Webtures’in Kurucusu Kaan Gülten ile E-ticaret ve SEO Üzerine [Cumartesi Kahvesi] 0

Türkiye e-ticaret sektöründe yaşanan yüksek rekabet, online mecrada yer alan şirketlerin hatırı sayılır bütçeler ayırarak reklam yapmalarını zorunlu kılıyor. Fakat rekabetle birlikte yükselen reklam maliyetleri, orta ve küçük ölçekli pek çok kuruluşu kara kara düşündürüyor. İşte bu noktada daha az maliyetle kalıcı çözümler almanın yollarını arayan şirketler, Arama motoru optimizasyonu yani SEO konusunu ciddi olarak ele almaya başlıyorlar. Ancak SEO basit bir iş değil, profesyonellik gerektiren bir konu bu nedenle işi biraz daha derinlemesine öğrenmek adına online mecrada SEO denildiğinde ilk akla gelen isimlerden birisi olan SEO Hocası ve Webtures’in kurucusu Kaan Gülten Hocamızın kapısını çaldık, sağ olsun bizi kırmadı ve kendisi ile oldukça faydalı bir röportaj gerçekleştirdik.

Bu röportajımızda e-ticaret şirketleri açısından SEO’nun önemini, yeni açılan e-ticaret şirketlerinin neler yapması gerektiğini ve SEO ile ilgili kafamıza takılan birçok konuyu kendisine sorduk.

Sözü daha fazla uzatmadan sizleri bu röportajımız ile baş başa bırakalım.

Yeni açılacak bir e-ticaret şirketi için alan adı seçimi önemli midir? Alan adı tercihi, SEO açısından bir anlam ifade eder mi?

E-Ticaret siteler için alan adı seçiminde SEO’dan daha çok marka algısına önem verilmelidir. Telaffuzu kolay, akılda kalıcılığı yüksek, yazım hatalarını minimum seviyede tutacak isimlere öncelik verilmelidir. Eğer E-Ticaret sitesi tek bir ürün veya hizmet satışı gerçekleştirmekteyse o zaman SEO adına bu hizmet veya ürünün alan adı içerisinde yer alması önem teşkil edecektir. Eğer genel elektronik ürünler satan bir site ise, markaya yönelik alan adı, sadece laptop satışına yönelik ise SEO avantajı sağlamak üzere içerisinde laptop geçen bir markaya yönelik alan adı seçmek daha doğru olacaktır. Tabi alan adı içerisinde ilgili anahtar kelimenin geçmemesi, o kelimede başarılı olunamayacağı anlamına gelmemelidir.

E-ticaret Sitelerinin tasarımı ile SEO arasında bir bağlantı var mıdır? SEO’ya uygun tasarım diye bir şey var mı? Bu konuda neler söylemek istersiniz?

SEO, ziyaretçilere her aşmada verimli ve faydalı olma çalışmalarından olumlu etkilenmektedir. Ziyaretçilerin, ürünlere daha rahat erişmesi, daha fazla sayfa gezinmesi, sitede kalma süreleri, mobil, tablet ve pc gibi her platformdan sorunsuz erişim olanağı gibi tasarıma bağlı her unsur SEO’yu olumlu yönde etkileyecektir. Tasarım kalitesi, aynı zamanda sitenin vizyonunu ortaya koyar bu da e-ticaret teki en önemli ihtiyacın yani “güven” in oluşmasında son derece etkilidir.

Yeni açılan/açılacak olan bir e-ticaret şirketinin SEO çalışmalarını en baştan ele alması gerekiyor mu? SEO rekabet açısından vazgeçilmez midir? Yoksa bir site bu tür çalışmalara hiç bulaşmadan da hedefine ulaşabilir mi?

SEO, şu aşamaları kapsamaktadır;

  • Domain Bazlı SEO
  • Sunucu Bazlı SEO
  • Yazılımsal SEO
  • Tasarımsal SEO
  • İçerik Odaklı SEO
  • Ziyaretçi Odaklı SEO

Tüm bu aşamalar bakımdan ele alınırsa, domain seçiminden, sunucu yapılandırmasına, yazılımdan tasarıma kadar başlangıçtan itibaren her aşamada SEO verimliliği gözetilerek çalışma yapılmalıdır. SEO rekabet açısından vazgeçilmez değildir, ancak uzun vadeli düşünen firmalar için en güvenilir pazarlama aracıdır. Eğer dönemlik veya sezonluk ticaret yapan siteler açısından değerlendirecek olursak SEO olmadan da başarılı olabilirler. Ancak tüketicilerin, arama motorlarında en üst sırada yer alan firmalar için “bu işi en çok yapan ve en iyi yapan” izlenimine sahip olmaları, rakiplerine fark atmaları açısından büyük önem arz etmektedir.

