E-Ticaret Devi Alibaba, Çin’de AVM Açıyor

İddialara göre dünyanın önde gelen e-ticaret şirketlerinden biri olan Alibaba, Çin’de fiziksel bir alışveriş merkezi açmaya hazırlanıyor. Pekin merkezli medya kuruluşu Caixin’in haberine göre isminin More Mall olacağı söylenen bu alışveriş merkezi, Alibaba’nın Çin’in doğusunda yer alan Hangzhou şehrindeki genel merkezinin yakınına inşa ediliyor. Habere göre alışveriş merkezi, 40.000 metrekarelik bir alan üzerinde inşa ediliyor ve alışveriş merkezinin Nisan 2018‘de hizmete açılması planlanıyor. Bununla birlikte, inşaat ekibinin binanın iç kısmını bitirdiğine inanılıyor.

Tüm bunlar olurken bir yandan da internet devi, Çin’de fiziksel perakende alanında başka hamleler de yapıyor. Daha önce şirket CEO’su Jack Ma, online dünya ile offline dünyayı birleştirmek istediğini belirtmişti ve Alibaba, bu kapsamda Hema isimli kendi market konseptini duyurdu. Hema, ilk olarak 2015 yılında insanların cep telefonları aracılığıyla, Alibaba’nın online ödeme sistemi olan Alipay’i kullanarak market alışverişi yapmalarına imkan tanıyan bir uygulama olarak çıkmıştı.

Caixin’in yaptığı habere göre More Mall’da geleneksel perakende markalarının yanı sıra, Alibaba’nın e-ticaret platformu olan Taobao‘da yer alan eşsiz markaların da hizmet verecek. Bununla birlikte alışveriş merkezinde, bir adet Hema Süpermarket’in bulunacağı da belirtiliyor.

Aynı Alibaba gibi dünyanın en büyük e-ticaret markalarından biri olan ve geçtiğimiz günlerde resmi olarak Türkiye’ye giriş yapan Amazon da son dönemde fiziksel perakende alanında da varlığını hissettirmek için önemli adımlar attı. Son dönemde fiziksel mağaza sayısını hızla artıran şirket, geçtiğimiz haziran ayında da ABD’nin en önemli market zincirlerinden biri olan Whole Foods’u 13,7 milyar dolar karşılığında satın almıştı.

Bununla birlikte Amazon ve Alibaba’nın fiziksel perakende alanında yaptıkları başka bir benzer hamle daha bulunuyor. Hatırlarsanız Amazon, bir süredir Amazon Go isimli kasiyersiz alışveriş teknolojisi üzerinde çalışıyor. Alibaba’nın sahibi olduğu e-ticaret şirketi Taobao da geçtiğimiz temmuz ayında Amazon Go‘ya benzer bir alışveriş teknolojisini kullanıma sunmuştu.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Grundig’den Ruhumuzu Doyuran Pazarlama Çalışması

En son çocukluk yıllarımızdaki tüplü televizyonlardan hatırladığımız markalardan biri olan Alman Grundig, Arçelik A.Ş. tarafından 2007 yılında tamamen satın alınarak premium bir marka olarak yeniden canlandırıldı. Grundig, bu yeniden doğuş sürecinde, sahiplendiği yeni konumlandırma çerçevesinde yürüttüğü pazarlama çalışmalarında, alışılmış tekniklerin dışına çıkarak son derece yaratıcı ve bir o kadar da günümüz dünyasıyla uyumlu bir iletişim çalışmasıyla karşımıza çıktı. Beni son zamanlarda en heyecanlandıran ve uzun bir aradan sonra klavyenin başına geçmeme vesile olan bu projeyle sizleri tanıştırmak için sabırsızlanıyorum.

Dünyada özellikle son 30-40 yılda üretim teknolojilerinin gelişmesi ile önemli bir sorun haline gelen gıda israfı meselesi, aynı zamanda bizleri, özellikle Afrika’da süren açlık, küresel ısınma, doğal kaynakların tükenmesi, obezite, kronik hastalıklar gibi birbiriyle yakın ilişkili bir sorunlar yumağına doğru sürükledi. Grundig markası, verimlilik odaklı teknolojiler sunarak yaşanan bu sorunların çözümüne bir katkı sunma hedefiyle tüm iş süreçlerini şekillendirmekle kalmayıp büyük kalabalıkları da bu vizyona ortak etme adına önemli bir proje sürdürüyor.

