Webtures’in Kurucusu Kaan Gülten ile E-ticaret ve SEO Üzerine [Cumartesi Kahvesi] 0

Türkiye e-ticaret sektöründe yaşanan yüksek rekabet, online mecrada yer alan şirketlerin hatırı sayılır bütçeler ayırarak reklam yapmalarını zorunlu kılıyor. Fakat rekabetle birlikte yükselen reklam maliyetleri, orta ve küçük ölçekli pek çok kuruluşu kara kara düşündürüyor. İşte bu noktada daha az maliyetle kalıcı çözümler almanın yollarını arayan şirketler, Arama motoru optimizasyonu yani SEO konusunu ciddi olarak ele almaya başlıyorlar. Ancak SEO basit bir iş değil, profesyonellik gerektiren bir konu bu nedenle işi biraz daha derinlemesine öğrenmek adına online mecrada SEO denildiğinde ilk akla gelen isimlerden birisi olan SEO Hocası ve Webtures’in kurucusu Kaan Gülten Hocamızın kapısını çaldık, sağ olsun bizi kırmadı ve kendisi ile oldukça faydalı bir röportaj gerçekleştirdik.

Bu röportajımızda e-ticaret şirketleri açısından SEO’nun önemini, yeni açılan e-ticaret şirketlerinin neler yapması gerektiğini ve SEO ile ilgili kafamıza takılan birçok konuyu kendisine sorduk.

Sözü daha fazla uzatmadan sizleri bu röportajımız ile baş başa bırakalım.

Yeni açılacak bir e-ticaret şirketi için alan adı seçimi önemli midir? Alan adı tercihi, SEO açısından bir anlam ifade eder mi?

E-Ticaret siteler için alan adı seçiminde SEO’dan daha çok marka algısına önem verilmelidir. Telaffuzu kolay, akılda kalıcılığı yüksek, yazım hatalarını minimum seviyede tutacak isimlere öncelik verilmelidir. Eğer E-Ticaret sitesi tek bir ürün veya hizmet satışı gerçekleştirmekteyse o zaman SEO adına bu hizmet veya ürünün alan adı içerisinde yer alması önem teşkil edecektir. Eğer genel elektronik ürünler satan bir site ise, markaya yönelik alan adı, sadece laptop satışına yönelik ise SEO avantajı sağlamak üzere içerisinde laptop geçen bir markaya yönelik alan adı seçmek daha doğru olacaktır. Tabi alan adı içerisinde ilgili anahtar kelimenin geçmemesi, o kelimede başarılı olunamayacağı anlamına gelmemelidir.

E-ticaret Sitelerinin tasarımı ile SEO arasında bir bağlantı var mıdır? SEO’ya uygun tasarım diye bir şey var mı? Bu konuda neler söylemek istersiniz?

SEO, ziyaretçilere her aşmada verimli ve faydalı olma çalışmalarından olumlu etkilenmektedir. Ziyaretçilerin, ürünlere daha rahat erişmesi, daha fazla sayfa gezinmesi, sitede kalma süreleri, mobil, tablet ve pc gibi her platformdan sorunsuz erişim olanağı gibi tasarıma bağlı her unsur SEO’yu olumlu yönde etkileyecektir. Tasarım kalitesi, aynı zamanda sitenin vizyonunu ortaya koyar bu da e-ticaret teki en önemli ihtiyacın yani “güven” in oluşmasında son derece etkilidir.

Yeni açılan/açılacak olan bir e-ticaret şirketinin SEO çalışmalarını en baştan ele alması gerekiyor mu? SEO rekabet açısından vazgeçilmez midir? Yoksa bir site bu tür çalışmalara hiç bulaşmadan da hedefine ulaşabilir mi?

SEO, şu aşamaları kapsamaktadır;

  • Domain Bazlı SEO
  • Sunucu Bazlı SEO
  • Yazılımsal SEO
  • Tasarımsal SEO
  • İçerik Odaklı SEO
  • Ziyaretçi Odaklı SEO

Tüm bu aşamalar bakımdan ele alınırsa, domain seçiminden, sunucu yapılandırmasına, yazılımdan tasarıma kadar başlangıçtan itibaren her aşamada SEO verimliliği gözetilerek çalışma yapılmalıdır. SEO rekabet açısından vazgeçilmez değildir, ancak uzun vadeli düşünen firmalar için en güvenilir pazarlama aracıdır. Eğer dönemlik veya sezonluk ticaret yapan siteler açısından değerlendirecek olursak SEO olmadan da başarılı olabilirler. Ancak tüketicilerin, arama motorlarında en üst sırada yer alan firmalar için “bu işi en çok yapan ve en iyi yapan” izlenimine sahip olmaları, rakiplerine fark atmaları açısından büyük önem arz etmektedir.

SEO çalışmaları yapılırken genellikle Google’a yönelik çalışmalar yapılıyor. Yahoo, Bing, Yandex ve daha birçok arama motoru ise genellikle göz ardı ediliyor. Bu konu hakkında sizin düşünceleriniz nelerdir?

Evet bunun öncelikli sebebi Google’ın lider arama motoru olmasıdır. Diğer bir sebebi de Google için yapılacak çalışmaların büyük ölçüde diğer arama motorlarına da katkı sağlıyor olmasıdır. Seo Hocası için yaptığımız çalışma sonrasında Google ile birlikte Yandex ve Bing üzerinde de 1. sırada yer almaktayız.

Mobil cihazlar artık tamamen hayatımıza dâhil olmuş durumda. SEO çalışmaları kapsamında şirketler, mobil platformlara ayrı yaklaşımlar gerçekleştirmeli mi?

Şu an için mobile özel bir SEO algoritması geliştirilmedi, ancak önümüzdeki dönemlerde geliştirilmesi kuvvetle muhtemeldir. Mobil desteği olmayan, mobilde kullanıcı deneyimini önemsemeyen, hız ve kullanılabilirlik unsurlarını göz ardı eden sitelerin mobil aramalardaki performanslarının düşebileceğini söylemek mümkündür. Her firmanın mobil sitelerinin ziyaretçi alışkanlık ve deneyimlerini analiz ederek optimize etmeleri SEO anlamında oldukça faydalı olacaktır.

