Amazon, Lojistik Şirketlerini Devre Dışı Bırakmayı Amaçlıyor

Eğer e-ticaret işi yapan bir şirketseniz, teslimat operasyonunuzun çok önemli bir kısmıdır. Haliyle bir e-ticaret devi olan Amazon da teslimat olayına büyük önem veriyor. Özellikle son yıllarda daha hızlı ve pratik bir şekilde teslimat yapabilmek için drone ile teslimat hizmetini hayata geçirebilmek adına çok sıkı çalışan şirket, geçtiğimiz mart ayında da ABD’de ilk kez halka açık bir alanda drone ile teslimat gerçekleştirmişti.

Ancak tabii ki, şirketin teslimat konusunda yaptığı çalışmalar bununla sınırlı değil. Bloomberg’in yaptığı yeni bir habere göre Amazon, Seller Flex adında yeni bir program üzerinde çalışıyor. Seller Flex, Amazon Prime hizmeti altında iki günde teslimat vaadiyle satışa sunulan ürünlerin sayısının artmasını sağlayacak bir program. Bu programla birlikte, Amazon paketlerin satıcılardan alınma işini kendi üstlenecek. Hatta bazı durumlarda, teslimat partnerleri UPS ve FedEx’i devre dışı bırakarak paketlerin müşterilere teslimatını da gerçekleştirecek. Ancak bu durum, Amazon’un teslimat partnerleriyle tamamen bağını kopartacağı anlamına gelmiyor tabii. En azından şimdilik…

Amazon’un diğer aracı şirketleri aradan çıkartarak üçüncü parti paketleme lojistiğinin üzerinde daha fazla kontrol sağlaması, hiç şüphesiz online alışveriş yapanlara daha iyi bir deneyim sunacaktır. Ayrıca bu durum, “Fulfillment by Amazon” (Amazon Tarafından İkmal) programı çerçevesinde, üçüncü taraf satıcıların, ürünlerini Amazon’a göndermesi ve bu ürünlerin bir alıcı bulunana kadar depolarda bekletilmesinden ötürü depolarda yaşanan aşırı yoğunluk sorununu da çözecektir.

Seller Flex programı, daha önce iki yıl boyunca Hindistan’da test edilmişti. Şimdi ise ABD’nin Batı Yakası’nda test ediliyor. Bu testlerin bitmesinin ardından, bu hizmetin ABD genelinde kullanıma sunulması bekleniyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Amazon’un Gelişi Erteleniyor: “iPhone’ların balyozla kırıldığı bir dönemde Türkiye’ye girmek doğru değil”

ABD’li e-ticaret devi Amazon’un Türkiye pazarına giriş tarihinin ertelendiği ifade edildi. Hürriyet yazarı Jale Özgentürk, şirketin Türkiye ile ABD arasında yaşanan krizden dolayı endişe duyduğunu, “iPhone’ların balyozla kırıldığı bir dönemde Türkiye’ye girmek doğru değil” düşüncesinin hakim olduğunu aktardı.

Jale Özgentürk, “İş dünyasında mektup umudu” başlığıyla yayımlanan yazısında e-ticaretin devleri Alibaba, Amazon ve eBay’in bir süredir Türkiye’de operasyon için hazırlık yaptığını aktardı.

“Bu şirketlerden Amazon, hazirandan beri Türkiye operasyonunu başlatmak için teknik hazırlıklarını sürdürüyor” diyen Özgentürk, “İstanbul Levent’te ofisini de açan Amazon’un en son bayramdan sonra operasyona başlayacağı belirtiliyordu. Hatta tarih de 28 Ağustos olarak belirlenmişti” ifadesini kullandı.

“Ciddi markalarla anlaşmalarını tamamlayan Amazon, test çalışmalarını bir süredir sürdürüyordu” hatırlatmasında bulunan Özgentürk, şöyle devam etti:

“Amazon’un bayram sonrasında satışlara başlaması beklenirken operasyonun bir süre daha ertelendiğini öğrendim. Aldığım bilgilere göre Amazon eylül sonu ya da ekim ayında start verecek. Nedenine gelince.. Uzun süredir teknolojik olarak hazırlıklarını tamamlayan Amazon’un endişesi bu kez farklı. ABD ile yaşanan kriz, iPhone’ların balyozlarla kırıldığı, Amerikan markalarına karşı toplumdaki tepkilerin arttığı bir dönemde Türkiye’ye girmenin doğru olmayacağı düşünülüyor.”

