H&M Irkçılık ile Suçlanıyor!

İsveç’li perakende markası H&M’in online alışveriş sitesinde yer alan bir ürün tanıtımı görseli için kullandığı siyahi çocuk ve giydiği sweatshirt’ün üzerinde yazan cümle H&M’in sosyal medyada ırkçılıkla suçlanmasına yol açtı.

Bahsi geçen görselde kullanılan siyahi çocuğun giydiği yeşil sweatshirt’ün üzerinde “coolest monkey in the Jungle” (ormandaki en havalı maymun) yazıyor.

Çocuk mankenin siyahi olması ve üzerindeki cümlede “maymun” yazması nedeniyle sosyal medyadan markaya tepkiler yağdı.

” Siyahi insanlar için bu terim kullanılıyor. Bir seferinde birer hediye olarak maymun resimleri içeren çıkartmalar verildiğini görmüştüm. Bana güvenin, bu armağanlar hiç de masum değildi. Hediye veren bana ne düşündüklerini söyledi. Hediyeyi çöpe atmıştım.”

“Aklınızı mı kaybettiniz siz?”

“Bu küçük siyahi çocuğa üzerinde ‘coolest monkey in the jungle’ yazan sweet’i giydirmek kimin fikriydi?”

Sosyal medyadaki tartışmaların ardından söz konusu görsel H&M’e ait tüm mecralardan kaldırıldı. Marka adına açıklama yapan bir yetkili de rencide olan herkesten özür dilediklerini belirtti.

 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

İnsanlar, Amazon’dan Sipariş Etmedikleri Paketler Alıyorlar

Hiç sipariş vermediğiniz halde, bir online alışveriş sitesinden sürekli olarak paketler alsaydınız ve bu paketlerin içinden seks oyuncağı gibi alakasız ürünler çıksaydı, ne düşünürdünüz? Muhtemelen ilk seferde bir hata olduğunu düşünür, ilerleyen süreçte ise kafanızda komplo teorileri kurmaya başlardınız. ABD’de ve Kanada’da yaşayan bazı kişilerin yaşadığı durum, işte tam olarak bu.

Business Insider’ın yaptığı habere göre, The Daily Beast isimli internet sitesine konuşan bir Nikki isimli kişi, hiç sipariş vermediği halde Amazon’dan bir paket aldı ve paketi açtığında ise 25 dolar değerinde bir seks oyuncağı ile karşılaştı. Ancak olay bununla sınırlı kalmadı. Herhangi bir sipariş vermediği halde, kendisine Amazon’dan paketler gönderilmeye devam etti. Gönderilen paketler içerisinde, bir Bluetooth cihazı için şarj kablosu gibi ürünler yer alıyordu.

Ancak Nikki, rastgele paketler alan tek kişi değil. Amazon, The Daily Beast’e yaptığı açıklamada, bunun araştırmakta oldukları bazı kötü davranışların bir parçası olduğunu ifade etti. ABD’nin Boston şehrinde yaşayan emekli bir çift de geçtiğimiz hafta The Boston Globe gazetesine yaptıkları açıklamada, son birkaç aydır Amazon’dan sipariş etmedikleri paketler aldıklarını belirttiler. Kendileri bu durumla ilgili olarak Amazon ile temasa geçmişler ve şu anda bu konuyla ilgili soruşturma sürüyor. Ancak bu süre içerisinde, rastgele paketler gönderilmeye devam ediyor.

Mükemmel bir şekilde adreslenmiş olan bu ürünler, herhangi bir not, fatura ya da sevk irsaliyesi ile birlikte gelmiyor ve ürünleri ücretleri, hediye kartı ile ödendiği için göndericiye dair herhangi bir iz yok.

Amazon, Business Insider’a yaptığı açıklamada konu ile ilgili olarak şunları söyledi:

“Bizim ilkelerimizi ihlal ettiği için talep edilmemiş paketler alan tüketicilerden gelen sorguları inceliyoruz. İlgili satıcıların isimleri ve teslimat adreslerini Amazon’dan almadıklarını doğruladık. İlkelerimizin ihlali durumunda ödemelere el koyarak satıcıları uzaklaştırıyoruz ve uygun bir aksiyon almak için hukuki yaptırım uyguluyoruz.”

Bununla birlikte bu durumu başkalarının da yaşadığına dair doğrulanmış örnekler mevcut. Örneğin, Kanada’daki çeşitli üniversite öğrencilerinin de sipariş etmedikleri paketler aldıklarına dair bazı haberler paylaşıldı.

The Boston Globe gazetesine konuşan uzmanlar, Boston’daki yaşlı çiftin, muhtemelen Amazon’un internet sitesindeki değerlendirme sistemini kandırmaya yönelik bir dolandırıcılığın kurbanı olduklarını belirttiler. Uzmanların bahsettikleri bu dolandırıcılık şu şekilde işliyor: Amazon’da yer alan bir satıcının sattığı ürünlerden birini, bu satıcı tarafından oluşturulan sahte bir hesap ya da satıcıya yakın biri satın alıyor ve bu ürün, rastgele bir adrese gönderiliyor. Daha sonra ise ürünün satın alındığı hesaptan, ürün ile ilgili olarak övgü dolu bir yorum yapılıyor. Zira bu olumlu yorumların, satıcılar için değeri çok büyük.