Dünyaca ünlü İtalyan şef Massimo Bottura’yla “Respect Food-Gıdaya Saygı” felsefesiyle yürüttüğü girişimini, “Ruhun Doysun” adlı projeyle Türkiye’ye son derece başarılı bir şekilde taşıyan Grundig, gıda israfına karşı farkındalık yaratma ve bilinçli tüketime ilham vermeamacıyla tüketicileri ruhlarını doyurmaya davet ediyor.

Ruhumuzu Nasıl Doyuracağız?

“Ruhun Doysun” projesinin özünde; bilinçli ve keyifli bir yaşam için ilham vermek, doğaya, insana ve yemeğe saygı aşılamak, sadeleşerek daha anlamlı ilişkiler üretmek, doğayla yeniden buluşmak ve daha uyumlu bir hayat felsefesi benimsemek yatıyor.

Marka bu sıra dışı projede samimiyeti her geçen gün daha da sorgulanan klasikleşmiş pazarlama faaliyetlerinden hayli farklı bir şekilde, son derece yaratıcı bir konseptle tüketicilerin karşısına çıkmış bir Youtube programı dizisi ile… Projenin yüzü olan ünlü şef Mehmet Gürs’ün hazırlayıp sunduğu ve Youtube üzerinden yayınlanan 25’er dakikalık 13 bölümlük programda Mehmet Gürs, yıllardır sürdürdüğü araştırmalarla derinleştirdiği mutfak deneyimini izleyicilerle paylaşıyor. Böyle söyleyince klasik bir yemek programından farkı yokmuş gibi görünebilir. Fakat Mehmet Gürs, programda mutfakta israfın nasıl önleneceğine dair fikirlerden, gıdanın tarladan soframıza olan yolculuğuna kadar pek çok farklı konuyu; doğanın ortasında konteynerden dönüştürülmüş ve ince zevklerle dekore edilmiş bir ortamda, özel konuklarla ele alıyor. Bölüm konularından birkaç örnek vermek gerekirse, Ateş ve Sofra, Doğru bir seri üretim mümkün mü? Şehirde sade yaşamak mümkün mü? Anadolu mutfağı, İhtiyacın kadar tüketmek mümkün mü?

Grundig Türkiye Grup Yöneticisi Handan Abdurrahmanoğlu, Gürs ile birlikte çalışma sebeplerini söyle anlatıyor: “Ruhun Doysun” projesini yıllardır sürdürdüğü araştırmalar sonucu geleneksel yemeklere getirdiği modern yorumla Yeni Anadolu Mutfağı hareketini başlatan, sürdürülebilirlik konusunda duyarlı bir isim olan Mehmet Gürs ile işbirliği içinde yürütmekten mutluluk duyuyoruz.”

Mehmet Gürs ise proje ile ilgili görüşlerini; “Doğa ile bütünleşmiş bir hayata inanıyorum ve uzun zamandır bu konuda biriktirdiklerimi bu programla anlatmak istiyorum. Temelinde dünyaya sahip çıkmak olan fikirlerimi, Ruhun Doysun projesi ile çok daha geniş bir kitleye aktarabileceğimi düşünüyorum. Program ve web’de tarımdan teknolojiye, çürümüş meyve ve sebzeleri nasıl değerlendireceğimizden, Anadolu’daki alışkanlıklar ve mutfak kültürüne kadar pek çok konuda ipuçları verirken, tüketim bilincini öncelikle mutfakta başlatarak farkındalık yaratmayı amaçlıyoruz.” şeklinde belirtiyor.

Programın her bölümünde Gürs, aralarında Arda Türkmen, Levent Erden, Aslı Pasinli, Yekta Kopan, Ebru Yetişkinoğlu, Zafer Yenal gibi özel konuklarını konteyner evde ağırlayarak konuyla ilgili görüşlerine yer verirken birbirinden lezzetli tarifler hazırlıyor. Programda tarımdan teknolojiye birçok farklı konu ele alınıyor.

