Amazon’dan Bukoli Benzeri, Apartmanlara Özel Teslimat Sistemi: Hub

E-ticaret devi Amazon, haziran ayının başında kapanan Bukoli’nin sistemine benzer bir teslimat sistemini hayata geçiriyor. Kilitli teslimat dolapları aracılığıyla kullanıcıların paketlerinin teslim edilene dek güvenli bir şekilde muhafaza edilmesini sağlayan Amazon Hub isimli sistem, Bukoli’nin sisteminden farklı olarak apartman vb. konutlara özel olacak.

Bir kullanıcı, paketini teslim almak için Hub’ın üzerinde bulunan ekrandan kendilerine gönderilen kodu giriyor ve kullanıcının paketinin bulunduğu bölme açılıyor. Bununla birlikte Amazon, Hub’ın tüm nakliye şirketlerinden gelen teslimatları kabul edeceğini ifade ediyor.

Aslında Amazon’un zaten büyük şehirlerde kullanıma sunduğu, Amazon Locker isminde self-servis bir teslimat sistemi bulunuyor. Ancak bu teslimat sisteminde kilitli teslimat dolapları 7-Eleven gibi mağazalarda yer alıyor. Hub’ın Locker’dan farkı ise apartman vb. konutlara özel olması.

The Verge’ün haberine göre Hub, dört farklı renkte, açık mekan ve kapalı mekan seçenekleriyle kullanıma sunuluyor. Hub’ta toplamda 42 bölme bulunuyor ve genişletme modülüyle bölme sayısı 65’e çıkartılabiliyor. Bu sistemin en önemli artısı ise 7/24 kullanılabiliyor olması. Bununla birlikte bu hizmetin ücreti konusunda şimdilik herhangi bir bilgi bulunmuyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

1 Comment

  1. Bukoli keşke kapanmasaydı güzel bir projeydi baya faydalanmıştım ayrıca amazon biraz taklitçilik yapmış. Neyse ki size asıl sorum donanımhaberi çalkalayan amazon referans şeyi hakkında düşünceleriz nelerdir?

Bir Cevap Yazın

E-Ticaretin Sevgililer Günü Beklentisi 1.5 Milyar TL

Online alışveriş sektörü bu yıl Sevgililer Günü dolayısıyla 1.5 milyar liralık ciro hedefliyor.

Türkiye’nin ilk para iadeli alışveriş sitesi Avantajix.com’un kurucu ortağı Güçlü Kayral, kredi kartı şirketlerinin resmi rakamlarına göre, 14 Şubat Sevgililer Günü ile öncesindeki bir haftalık dönemde son 3 yıldır 8 – 9.5 milyar lira arasında satın alma gerçekleştiğini anımsattı.

Bu yıl da aynı hafta içinde kredi kartı harcamalarının 10 milyar lirayı aşmasının beklendiğini anlatan Kayral, şunları söyledi:

“Sevgililer Günü, Anneler Günü’nün ardından perakende sektörünün en canlı olduğu dönemdir. Bu canlılık e-ticarete de yansıyor. Sanal mağazaların özellikle sosyal medya üzerinden yaptıkları tanıtımlar, kampanyalar çok etkili oluyor. Normal dönemlerde kredi kartı harcamalarının sadece yüzde 3-4’ü online alışverişte kullanılırken, kampanyaların etkisiyle Sevgililer Günü’nde bu oran yüzde 15’leri bulabiliyor. Bu yıl 10 milyar lirayı aşması beklenen Sevgililer Günü alışverişlerinin yaklaşık 1.5 milyar lirası dijital pazardaki mağazalara gidecek.”

Öğrenciler ile 24-45 yaş arasındaki çalışan kişilerin, özel günlerde avantajlarından dolayı online alışverişe yöneldiklerini kaydeden Kayral, “Öğrenciler ile çalışan genç ve orta yaş kesim, hediyesini Google gibi arama motorları üzerinde araştırıp buluyor, sonra da en uygun fiyatlı olanını karşılaştırma siteleri aracılığıyla belirleyip satın alıyor. Romantik bir akşam yemeği planlıyorlarsa fırsat sitelerinde çok özel fiyatlar bulabiliyorlar. Tüm harcamalarını Avantajix.com gibi yapılan her alışverişte nakit para ödeyen siteler üzerinden yaptıklarından, bu özel günleri cüzdanlarını fazla hırpalamadan atlatabiliyorlar” diye konuştu.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Teknoloji Kullanımında Yeni Dönem: “Sesli Asistanlar”

Bilgisayarlarla iletişim kurma biçimimizde radikal değişikliklerin yaşanacağı bir süreçteyiz. Önümüzdeki 5 – 10 yılda sokaklarda, işyerlerimizde, arabalarında kendi kendine konuşuyormuş gibi gözüken insanlara sıklıkla tanıklık edeceğiz. İki bin yılından sonra doğan Z kuşağı nesil, bu geçişe rahatlıkla adapte olurken, bugün orta yaş ve üstü olanlar, teknolojik aygıtlarla konuşarak iletişim kurmak konusunda biraz çekingen olabilir.