Bu konu ile ilgili olarak Amazon adına açıklama yapan yetkili de bu paketlerinin gönderilmesinin arkasında yatan nedenin dolandırıcılık olabileceğine dikkat çekti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Markalar, Irkçı Reklamları Kasten mi Yapıyorlar?

Son dönemde büyük markaların ırkçı reklamlar yaptıklarına sık sık şahit olduk. Örneğin, geçtiğimiz ekim ayında kişisel bakım ürünleri markası Dove, siyahi bir kadın beyazlaştığı bir reklam paylaşmıştı. Bu olayın yaşanmasından çok kısa bir süre sonra ise bir başka kişisel bakım ürünleri markası Nivea da açık renkli teni öne çıkartan benzer bir reklam kampanyası yapmıştı. Bu yılın hemen başında da İsveçli hazır giyim markası H&M, siyahi bir çocuk mankenin giydiği kıyafetin üzerinde “Ormandaki En Havalı Maymun” yazması nedeniyle ırkçılık suçlamalarına maruz kalmıştı.

Bu kadar ırkçı reklamın art arda gelmesi ve bunların büyük markalar tarafından yapılıyor olması, bir soruyu da beraberinde getiriyor: Acaba markalar, daha fazla dikkat çekmek için kasıtlı olarak ırkçı reklamlar yapıyor olabilirler mi? Mantıklı olarak düşündüğümüzde, böylesi büyük markaların reklamları, yayınlamadan önce şirketteki birden fazla üst düzey yönetici tarafından gözden geçiriliyor ve onaylanıyor. Bununla birlikte bu markalar, son derece saygıdeğer ve büyük markalar için global çapta işler yapan reklam ve pazarlama ajanslarıyla çalışıyorlar. Örneğin, Dove’nun tepki çeken ırkçı reklamının arkasındaki ajans Ogilvy & Mather idi. Sonuç olarak reklamlardaki ırkçılık kokan detayların, bu önemli şirketlerde çalışan bu kadar nitelikli kişilerin hepsinin gözünden kaçması, çok çok düşük bir ihtimal.

Dove’nun Tepki Çeken Reklamından Bir Kare

Markaların neden böyle bir strateji izlemiş olabileceklerine değinecek olursak, bunun başlıca sebebi internette daha fazla görünürlük elde etmek olabilir. Zira günümüzde farklı farklı sektörlerden sayısız marka, yaptıkları reklamlarla insanların dikkatini kendi ürünlerine çekmeye çalışıyorlar. Ancak bu reklamların pek azı insanlara ulaşıyor. Yani bu açıdan bakacak olursak, markalar kendi sektörleri dışındaki markalarla da rekabet halindeler. Ve bu rekabet, her geçen gün daha da sıkı bir hale geliyor.

En nihayetinde bu markaların yaptıkları ırkçı reklamlar, sosyal medyada markaya karşı çok büyük bir tepkinin oluşmasına neden oluyor ve bunun hemen akabinde bu olay, dünya genelindeki birçok haber sitesi tarafından gündeme taşınıyor. Yani markalar, belki de çok büyük bir reklam bütçesiyle bile yapılamayacak bir şekilde, adlarını dünyanın birçok yerinde duyurmuş oluyorlar.

Reklamın İyi Kötüsü Olmaz (mı?)

Nivea’nın Tepki Çeken Reklamından Bir Kare

Peki, insanlar bu kadar olumsuz bir şekilde gündeme gelen bir markanın ürününü neden almak istesin? Evet, birçok insan bu gibi durumlarda sosyal medyada tepkisini dile getiriyor olabilir. Ancak bu insanların, yaşanan bu olayların üzerinden bir süre geçtikten sonra, bu markaların ürünlerini satın almadıklarının bir garantisi yok. Ayrıca bu reklamları hiçbir şekilde sorun etmeyen ya da reklamı yanlış bulsa da bu markaların ürünlerini almakta bir sakınca görmeyen büyük bir kitlenin olabileceğini de unutmamak lazım.

Eğer bu durum gerçekse, zaten markalar bu işin artısını eksinini hesaplamışlardır. Sonuç olarak sosyal medyada gösterilen onca tepkiye ve şirketin insanlarda yarattığı olumsuz izlenime rağmen, bu dolaylı olarak da olsa markanın kasasına daha fazla paranın girmesini sağlıyorsa, böyle bir yolun izlenmesi gayet normal olarak karşılanabilir. Belki de markalar, bunu reklam bütçesinden tasarruf etmenin bir yolu olarak görüyorlardır.

Tabii, bütün bunların bir varsayımdan ibaret olduğunu tekrar belirteyim. Ancak son dönemde yaşanan olaylara baktığımızda, bu varsayımın gerçek olma ihtimalinin pek de düşük olmadığını söyleyebiliriz. Sonuç olarak markalar, “Reklamın iyisi kötüsü olmaz.” sözünden yola çıkarak böyle bir strateji belirlemiş olabilirler.

Ne dersiniz? Gerçekten de reklamın iyisi kötüsü olmaz mı?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link