n11’de 6 Ayda İstanbul’un Nüfusu Kadar Ürün Satıldı

Günde ortalama 72 bin ürün satan n11.com’da, 6 ayda İstanbul’un nüfusu kadar ürün satıldı. Önceki yılın Haziran ayına kıyasla mobil ziyaretçilerinin sayısında yüzde 57’lik bir artış gözlemleyen n11.com’da kadınlar en çok şampuan alırken, erkekler yılın ilk yarısında en çok telefon kılıfı aldı.

Hız kesmeden büyümeye devam eden n11.com, 2017 yılının ilk yarısına ilişkin açıkladığı verilerle performansını gözler önüne serdi. Bu yılın ilk yarısında geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla mobil ziyaretçilerinin sayısında yüzde 57 artış gözlemleyen n11.com, toplam trafiğinin yüzde 70’e yakınını mobilden elde etti. Günde 72 bin ürün satan n11.com’da yılın ilk altı ayında İstanbul’un nüfusu kadar ürün satışı gerçekleştirildi.

On ayrı kategoride otuz milyona yakın ürün çeşidiyle farklılaşan n11.com’da bu yılın ilk altı ayında en çok satılan ilk üç ürün telefon kılıfı, bebek bezi ve cep telefonu oldu. Kadın ve erkek dağılımında erkekler en çok cep telefonu kılıfı, ekran koruyucu ve USB bellek satın alarak teknolojiye yakınlıklarını bir kez daha gözler önüne sererken, kadınlar en çok şampuan, parti aksesuarları ve saç boyası aldı.

Yılın ilk 6 aylık yarısına ilişkin satış verilerini günlük hayata dokunan somut örneklerle açıklayan n11.com üzerinden satın alınan 2800 adet alyans ve tektaşla 2800 çift yuva kurmaya ‘evet’ dedi.

n11.com’un yayınladığı bir başka ilginç veri ise, yılın ilk altı ayında satılan bebek bezlerinin uzunluğunun İstanbul Paris arası gidiş dönüş yolculuk mesafesine eşit olması oldu. Satılan 13.5 milyon adet bebek bezi yan yana koyulduğunda 5400 km ile İstanbul’dan Paris’e gidiş dönüş bir yolculuk mesafesine eşit oluyor.

n11.com verilerine göre 20:00-01:00 arasında yoğunlaşan mobil alışveriş işlemleri, toplam cironun yüzde 32’sini oluşturuyor. En çok mobil alışveriş yapan ilk üç il İstanbul, Ankara ve İzmir olurken, mobil aplikasyon ve mobil web sitesi üzerinden alınan ilk üç ürün telefon kılıfı, stres çarkı ve bebek bezi olarak ön plana çıkıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Amazon’un Gelişi Erteleniyor: “iPhone’ların balyozla kırıldığı bir dönemde Türkiye’ye girmek doğru değil”

ABD’li e-ticaret devi Amazon’un Türkiye pazarına giriş tarihinin ertelendiği ifade edildi. Hürriyet yazarı Jale Özgentürk, şirketin Türkiye ile ABD arasında yaşanan krizden dolayı endişe duyduğunu, “iPhone’ların balyozla kırıldığı bir dönemde Türkiye’ye girmek doğru değil” düşüncesinin hakim olduğunu aktardı.

Jale Özgentürk, “İş dünyasında mektup umudu” başlığıyla yayımlanan yazısında e-ticaretin devleri Alibaba, Amazon ve eBay’in bir süredir Türkiye’de operasyon için hazırlık yaptığını aktardı.

“Bu şirketlerden Amazon, hazirandan beri Türkiye operasyonunu başlatmak için teknik hazırlıklarını sürdürüyor” diyen Özgentürk, “İstanbul Levent’te ofisini de açan Amazon’un en son bayramdan sonra operasyona başlayacağı belirtiliyordu. Hatta tarih de 28 Ağustos olarak belirlenmişti” ifadesini kullandı.

“Ciddi markalarla anlaşmalarını tamamlayan Amazon, test çalışmalarını bir süredir sürdürüyordu” hatırlatmasında bulunan Özgentürk, şöyle devam etti:

“Amazon’un bayram sonrasında satışlara başlaması beklenirken operasyonun bir süre daha ertelendiğini öğrendim. Aldığım bilgilere göre Amazon eylül sonu ya da ekim ayında start verecek. Nedenine gelince.. Uzun süredir teknolojik olarak hazırlıklarını tamamlayan Amazon’un endişesi bu kez farklı. ABD ile yaşanan kriz, iPhone’ların balyozlarla kırıldığı, Amerikan markalarına karşı toplumdaki tepkilerin arttığı bir dönemde Türkiye’ye girmenin doğru olmayacağı düşünülüyor.”

Gecikme olsa da yakında Türkiye’de olacak

“Bu arada gecikme olsa da Amazon ve diğer e-ticaret devleri çok yakında Türkiye’de olacak” diyen Özgentürk, bu girişimin perakende sektörünün tarihinin yeniden yazılması anlamına geldiğini söyledi. Özgentürk, şöyle devam etti:

“Bu değişimle ilgili JLL Yönetim Kurulu Başkanı Avi Alkaş, e-ticaret devlerinin Türkiye perakende sektörüne rekabet getirse de fayda sağlayacağı görüşünde. Üretici için yeni pazarlama imkanlarının doğacağını söylüyor. Amazon’da yer alacak markalardan Sportive’in Genel Müdürü Zeynep Selgur da 2022’de ABD’de alışveriş merkezlerinin yüzde 25’inin kapanacağını, perakendenin pazar yeri olarak adlandırılan e-ticarete döneceğini anlatıyor.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kimler, Nerede, Neden, Hangi İçerikleri Paylaşıyor?