Gecikme olsa da yakında Türkiye’de olacak

“Bu arada gecikme olsa da Amazon ve diğer e-ticaret devleri çok yakında Türkiye’de olacak” diyen Özgentürk, bu girişimin perakende sektörünün tarihinin yeniden yazılması anlamına geldiğini söyledi. Özgentürk, şöyle devam etti:

“Bu değişimle ilgili JLL Yönetim Kurulu Başkanı Avi Alkaş, e-ticaret devlerinin Türkiye perakende sektörüne rekabet getirse de fayda sağlayacağı görüşünde. Üretici için yeni pazarlama imkanlarının doğacağını söylüyor. Amazon’da yer alacak markalardan Sportive’in Genel Müdürü Zeynep Selgur da 2022’de ABD’de alışveriş merkezlerinin yüzde 25’inin kapanacağını, perakendenin pazar yeri olarak adlandırılan e-ticarete döneceğini anlatıyor.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Filtreler Moda Markalarının Instagram’daki Popülerliğini Nasıl Etkiliyor?

Kimisi onsuz 10 dakika geçiremiyor, kimisi nefret kusmak için kullanıyor, kimisi zararlarından bahsediyor, kimisi yalnızca onun için eğleniyor, gülüyor, yiyor veya geziyor. Kimden bahsediyoruz? Elbette, hayatlarımızda bir nev’i şeker gibi bağımlılık etkisi yaratan Instagram’dan! 

İster online platformda ister fiziksel ortamda olsun her türlü moda perakendecisinin günümüz dünyasında ilgi görmesi için kendisini öncelikle Instagram üzerinde kanıtlaması gerekiyor. Önde gelen e-ticaret markalarının bildiği gibi; yüksek kalitede çekilmiş, iyi fotoğraflar her zaman etkileşimi artırıyor ve müşterilerin ilgisini çekiyor. Yüksek kaliteli ürün çekimlerine yatırım yapmak artık hemen her büyüklükteki e-ticaret işletmesi için mantra haline gelse de pek çok moda perakendecisi hâlâ geleneksel katalog çekimi görüntülerini kullanmaya devam ediyor.

Çok uzun yıllardır e-ticaret fotoğrafçılığı, yalnızca ürün etrafından dönüyordu. Beyaz zemin üzerinde klişe poz veren modeller, artık ilgi çekmekten çok müşteriler tarafından oldukça “eski moda” olarak görülüyor. Bu geleneksel teknikler; uygun, ayrıntılı ve tutarlı fotoğrafların oluşturulmasını kolaylaştırmak için hala önemli olmakla birlikte, online perakendeciler için, yaşam tarzını yansıtan ve hayatın içinden ayrıntılar barındıran kataloglar çok daha fazla önem taşıyor.

Peki sizce satıcılar, gerçekten hayat tarzını yansıtan özgün fotoğrafları nasıl elde edebiliyorlar? Gerçekten, sosyal medyada ilgi uyandıracak fotoğraflar yaratmanın bir formülü bulunuyor mu? Renk, kontrast, filtre ve diğer ayarlar gibi günümüzün en popüler konuları haline gelmiş bileşenlerin önemi var mı? Öyle ki, bazı fenomenler kendi Instagram akışlarını oluşturdukları ve  Vsco Cam veya Lightroom gibi uygulamalarda yarattıkları filtreleri satıyorlar. Onlarca dolara satılan bu hizmetin markalar için de yararı bulunuyor mu? Tüm bu merak uyandıran sorulara cevap olması için Corra, moda perakendecilerinin, ürün çekimlerini planlarken veya online ticaret için yaşamın içinden fotoğraflar seçerken kullanılabilecek, net, veri temelli ve kılavuz niteliğinde bir çalışma gerçekleştirdi.

Bu görüntü odaklı çalışmayı yürütmek için de dünyada en çok fotoğraf paylaşılan sosyal platform olan Instagram’dan yararlanılmıştır. Bu doğrultuda; Instagram’da en çok takip edilen 200 moda markasının yayınladığı 200 binden fazla görüntü incelenmiştir. Ardından görüntüler, anahtar görüntü özelliklerini analiz etmek ve tanımlamak için oluşturulmuş bir araç olan Google’ın Cloud Vision API  aracı ile analiz edilmiştir. Daha sonra, bunlar belirli moda alanlarına göre gruplandırılmış ve Instagram’daki performans istatistikleri kullanılarak en fazla katılım sağlanarak yinelenen özellikler belirlenmiştir.