Google tarafından gerçekleştirilen algoritma güncellemelerinin birçok siteyi fazlasıyla etkilediği söyleniyor. Bunlardan minimum hasar ile sıyrılmak için nelere dikkat etmeliyiz?
Ekran Resmi 2016-01-02 11.09.39Her zaman şuna dikkat çekiyoruz, Google için değil Ziyaretçi için site oluşturulmalıdır. Çok basit bir örnekle açıklayalım. “Parke Fiyatları” gibi bir kelime için SEO çalışması yapacaksanız, Google’ın güncel algoritmaları bu kelimeye yönelik bir sayfa açıp, ortalama 200 – 250 kelimelik bu konuya özel bir makale yazmanızı yeterli bulacaktır. Ancak Google ziyaretçilerin beklentilerini de tam anlamıyla ölçümleyemediği için ve bu konuda sürekli kendini geliştirerek algoritmalarını güncellediği için sonraki algoritmalarda makale içeren bu sayfa SEO anlamında olumsuz etkilenecektir. Bu sebeple her zaman, kullanıcılar bu aramayı yapıyorken, aslında hangi bilgiye ulaşmak istiyorlar sorusunu sormamız gerekir. Buradan yola çıkarak, fiyat politikasını anlatan bir makaledense, fiyat için kısa bir bilgi içeren yazı ve fiyat almak için formu doldurunuz gibi bir etkileşim daha verimlidir, ancak bundan da daha verimlisi, fiyat tablosuna yer vererek kullanıcıların ihtiyaçlarının ne tutarda olacağını tablo vasıtlasıyla öğrenebilmesidir. Eğer en verimlisine ulaşmak ve bundan sonra çıkacak tüm yeni algoritmalara uyumlu bir web sitesine sahip olmak isterseniz, m2, ürün cinsi, işçilik vs. gibi bilgiler girilerek direk fiyat bilgisine ulaşılabilecek, kişiye özel fiyat hesaplama motoru yapılması gerekir. Bu örnekte görüldüğü üzere güncel algoritmalara göre site yaparsanız içerik oluşturmanız yeterlidir, ancak gelecek algoritmalara göre yapmak istiyorsanız kullanıcılara en faydalı yapıyı oluşturmanız gerekir.

E-ticaret şirketlerinin sosyal medya çalışmalarını oldukça önemsediğini, bu platformların gücünden faydalanmak için çabaladıklarını görüyoruz. Bu platformların SEO açısından önemi ne düzeydedir? Bu konuda şirketlere ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Sosyal Medya, günümüzün en önemli iletişim ve paylaşım kanallarıdır. Bu sebeple güncel ve faydalı sitelerin, içeriklerin paylaşılması kullanıcıların bu site ve içerikleri faydalı bulduğu anlamına gelir. Kullanıcıya fayda sağladığı anlaşılan her unsur da SEO açısından olumlu etki oluşturmaktadır.

Özellikle orta ve küçük ölçekli e-ticaret şirketlerinin, blog ve web sitelerden tanıtım yazısı aldığını bilmekteyiz. Bu yöntem SEO açısından faydalı mıdır?

Evet tanıtım yazısı, site dışı SEO adına etki gösteren unsurlardır. Ancak, tanıtım yazısı alınan kaynakların şu açılardan incelenmesi gerekir;

Siteden yapılan link çıkışı nedir?

Trustrank değeri nedir, ne kadar güçlü bir domaindir?

Domain ve ip odaklı bir cezai durumu var mıdır?

Hangi kelime veya kelime gruplarından link verilmektedir?

Sitenin ziyaretçi yoğunluğu nedir?

İçeriklerin özgünlük durumu veya oranı nedir?

Sitenin içerikleri kendi başlıklarında hangi sıralarda çıkmaktadır?

Gibi birçok açıdan incelenerek alım yapılmalıdır, aksi halde bilinçli olmadan yapılacak her tanıtım yazısı siteye zarar verecektir.

E-ticaret şirketleri backlink almak istedikleri platformların PR değerleri ile alexa sıralamalarını dikkate alıyorlar. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

PR değeri Google tarafından artık güncellenmeyen, güncellendiği dönemde de SEO ile doğrudan bir ilişkisi olmayan bir değerleme sistemiydi. Alexa elbette bir fikir vermektedir, ancak manipüle edilebilir olması tek başına dikkat edilmemesi gereken bir unsur olduğunu göstermektedir. Backlink alınacak platformların SEO açısından gücünü en iyi gösterecek kriter, kendi ilgili kelimelerinde kaçıncı sıralarda çıktığıdır. Neticede iyi pozisyonlarda yer alan bir site Google tarafından sevilen bir sitedir, bu sebeple o siteden alınacak bir backlink de en değerli backlink kaynağı olacaktır.

Bir reklam ve pazarlama yöntemi olarak SEO çalışmalarının uzun vadede şirketlere daha az maliyet ve daha yüksek dönüşüm oranı olarak olumlu katkılar sağladığını söylemek mümkün mü? Bu konuda elimizde somut örnekler var mı? Neler söylemek istersiniz?

seoElbette bu SEO’nun en cazip pazarlama stratejisi olmasının en önemli sebepleridir. Diğer reklam ve pazarlama stratejileri hızlı geri dönüş almanızı sağlar, ancak maliyeti en yüksek ve sonlandırıldığı anda direk etkisini kaybeden çalışmalardır. Ancak SEO kalıcı olduğu için dönemlik yapılması halinde bile uzun yıllar boyunca geri dönüşü olacak bir pazarlama stratejisidir.