SEO çalışmaları yapılırken genellikle Google’a yönelik çalışmalar yapılıyor. Yahoo, Bing, Yandex ve daha birçok arama motoru ise genellikle göz ardı ediliyor. Bu konu hakkında sizin düşünceleriniz nelerdir?

Evet bunun öncelikli sebebi Google’ın lider arama motoru olmasıdır. Diğer bir sebebi de Google için yapılacak çalışmaların büyük ölçüde diğer arama motorlarına da katkı sağlıyor olmasıdır. Seo Hocası için yaptığımız çalışma sonrasında Google ile birlikte Yandex ve Bing üzerinde de 1. sırada yer almaktayız.

Mobil cihazlar artık tamamen hayatımıza dâhil olmuş durumda. SEO çalışmaları kapsamında şirketler, mobil platformlara ayrı yaklaşımlar gerçekleştirmeli mi?

Şu an için mobile özel bir SEO algoritması geliştirilmedi, ancak önümüzdeki dönemlerde geliştirilmesi kuvvetle muhtemeldir. Mobil desteği olmayan, mobilde kullanıcı deneyimini önemsemeyen, hız ve kullanılabilirlik unsurlarını göz ardı eden sitelerin mobil aramalardaki performanslarının düşebileceğini söylemek mümkündür. Her firmanın mobil sitelerinin ziyaretçi alışkanlık ve deneyimlerini analiz ederek optimize etmeleri SEO anlamında oldukça faydalı olacaktır.

Google tarafından gerçekleştirilen algoritma güncellemelerinin birçok siteyi fazlasıyla etkilediği söyleniyor. Bunlardan minimum hasar ile sıyrılmak için nelere dikkat etmeliyiz?
Ekran Resmi 2016-01-02 11.09.39Her zaman şuna dikkat çekiyoruz, Google için değil Ziyaretçi için site oluşturulmalıdır. Çok basit bir örnekle açıklayalım. “Parke Fiyatları” gibi bir kelime için SEO çalışması yapacaksanız, Google’ın güncel algoritmaları bu kelimeye yönelik bir sayfa açıp, ortalama 200 – 250 kelimelik bu konuya özel bir makale yazmanızı yeterli bulacaktır. Ancak Google ziyaretçilerin beklentilerini de tam anlamıyla ölçümleyemediği için ve bu konuda sürekli kendini geliştirerek algoritmalarını güncellediği için sonraki algoritmalarda makale içeren bu sayfa SEO anlamında olumsuz etkilenecektir. Bu sebeple her zaman, kullanıcılar bu aramayı yapıyorken, aslında hangi bilgiye ulaşmak istiyorlar sorusunu sormamız gerekir. Buradan yola çıkarak, fiyat politikasını anlatan bir makaledense, fiyat için kısa bir bilgi içeren yazı ve fiyat almak için formu doldurunuz gibi bir etkileşim daha verimlidir, ancak bundan da daha verimlisi, fiyat tablosuna yer vererek kullanıcıların ihtiyaçlarının ne tutarda olacağını tablo vasıtlasıyla öğrenebilmesidir. Eğer en verimlisine ulaşmak ve bundan sonra çıkacak tüm yeni algoritmalara uyumlu bir web sitesine sahip olmak isterseniz, m2, ürün cinsi, işçilik vs. gibi bilgiler girilerek direk fiyat bilgisine ulaşılabilecek, kişiye özel fiyat hesaplama motoru yapılması gerekir. Bu örnekte görüldüğü üzere güncel algoritmalara göre site yaparsanız içerik oluşturmanız yeterlidir, ancak gelecek algoritmalara göre yapmak istiyorsanız kullanıcılara en faydalı yapıyı oluşturmanız gerekir.

E-ticaret şirketlerinin sosyal medya çalışmalarını oldukça önemsediğini, bu platformların gücünden faydalanmak için çabaladıklarını görüyoruz. Bu platformların SEO açısından önemi ne düzeydedir? Bu konuda şirketlere ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Sosyal Medya, günümüzün en önemli iletişim ve paylaşım kanallarıdır. Bu sebeple güncel ve faydalı sitelerin, içeriklerin paylaşılması kullanıcıların bu site ve içerikleri faydalı bulduğu anlamına gelir. Kullanıcıya fayda sağladığı anlaşılan her unsur da SEO açısından olumlu etki oluşturmaktadır.