Ruhun Doysun, yaptığımız tüketim yanlışlarından dönmek için bir çağrı ve bir yol gösterici. Hem büyük konular hem de doğrudan uygulayabileceğimiz fikirlerle dolu bir proje. Ruhun Doysun’un en önemli etkisi ise altından kalkamayacağımızı hissettiğimiz evrensel sorunlar karşısında bireysel gücümüzü hatırlatması sanırım. Aynı zamanda program içerinde yer verilen yerel ürünler ve geleneksel yöntemler yaşadığımız toprakların kıymetinin farkına varmamız konusunda sanki bir hatırlatma geçiyor bize.

Bu konu şu açıdan da çok önemli; son yıllarda ülkemizdeki tarım sektörü ciddi kriz içerisinde. Üretici artan maliyetler nedeniyle ürün üretemiyor.  Bu süreç ülkemiz için çok önemli bir konu olan coğrafi işaretli ürünler için de bir tehdit oluşturuyor. Programda zaman zaman yer verilen bu örneklerin bu özel ürünlerin yarınlara taşınması anlamında da önemli bir etki yaratacağı kanaatindeyim.

Projenin internet sitesi de son derece başarılı. İnternet sitesinde proje hakkında ayrıntılı bilgilerin yanı sıra programda işlenen konularla ilgili yazılar, özel yemek tarifleri, küçük tüyolar ve bir de nasıl yapıldığını merak ettiğiniz o konteyner ev ile ilgili bir yazı var.

Ruhun Doysun Neden Başarılı Bir İş?

Bin bir zorlukla soframıza gelen gıdaların kıymetini yeteri kadar bilmemek belki son 1-2 nesle özgü bir davranış. Büyüklerimiz israfın önüne geçmenin yollarını iyi biliyor ve bunları günlük hayatlarında kullanıyorlardı. Anneanne ve babaannelerinizi hatırlayın. Evde pişen pirinç pilavının ertesi gün masaya yayla çorbası olarak gelmesi çok doğal bir durumdu onlar için. Amma velakin günümüzde gıda maddelerine ve dahi bir çok şeye kolay ulaşmanın verdiği rahatlık israf kültürünü beraberinde getirdi. Ülkemizde büyük şehirlerde yaşayan, iyi eğitimli, çevre bilincine sahip bir grup insan bu konularda bir hassasiyete sahip olmaya başladı. O hassasiyet şehirden uzaklaşıp doğaya dönme isteği olarak son 5-10 yıldır çokça karşınıza çıkıyordur yaptığınız sohbetlerde. Bu proje o sohbeti gerçekleştiren kişileri yakalamayı başardı. Ortada çok net bir sorun, çözüm arayışı ve rehberlik ihtiyacı var.

Grundig, Ruhun Doysun projesi ile işte bu kitleyle temas kurma şansı elde etti. Bahsettiğimiz kitle Grundig’in sahiplendiği yeni konumlandırmayı satın alması en muhtemel kitle. Başarı burada işte… Daha önce Akustikhane programına da sponsor olmuş kendisine bir kitle oluşturmaya başlamıştı. Ruhun Doysun projesi ile birlikte her geçen gün büyüyen ve ortak değerlere sahip olan bir kitle markanın kuşattığı bir ortamda toplanıyor. Büyüyen bu geniş kitle üzerinde oluşan Grundig imajı son derece olumlu ve kalıcı bir hal alıyor. Şu anda Ruhun Doysun elçileri oluşmuş durumda ve hatta 8 Mayıs 2018’de İstanbul Kanyon’da bir buluşma gerçekleştirildi. İnsanlar birbirleriyle tanıştı, kendi buldukları çözümleri ortamdaki diğer insanlarla paylaştı ve ortak bir çözüm platformu yarattılar.