SEO’nun geri dönüşü konusunda maalesef orta ölçekli firmalar yeterli vizyona sahip olamamaktadır. Çünkü SEO’nun karlılığını anlayabilmeleri için ya SEO üzerinden ciddi cirolar elde eden firmaların rakamları hakkında duyumlara sahip olması gerekir, ya da bu işin geri dönüşü olacağına dair vizyona sahip olması gerekir. SEO orta ve uzun vadeli bir geri dönüş sağladığı için vizyon sahibi olmayan girişimcilerin bu alana yatırım yapmasını beklemek çok doğru olmayacaktır. Tabi bir müşterimizin sadece Google üzerinden gelen satış cirosunu 1 yılda 3.1 milyon TL arttırdığımızı öğrenen firmaların bu alana yatırım yapmak istemeleri, ancak o sektörde ikinci bir firma kabul etmediğimizden dolayı da rekabette ikinci planda kalmalarının nedenli bir kayıp olduğunu o zaman anlayabilmektedirler.

Sanat dünyasında yer alan kişiler tarafından söylenen bir söz var. Zirveye çıkmak değil, orada kalmak zordur derler. Bu durum SEO için de geçerli midir? SEO ile zirveye taşınan bir e-ticaret şirketinin orada sürekli kalabilmesi için benzer çalışmalarına düzenli olarak devam mı etmesi gerekir? Yoksa SEO ile gelen yükselme kalıcı mıdır?

Eğer yapılan çalışmalar, ağırlıklı olarak backlink kaynakları kalıcı ise elde edilen başarı büyük ölçüde kalıcıdır. Büyük ölçüde dememizin tek sebebi rakipler olmaktadır. Çünkü rakipler sizin başarınızdan sonra çalışmalarına hız vererek sizi geçebilirler aksi halde bir gerileme veya düşüş yaşanmayacaktır. Tabi ki Google her zaman güncel faydaya önem vermektedir. Bu sebeple 1 yıl önce alınmış 5.000 backlinkten ziyade son 1 ayda alınmış 50 – 100 backlink daha değerlidir. Eğer rakipleriniz son zamanlarda daha fazla paylaşılıyor ve tavsiye ediliyorsa sizleri geçme ihtimali artacaktır. Bu durum da SEO’nun rakipleri ve sektörü düzenli takip ederek devamlı yapılması gerektiği anlamına gelmektedir.

Peki, SEO’nun geleceğini nasıl görüyorsunuz?

İnsanoğlu yaşamı boyunca hep bir arama ve araştırma içerisinde olmuştur ve bu durum vazgeçilmez bir davranış şeklidir. Arama var oldukça ve buna hizmet eden araçlar da bulundukça “arama sonuçlarında iyileştirme” çalışmaları da sürekli bir ihtiyaç olacaktır. Ancak insanların, alışkanlıkları, davranış ve tüketim şekilleri, arama motorlarının yapısı değiştikçe çalışmaların uygulama alanları da eş zamanlı değişmek zorunda kalacaktır. Bunu sektörde “arama motoru algoritma güncellemesi” olarak tanımlıyoruz. Algoritmalar bir sitenin neden o sonuç için daha iyi bir kaynak olduğunu tespit etmeye yarayan hesaplama sistemidir. Bu sebeple, arama motorları insanların arama eylemlerinin altındaki ihtiyacı daha iyi tanımaya başladıkça sürekli geliştirdikleri ve bu sayede SEO sektörünü sürekli güncel tuttukuları bir işleyiş içerisindedir.

Son olarak e-ticaret sektörü içinde yer alan kimselere, bizim size yöneltmediğmiz ancak sizin söylemek istediğiniz SEO önerileriniz var mı? Biliyorsunuz sizin bu sözlerinizin onlar için ayrı bir önemi ve yeri olacaktır.

E-Ticaret sektöründeki firmalar, internetteki varoluşlarında sadece ticari amaçla yaklaşmasınlar. Faydalı olabilecek uygulamalar geliştirsinler. İnsanların bu uygulamayı paylaşacakları, tekrar tekrar kullanmak için siteyi ziyaret edecekleri, daha sonra ziyaret etmek üzere site ismini hatırlamaya çalışacakları ve bu sayede marka olmanın yolunu da hızlandıracaklarını bilmeliler. Uzmanından SEO kitabımdaki son cümleyle röportajı bitirmek isterim :)

Paylaşmak kazanmanın en hızlı yoludur.

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

Siemens Genel Müdür Yardımcısı Ali Rıza Ersoy ile Endüstri 4.0 Üzerine… 0

Bildiğiniz gibi pazarlama profesyonellerinin son yıllarda üzerine en çok konuştukları şeylerden biri Endüstri 4.0. İsmi çok havalı olmasına ve üzerine çokça şey söylenmesine rağmen bu işe gerçekten kafa yoran çok az profesyonelimiz var. Siemens Türkiye İcra Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı Ali Rıza Ersoy da o isimlerden biri.

26 Ekim’de Marketing Meetup sahnesinde izleyeceğimiz Ali Rıza Bey ile etkinlik öncesinde küçük bir Endüstri 4.0 sohbeti gerçekleştirdik. Ayrıntısını ise Marketing Meetup’a sakladık. Hepinizi bekleriz. :)

Halil İşgüzar: Merhaba Ali Rıza Bey, öncelikle vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Röportajımıza sizi tanıyarak başlayabilir miyiz?

Ali Rıza Ersoy: 1957 yılında Koçarlı / Aydın’da doğdum. Tarsus Amerikan Koleji, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Fakültesi ile Viyana Teknik Üniversitesi Uygulamalı Elektronik bölümü mezunuyum. 5 yıl aynı bölümde eşzamanlı asistanlık yaptım. Siemens Türkiye’de, 30 yıldır; Sağlık, İnsan Kaynakları, IT Çözümleri ve Servisleri, Kurumsal Teknolojiler, Tedarik Zinciri Yönetimi, Şehirler ve Endüstri bölümleri Direktörlüğü ve “Siemens Business Solutions” şirketi Genel Müdürlüğü yaptım. Halen İcra Kurulu Üyesi, Genel Müdür Yardımcısı ve Dijital Fabrika Divizyonu Ülke Lideri olarak görevimi devam ettiriyorum. Etik ve İtibar Derneği kurucu başkanı, Tıbbi Görüntüleme, Personel Yönetimi, Türkiye Bilişim, Bilişim Sanayicileri, Yazılım Sanayicileri, International Coach Federation USA, ICF Türkiye, Rotary, Propeller, AlumniTurk, Mutfak Dostları, Füturistler, Buğday, Slow Food, Batı Urla Köyleri derneklerinde; Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası’nda, Sağlık ve Eğitim Vakfı ile Bilim Merkezleri Vakfı’nda üyelik veya yönetim kurulu üyeliği yaptım veya yapıyorum.