Özellikle orta ve küçük ölçekli e-ticaret şirketlerinin, blog ve web sitelerden tanıtım yazısı aldığını bilmekteyiz. Bu yöntem SEO açısından faydalı mıdır?

Evet tanıtım yazısı, site dışı SEO adına etki gösteren unsurlardır. Ancak, tanıtım yazısı alınan kaynakların şu açılardan incelenmesi gerekir;

Siteden yapılan link çıkışı nedir?

Trustrank değeri nedir, ne kadar güçlü bir domaindir?

Domain ve ip odaklı bir cezai durumu var mıdır?

Hangi kelime veya kelime gruplarından link verilmektedir?

Sitenin ziyaretçi yoğunluğu nedir?

İçeriklerin özgünlük durumu veya oranı nedir?

Sitenin içerikleri kendi başlıklarında hangi sıralarda çıkmaktadır?

Gibi birçok açıdan incelenerek alım yapılmalıdır, aksi halde bilinçli olmadan yapılacak her tanıtım yazısı siteye zarar verecektir.

E-ticaret şirketleri backlink almak istedikleri platformların PR değerleri ile alexa sıralamalarını dikkate alıyorlar. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

PR değeri Google tarafından artık güncellenmeyen, güncellendiği dönemde de SEO ile doğrudan bir ilişkisi olmayan bir değerleme sistemiydi. Alexa elbette bir fikir vermektedir, ancak manipüle edilebilir olması tek başına dikkat edilmemesi gereken bir unsur olduğunu göstermektedir. Backlink alınacak platformların SEO açısından gücünü en iyi gösterecek kriter, kendi ilgili kelimelerinde kaçıncı sıralarda çıktığıdır. Neticede iyi pozisyonlarda yer alan bir site Google tarafından sevilen bir sitedir, bu sebeple o siteden alınacak bir backlink de en değerli backlink kaynağı olacaktır.

Bir reklam ve pazarlama yöntemi olarak SEO çalışmalarının uzun vadede şirketlere daha az maliyet ve daha yüksek dönüşüm oranı olarak olumlu katkılar sağladığını söylemek mümkün mü? Bu konuda elimizde somut örnekler var mı? Neler söylemek istersiniz?

seoElbette bu SEO’nun en cazip pazarlama stratejisi olmasının en önemli sebepleridir. Diğer reklam ve pazarlama stratejileri hızlı geri dönüş almanızı sağlar, ancak maliyeti en yüksek ve sonlandırıldığı anda direk etkisini kaybeden çalışmalardır. Ancak SEO kalıcı olduğu için dönemlik yapılması halinde bile uzun yıllar boyunca geri dönüşü olacak bir pazarlama stratejisidir.

SEO’nun geri dönüşü konusunda maalesef orta ölçekli firmalar yeterli vizyona sahip olamamaktadır. Çünkü SEO’nun karlılığını anlayabilmeleri için ya SEO üzerinden ciddi cirolar elde eden firmaların rakamları hakkında duyumlara sahip olması gerekir, ya da bu işin geri dönüşü olacağına dair vizyona sahip olması gerekir. SEO orta ve uzun vadeli bir geri dönüş sağladığı için vizyon sahibi olmayan girişimcilerin bu alana yatırım yapmasını beklemek çok doğru olmayacaktır. Tabi bir müşterimizin sadece Google üzerinden gelen satış cirosunu 1 yılda 3.1 milyon TL arttırdığımızı öğrenen firmaların bu alana yatırım yapmak istemeleri, ancak o sektörde ikinci bir firma kabul etmediğimizden dolayı da rekabette ikinci planda kalmalarının nedenli bir kayıp olduğunu o zaman anlayabilmektedirler.

Sanat dünyasında yer alan kişiler tarafından söylenen bir söz var. Zirveye çıkmak değil, orada kalmak zordur derler. Bu durum SEO için de geçerli midir? SEO ile zirveye taşınan bir e-ticaret şirketinin orada sürekli kalabilmesi için benzer çalışmalarına düzenli olarak devam mı etmesi gerekir? Yoksa SEO ile gelen yükselme kalıcı mıdır?