9 Haziran 2007’de San Francisco Macworld’de sahneye çıkan Steve Jobs’ın “Beraber tarih yazmaya hazır mısınız?” diye sormasının üzerinden 10 yıl geçti. O an, pek çoğumuz farkında olmasa bile, kesinlikle tarihi bir andı. Steve Jobs elinde tuttuğu ilk nesil iPhone ile dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın alışkanlıklarını kökten değiştirdi.

iPhone dokunmatik bir ekrana sahip ilk aygıt değildi ama kullanım kolaylığı, tasarımı, telefondan öte cebimize sığan bir bilgisayar olmasıyla kısa sürede tüm dünyada akıllı telefon furyasını tetiklemekle kalmadı, o zamana kadar klavye ve mouse kullanmaya alışmış bir nesli yepyeni kavramla tanıştırdı; “dokunmatik arayüzler”.

Kısa süre içinde akıllı telefonlar için geliştirilen aplikasyonlarla tanıştık, gündelik hayatımızda pek çok işimizi bu aplikasyonlar aracılığıyla halletmeye başladık. 7’den 70’e herkesin parmakları dokunmatik ekranlarda gezinmeye başladı.

Yepyeni bir dönem başlıyor

Bugünlerde ise yepyeni bir dönemin henüz başlangıcındayız. Bilimkurgu filmlerinde görmeye alıştığımız akıllı sistemlerle iletişimimizi sağlayan “sesli arayüzler”, yavaş yavaş da olsa, hayatımıza giriyor. Nesnelerin interneti çevremizdeki akıllı aygıtları birbirine bağlarken, tüm bu sistemleri kendi sesimizle komuta etmeye başlıyoruz.

Sesli komutlarla 2011’de yine Apple’ın Siri adlı asistanıyla bayağı haşır neşir olmuştuk. O dönem birçoğumuza oldukça etkileyici gelse de “Siri” pek de bir işe yaramıyordu. Ancak aradan geçen yıllarda yapay zeka ve ses tanıma teknolojisi oldukça gelişti. Sesli asistanlar Kuzey Amerika, bazı Avrupa ve gelişmiş Asya ülkelerinde çok sık kullanılmaya başlandı.

Teknoloji firmaları kendi akıllı asistanlarını piyasaya sürmeye başladı. Apple “Siri”yi, Google “Google Asistan”ı geliştirirken, Microsoft “Cortona”yı, Samsung “Bixby”i tanıttı.

Bugün Google arama çubuğuna aramak istediğiniz cümleyi sesli komutla İngilizce dikte ettiğinizde yüzde 92 oranında başarılı sonuç almanız mümkün. Apple Siri de bu oranın yüzde 95 olduğunu iddia ediyor. Henüz Türkçe dilinde bu kadar yüksek başarı oranı olmasa da, kısa sürede aşağı yukarı her dilde bu oranlara ulaşılacak. 6 yaşındaki oğlum, henüz okuma yazma bilmemesinin de etkisiyle, Google arama çubuğuna sesli komut vermeye ve gelen sesli yanıtı dinlemeye bayılıyor.

Akıllı ev sistemleri yaygınlaşıyor

Sesli arayüz teknolojisinin yaygınlaşmasında, Amazon’un 2014 yılında piyasaya sürdüğü akıllı hoparlörü Echo’da yer alan “Alexa” adlı akıllı asistanının etkisi büyük oldu. Henüz Türkçe dilinde kullanımı mümkün olmasa da Alexa pek çok ülkede aktif.

Alexa sesli komutlarla size internetten istediğiniz konuda arama yapabilir, müzik çalar, hava durumunu ve haberleri okur, yapılacaklar listesi hazırlar, yemek siparişi verebilir, sabah için alarmınızı kurar, akıllı ev sistemlerinizi yönetebilir. Alexa ve benzeri sistemler yakın dönemde daha fazla aygıtla bütünleştikçe, makine öğrenmesi sağ olsun, bizleri daha da iyi tanıdıkça ve Türkçe’ye de hâkim oldukça hayatımızın her alanında bize asistanlık edecek.

Amazon bir süredir Ford, Hyundai, Volkswagen gibi otomobil firmalarıyla işbirliğine giderek Alexa’yı araçlara entegre etmeye başladı bile.

Amazon’un ardından Google “Home”, Çinli Baidu “Little Fish VS1” ve JD.com “LingLong DingDong” adlı sesle yönetilebilen akıllı aygıtlarını piyasaya sürdü. Apple da “Homepod” adını verdiği akıllı hoparlörle piyasaya giriyor.

Ses tanıma teknolojisi henüz mükemmel değil. Akıllı sistemler hala konuşmamızı anlamakta zorluk çekiyor ve bizi sinirlendiriyor olabilirler. Ama Baidu’nun eski başmühendisi Andrew Ng şöyle diyor; “Pek çok insan ses tanıma teknolojisindeki doğruluk oranını küçümsüyor. Yüzde 95 ile yüzde 99 arasındaki fark o sistemi çok az kullanmanızla, o sistemi hiç düşünmeden hayatınızın bir parçası yapmanız arasındaki farktır.”

Comscore medya ölçüm ve analitik şirketinin öngörüsüne göre 2020 – 2021’de internetteki aramaların yarısı sesli asistanlarla yapılıyor olacak. Görünen o ki çok yakın gelecekte ekranlara dokunmayı bırakıp, bilgisayarlarla, telefonumuzla, hatta robotlarla iletişimimizi çok daha geleneksel bir yöntemle, kendi sesimizle kuruyor olacağız.

Kaynak: https://www.cnnturk.com

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link