Peki ya sonuç? Yapılan araştırma sonucunda; bugün sosyal medyada belki de en çok önem verilen metriklerden biri olan kitle sayısının bağlılıkla ilişkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bulguyu biraz daha açmak gerekirse; daha çok takipçisi olsa da ilgi çekici görselleri olmayan markalar bağlılık elde edemiyor. Aşağıdaki tabloda da gördüğünüz gibi; sokak modası gibi daha az kitlesi olan grup, diğerlerinden çok daha fazla bağlılık elde ediyor. Başka bir deyişle sosyal medyada lider olarak görülmeyen markalar dahi, başarılı görsel temalar ile müşteri bağlılıklarını ve katılımlarını artırabiliyorlar. Peki bu ilgi çeken renk, stil ve ayarlar neler?

Sayısız araştırma ve infografik, spesifik tüketici tepkileriyle renkler arasındaki ilişkiyi açıklamaya yönelik çalışmalar gerçekleştirdi. Bu çabalara rağmen araştırmalar; kişisel deneyimlerin, cinsiyet, yaş ve kültürün bu tepkilerde önemli rol oynadığını bulguladı. Renkler, evrensel satın alma davranışlarına dönüştürülemese de bir markanın “kişiliğini” iletmede önemli bir rol oynuyorlar.

Bu doğrultuda; siyah içeren fotoğraflar, ayakkabı ve mayo markaları tarafından kullanıldığında daha güçlü bir bağlılık alıyor. Siyah renk ayrıca, spor giyimde de oldukça ilgi çekiyor. Siyah güven ve ilham verici bulunması dolayısı ile bu başarı bir sürpriz değil. Bununla birlikte siyah, sokak modası ve yüksek moda fotoğraflarına dahil edildiğinde karşıt bir etki yaratıyor. Genel olarak bakıldığında ise pembe, mor ve beyaz renklerin dikeylerden bağımsız olarak en ilgi çekici renkler olduğu görülüyor.

Beyaz genellikle, sosyal medyadaki başarılı akışların önemli bir bileşeni olarak biliniyor. Beyaz, yalnızca içeriğin önceliklendirilmesine yalnızca yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda kullanıcılara yol gösteriyor ve deneyimleri boyunca odaklanmalarına yardımcı olacak içerik okunabilirliğini ve taranabilirliğini artırıyor.

Stüdyolarda çekim yapmak daha pratik olmakla birlikte, dışarıda gerçekleştirilen çekimlerin çok daha ilgi çekici olduğu da kanıtlanıyor. Dış ortamdaki ayarlar, analiz edilen neredeyse tüm gruplarda katılımı artırıyor. Dış mekan ayarına sahip çekimler yaklaşık 39.000 beğeni alırken  stüdyo ortamına sahip çekimlerin 16.000 beğeni ortalamasına takıldığı bulgulanmıştır.

Elbette ki çekimlerin yapıldığı ortam, kitlelerin ilgisini çekmede etkili olan tek değişken olarak görülmüyor. Örneğin; erkek modellerin yer aldığı görseller, ayakkabı, spor giyim ve aksesuar alanlarında daha çok ilgi görürken diğer kategorilerde kadınların yer aldığı görsellerin daha çok ilgi çektiği bulgulanmıştır. Bu yüzden markaların öncelikle hedef kitlelerini çok iyi tanımaları ve sürekli analizlerle tepkilerini ölçerek uygun stratejileri belirlemeleri gerekiyor.

Bu doğrultuda aslında markaların, milyonların takip ettiği fenomenlerin akışlarından ders çıkarmaları gerekiyor. Kitleleri peşinden sürükleyen fenomenlerin Instagram akışları incelendiğinde ilk olarak; paylaştıkları fotoğrafların temasındaki tutarlılık dikkat çekiyor. Markaların da fenomenler gibi ürünlerine uygun görsel temaları belirleyerek kitleleri cezbedecek tutarlı ve yaşamın içinden fotoğrafları paylaşmaları gerekiyor.

Sonuç olarak; andaki gerçekliğin geçerli olduğu günümüz dünyasında, tek bir modele bağlı ve realite barındırmayan çekimler, artık kimsenin ilgisini çekmiyor. Nitekim; hiçbirimiz günlük hayatımızda beyaz arka planın önündeki modelin baktığı kadar şuh bakarak sokakta yürümüyoruz veya kahvemizi içmiyoruz. Yani, ne kadar gerçek o kadar ilgi çekici!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?