 

H: 30 yıllık bir Siemens geçmişiniz var. Aynı şirkette bu kadar uzun bir kariyer yaşamı günümüz koşulları ve kuşakları için oldukça zor bir hedef aslında. Sizin bu 30 yıllık hikayeniz nasıl başladı?

A: Siemens İzmir’de, sağlık sektöründe göreve başladım. 30 yıl boyunca 11 ayrı pozisyonda çalıştım. Aynı şirkette, ama farklı birimler olduğu için birçok sektörü tanıma fırsatı buldum. Her pozisyonda ortalama 3 yıl kaldım. Bunu bu şekilde yaşamaktan da çok mutluyum, çünkü farklı iş ortamları, farklı kişiler ve farklı sektörler gördüm. Bu farklılılıklar bana çok değerli katkılarda bulundu.

 

H: Bir şirkette bu kadar uzun süre çalışmanın avantajları neler oldu sizin için?

A: Geçmişe dönüp bakınca 30 yıldır Siemens’te çalışmamın doğru bir karar olduğunu görüyorum. Tabii bir şirkette bu kadar uzun süre çalışmak kolay değil. Bu, ancak yaptığınız işin sizi mutlu etmesi, çalıştığınız kurumun size değer vermesi, başarınızı fark etmesi ve emeğinizin karşılığını alabilmenizle olabilir. Elektronik benim hep keyif aldığım bir sektördü. Siemens, bu alandaki öncü şirketlerden. Dolayısıyla sevdiğim işi keyifle yapıyorum. 30 yıl boyunca çok hasta olduğum yaklaşık 10 gün dışında işe hep zevkle gittim. Bunun yanında Siemens, çalışanlarına değer veren bir şirket. Bağlılık oranı çok yüksek. Siemens Türkiye çalışanlarının %18’ini şirkette 15 yılın üzerinde deneyime sahip olan kişiler oluşturuyor.

30 yıldır aynı şirkette olunca o şirketin iyi ve kötü tüm dönemlerini, nasıl yollardan geçip bu günlere ulaştığını biliyorsunuz. Bu, doğru kararlar almanızda size yardımı dokunacak çok önemli bir know-how sağlıyor. Kolay elde edilemeyecek bir know-how bu. İşte bunu doğru bir ekip ve doğru süreçlerle birleştirdiğinizde hem kendinizi hem şirketinizi ileriye taşımak mümkün olabiliyor. Ben kendimi bu konuda şanslı görüyorum.

 

H: Sizi bulmuşken hemen son yılların popüler konusu endüstri 4.0’ı sormak isterim. :) Siz nasıl bakıyorsunuz bu konuya? Siemens Endüstri 4.0’a nasıl hazırlanıyor?

A: Pazar gereksinimlerini hızlı, esnek ve verimli bir anlayış ile karşılamaya çalışan endüstrimiz, hızla gelişen teknoloji olanakları sayesinde yeni bir sanayi reformu olan Endüstri 4.0 dönemine giriyor.

Geleceğin vizyonu olan Endüstri 4.0, tüm yazılımlar ve donanımlarda ürün geliştirmeye, üretim ve servis süreçlerinin iletişimine, makinelerin ve ürünlerin gerçek zamanlı bilgi alışverişine, otonom kontrol ve optimizasyonuna açılan bir kapıyı aralıyor. Modüler yapılı akıllı fabrikalarda, fiziksel işlemleri siber-fiziksel sistemler ile izleyerek, nesnelerin birbirleriyle ve insanlarla iletişime geçmesini temel alıyor.

Endüstri 4.0, ekonomik büyüme, istihdam, sosyal istikrar, kalıcı değer, iş güvenliği ve daha fazla verimlilik, dolayısıyla yüksek yaşam standartları sağlamak için ürünün tasarımından servisine kadar tüm aşamalarda maksimum verimlilik ve üretkenlik potansiyeli taşıyor.  Biz Endüstri 4.0’ın ekonomide yüzde 5 ila 8 arasında bir büyüme yaratabileceğine inanıyoruz.

Endüstri 4.0 henüz başlangıç aşamasında olmasına rağmen sanal 3D geliştirmeye, dijital planlama ve izlemeye, neredeyse hatasız üretim süreçleriyle müşteri ihtiyaçlarının sistematik olarak belirlenmesine, yeni iş süreçlerinin oluşmasına ve hepsinin ötesinde üretim süreçlerinin daha verimli olmasına imkan sağlıyor. Endüstri 4.0 ile birlikte, hesaplamalarımıza göre, yeni ürünleri pazara sunma süresi %25 ile %50 arasında kısalırken, mühendislik giderleri %30’a kadar düşebilecek ve %70’e kadar enerji tasarrufu sağlanabilecek.

Siemens Türkiye olarak da Endüstri 4.0’ı “Yaşam için üretim, gelecek için teknoloji” çerçevesinde değerlendiriyoruz, kendi üretim süreçlerimizle birlikte dünyadaki tüm endüstriyel kuruluşların süreçlerini de iyileştirmeye odaklanıyoruz. Endüstri 2.0 ve 3.0’dan miras aldığımız ivmeyi Endüstri 4.0 yaklaşımıyla geliştiriyoruz. Geçtiğimiz yıllar içinde yazılım ürünlerine yönelik geliştirdiğimiz kapsamlı paketlerle, müşterilerimize şu anda Endüstri 4.0’ın başlıca gerekliliklerini karşılayan bütüncül otomasyon ve entegrasyon çözümleri sunuyoruz.

