebilirsiniz bile ama içi temiz hava dolu kutular gerçekten de 98 dolara satılıyor.

İnsanlar üzerinde yazan yerlerden geldiklerine inandıkları hava kutularına veya şişelerine tonlarca para ödeyebiliyorken küçücük çocukların bir yerlerde açlıktan ölebiliyor olması ne kadar ilginç değil mi? Ancak bu durumun bir pazarlama başarısı olduğunu da inkar edemeyiz. Öyle bir durumdayız ki; insanların bir şeylerin “en”lerine sahip olma isteklerini kullanarak onlara aslında zaten sahip oldukları şeyleri bile satabiliyorsunuz.

Buluta gelecek olursak da çağımızın veri depolama teknolojisi olan bulut havadan defalarca kat fazla para ediyor…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link