Banner Kullanımı: Neleri Doğru, Neleri Yanlış Yapıyoruz?

Özellikle e-ticaret sitelerinde banner kullanımlarının zaman zaman kullanıcının nefretini kazandığı konusunda hepimiz hemfikiriz. Hemen hemen çoğumuzun deneyimi şu şekildedir: Kullanıcı anasayfaya gelir, showcase alanındaki banner’ı görüntüler, tam okumaya çalışırken showcase’de yer alan ikinci banner ekrana gelir, kullanıcı bir öncekini okumak için navigasyondan geri dönmek durumunda kalır. Bu sinir bozucu deneyimi, Jared Smith çok güzel kurgulamış. Fakat dönüşüm oranını olumsuz yönde etkileyen tek geçerli kullanılabilirlik sorunu tabii ki bu değil.

İnsanların fazla konuşmadıkları başka bir faktör var ki, bu da banner kullanımınızın, kullanıcıların web sitenizdeki ilk izlenimine dramatik bir etkisi olabildiği gerçeği. Banner’lar genellikle haftalık hatta günlük olarak güncellenir. Bu tip bir durumda, showcase’deki banner kullanımı ile günlük olarak güncellenen banner’ların mesajlarında çakışmalar yaşanabiliyor ve bu da marka veya kampanya hakkında yanlış bir izlenim verebiliyor. Bu yazıda, doğru ilk izlenimi vermenin ne kadar önemli olduğunu birlikte inceleyeceğiz.

İlk İzlenimin Gücü Adına

Araştırmalar, bir kullanıcının web sitenizdeki deneyiminin ilk birkaç saniyesinin karar verme mekanizmasında önemli rol oynadığını gösteriyor.

Aşağıdaki grafik, bir kullanıcının sitenizi zamanla terk etme ihtimalini gösteriyor ve tam olarak Peep Laja‘nın web sitenizdeki ilk saniye değerinin takip eden diğer tüm saniyelerden daha fazla olması gerektiği yönündeki söylemini destekliyor. Başka bir araştırma da kullanıcıların web siteniz hakkında olumlu/olumsuz görüşe sahip olmasının yalnızca 50 milisaniyelik bir süre aldığını gösteriyor.

www.nngroup.com

Peki, Bu Fark Ne Kadar Önemli?

Oldukça önemli! Gelin 2 örneği birlikte inceleyelim:

  • Sayfanın Görsel Hiyerarşisini Değiştirme

Bir sayfanın tasarımı, hangi içeriğin önemli olduğunu belirten güçlü görsel ipuçlarını kullanıcılara hissettirmelidir. Bu görsel ipuçları, hangi içeriğe ilk önce bakılacağını da belirler. Çok basit bir ifadeyle: Bir banner‘ı değiştirdiğinizde sayfanın tamamının görsel hiyerarşisini de değiştirirsiniz.

Örneğin; popüler atletik giyim markası olan Puma’nın, kendi web sitesinde, toplamda 4 banner’dan oluşan bir showcase var.

Aşağıdaki algı haritaları, sayfaya gelindikten sonra, 3 saniye içinde kullanıcıların hangi içerikleri göreceğine dikkat çekiyor.

Görüldüğü üzere, 4 banner’ın da içerik yerleşimi farklı. Kullanıcı ilk banner’da, yukarıdan aşağıya bir tarama yaparken, ikinci banner’da soldan sağa, üçüncü banner’da ise sağdan sola bir okuma deneyimi yaşamak zorunda kalıyor ve bu durum da kullanıcının, göz gezdirdiği tüm mesajları anlamlandırmasını zorlaştırıyor.

  • Duygusal Bağı Yanlış Kurma

Kullanıcılar, görsel olarak uyarıcı siteler ile daha sade veya potansiyel olarak daha sıkıcı gelen siteler arasında tepkilerini gayet hızlı verebilirler. Herhangi bir işletme için, web sitesine gelen kullanıcının ilk izleniminin, marka karakteriyle eşleşmesi ve sunulan ürünlere uygun olması beklentisi çok doğal.

Bir kaykay atölyesi heyecan verici bir tasarım isteyebilir, peki ya hayat sigortası sunan bir marka? Burada, heyecan uyandıran, aşırı eğlenceli bir tasarım uygunsuz olarak algılanabilir. Bir banner‘ın görüntüsü ve renk şeması, sitenizin istenen duyguyu tetikleyip tetiklemediği konusunda kullanıcının hızlı karar almasını sağlar.