Siemens olarak Endüstri 4.0 yaklaşımı çerçevesinde Dijital Fabrika kavramını geliştirdik. Bir fabrika kurulmadan önce tüm bileşenlerinin bilgisayar ortamında uygun yazılımlarla tasarlanarak fabrikanın çalıştırılması ve sonuçlarının değerlendirilmesi olarak tanımlayabileceğimiz Dijital Fabrika sayesinde, fabrikanın kendisi ortada yokken fabrikanın nasıl çalıştığı öğreniliyor ve en iyi çalışma sisteminin kurulması için gerekli önlemler alınıyor.

Siemens’in Dijital Fabrikası’nda kullanılan ileri teknolojiler sayesinde, örneğin simülasyon teknolojisiyle en karmaşık üretim süreçleri bile sanal ortamda canlandırılarak, müşteri isteklerine göre hızla uyarlanabilecek tesisler tasarlanıyor. Siemens, Dijital Kurumsal Platform adını verdiği, PLM (Product Lifecycle Management) ve TIA (Totally Integrated Automation) gibi çok çeşitli bileşenleriyle Endüstri 4.0 girişimine katkı sunuyor. Product Lifecycle Management (PLM) yazılımı, yeni ürünleri tamamen sanal bir temelde geliştirmeyi ve optimize etmeyi mümkün kılıyor. NASA’nın Jet Tahrik Laboratuvarı tarafından tercih edilen PLM yazılımının, Mars’a gönderilen Curiosity aracının tasarımında imzası bulunuyor. Ünlü İtalyan otomobil markası Maserati de Ghibli fabrikasında Siemens PLM yazılımını kullanıyor. Siemens’in geliştirdiği TIA konsepti ise tüm otomasyon bileşenlerinin birlikte verimli olarak çalışmasını sağlıyor ve mühendislik maliyetlerini yüzde 30’a varan oranlarda düşürebiliyor.

Sunduğumuz çözümler dışında Endüstri 4.0 kavramının anlaşılması ve yaygınlaşması için de Türkiye’de rehber olmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda şu ana kadar düzenlenen 40’dan fazla etkinlikte ve 10’dan fazla üniversitede 8.000 kişiye konu hakkında detaylı bilgi verdik, Türkiye’deki ilk Endüstri 4.0 kitapçığı ile de daha geniş kitlelere ulaştık. Ayrıca Türkiye’deki ilk Endüstri 4.0 platformunun (www.endüstri40.com) da ana sponsorluğunu üstleniyoruz.

Tüm bu çalışmalarımızla ülkemiz endüstrisinin, pazara çıkış süresinde kısalma, daha fazla esneklik ve daha verimli üretim sağlanmasına katkıda bulunmayı hedefliyoruz.

 

H: Türkiye sizce Endüstri 4.0’ın neresinde? 2 ve 3’ü kaçırdığımız gibi 4.0’ı da kaçırmamak için sizce neler yapmalı?

A: Türkiye’de Endüstri 4.0 konsepti otomotiv sektöründe kullanılmaya başlansa da ülkemizin şu anda Almanya’yı 3-5 sene geriden takip ettiğini söyleyebiliriz. Türk sanayisi 1. Sanayi Devrimini ve 2. Sanayi Devrimini çok uzun süre yakalayamadı. Şu anda 2. Sanayi Devrimiyle 3. Sanayi Devrimi arasında yer alıyoruz. Sanayicilerimiz Endüstri 4.0 kavramını anlar, bu konuyu gündemine alır ve kendi şirket stratejilerini geliştirirse rekabet avantajı sağlayarak öne geçme şansı yakalayabilirler. Yakalamamız da lazım. Çünkü rakamlar bunun önemini çok açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Endüstri 4.0 kavramını ortaya atan Almanya, yaptığı yatırımlarla %3’lük bir büyüme öngörüyor. Rakamsal olarak bunun karşılığı 30 milyar euro. Tüm Avrupa’ya baktığımızda ise 5 yıl içinde ülke ekonomisine 110 milyar euro girecek. Türkiye’de ise Endüstri 4.0 yatırımı sayesinde %5-8’lik bir büyüme mümkün. Türkiye’nin GSYİH’sinin yüzde 25’i endüstriyel üretimden geliyor. 2015 yılındaki %4 artışın %1’inin endüstriyel üretimden geldiğini düşünürsek ve bu %1’i, 2 ya da 3 yapmayı başarabilirsek, ekonominin tamamı aynı kalsa bile endüstrinin payı ile Türkiye %6 büyümüş olacak.

Türkiye, bunun farkında. Bu noktada en önemli oyuncu da kamu. Şu anda Endüstri 4.0 için önemli adımlar atılıyor. Bilim Sanayi Bakanlığı başta olmak üzere diğer ilgili bakanlıklarca Endüstri 4.0’ın önünde engel teşkil eden tüm maddelerin ayıklanması için çalışmalar yapılıyor, hibe ve teşvikler için uğraşılıyor. Kamudaki çalışmalarımız mevzuat ve kanunların değişmesi ile sonuçlanarak başarıya ulaşırsa, Endüstri 4.0 devriminde Almanya’dan sadece 3 sene geride kalmış olacağız. Adımların hızla atılması, Türkiye’nin Endüstri 4.0’ı yakalayabilmesi için büyük önem taşıyor.

H: Sizi 26 Ekim’de Marketing Meetup sahnesinde izleyeceğiz. Burada hangi konulara değineceksiniz?