Eğer yapılan çalışmalar, ağırlıklı olarak backlink kaynakları kalıcı ise elde edilen başarı büyük ölçüde kalıcıdır. Büyük ölçüde dememizin tek sebebi rakipler olmaktadır. Çünkü rakipler sizin başarınızdan sonra çalışmalarına hız vererek sizi geçebilirler aksi halde bir gerileme veya düşüş yaşanmayacaktır. Tabi ki Google her zaman güncel faydaya önem vermektedir. Bu sebeple 1 yıl önce alınmış 5.000 backlinkten ziyade son 1 ayda alınmış 50 – 100 backlink daha değerlidir. Eğer rakipleriniz son zamanlarda daha fazla paylaşılıyor ve tavsiye ediliyorsa sizleri geçme ihtimali artacaktır. Bu durum da SEO’nun rakipleri ve sektörü düzenli takip ederek devamlı yapılması gerektiği anlamına gelmektedir.

Peki, SEO’nun geleceğini nasıl görüyorsunuz?

İnsanoğlu yaşamı boyunca hep bir arama ve araştırma içerisinde olmuştur ve bu durum vazgeçilmez bir davranış şeklidir. Arama var oldukça ve buna hizmet eden araçlar da bulundukça “arama sonuçlarında iyileştirme” çalışmaları da sürekli bir ihtiyaç olacaktır. Ancak insanların, alışkanlıkları, davranış ve tüketim şekilleri, arama motorlarının yapısı değiştikçe çalışmaların uygulama alanları da eş zamanlı değişmek zorunda kalacaktır. Bunu sektörde “arama motoru algoritma güncellemesi” olarak tanımlıyoruz. Algoritmalar bir sitenin neden o sonuç için daha iyi bir kaynak olduğunu tespit etmeye yarayan hesaplama sistemidir. Bu sebeple, arama motorları insanların arama eylemlerinin altındaki ihtiyacı daha iyi tanımaya başladıkça sürekli geliştirdikleri ve bu sayede SEO sektörünü sürekli güncel tuttukuları bir işleyiş içerisindedir.

Son olarak e-ticaret sektörü içinde yer alan kimselere, bizim size yöneltmediğmiz ancak sizin söylemek istediğiniz SEO önerileriniz var mı? Biliyorsunuz sizin bu sözlerinizin onlar için ayrı bir önemi ve yeri olacaktır.

E-Ticaret sektöründeki firmalar, internetteki varoluşlarında sadece ticari amaçla yaklaşmasınlar. Faydalı olabilecek uygulamalar geliştirsinler. İnsanların bu uygulamayı paylaşacakları, tekrar tekrar kullanmak için siteyi ziyaret edecekleri, daha sonra ziyaret etmek üzere site ismini hatırlamaya çalışacakları ve bu sayede marka olmanın yolunu da hızlandıracaklarını bilmeliler. Uzmanından SEO kitabımdaki son cümleyle röportajı bitirmek isterim :)

Paylaşmak kazanmanın en hızlı yoludur.

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

Sina Afra ile Girişimcilik Üzerine… 0

Bu hafta Cumartesi Kahvesi’nde Türkiye’de girişimcilik denince akla ilk gelen isimlerden Sina Afra var. Kendisine bizi kırmayarak röportaj talebimizi kabul ettiği için teşekkür ediyor ve hemen sizi Sina Afra ile baş başa bırakıyoruz. :)

 

Halil İşgüzar: Normalde sorularımıza sizi tanıyabilir miyiz ile başlıyorduk. Ancak sanırım Pazarlamasyon takipçileri arasında Sina Afra’yı tanımayan yoktur :) Bu yüzden direkt girişimcilikle başlamak istiyorum.

Eğitim yaşamınızı tamamladıktan sonra uzun yıllar büyük şirketlerde çalıştınız ve girişimcilik hikâyeniz bundan sonra başladı. Ancak yeni nesil artık üniversite biter bitmez kendi işini kurmayı hayal ediyor. Siz bu noktada hangisini tavsiye edersiniz? Genç girişimci adaylarının kurumsal hayatta belli bir tecrübe kazandıktan sonra girişimciliğe yönelmesi mi daha yararlı olur, yoksa bu girişimcilik konusunda çok da etkili bir unsur değil midir?

Sina Afra: Ben bir devlet memurunun oğlu olarak dünyaya geldim. Uzun süre kurumsal olarak çalıştım ve bu hayattan çok mutluydum. Girişimciliği çok geç keşfettim. Ama bir şekilde başarılı oldum. Belki benim hikâyemde çok kişi kendinden bir parça bulabiliyor. Ama iki yol da mübah. Girişimciliğe giden tek bir yol yok. Herkesin şartları aynı. 