Bu proje geçtiğimiz yıllarda bu siteden sizlerle paylaştığım Concepting kavramına başarılı bir örnek teşkil ediyor. Çünkü, var olan bir soruna yüzeysel çözümler üretmek yerine kollektif bir çözüm yaratmak için büyük kalabalıkları etrafında topluyor. O kalabalıklarla duygusal bağ kuruyor. Tıpkı bir yazar, sanatçı ya da siyasetçi gibi… 

İzleyiciler markaya maruz kalmıyor, onu yaşıyor 

Programdaki evde kullanılan Grundig markalı ürünlerin özenle seçimi, ürün kullanımında göze çarpan zarafet, programın konsept ve içeriğinin beraberinde getirdiği “özel” ambiyans, markanın tüketiciler üzerinde nasıl bir marka algısı oluşturmak istediğini ortaya koyuyor. Videoların üst köşesinde bir Grundig logosu var ve mutfaktaki tüm ürünler Grundig ama bunlar 25 dakikalık bölümlerin içinde o kadar göze çarpmadan geçiyor ki rahatsız olmak söz konusu değil.  

Gerçekten samimi 

Öte yandan konuşmalarda “doğaya dönmek, özümüze dönmek” gibi konular işlenirken bunların yapmacıklıktan uzak olduğu göze çarpıyor. Malum, günümüzde herkesin dilinden düşmeyen organik, doğal, şehir sıkıntıları, lezzet gibi kelimeler var. Bir noktadan sonra bu kelimelerin kullanımı samimiyetsiz geliyor. Ancak Ruhun Doysun’un bölümleri bu samimiyetsizlikten uzak. 

Prodüksiyon kalitesi hayli yüksek  

Çekimler İğneada’da belki de hepimizin gıpta ettiği ortamda, konteyner bir evde gerçekleşiyor. Şahane bir ortam yaratılmış. Programın içeriği kadar çekimlerle yaratılan görsellik de ruhu doyuruyor. Bölümler sinematografik açıdan yüksek kalitede hazırlanmış. Seyir zevki veriyor izleyiciye.  

Projenin 13 bölümlük ilk sezonu geçtiğimiz yaz NTV’de de yayınlanmıştı. 2. Sezon bölümleri Youtube kanalı üzerinden yayınlanmaya başlandı. Son olarak Ruhun Doysun projesi, dijital dünyanın en önemli ödüllerinden biri olarak kabul gören ve bu yıl 8’inci kez düzenlenen MIXX Awards Yarışması’nda Markalı İçerik kategorisinde Altın Mixx, Marka Farkındalığı ve Konumlandırma kategorisinde Bronz Mixx ödüllerine layık görüldü.  

Projede emeği geçen herkesi gönülden tebrik eder, başarılarının devamını dilerim.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Z Jenerasyonunun Favori Markaları – 3

  • Gençlik pazarlaması şirketi Ypulse, Ybrands isimli araştırma için Z jenerasyonundan 8.494 tüketiciyle görüştü ve Z jenerasyonunun en sevdiği markaları belirledi.
  • Ybrands’ın başkan yardımcısı Bobby Calise, Z jenerasyonunun, toplumsal olaylara karşı duruşlarını belli eden markalardan bir şeyler satın almayı tercih ettiğini ifade etti.
  • “Z Jenerasyonunun Favori Markaları” yazı dizimizin yeni bölümünde, Ybrands araştırmasına göre, Z jenerasyonunun favori markaları arasında yer alan en bilindik 15 markaya daha yer verdik.
  • İlgili Yazı: Z Jenerasyonunun Favori Markaları – 2

Ypulse isimli gençlik pazarlaması şirketinin, Z jenerasyonunun favori markalarını belirlemek için yaptığı Ybrands araştırmasından bahsetmiştik. Business Insider’ın paylaştığı habere göre, Ypulse, 332 markayı kapsayan Ybrands araştırması için bu yıl içerisinde Z jenerasyonundan 8.494 tüketiciyle görüştü ve daha sonra bu markaları algılanan kişiliklerinin ve etkilerinin yanı sıra, tüketicinin farkındalığı, geçmiş satın alma ve sadakate göre sıraladı.

Daha önceki iki yazımızda Ybrands araştırmasına göre, Z jenerasyonunun favori markaları arasında yer alan en bilindik markalardan bazılarına yer vermiştik. Bu yazı dizimizin üçüncü bölümünde ise Z jenerasyonunun favori markaları olan 15 markaya daha yer verdik.

Under Armour


Spor giyim markası Under Armour, bir yandan Tom Brady ve Gisele Bündchen gibi isimlerle ünlü sponsorlukları yapmayı başarırken bir yandan da kendini güçsüz durumda olanların markası olarak konumlandırmayı başardı.

