PayPal Krizinde Beklenen Açıklama BDDK’dan Geldi

Dünyaca ünlü alışveriş ödeme yöntemlerinden biri olan PayPal markasının Türkiye pazarından çekildiğini açıklaması 3 gündür bir tartışma konusu oldu. Türkiye’den çekilme sebebi olarak (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) Paypal’ın BDDK’dan lisans alamaması gösterilmişti. Bu gelişme büyük yankı uyandırırken gözler BDDK’nın yapacağı açıklamaya çevrildi. Ve beklenen açıklama bugün BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben’den geldi.

BDDK başkanı Mehmet Ali Akben, PayPal markasının kanunlara uymadığı sebebiyle lisans başvurusuna Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun onay vermediğini beyan etti.

Akben lisans reddini; 27 Haziran 2013 tarihinde yürürlüğe giren Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanunun 14. Ve 18. Maddelerine, ödeme hizmetleri alanında faaliyette bulunmak ya da elektronik para ihraç etmek isteyen kuruluşların, kuruldan izin almak kaydıyla faaliyette bulunabilecekleri hükmüne bağladıklarını söyledi.

BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben’in  açıklamaları kısaca şöyle;

“Şirket bu kapsamda 27 Haziran 2015 tarihi öncesi Kanunun 12. maddesinin 1 numaralı fıkrasında belirtilen ödeme hizmetleri ve 20. maddesi uyarınca elektronik para ihracı faaliyetlerini yürütmek üzere faaliyet izni başvurusunda bulunmuştur. Şirketin, Kanunun 23. maddesi ve Tebliğin 16 maddesine (Kuruluşların birincil ve ikincil sistemlerini yurt içinde bulundurmaları zorunludur.) uyum için gerekli çalışmaları yapmadığı görülmüş, Şirket ile yapılan müteaddit yazışma ve toplantılarda bu durum dile getirilmiş ancak ‘Sistemlerin yurt içine getirilmesine ilişkin herhangi bir fizibilite çalışması yapmadıkları, sistemleri Türkiye’ye getirmenin teknik olarak mümkün olduğu ancak global şirket politikası gereği böyle bir tercihte bulunmayacakları, bilgi sistemlerini ve yedeklerini Türkiye’ye getirmeyi planlamadıkları ifade edilmiş. Şirkete işlemin bir tarafının yurt dışında olduğu işlemler için Tebliğin 16. maddesi 4. fıkrasında tanımlanan istisnaları kullanarak daha minimal bir sistemle ‘cross border’ (sınır ötesi) olarak adlandırılan farklı bir faaliyet izni için başvurabilecekleri belirtilmiş, Şirkete nihai kararını vermesi için bir süre verilmiş ancak verilen süre zarfında firmadan herhangi bir geri dönüş olmamış ve faaliyet izni başvurusu olumsuz sonuçlanmıştır.”

“Diğer taraftan, mevzuat setinin tüm firmalar için aynı olduğu ve bir firma özelinde herhangi bir istisna tanınamayacağı ve hali hazırda çok sayıda ülkede faaliyet gösteren ve tek merkezden yönetilen birçok firmanın mevzuata uyum için gerekli yatırımları da yaptığını hatırlatmakta fayda var.” 

“Akben, Şirketin faaliyet izninin olumsuz sonuçlanmasının ardından firmanın Avrupa ve Amerika sorumlusu olan yetkililerle bundan sonraki süreçle ilgili toplantılar yapıldığını aktardı.Ülke içi ya da uluslararası işlemler için neler yapmaları gerektiği ile hangi işlem için nasıl bir başvuru yapması gerektiği gibi detaylı bilgilerin iletildiğini söyleyen Akben, “Her şirket gibi ilgili firma da gerekli şartları sağlayıp tekrar başvuru yapması halinde faaliyet izni süreci yeniden başlatılabilecektir.” bilgisini verdi.

PayPal’in yaptığı son açıklama ise 06.06.2016 tarihinden itibaren Türkiye’de bulunan müşterilerinin PayPal hesapları üzerinden para gönderme ve alma işlemi yapabileceği yönünde oldu. Müşterilerinin PayPal hesaplarına giriş yapabileceğini ve hesaplarındaki bakiyeyi Türkiye’deki banka hesaplarına aktarabileceği bilgisi ile yaşanan durumdan son derece üzüntü duyduklarını belirtti. Açıklamanın devamında Türkiye’deki müşterilere tekrar hizmet verebilmek için gerekli bütün çalışmalara devam edecekleri yönündeydi.

Günlerdir önemle izlenen PayPal sürecinde son gelişmeler kısaca böyle. Gelecek günlerde atılacak adımları merakla bekliyoruz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Amazon, E-Ticaret Pazarına Sandığımızdan Daha Fazla Hükmediyor

ABD merkezli online perakende şirketi Amazon‘un online tarafta pazara ne kadar hakim olduğundan sürekli söz ediyoruz. Özellikle Walmart ve Target başta olmak üzere, bazı şirketler de e-ticaret tarafında Amazon ile rekabet edebilmek için sürekli hamleler yapıyorlar. Amazon’un bu rekabette açık ara önde olduğunu bilsek de geçtiğimiz tatil dönemine ait online alışveriş verilerine göre Amazon, pazarı tahmin ettiğimizden daha fazla domine ediyor.