 

H: Girişimcilikle ilgili özellikle merak ettiğim şeylerden biri de yine eğitimle alakalı. Ülkemizde önemli işler yapmış girişimcilerin geçmişine baktığımızda çoğunluğunun ülke ortalamasının üzerinde bir eğitim aldığını ve sermaye konusunda çok da zorlanmadıklarını görüyoruz. Bununla bağlantılı olarak sizce girişimin başarılı olmasında ya da en azından tutundurma süresinin kısaltılmasında girişimcinin eğitimi ve sermaye ne kadar etkili?

S: Eğitim hepsinden daha önemli diye düşünüyorum. Ama sermaye olmadan da hiçbir şey olmuyor. İsterseniz dünyanın en iyi okullarını bitirmiş olun. Bu konuda iyi bir eğitim, iyi bir sermaye ve iyi bir karaktere sahip olmanız lazım. Bu üçlüdeki unsurların “çok iyi” olmasına gerek yok. Ama üçünün de olması gerekiyor.

  

H: Geçtiğimiz aylarda Wired 100 listesine giren 2 Türk’ten biri oldunuz. Bu tarz gelişmeleri girişimciler için ödül olarak nitelendirebiliriz. Bu ödüller sizi daha çok çalışmak konusunda motive ediyor mu? Diğer yandan bu listelerde daha fazla Türk girişimcinin yer alması için sizce neler yapmalıyız?

S: Türk girişimciliği açısından çok önemli bir gelişme oldu. Son iki senedir Avrupa’nın Wired 100 listesine giren tek Türk’ü olmuştum. İlk defa global listede Hakan Baş ile olmamız hem bir ilk oldu hem Türkiye’nin de bu konuda bir sesi olduğunu gösterdi. İlginç bir şekilde yurtdışından aldığım tebrikler yurtiçinden aldıklarımdan çok daha fazlaydı. Hatta “sen o insanları tanıdığından seçildin” diyebilecek seviyesizlikte girişimci arkadaşlar oldu. Bakış açıları böyle olduğu sürece Türkiye’den çok daha fazla insanı o listelerde göremeyeceğiz diye düşünüyorum.

screen-shot-2016-11-04-at-22-57-12

 

H: Sizi yakalamışken yeni girişiminizden de bahsetmek isteriz. :) Evtiko ev satış sürecine yeni bir bakış acısıyla yeni bir model sunuyor. Öncelikle merak ettiğim şey neden gayrimenkul sektörü oldu. Ve sonrasında Evtiko ile ilgili kısa ve uzun vadeli hedefleriniz neler?

S: 2016 Eylül ayında yerli ve yabancı yatırımcılar ortaklığında kurduğum Evtiko ile Türkiye gayrimenkul sektörüne teknoloji altyapısını kullanarak yenilikçi bir bakış açısı getirmeyi amaçlıyoruz. Eviniz satmak mı istiyorsunuz? Evtiko.com’a gelin. İki günde teklif verelim. Kabul ederseniz 3 günde alalım. Verdiğimiz teklifler bu arada gerçek pazar fiyatlarının bir yansıması. Elimizdeki data algoritmalarını kullanıyoruz.

  

H: Girişimcilik Vakfı’na gelecek olursak… Girişimcilik konusunun özellikle gençler arasında yaygınlaşması ve bir kültüre dönüşmesi için bu vakfı kurdunuz. Şu an neler yapıyor bu doğrultuda vakıf, kısa ve uzun vadeli planları neler?

S: Girişimcilik, Türk kültürünün ve dolayısıyla eğitim sisteminin bir parçası değil. İlham veren rol modelleri görmek ve risk almak, girişimcilik için en önemli unsurların başında geliyor. Bununla birlikte, Türkiye’deki mevcut yapı hâli hazırda girişimci olmaya karar vermiş kişilere yönelik hızlandırma programlarından ve sonrasındaki desteklerden oluşuyor. Oysa girişimcilik kültürünü geliştirmek için önce altyapı oluşturmanız, buna temelden başlamanız gerekir. Burada en doğru başlangıç noktası da üniversitelerdir. Üniversiteler, girişimcilik için doğru inkübasyon alanlarını oluşturuyor. Çünkü gençler, bu yaş aralıklarında ve üniversite ortamında risk almaya, farklı ve yeni şeyler öğrenmeye, en önemlisi de ilham almaya çok daha açıklar.