Coca-Cola


Marka payına göre en iyi asitli içecek markası olan Coca-Cola, “Bir Kola Paylaş” kampanyası ve Selena Gomez ve Taylor Swift gibi isimlerden aldığı desteklerle Z jenerasyonunun ilgisini çekti.

Snapchat


Gençlerin %45’i, Snapchat’ın tercih ettikleri sosyal medya platformu olduğunu ifade ediyorlar. Ancak buna rağmen son zamanlarda birçok genç, Snapchat’ten Instagram’a doğru geçiş yapıyor.

Kit Kat


Nestle’nin bünyesinde bulunan Kit Kat, markasını yaymak için yaratıcı yöntemler denemek adına diğer şirketlerle iş birliği yapmaktadır. Hatta Android işletim sisteminin eski sürümlerinden birinin Android Kit Kat ismiyle çıkış yapması da bu iş birliklerinin bir parçasıdır.

Instagram


Instagram, Snapchat’ın Hikayeler özelliğinin bir benzerini sunarak yavaşça daha fazla sayıda genç kullanıcıyı kendi tarafına çekmeyi başardı.

Snickers

Snickers’in yeni pazarlama stratejisi, daha önce odaklandığı erkek kitleden daha ziyade tüm insanları hedef aldı. Ypulse’un belirttiğine göre, Z jenerasyonunun %80’i Snickers satın aldı ve Z jenerasyonunun %63’ü ise Snickers’ın popüler olduğunu düşünüyor.

Axe

Axe, arsızca şovenist olmakla suçlandı. Ama şimdi markanın reklam stratejisi, toksik erkeklik ve cinsiyetçiliğin erkekleri nasıl incittiği gibi konuları ele alarak toplumsal bilince sahip Z jenerasyonunun ilgisini çekiyor.

Apple


Apple, açık ara farkla Z jenerasyonunun en sevdiği teknoloji markasıdır. Business Insider’ın yaptığı bir ankette, gençlerin %94’ü bir iPhone’a sahip olduklarını ifade ettiler.

Google


Google arama motoru ihtiyaçları için ana dayanak noktası olmaya devam ediyor ve Z jenerasyonu, bilgi için Google’a bel bağlayarak büyüdü.

Nike


Nike, uzun zamandır ABD’deki en iyi spor ayakkabı şirketi olmuştur. Ve marka, eski San Francisco 49ers oyun kurucusu Colin Kaepernick ile yaptığı reklam kampanyasıyla birlikte, Z jenerasyonunun ilgisini daha da güçlendirmiş olabilir.

Cheetos


Cheetos, meydana getirdiği gıda karışımlarından yarar sağladı. Taco Bell’deki “Cheetos Burritos”, “Mac n’ Cheetos” ve Burger King’deki “Cheetos Tavuk Kızartması”, bu gıda karışımlarına örnek olarak gösterilebilir.

Netflix

Netflix gibi yayın platformları, tabir-i caizse Z jenerasyonunun televizyonudur. Herhangi bir reklam olmadığı için kesintisiz olarak film, dizi, belgesel ya da farklı şovları izleyebilirsiniz ve çok fazla seçeneğiniz vardır.

Doritos


Bu zamana kadarki en başarılı atıştırmalık yiyeceklerden biri olan Doritos, mükemmel şekilde tasarlanmış lezzeti ile Z jenerasyonuna hitap etmeye devam ediyor.

YouTube


Gençlerin yaklaşık olarak üçte biri, YouTube’u Netflix, Hulu ya da kablolu tv’den daha fazla izliyor. 16 yaşındaki bir genç, YouTube ile ilgili olarak Business Insider’a yaptığı açıklamada, “YouTube’daki içerik, kat kat daha çeşitli ve eğlenceli ve de ilişkilendirilebilir. Televizyondaki şeylerin çok modası geçmiş. Netflix’i izlerdim, ama kayıt olmak için param yok.” demişti.

Amazon

Amazon, ABD’de en çok tercih edilen e-ticaret sitesidir ve Z jenerasyonu, hemen hemen her şeyi Amazon’dan sipariş ederek büyüdü.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link