A: Marketing Meetup’ta geleceğin vizyonu olan Endüstri 4.0’ı tüm boyutlarıyla ele alacağım. Endüstri 4.0’ın başlangıcında olan firmalar olarak ihtiyacımız olan en önemli konu, sağlam bir vizyon ve yol haritası. Bu vizyonu ve yol haritasını oluştururken firmaların hem kendi dinamiklerini ve iyileştirme noktalarını iyi belirlemeleri hem de sektörel dinamikleri iyi analiz etmeleri önemli. Nesnelerin İnterneti, sanallaştırma, büyük veri ve analitiği, yatay-dikey entegrasyon, sanal gerçeklik, siber güvenlik, öğrenen robotlar gibi konuları içeren Endüstri 4.0 vizyonunu ve beraberinde gelecek fırsatları da iyi anlamak gerekiyor. Belirsiz bir yolda kaybolmak yerine, adımları doğru belirleyip doğru zamanda atmak, firmaları rekabette bir adım öne taşıyacaktır. Konuşmamda Endüstri 4.0’a adaptasyon için düşünülmesi gereken, firmaların yol haritasını oluştururken göz önünde bulundurması gereken tüm konulara değineceğim.

H: Değerli yanıtlarınız için teşekkür ederiz. Marketing Meetup Change’deki konuşmanızı merakla bekliyor olacağız. 


Bu arada Marketing Meetup öncesi Siemens’ın Endüstri 4.0 hakkındaki çözümlerini merak ediyorsanız buradan ulaşabilirsiniz.


 

Codemodeon Kurucularından Yağız Hatay’la Sanal Gerçeklik Üzerine… 0

Sanırım artık sanal gerçeklik (virtual reality) pazarlamadaki öneminden bahsetmemize gerek yok. Bu önem ortadayken ülkemizde sanal gerçeklik üreten şirket sayısının oldukça az olması da üzücü bir durum. Hal böyle olunca yüksek teknoloji üreten şirketlere ayrı bir önem vermemiz gerekiyor.

Bu noktada sizleri ülkemizde VR konusunda çalışmalar yapan Codemodeon‘la tanıştırmak isterim. Geçtiğimiz günlerde Helsinki’de düzenlenen VR Indie Pitch yarışmasında Header Goal VR ile aldıkları üçüncülük de bizler için son günlerin en sevindirici haberi oldu.

Ayrıca Codemodeon’un 26 Ekim’de düzenlenecek Marketing Meetup Change etkinliğinin deneyim sponsorlarından biri olduğunu ve Codemodeon’un ürünlerini etkinlik alanında deneyimleyebileceğinizi de hatırlatalım :)

Halil İşgüzar: Öncelikle sizi ve girişiminizi tanıyarak başlayabilir miyiz? Nedir Codemodeon’un hikayesi? Neler yapar?

Yağız Hatay: Oyun geliştirme, sanal gerçeklik, interaktif enstalasyonlar ve insan-bilgisayar etkileşimi üzerine çalışmalar yürüten Codemodeon’un kurucu ortağı ve yöneticisiyim. Bilgisayar mühendisiyim. Teknoloji ve tasarımın kesiştiği noktada olmaktan keyif alan biriyim. 3 Ortağımla birlikte Codemodeon’u kurmadan önce, yazılım geliştirici olarak farklı kurumsal projeler içinde yer aldım.

Codemodeon’un hikayesi, kendi projelerini ortaya çıkarmak üzere bir araya gelen dört arkadaşın bir süre sonra işi daha ciddi hale getirerek şirketleşmesiyle başlıyor. Codemodeon 2013 yılı Mart ayında “Akıllı Vitrin” fikriyle KOSGEB Ar-Ge inovasyon desteği alarak doğmuş bir şirket. İlk yılında bu proje üzerinde çalışmalarına devam ederken çeşitli marka ve ajansların da interaktif proje ihtiyaçlarına cevap vermeye başlıyor. İkinci yılında, beklediğini bulamadığı Akıllı Vitrin projesini rafa kaldıran Codemodeon henüz çok taze olan sanal gerçeklik teknolojisiyle yakından ilgilenmeye ve prototipler geliştirmeye başlıyor. Yeni nesil teknolojilerle markaları buluştururken onlara pazarlama, eğitim gibi bir çok alanda değer katan projeler üretmeye devam ediyor.

_m0a1279

Büyük bir dinamizm ve heyecanla sürmekte olan Codemodeon serüveninde bugün onlarca markaya hizmet vermeye devam ediyoruz. Üç buçuk yıllık kısa geçmişimize on yedi ödül sığdırarak kalite anlayışımızla fark yarattığımızı düşünüyor, bununla gururlanıyoruz. Özellikle sanal gerçeklik çalışmalarımızla Türkiye’de oluşturduğumuz başarılı imajı yurtdışına da taşıyarak büyümeye devam ediyoruz.
H: Codemodeon şu an hangi teknolojiler üzerinde çalışıyor? Oculus Rift hala en çok ilgi gören cihaz mı? :)

Y: Oculus Rift ile ilk versiyonundan beri çalışıyoruz. Şimdi CV1 (Consumer Version 1) ile çalışmaya devam ediyoruz. Bunun yanında sanal gerçeklik gözlükleri arasında favorimiz olan HTC Vive ile proje üretimine başladık. Room-Scale VR konsepti ve Vive’ın kumandaları sanal gerçekliği birkaç adım daha ileri taşıyor. İlginin bir kısmı Vive tarafına kaydı diyebilirim. Samsung Gear VR ve Cardboard ise daha çok mobilite aranan, çok kişiye ulaşması beklenen ve 360˚ video prodüksiyonları deneyimletmek üzere kullanmayı tercih ettiğimiz ürünler. Codemodeon olarak ana odağımız sanal gerçeklik ve bu konsept dahilinde birçok teknolojiyi yakından takip ediyoruz.

