Markalar, Perakende Sektörünün Yeni Kurallarıyla Yüzleşiyor

Bilindiği gibi birçok mağazayı, eğlence mekanını ve sosyal alanı içinde barındıran alışveriş merkezleri, insanların hayatının merkezinde olan unsurlardan biriydi. Giyim, yiyecek, sinema vb. şeyler insanların buradaki mağazaları ziyaret sebebiydi. Zaman geçtikçe fiziksel mağazalara ilgi azalmaya başladı ve  ziyaretçi sayısı düşüşe geçti. Marketing Land de perakende sektöründeki bu düşüşü üç başlık altında inceledi. Şimdi bu başlıklara hep beraber göz atalım:

1- İnsanlar, sinemaya gitmek yerine evde film izliyorlar.

 

En son verilere göre, sinemaya gitme oranı düşüşte. Business Insider’ın haberine göre, sinemaya gidenlerin oranı beklenilenin aksine yıldan yıla %3,5 azalıyor. Sanmayın ki insanlar film izlemiyor. Sinema için alışveriş merkezine gitmek yerine, insanlar artık internet veya abone olduğu çeşitli TV platformları üzerinden film izliyorlar.

Perakende sektörüne etkisi: Daha az insan alışveriş merkezlerini ziyaret ediyor.

2- İnsanlar, kullandıkları markalara sadakatle bağlanıyorlar.

Markalar, müşterilerine direkt ulaşmak ve ürünlerini satmak istiyorlar. Bu trende yıllar önce Apple ve Disney kendi mağazalarını açarak öncülük ettiler. Bugün ise daha fazla marka kendi mağazasını açıyor ve markalar artık aggregator, yani toplayıcı mağazalar aracılığıyla satmak istemiyorlar. Zara ve Uniqlo, moda sektöründe bunun başarılı örnekleri. Kendi fiziksel mağazalarını açamayan American Giant gibi markalar ise kendi online mağazalarını açıyorlar.

Kendi kanallarını oluşturan Nike ve Nestlé gibi markalar, satış ve marka sadakati konusunda bugün ektiklerini biçiyorlar. Hatta, Nestle’nin CFO’su Francois-Xavier Roger e-ticaretteki artış oranının %2,9’dan %5’e yükselmesinin tüketici odaklı pazarlama stratejileri sayesinde olduğunu belirtiyor.

Birden fazla markayı barındıran toplayıcı mağazalar düşük kar marjına sahipken, kendi markalarını satan mağazalar daha yüksek kar marjına sahip. Bu da perakende sektöründe, markaların mağaza sayısını ve pazarlama stratejilerini önemli ölçüde etkiledi.

Perakende sektörüne etkisi: Daha az insan alışveriş merkezlerini ziyaret ediyor ve mağazalar artık daha küçük ve marka merkezli.

3- İnsanlar, her zaman cazip ürüne yönelirler.

İnsanoğlu memnun olmak istiyor, daha fazla şey istiyor, üstelik bunu da yorulmadan yapmak istiyor. Çoğu insan, almak istediği ürüne mağazalara gitmeden e-ticaret sitelerinden ücretsiz kargo seçeneğiyle ulaşabiliyor. Hatta, Amazon Prime üyesiyseniz bu süreçte ücretsiz film de izleyebiliyorsunuz.   

Perakende sektörüne etkisi: Daha az insan fiziksel mağazalardan alışveriş yapıyor.

Fiziksel Mağazacılıktan Online Mağazacılığa Geçiş

Tüm bunlar ne anlama geliyor? Genel olarak, 3000’den fazla mağazanın kapanması bekleniyor. Etkilenmesi zor gözüken köklü markalara bile bu dalga vuracak gözüküyor. Bu dalga, ne yazık ki satın aldığımız diğer ürünleri de etkileyecek.

Güncel verilere göre, online satın aldığımız ürünler tüm alışverişlerimizin % 10’unu kapsıyor. Fakat bu oran gerçekten % 10 değil. Örneğin, petrol online olarak satılmıyor ve bu oran petrol satışlarını da kapsıyor. Bu pastaya petrol satışlarının da eklenmesi, e-ticaret kanallarından satılan giyim ve elektronik gibi sektörlerin payını azaltıyor.