girisimcilik_vakfi_yonetim_kurulu_baskani_sina_afra-1024x682

Biz de bu düşünce ve gerekçeler ile yola koyulduk ve Girişimcilik Vakfı’nı kurduk. Fellow Programı’na katılacak gençleri altı adımdan oluşan yenilikçi ve bilimsel bir seçim süreciyle belirliyoruz. İlham mekanizmasını kullanarak Girişimcilik Vakfı Fellow’larını iki ayda bir başarılı girişimcilerle buluşturup, bu hikâyelerden kendilerine sonuç çıkarmalarını sağlıyoruz. Türkiye’nin en yüksek öğrenci bursunu veriyor, girişim elçileri olarak farklı etkinlik ve projelerde yer almalarını teşvik ediyoruz. Artan uluslararası işbirliklerimiz ve sponsorlarımız sayesinde dünyadaki önemli oluşumlara ve konferanslara Fellow’larımızı göndermeye çalışıyoruz.

Girişimcilik Vakfı, şuan bünyesindeki 100 Fellow’la üçüncü yılına başladı. Fellow Programı’na ilk yılında 6400, ikinci yılında 30.000 ve bu yıl ise bir rekorla 61.000 üniversite öğrencisinden başvuru aldık.

 

H: Şu an bildiğimiz aktif olarak Evtiko, De-facto yönetim kurulu, melek yatırımcılık işleri, Girişimcilik Vakfı ve Undo ile ilgileniyorsunuz. Bu arada etkinliklere de konuşmacı olarak katılıyorsunuz. Bu kadar iş yükünü nasıl organize ediyorsunuz? Tatil yapmaya fırsat kalıyor mu? 

S: Bunun yanı sıra birde 1907 Fenerbahçe eSpor takımımız var. Benim düzenli çalışma saatlerim yok. Bazı zaman gündüz bazı zaman geceleri çalışıyorum. Aynısı tatile gittiğimde de geçerli. Öyle bir şekilde dengemi buluyorum. Kaldı ki çevremde yukarıdaki işleri organize eden, analizleri yapan vs. muhteşem ekipler var.

 

H: Kişisel bir soruyla bitirelim. Türkiye’de girişimci adaylarının ilham aldığı girişimciler listesinde ilk sırada olan isimlerden birisiniz. Peki sizin için ilham veren girişimci veya girişimciler kimlerdir? Nedenleriyle öğrenebilir miyiz?

S: Elon Musk dünyadaki, Hüsnü Özyeğin ise Türkiye’deki en başarılı girişimciler bence. Girişimciler büyüyünce onların girişimci olduğunu unutuyoruz ama her büyük şirketin başlangıç noktası girişimcilik.

H: Sina Bey değerli yanıtlarınız için teşekkür ederiz. Yeni girişim hikayelerinizi heyecanla bekliyoruz. 

 

 

Siemens Genel Müdür Yardımcısı Ali Rıza Ersoy ile Endüstri 4.0 Üzerine… 0

Bildiğiniz gibi pazarlama profesyonellerinin son yıllarda üzerine en çok konuştukları şeylerden biri Endüstri 4.0. İsmi çok havalı olmasına ve üzerine çokça şey söylenmesine rağmen bu işe gerçekten kafa yoran çok az profesyonelimiz var. Siemens Türkiye İcra Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı Ali Rıza Ersoy da o isimlerden biri.

26 Ekim’de Marketing Meetup sahnesinde izleyeceğimiz Ali Rıza Bey ile etkinlik öncesinde küçük bir Endüstri 4.0 sohbeti gerçekleştirdik. Ayrıntısını ise Marketing Meetup’a sakladık. Hepinizi bekleriz. :)

Halil İşgüzar: Merhaba Ali Rıza Bey, öncelikle vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Röportajımıza sizi tanıyarak başlayabilir miyiz?

Ali Rıza Ersoy: 1957 yılında Koçarlı / Aydın’da doğdum. Tarsus Amerikan Koleji, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Fakültesi ile Viyana Teknik Üniversitesi Uygulamalı Elektronik bölümü mezunuyum. 5 yıl aynı bölümde eşzamanlı asistanlık yaptım. Siemens Türkiye’de, 30 yıldır; Sağlık, İnsan Kaynakları, IT Çözümleri ve Servisleri, Kurumsal Teknolojiler, Tedarik Zinciri Yönetimi, Şehirler ve Endüstri bölümleri Direktörlüğü ve “Siemens Business Solutions” şirketi Genel Müdürlüğü yaptım. Halen İcra Kurulu Üyesi, Genel Müdür Yardımcısı ve Dijital Fabrika Divizyonu Ülke Lideri olarak görevimi devam ettiriyorum. Etik ve İtibar Derneği kurucu başkanı, Tıbbi Görüntüleme, Personel Yönetimi, Türkiye Bilişim, Bilişim Sanayicileri, Yazılım Sanayicileri, International Coach Federation USA, ICF Türkiye, Rotary, Propeller, AlumniTurk, Mutfak Dostları, Füturistler, Buğday, Slow Food, Batı Urla Köyleri derneklerinde; Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası’nda, Sağlık ve Eğitim Vakfı ile Bilim Merkezleri Vakfı’nda üyelik veya yönetim kurulu üyeliği yaptım veya yapıyorum.