Apple’ın web sitesini ele alalım. Sitenin anasayfasında görüntülenmekte olan showcase banner’larından ikisi arasındaki kullanıcı tepkilerine ait veriyi aşağıda görebilirsiniz.

İlk banner tasarımı, kullanıcılar tarafından, diğerine göre yaklaşık 2,5 kat kadar daha ilgi çekici bulunmuş. Bu örnekte de görebileceğiniz gibi, 2. showcase görselindeki mesaj “Çok ince. Büyük eğlence.” olmasına rağmen, ilgiye baktığımızda kullanıcılar tarafından çok da eğlenceli bulunmadığı açık.

Sonuç

Bu yazıda, kullanıcıların sitenizle ilgili kritik ilk izlenimlerine dair spesifik noktalara değindik ve banner’ların bu deneyimi nasıl önemli ölçüde etkilediğini gördük. Bu, çoğu şirketin kendi web sitelerinde slider’lı bir showcase yapısından kaçınmasının bir başka nedenidir.

Ancak bu, birçok e-ticaret şirketinin bu yapıyı kullandığı gerçeğini değiştirmiyor ve bu gerçek bir gecede ortadan kaybolmayacak. Peki, başka şansınız yoksa ne yapabilirsiniz?

Sunduğunuz kullanıcı deneyiminin günden güne, haftadan haftaya tutarlı olması için, showcase alanında ve sitenin diğer alanlarında kullanılan banner’lar için uygun bir kalite kontrol sürecinin olması sağlanabilir. Bunun en sağlıklı yolu, banner alternatiflerini değerlendirmek için günlük veya haftalık kullanıcı araştırmaları yapmaktır. Nihayetinde, kullanıcıyı işin odağına koyduğunuz kadar değer/fayda yaratabildiğinizi unutmayın.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Biz, kullanıcı deneyimi odaklı bir tasarım stüdyosuyuz. Eşsiz kullanıcı ve müşteri deneyimleri yaratıyoruz. Problemi tanımlar, çözümü tasarlarız.

Bir Cevap Yazın

Amazon Çalışanları, Kovulmamak İçin Tuvalete Bile Gitmiyorlar

Her ne kadar Amazon, kullanıcılar açısından son derece olumlu imaja sahip bir şirket olsa da, şirketin özellikle ikmal merkezlerindeki çalışma şartları uzun süredir tartışılan bir konu. Hatta geçtiğimiz yıl Black Friday’de, olumsuz çalışma şartları nedeniyle Amazon’un Almanya ve İtalya’daki tesislerinde görev yapan kişiler grev yapmışlardı. Amazon markasıyla ilgili olumsuz bir izlenim yaratan bu ciddi tartışma konusu, yeni çıkan bir haberle tekrar gündeme geldi.

Business Insider’ın yaptığı habere göre, James Bloodworth isimli yazar, Birleşik Krallık’taki düşük ücretli işler konusunda bir kitap hazırlıyor ve bu kitap için yaptığı araştırma kapsamında, gizli bir şekilde Birleşik Krallık’ın Staffordshire isimli bölgesinde yer alan Amazon tesisine giriş yapmış. James Bloodworth, bu araştırma sonucunda son derece tuhaf bir durumu farketmiş: Amazon depolarının etrafında koşuşturan ve teslimatlar için ürünleri toplayan çalışanlar, tuvalet çok uzakta olduğu için tuvalete kadar gitmelerine gerek kalmadan işlerini halledebilmeleri için bir “tuvalet şişesi” sistemine sahipler.

Yazar, bu konu ile ilgili olarak The Sun gazetesine yaptığı açıklamada şunları ifade etti:

“En üst katta çalışanlarımız için en yakın tuvaletler dört kat aşağıdaydı. İnsanlar, boş zaman yüzünden cezalandırılma ve sadece tuvalet ihtiyaçları yüzünden işlerini kaybetme korkusu yaşadıkları için sadece şişelere işediler.”

Amazon, kesin olarak zamanlanmış molalar ve hedefler koyarak depo çalışanlarının ürünleri raflardan ne kadar hızlı toplayabildiğini ve paketleyebildiğini takip etmekle ünlüdür. Şirket, hedeflerine ulaşamayan ya da uzun mola veren çalışanlara uyarı puanları veriyor.