Bu yıl ilk kez son kullanıcı için üretmekte olduğumuz bir sanal gerçeklik projemizi yayımlayacağız. Bunun detayları yakında duyurulacak

Markaların etkinliklerde kullanarak ilgiyi kendi üzerlerine çekebileceği, kitlelerle daha etkili iletişim kurmasını sağlayacak ürünler de geliştiriyoruz. Çalışmalarında çok yakın zamanda tamamladığımız yeni projelerimiz var. Bilindik PhotoBooth (Fotoğraf Kabini) konseptine yeni bir soluk kazandırmak istedik. Bunun neticesinde GifMatik, CapsMatik ve SnapMatik adında üç farklı kabin ürettik. Adları fonksiyonlarını oldukça belli ediyor aslında. SnapMatik ile popüler Snapchat uygulamasındaki filtrelere benzer filtreler ile zenginleştirdiğimiz fotoğraflar ortaya çıkarken, Capsmatik ile markalar kendi Capslerini oluşturabiliyor ve katılımcılar bu Capslere uygun eğlenceli fotoğraflar çektiriyorlar. GifMatik ile 5 farklı fotoğraf çekiliyor ve birbirinden eğlenceli filtreler ile zenginleştirilip ziyaretçiye hediye ediliyor.
H: Codemodeon bu cihazlarla sadece sıradan bir deneyim yaşatmıyor. Aynı zamanda kullanıcıyı bir hikayenin içine çekiyor. Her oyunun bir hikayesi var. Bu noktada ekibinizde bu hikayelerin yaratılması için çalışan ayrı bir ekip mi var? Bu oyunların hikayeleştirilme sürecinden biraz bahseder misiniz?

Y: Hikaye kısmına olan odağımız Codemodeon’u farklılaştıran özelliklerden bir tanesi diyebilirim. Hikaye oluşturma kısmında proje ekibi bir arada çalışıyor. Ben de bu süreçlerde büyük ölçüde yer alıyorum. Benim için en keyifli kısımlardan biri :)

Bir marka talebi olmadan, kendi ürünümüz olarak oluşturduğumuz projelerde tamamen özgürüz. Genellikle konsept önce belirleniyor. Nasıl bir deneyim yaşatmak istediğimizi konuşuyoruz. Heyecan faktörünü, kolay kolay yaşanamayacak deneyimleri ele alıyoruz. Ortaya çıkan bir çok done oluyor. Sıra bu maddeleri kullanarak eğlenceli bir hikaye çıkarmaya geliyor. Bu noktada birinci kişi gözünden hayal etmeye başlıyor ve bir karakter oluşturuyoruz. Bu kişi ne yapar, nasıl yapar, amacı nedir, nerededir gibi soruları sorarak karakteristikleri belirliyoruz. Bu şekilde oluşan kurgular içlerinde barındırdığı ufak detaylar sayesinde çok daha etkileyici oluyor.
H: Biraz girişimcilik tarafından bahsedelim. Bu işi markalara anlatmak, onları bu deneyime dahil etmek sizin için zor oldu mu? Bu işin tutundurulması aşamasında neler yaşadınız?

Y: Bu işi tutundurmak oldukça zor oldu. 2014 yılı başlarında ilk sanal gerçeklik projelerimizi sunmaya başladık. Ancak hiçbiri onaylanmadı Bunun üzerine biz ilk projemiz olan “Aksiyon Yıldızı – Vertigo”yu ürettik. Bir marka için üretilmiş bir proje değildi bu. Çeşitli etkinliklerde bu projeyle boy göstermeye başladık. Anlatmanın imkansız olduğu bir tecrübeden bahsettiğimiz için sık sık marka ziyaretleriyle demolar gerçekleştirdik. Bu demolar kimi zaman eğlence dolu “ücretsiz” etkinliklere dönüştü Bu bizim hoşumuza giden bir durum tabii ki. VR’ın etkili bir teknoloji olduğu ve ürettiğimiz içeriklerin başarısı da bu şekilde kendine kendine ispatlanıyor. VR’ın güçlü bir gündeme sahip olması ve global markaların örnek niteliğinde projeler çıkarmaya başlaması da süreci oldukça rahatlattı.

H: İsteyen markalara özel oyunlar da geliştiriyorsunuz. Bu noktada talep nasıl? Markalar kendilerine özel sanal gerçeklik oyunu geliştirme konusunda ne kadar istekli? Bunun yanında bu deneyimi yaşayan insanların da ne gibi tepkiler verdiklerini öğrenebilir miyiz?

Y: Güncel projelerimizle birlikte 11’in üzerinde özel sanal gerçeklik projesi gerçekleştirdik. Bunun yanında toplamda 10 adet markalara uyarlanabilir ürünleşmiş VR oyunumuz bulunmakta. Bugüne kadar 44 marka VR ürünlerimizi kullanırken 6 marka özel proje ile ilerlemeyi tercih etti. Rakamlar talepleri net olarak gösteriyordur sanırım. Genel talep ilgi çekici içerikler üzerinde yoğunlaşıyor. Markalar özellikle sahadaki tanıtım faaliyetlerinde bu tip içeriklere yer vermek istiyorlar. VR bu konuda en etkili araçlardan. Ancak 2016 ile birlikte VR’ı yalnızca tanıtım ve pazarlama aracı olarak değil bir mecra olarak görmeye başlayan markalar ile farklı projelere imza attık. Markalar için yaptıkları yatırım karşılığında aldıkları geri dönüş elbette ki çok önemli. VR adına yaptığınız yatırımlarda da bu içeriği tüketen kişi sayısı en kilit parametre. VR ile yapılan prestij ya da viral odaklı projeler haricinde ulaşılan kitlenin büyüklüğü ilk düşünülen nokta. Dolayısıyla markalar henüz maliyetleri üstlenip özel bir VR içeriğine sahip olmayı pek tercih etmiyorlar. Ancak, VR mecralaşıyor, özellikle cep telefonlarının erişilebilir maliyetlerle birer sanal gerçeklik gözlüğüne dönüştürülebiliyor olması yapılan VR üretiminin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor. Cardboard’lara kıyasla daha konforlu alternatifler piyasada bulunmakta. Bütçeler arttığında ise çok daha etkili VR gözlüklerine erişebiliyorsunuz. Markalara verdiğimiz hizmetlerde de görevimizin bir parçası olarak; ihtiyaçları doğrultusunda maksimum kişiye ulaşmalarını sağlayacak yönlendirmede bulunuyoruz. VR’ı nasıl daha etkin ve stratejik kullanabilecekleri yönünde destek almak isteyen firmaların bize ulaşmaları yeterli