Bir aggregator(toplayıcı) marka olabilirisiniz, fakat dikey yönlü her talep sektördeki bir ya da iki markaya cevap verecektir. Mağazacılıkta Amazon; seyahat sektöründe Orbitz, Expedia, Priceline, Kayak; yemek servis sektöründe Grubhub, gibi markalar olduğu sürece sektörde galip gelmek zor gözüküyor.

Amazon, Apple, Walmart, Staples, Home Depot ve Netflix gibi markalara baktığınızda ne görüyorsunuz? Trellis’e göre, bu şirketler dünyanın online satış yapan en başarılı 10 markası arasında yer alıyor ve hepsi çift haneli büyüme oranına sahip.

Eğer marka olarak ayakta kalmak istiyorsanız, online satışlarınızın büyümesini sağlayacak bir plana ihtiyacınız var. Perakende sektöründe faaliyet göstermek pek rahat olmayan bir iş, çünkü her pazarlama ve satış stratejisine alternatif yeni bir tanesi geliştiriliyor. Yirmi beş yıl önceki mağazacılık modeli, bugünün “showrooming” anlayışında işlemeyebiliyor.  

Bu açıdan, fiziksel mağazacılıktan online mağazacılığa geçişi anlamak çok önemli. Perakende sektöründe bu yepyeni dünyaya geçiş sağlandığında, online satışları artıracak strateji ve teknolojiler de markalara destek olacak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

İlk Bakışta Hoşlanmadığımız Onca Ürünü Neden IKEA’dan Alıyoruz?

  • Hepimizin kendisinden bir şeyler bulabileceği kocaman mağazaları ile IKEA hepimize mutlaka küçük bile olsa birkaç parça satmayı başarmıştır.
  • Peki, ilk bakışta gözümüze güzel gelmese de mutlaka IKEA’dan bir şeyler almayı nasıl başarıyoruz?
  • Benzeri yazılar içinYaratıcılıkta Çığır Açan 8 IKEA Reklamı

Mutlaka kendisiyle duygusal bir bağ kurduğumuz, bu nedenle atmaya kıyamadığımız birkaç parça vardır değil mi evimizde? Bu sorunun cevabı da tam olarak bu duygusal bağda gizli aslında. IKEA’nın hepimizle kendi dilinde bu duygusal bağı ince ince işliyor olmasında.

Binlerce ürünün arasında hem evimize renk katacağını, hem sade bir stil yaratacağımızı düşündüğümüz hem de aslında o kadar özgün olmayan ve her yerden de alabileceğimiz eşyalar bulunuyor.

IKEA’nın ödüllü ajansı Åkestam Holst ise görece IKEA’nın popüler ürünlerine göre daha az satış yakalamış ürünleri için bu alanda çalışmalar yapıyor; müşterilere bu ürünlerle bağ kurması sağlayacak projeler yaratmak.

Bu örneklerden birisi de kadınların sıklıkla okuduğu bir dergiye kendilerine has bir hamilelik testi yerleştirmek oldu. Bunu deneyen ve sonucun pozitif olduğunu gören kadınlara IKEA aile indirimi ile bebek ürünlerinde daha uygun fiyatlar sunmaları oldu.

Bu konu hakkında Åkestam Holst kreatif direktörü Magnus Jakobsson stratejisini şöyle paylaşıyor;

IKEA ayakkabı değil, parfüm değil, bu eşyalar sizi bir günlüğüne bile olsa kral ya da kraliçe gibi hissettirmeyecek- aşağı yukarı bir çatal, 20 dolara bir sandalye ya da bir ampul olabilir. Ama IKEA ürünlerine olan sevgi yukarı doğru çıkmalı, bu nedenle bizim kreatif stratejimizde tüm bu ürünlere duygusal bir değer eklemek, insanların sevebileceği bir şeyler eklemek, bu beğenilmeyenleri alıp insanların beğendiği bir hale getirmek.”

Aynı zamanda Jakobsson bahsettiği bu ürünleri allayıp pullamadıklarını ya da fiyatları ile oynamadıklarını, sadece bu ürünleri nasıl bizlerin sevebileceği bir hale getirmeye kafa patlattıklarını da ekliyor.

Aslında sokağa çıksak köşe başındaki markette de bulabileceğimiz sıradan ürünleri bizim sevip, onları IKEA’dan almamızı sağlamak için uğraşmak oldukça zor olmalı ama yine de IKEA gibi uluslararası bir dev markaya böylesine bağlanmamızı sağlayacak ayrıntıları keşfetmeye çalışmak biraz da eğlenceli olsa gerek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link