Bir işçi mücadelesi platformu olan Organise tarafından Amazon çalışanlarıyla ilgili olarak yapılan başka bir araştırma da ikmal merkezi çalışanlarının neredeyse dörtte üçünün, hedeflerini kaçırma korkusuyla tuvalet molası vermekten kaçındıklarını ortaya koyuyor. Bu araştırma, anonim olarak açıklama yapan bir Amazon çalışanının şu sözlerine de yer veriyor:

“Hedefler önemli ölçüde arttı. Su içmiyorum, çünkü tuvalete gitmek için zamanım yok.”

Bir başka Amazon çalışanı ise şunları söylüyor:

Dakikada iki ürün paketlemelisiniz. Su içmek için zamanınız yoktur, çünkü her akşam hedefle birlikte tarayıcıya mesajlar gönderildikten ve acele etmeniz söylendikten sonra tuvalete gidersiniz.”

Bununla birlikte Organise tarafından yapılan bu araştırma, çalışanların Amazon’a katıldıktan sonra önemli oranda daha fazla huzursuz hissettikleri sonucuna da ulaştı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Amazon’un Türkiye’ye Gelmesine Sevinmemizin 4 Nedeni

Birçoğumuz, Amazon’un doğrudan Türkiye’de hizmet vermeye başlayacağı günü iple çekiyoruz. Söylentiler, ABD’li şirketin mart ayı sonu itibarıyla Türkiye’deki faaliyetlerine başlayacağına işaret ediyordu; ancak nisan ayına girmemize rağmen, bu konuyla ilgili herhangi bir gelişme yaşanmadı. Yine de biliyoruz ki, önümüzdeki günlerde ya da haftalarda Amazon, Türkiye’deki kullanıcılarına doğrudan hizmet vermeye başlayacak.

Amazon’un Türkiye’de faaliyet göstermeye başlayacağının haberi ilk olarak ortaya çıktığında, halihazırda Amazon müşterisi olan Türkiye’de birçok kişi, bu habere çok sevindi ve sabırsızlıkla Amazon’un Türkiye pazarına gireceği günü beklemeye başladı. Peki, insanların bu habere bu kadar çok sevinmesinin sebebi neydi? Amazon’un Türkiye’de hizmet verecek olmasının online alışveriş kullanıcıları açısından avantajları neler? Amazon kullanıcısı olanlar zaten bu soruların cevaplarını biliyorlar, ancak konuya uzak olanlar için Amazon’un Türkiye’deki kullanıcılarına sağlayacağı başlıca avantajları sıralayalım istedik.

Uygun Fiyat

Bu zamana kadar kur farkı ve Türkiye’deki vergi uygulamaları nedeniyle Amazon’dan alışveriş yapmak cazip olsa da, Amazon hizmet verdiği ülkeler açısından bakıldığında da en uygun fiyatları sunan online alışveriş sitelerinin başında geliyor. Doğal olarak bu durumun Türkiye’de de geçerli olacağını tahmin ediyoruz.

Amazon Türkiye, bekleneceği üzere pazar lideri olmayı hedefleyecektir ve bu hedefine doğru ilerken en büyük kozu ise fiyat avantajı olacaktır. Üstelik Amazon’un uygun fiyatlar sunması, pazardaki rekabeti artıracak ve diğer e-ticaret sitelerini de daha düşük fiyatlar sunmaya ve avantajlı kampanyalar yapmaya yöneltecektir.

Hızlı ve Sorunsuz Teslimat

Geçtiğimiz günlerde, Amazon’un Türkiye’deki lojistik işleri için Aras Kargo ile görüştüğü bilgisini Aras Kargo Genel Müdürü Hikmet Bulduk bizzat kendisi paylaşmıştı. Bununla birlikte şirketin, lojistik şirketlerini tamamen devreden çıkartarak lojistik işini tamamen kendisinin yapmayı planladığına dair bir iddia uzun bir süredir ortalıklarda dolanıyor. Zaten e-ticaret şirketi, halihazırda bazı sipariş teslimatlarını kendisi gerçekleştiriyor.

İlk etapta olmasa da, ilerleyen dönemlerde şirketin yurt dışında sunduğu teslimat hizmetini Türkiye’de de sunması oldukça olası bir durum. Bu gerçekleştiği takdirde, Türkiye’deki birçok kişinin muzdarip olduğu kargo şirketlerinden kurtulur ve hızlı ve sorunsuz bir şekilde online alışveriş yapmanın keyfine varabiliriz. Bu arada Türkiye’de mevcut olarak Hepsiburada’nın “Hepsiexpress” adında kendi teslimat hizmeti bulunduğunu da belirtelim.