 

H: 30 yıllık bir Siemens geçmişiniz var. Aynı şirkette bu kadar uzun bir kariyer yaşamı günümüz koşulları ve kuşakları için oldukça zor bir hedef aslında. Sizin bu 30 yıllık hikayeniz nasıl başladı?

A: Siemens İzmir’de, sağlık sektöründe göreve başladım. 30 yıl boyunca 11 ayrı pozisyonda çalıştım. Aynı şirkette, ama farklı birimler olduğu için birçok sektörü tanıma fırsatı buldum. Her pozisyonda ortalama 3 yıl kaldım. Bunu bu şekilde yaşamaktan da çok mutluyum, çünkü farklı iş ortamları, farklı kişiler ve farklı sektörler gördüm. Bu farklılılıklar bana çok değerli katkılarda bulundu.

 

H: Bir şirkette bu kadar uzun süre çalışmanın avantajları neler oldu sizin için?

A: Geçmişe dönüp bakınca 30 yıldır Siemens’te çalışmamın doğru bir karar olduğunu görüyorum. Tabii bir şirkette bu kadar uzun süre çalışmak kolay değil. Bu, ancak yaptığınız işin sizi mutlu etmesi, çalıştığınız kurumun size değer vermesi, başarınızı fark etmesi ve emeğinizin karşılığını alabilmenizle olabilir. Elektronik benim hep keyif aldığım bir sektördü. Siemens, bu alandaki öncü şirketlerden. Dolayısıyla sevdiğim işi keyifle yapıyorum. 30 yıl boyunca çok hasta olduğum yaklaşık 10 gün dışında işe hep zevkle gittim. Bunun yanında Siemens, çalışanlarına değer veren bir şirket. Bağlılık oranı çok yüksek. Siemens Türkiye çalışanlarının %18’ini şirkette 15 yılın üzerinde deneyime sahip olan kişiler oluşturuyor.

30 yıldır aynı şirkette olunca o şirketin iyi ve kötü tüm dönemlerini, nasıl yollardan geçip bu günlere ulaştığını biliyorsunuz. Bu, doğru kararlar almanızda size yardımı dokunacak çok önemli bir know-how sağlıyor. Kolay elde edilemeyecek bir know-how bu. İşte bunu doğru bir ekip ve doğru süreçlerle birleştirdiğinizde hem kendinizi hem şirketinizi ileriye taşımak mümkün olabiliyor. Ben kendimi bu konuda şanslı görüyorum.

 

H: Sizi bulmuşken hemen son yılların popüler konusu endüstri 4.0’ı sormak isterim. :) Siz nasıl bakıyorsunuz bu konuya? Siemens Endüstri 4.0’a nasıl hazırlanıyor?

A: Pazar gereksinimlerini hızlı, esnek ve verimli bir anlayış ile karşılamaya çalışan endüstrimiz, hızla gelişen teknoloji olanakları sayesinde yeni bir sanayi reformu olan Endüstri 4.0 dönemine giriyor.

Geleceğin vizyonu olan Endüstri 4.0, tüm yazılımlar ve donanımlarda ürün geliştirmeye, üretim ve servis süreçlerinin iletişimine, makinelerin ve ürünlerin gerçek zamanlı bilgi alışverişine, otonom kontrol ve optimizasyonuna açılan bir kapıyı aralıyor. Modüler yapılı akıllı fabrikalarda, fiziksel işlemleri siber-fiziksel sistemler ile izleyerek, nesnelerin birbirleriyle ve insanlarla iletişime geçmesini temel alıyor.

Endüstri 4.0, ekonomik büyüme, istihdam, sosyal istikrar, kalıcı değer, iş güvenliği ve daha fazla verimlilik, dolayısıyla yüksek yaşam standartları sağlamak için ürünün tasarımından servisine kadar tüm aşamalarda maksimum verimlilik ve üretkenlik potansiyeli taşıyor.  Biz Endüstri 4.0’ın ekonomide yüzde 5 ila 8 arasında bir büyüme yaratabileceğine inanıyoruz.