VR deneyimi yaşayan kişiler kesinlikle çok etkileniyorlar. Özellikle ilk seferlerinde. VR’ı daha sık kullanan biri için ise içerik ve deneyimin başarısı çok önemli. VR’ın öne çıkan tarafı deneyim algısı. Sanal olarak oluşturulan bir dünyanın içinde fiziksel olarak bulunduğunuzu hissetmek paha biçilemez bir his. Önemli olan sanal içerikle olan etkileşimi maksimum duyu organı ile hassas bir şekilde sağlayabilmek. Konforlu deneyim tasarımı en kritik noktalardan biri. Eğer deneyiminiz bir takım genel geçer kuralları ihlal etmeye başlarsa baş dönmesi, mide bulantısı gibi etkiler baş gösteriyor ve kullanıcılar içeriği tüketmekten kaçınıyorlar.

H: Sanırım artık bizler marka tarafındaki kişiler olarak sanal gerçekliğin yükselişinin ve pazarlamadaki öneminin farkına vardık diyebiliriz. Sizin 3 yıl gibi kısa bir sürede çalışma fırsatı bulduğunuz markalar da bunun kanıtı. Ancak “sanal gerçeklik çok önemli” diyebilmekten öteye gitmek için sizin kadar işin içinde olmak gerekiyor. Sizce sanal gerçeklik kendi içinde nereye gidiyor, trend ne yönde? Hangi cihazlar ön plana çıkacak? Markalar yakın zamanda bu deneyimi sadece oyun olarak kullanmaktan başka şekilde kullanabilecekler mi?

Y: Sanal gerçeklik birkaç kulvarda ilerliyor. Oyun/Eğlence, sinematik VR, VR tema parkları, VR tabanlı eğitim gibi birçok alan var VR’ın oluşturduğu. VR özelinde yeni start-up doğuyor. Sürekli yeni donanımlar ve projeler ile ilgili haberler duyuyoruz. Global olarak dönemsel dönüşümler yaşıyoruz. Kişisel bilgisayarlar, internet, mobil gibi günlük yaşamı derinden etkileyen dönüşümlerden biri de şu an olgunlaşma aşamasında olan Virtual Reality, Augmented Reality ve Mixed Reality kavramları ile yaşanacak, yaşanıyor. Bilgiye ulaşma, bilgiyi tüketme ve bilgiyle etkileşim şeklimiz değiştikçe yeni fırsatlar da doğuyor. Güncel olarak sanal gerçekliği kafa hareketleri ve görü bazında yaşıyoruz. Ellerimiz gibi diğer uzuvlarımız da henüz tam randımanlı olarak bu sürece dahil değil. Bu yönde gelişmeler olacak. Online ortamlarda metin bazlı olarak başlayan görsel, işitsel olarak güçlenen, gelişen gerçek zamanlı hale gelen paylaşımlar ise giderek başkalarının deneyimlerine ortak olma yönünde evrilecek.

VR’ın dikkat dağıtıcı çevresel etmenlerden doğası gereği sizi soyutlaması, akılda kalıcılığı, en yüksek deneyimi sunması gibi çok kritik avantajları var. Markalar için de VR’ı cazip kılan özellikler bunlar. Dolayısıyla VR ortamında interaktif bir marka yolculuğu yaptırmak, öğretici/eğitici VR marka içerikleri hazırlamak, VR ortamında ürün kataloğu gibi marka algısını ve etkileşimini güçlendirecek sayısız opsiyon var. Gelişen platformlar ve teknoloji de yakın zamanda bizleri VR ile daha da yakınlaştıracak.

H: Röportajımızı güzel haberle bitirelim o halde. Helsinki’de düzenlenen VR Indie Pitch yarışmasında Header Goal VR ile aldığı 3.’lük aldınız. Yüksek teknoloji üretimi konusunda kısır olan ülkemiz için oldukça heyecan verici bir gelişme. Yarışmanın içeriğini, Header Goal VR ürününüzün ayrıntılarını öğrenebilir miyiz? Ayrıca gelen dereceyle ilgili hislerinizi de duymak isteriz :)

VR Indie Pitch internet odaklı bir medya şirketi olan Steel Media’nın düzenlediği bir yarışma. Şirketin Pocket Gamer websitesi önderliğinde Hindistan, Kanada, Finlandiya ve İngiltere’de oyun sektörünü buluşturan etkinlikler düzenleniyor. İlk kez bu yıl Helsinki’de başlattıkları bir yarışma VR Indie Pitch. Amaçlanan ise yayıncısı olmayan bağımsız VR geliştiren takım ve şirketlere kendini gösterme şansı vermek. Biz de son kullanıcı için bir süredir geliştirmekte olduğumuz “Header Goal VR” projemizle başvuruda bulunduk ve kısa listeye seçilerek Helsinki’ye davet edildik. Header Goal VR hikaye tabanlı bir spor VR oyunu. Temel olarak sanal toplara gerçek kafanızla vurmaya çalışıyorsunuz :) Amacınız size doğru açılan ortalara kafa atarak hedefleri devirmek. Tasarladığımız zorlu bölümler ve hikaye temelli akış bu deneyimi maksimum eğlenceye dönüştürüyor. Yarışmada 6 kişiden oluşan oyun sektöründe deneyimli isimlerin olduğu jüriye oyunumuzu sunduk. Her jüri üyesi 10 dakika boyunca oyunu deneyimledi. Bizi çok mutlu eden geri bildirimler aldık ve yarışma 3.sü olarak ödüllendirildik. Uluslararası bir ortamda bu başarıyı elde etmek kendimize ve projeye olan inancımızı pekiştirdi. Oyunu Steam ve Oculus Store ortamlarında yayınlamak üzere hazırlıklarımıza devam ediyoruz. Yakında detayları paylaşıyor olacağız.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link