Müşteri Memnuniyeti

Amazon’un nispeten hızlı bir şekilde bir dünya devi haline gelmesinin en önemli nedenlerinden biri, hiç şüphesiz fazlasıyla önem verdiği müşteri memnuniyeti. Şirketin müşteri memnuniyetine ne kadar önem verdiğiyle ilgili bir örnek vermek gerekirse; Amazon’un, ürün teslimatında ya da üründe bir problem çıkması halinde, kullanıcıyı fazla uğraştırmadan para iadesi yaptığına dair birkaç tanıdığımın yaşadıkları olayı anlattıklarını hatırlıyorum.

Düşünün ki, aldığınız ürün yurt dışından geliyor ve ürünü kolay bir şekilde iade edip fazla beklemeden paranızı geri alabiliyorsunuz. Türkiye’de faaliyet gösteren online alışveriş sitelerinden yapılan alışverişlerde, birçok kullanıcının ürün iadesinde problem yaşadığı herkes tarafından bilinen bir gerçek. Zaman zaman ürünü iade etmek için oldukça uğraşmanız ya da ürünü iade ettikten sonra paranızı geri alabilmek için baya bir beklemeniz gerekebiliyor.

Tabii ki, müşteri memnuniyeti çok daha kapsamlı bir kavram. Ancak Türkiye’de müşteri memnuniyetiyle ilgili olarak en çok sıkıntı yaşanılan konulardan biri olduğu için ürün iadesi üzerinden bu konuya değindim. Amazon’un müşteri memnuniyeti konusunda da ülkedeki standartları yükseltmesi en büyük temennilerimizden biri. Gerçi şahsen bununla ilgili şüphelerim yok değil, ancak şirketin bütün dünyada sağladığı müşteri memnuniyetini Türkiye’de devam ettireceğini ümit ediyoruz.

Yurt Dışından Alışveriş Kolaylığı

Özellikle geçtiğimiz yıllarda, kur bu kadar yüksek değilken elektronik cihazların yurt dışı fiyatları, bariz bir şekilde Türkiye’deki fiyatlarından çok daha ucuzdu. Son dönemde kurun iyice yükselmesiyle bu aradaki fark da iyice kapandı. Üstelik yurt dışı alışverişlerinde gümrük vergisi sınırının iyice düşürülmesi ve KDV eklenmesi de yurt dışından ürün satın almayı artık eskisi kadar cazip hale getirmiyor.

Ancak bu zamana kadar Türkiye’deki birçok insan, kaliteli ürünlerde en uygun fiyatları sunması nedeniyle Amazon’dan alışveriş yapmayı tercih ediyordu. Amazon’un Türkiye pazarına girmesinden ve yukarıda belirttiğim sebeplerden ötürü, muhtemelen Amazon’un yurt dışı sitelerinden alışveriş yapan Türk kullanıcıların sayısında azalma olacaktır. Yine de yurt dışı alışveriş bir neden ötürü cazibesini kaybetmeyecek: ürün çeşitliliği.

Her ne kadar Amazon, Türkiye pazarına girecek olsa da, ABD ya da İngiltere’deki kadar bir ürün çeşitliliği olmayacaktır. Aradıkları spesifik bir ürünü Amazon Türkiye’de bulamayan kullanıcılar da Amazon’un yurt dışı sitelerinden alışveriş yapmaya yönelecektir. İşte bu gibi durumlarda Amazon, Türkiye’deki kullanıcılarına daha düşük fiyatlarla alışveriş yapma imkanı sunabilir. Örneğin, lojistik bedelini düşürebilir ya da duruma göre hiç almayabilir. Siparişleri daha kısa sürede teslim edebilir. Hatta bir ihtimal, Amazon’dan yapılan yurt dışı alışverişlerindeki gümrük vergisinin daha düşük oranda kullanıcılara yansıtılması gibi bir durum bile söz konusu olabilir.

Pazarlamasyon’un Youtube kanalında 2017’nin Eylül ayında Amazon’un Türkiye’ye gelişini konuşmuştuk. Merak edenler için video aşağıdadır, keyifli seyirler…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link