Sosyal medya pazarlamasının en önemli ve kutsal sorusu bu aslında: İçeriklerinizi nasıl paylaştırırsınız? Bu konuyu çözüme ulaştırabildiğinizde sosyal medya sizin hazinenizin kaynağı olabilir çünkü paylaştırmak bilinirliğinizi artırmak ve büyümek demektir.

Marketingprofs isimli site kimlerin, neden, hangi kanallarda ne paylaştıklarını gösteren infografik bir paylaşımda bulunmuş. Yazının kendisine buradan ulaşabilirsiniz. Biz de ilgimizi çeken bazı verileri yorumlamak istedik.

Kimler paylaşıyor?

Önce sosyal medyada içerikleri kimlerin paylaştığına bakalım. Sosyal medya kanallarındaki içeriklerin çoğunu 18-29 yaş aralığındaki genç kitle paylaşıyor.

Kanalları inceleyecek olursak Facebook’un tüm yaş gruplarına hitap etiğini görüyoruz. Her yaş grubundan en fazla paylaşım hala Facebook’ta yapılıyor.  Facebook paylaşımlarında 65 yaş üstünün paylaşım oranı da bir hayli fazla.

Whatsapp’ta paylaşım oranı 30-49 yaş aralığında çok fazla. Snapchat’te ise genç kitle ciddi bir çoğunlukta bulunuyor.

YouTube’da tüm yaş gruplarının yüksek paylaşım oranları da dikkat çeker nitelikte. Yine 65 yaş üzerinde yaş grubunun paylaşım yapma oranının diğer kanallara nazaran oldukça yüksek olduğunu görüyoruz. Bu durum muhtemelen YouTube mecrasının bu yaş grubunun uzun yıllardır alışkın olduğu televizyon kültürüne benzerliğinden geliyor. YouTube onlar için bu kanallar arasında en az karmaşık olanı…

En çok nerede paylaşıyoruz?

Toplam paylaşım oranlarının kanal bazlı verilerinde ise Facebook açık ara farkla önde gözüküyor. Bu veriler 2017 yılına ait ve Facebook skandalının yansımalarını bu verilerden okuyamıyoruz ancak diğer tüm kanalların yükselişine baktığımızda açıkcası Facebook’tan böyle bir sonuç beklemiyordum. Tüm paylaşımların %90’ı Facebook üzerinden yapılıyor ve bu durum Facebook’un sosyal medyanın kralı olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Peki hangi içerik türlerini daha çok paylaşıyoruz?

Ne tür içerikler paylaşmayı sevdiğimize gelince en yüksek paylaşım oranının infografiklerde olduğunu görüyoruz. Buradan saf veriyi insanların kendilerinin yorumlamak istediği sonucu belki çıkabilir ancak asıl mevzu görsel olarak bilgi yutabilmek. Yani; vakit kazancı ve  kolaylık. Videolu içeriklerin önemlerinin giderek artmasının sebeplerinden birisi de okumakla vakit kaybetmemekken infografikler bu süreyi çok çok daha kısaltıyor. Hapı dilinize koyup üzerine bir bardak su içmek kadar kısa süreli ve etkililer…

İkinci sırada listeli içerikleri görüyoruz ki bu kesinlikle şaşırtmadı. Çünkü listeli içerikler her zaman eğlencelidir ve anlaşılmayı kolaylaştırır. Hatırlamak istediğiniz şeyleri listeleyip sayı veya benzeri bir sembolle kilitlediğinizde kesinlikle daha kolay hatırlarsınız. Dolayısıyla listeli içerikler hem kolay anlaşılır hem de daha çok akılda kalır…

Videolu içeriklerin tüketilme hızı giderek artsa da en az paylaşılan içerik tipi olmasını nasıl yorumlayabiliriz? Acaba bir şeyler okumaya bile vakit bulamamaktan izleyen insanların bunları paylaşmaya da mı vakitleri olmuyor? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz, sizce neden videolu içerikler bu kadar az paylaşılıyor?

Neden paylaşıyoruz? Hangi duygular ile paylaşıyoruz?

Paylaşımcılar, paylaştıkları bir içerikle pozitif bir kişisel kimliğini tanıtmaktan hoşlanırlar. Bu, işletmelerin sosyal medya pazarlama stratejisini oluştururken akıllarında tutması gereken güçlü bir kavramdır.

En etkili duygu korkudur derler, sosyal medyada da bir şeyleri en çok paylaşmamıza sebebiyet veren duygu dehşet ve şaşkınlık. Sosyal medya insanların normal yaşamlarında olduklarından çok daha duyarlı gözüktükleri veya çok daha acımasız oldukları bir platform. Pek çok duyguyu abartı yaşıyor ve tepkimizi abartı verebiliyoruz. Dolayısıyla sosyal medyada bizi en çok paylaşıma sürükleyen şey de dehşete düşmek oluyor.

Mizah da en az korku ve dehşet kadar önemli bir kavram. Bizi sosyal medyada içerik paylaşmaya en çok iten ikinci duygu ise tabii ki neşe. İnsanlar gülmek ve eğlenmek için içerik paylaşmayı seviyorlar. Üstelik bu çok zararsız bir şey yani birilerini güldürmek için paylaştığınız içeriklerin kriz yaratma olasılıkları çok kısıtlı. Örneğin birbiri ile oynayan iki kedi gifi veya emeklerken yere yapışan bir çocuğun videosu kaç kişiyi rahatsız edebilir ki?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?