Earnest Research isimli araştırma şirketinin paylaştığı rapora göre, geçtiğimiz tatil döneminde yapılan online alışveriş harcamalarının yaklaşık olarak %90’ı Amazon’un kasasına girdi. Buna karşılık Walmart ve Best Buy, tatil döneminde yapılan online alışveriş harcamalarından sadece %4 pay alırken Target’in aldığı pay ise %2’de kaldı. Bunun birlikte bu veri, Şükran Günü’nden sonraki beş haftalık periyotta, bu dört perakende şirketi tarafından satılan ürünlerin brüt değerleri üzerinden hesaplama yapılarak elde edildi.

Amazon’un tatil dönemindeki online alışveriş harcamalarından alacağı pay ile ilgili yapılan tahminler, şirketin bu pastadan yaklaşık olarak %50 pay alacağı yönündeydi. Ancak Earnest Research’in paylaştığı bu rapor, online perakende devi Amazon’un tahminlerin çok daha üstünde bir pazar hakimiyetine sahip olduğunu gösteriyor.

Tüm bunlara rağmen, Walmart’ın online alışverişten aldığı nispeten ufak pay, geçtiğimiz yıl ile kıyaslandığında bir istikrar gösteriyor. Şirket, son dönemde online tarafa yaptığı büyük yatırımlar nedeniyle Amazon’un en büyük rakibi olarak görülüyor. Walmart’ın bu alanda yaptığı son yatırımlardan biri, sahip olduğu Jet.com şirketi aracılığıyla online market işine girmek olmuştu. Bu hamle şirketin online gelirlerini arttırsa da, bu artış sadece şirketin payını geçtiğimiz sene ile aynı oranda tutmasına yardımcı oldu.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Marlboro’yu Batmaktan Kurtaran “Efsane” Strateji

Kesin olarak doğruluğundan emin olamasak da Marlboro’nun batmaktan kurtulabilmek için çok uzun yıllar önce  yaptığı viral bir kampanya hikayesi var. O yıllarda böyle bir kampanya yapılmışsa eğer amacından mütevellit duyurulmaması çok makul. Ancak bahsedilen kişinin Philip Morris olması işleri biraz karıştırıyor. Biz efsaneyi size anlatalım doğrulamak veya yalanlamak size kalmış. 

Gerilla Pazarlama Dehası

Hikayeye göre Marlboro firması ilk kurulduğunda işleri hiç de yolunda gitmiyormuş. Şirketin iflasın eşiğinde olduğu günlerden adamın biri, bir teklifle çıkagelmiş: “Satışları bir ayda üç katına çıkartırım. Bunun karşılığında da şirkete %50 ortak olurum. Bu vaadimi gerçekleştiremediğim takdirdeyse ömrümün sonuna dek fabrikanızda bedavaya tütün sararım.” 

Zaten çıkmaz sokakta olan Marlboro sahipleri, “Bir haftaya kadar iflas bayrağını çekeceğiz, kaybedecek bir şeyimiz yok” deyip, bu teklifi kabul etmişler. Adam hemen kolları sıvamış; şirketin deposuna inmiş, binlerce boş Marlboro kutusu ayağıyla tek tek ezmiş. Bir gece herkes evinde uyurken, kendisine tahsis edilen uçaktan tüm Kuzey Amerika şehirlerinin üzerine bu kutuları bırakmış. Sabah uyananlar, sokaklarda boş Marlboro paketlerini görünce “bu kadar çok tüketildiğine göre iyidir” diye düşünerek Marlboro satın almaya yönelmişler.

Bu cin fikirli adam böylece, kârını üç değil beşe katlayan şirketin ortağı oluvermiş. Peki bu gerilla pazarlama dahisi kimmiş dersiniz? Evet, bu adam Philip Morris imiş.

Hakiki Philip Morris 

Philip Morris (1835–1873)

Bu hikaye ortaya atılırken gerçeklikten ne kadar sapıldığını görmek için küçük bir araştırma yapmak yeterli oluyor. Zira Almanya’da İngiltere’ye göçen bir ailenin oğlu olarak 1835’te Londra’da doğan Philip Morris, yaşamı boyunca hiç ABD’de bulunmuyor. Morris, 1854’te Londra’da kendi ürettiği sigaraların satışına başlıyor. 1873’teki ölümü üzerine şirketin idaresini eşi Margaret ve kardeşi Leopold devralıyorlar. 

Şirket hisselerinin Amerikalı ortaklarca satın alınması, logosunun değiştirilmesi ve üretimin Londra’dan, Amerika’nın Virginia eyaletine taşınmasıysa 1919 yılını buluyor. Yani Philip Morris’in ölümünün üzerinden yaklaşık yarım yüzyıl geçtikten sonra. Marlboro markasıysa 1924 yılında ortaya çıkıyor ve zamanla şirketin en önemli markası haline geliyor.

İnternette; Forbes’a göre, günümüzdeki net değeri 176 milyar dolar olan şirketin doğuşuna dair türetilen bu efsanenin daha uç versiyonlarını bulabilmek de mümkün. Aşağıda, şirketi batmaktan kurtaran Philip Morris’in aslında 19. yüzyılda Osmanlı topraklarında doğmuş, Manisalı hayırsever iş adamı Moris Şinasi olduğunu iddia eden videoya ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link