Endüstri 4.0 henüz başlangıç aşamasında olmasına rağmen sanal 3D geliştirmeye, dijital planlama ve izlemeye, neredeyse hatasız üretim süreçleriyle müşteri ihtiyaçlarının sistematik olarak belirlenmesine, yeni iş süreçlerinin oluşmasına ve hepsinin ötesinde üretim süreçlerinin daha verimli olmasına imkan sağlıyor. Endüstri 4.0 ile birlikte, hesaplamalarımıza göre, yeni ürünleri pazara sunma süresi %25 ile %50 arasında kısalırken, mühendislik giderleri %30’a kadar düşebilecek ve %70’e kadar enerji tasarrufu sağlanabilecek.

Siemens Türkiye olarak da Endüstri 4.0’ı “Yaşam için üretim, gelecek için teknoloji” çerçevesinde değerlendiriyoruz, kendi üretim süreçlerimizle birlikte dünyadaki tüm endüstriyel kuruluşların süreçlerini de iyileştirmeye odaklanıyoruz. Endüstri 2.0 ve 3.0’dan miras aldığımız ivmeyi Endüstri 4.0 yaklaşımıyla geliştiriyoruz. Geçtiğimiz yıllar içinde yazılım ürünlerine yönelik geliştirdiğimiz kapsamlı paketlerle, müşterilerimize şu anda Endüstri 4.0’ın başlıca gerekliliklerini karşılayan bütüncül otomasyon ve entegrasyon çözümleri sunuyoruz.

Siemens olarak Endüstri 4.0 yaklaşımı çerçevesinde Dijital Fabrika kavramını geliştirdik. Bir fabrika kurulmadan önce tüm bileşenlerinin bilgisayar ortamında uygun yazılımlarla tasarlanarak fabrikanın çalıştırılması ve sonuçlarının değerlendirilmesi olarak tanımlayabileceğimiz Dijital Fabrika sayesinde, fabrikanın kendisi ortada yokken fabrikanın nasıl çalıştığı öğreniliyor ve en iyi çalışma sisteminin kurulması için gerekli önlemler alınıyor.

Siemens’in Dijital Fabrikası’nda kullanılan ileri teknolojiler sayesinde, örneğin simülasyon teknolojisiyle en karmaşık üretim süreçleri bile sanal ortamda canlandırılarak, müşteri isteklerine göre hızla uyarlanabilecek tesisler tasarlanıyor. Siemens, Dijital Kurumsal Platform adını verdiği, PLM (Product Lifecycle Management) ve TIA (Totally Integrated Automation) gibi çok çeşitli bileşenleriyle Endüstri 4.0 girişimine katkı sunuyor. Product Lifecycle Management (PLM) yazılımı, yeni ürünleri tamamen sanal bir temelde geliştirmeyi ve optimize etmeyi mümkün kılıyor. NASA’nın Jet Tahrik Laboratuvarı tarafından tercih edilen PLM yazılımının, Mars’a gönderilen Curiosity aracının tasarımında imzası bulunuyor. Ünlü İtalyan otomobil markası Maserati de Ghibli fabrikasında Siemens PLM yazılımını kullanıyor. Siemens’in geliştirdiği TIA konsepti ise tüm otomasyon bileşenlerinin birlikte verimli olarak çalışmasını sağlıyor ve mühendislik maliyetlerini yüzde 30’a varan oranlarda düşürebiliyor.

Sunduğumuz çözümler dışında Endüstri 4.0 kavramının anlaşılması ve yaygınlaşması için de Türkiye’de rehber olmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda şu ana kadar düzenlenen 40’dan fazla etkinlikte ve 10’dan fazla üniversitede 8.000 kişiye konu hakkında detaylı bilgi verdik, Türkiye’deki ilk Endüstri 4.0 kitapçığı ile de daha geniş kitlelere ulaştık. Ayrıca Türkiye’deki ilk Endüstri 4.0 platformunun (www.endüstri40.com) da ana sponsorluğunu üstleniyoruz.

Tüm bu çalışmalarımızla ülkemiz endüstrisinin, pazara çıkış süresinde kısalma, daha fazla esneklik ve daha verimli üretim sağlanmasına katkıda bulunmayı hedefliyoruz.

 

H: Türkiye sizce Endüstri 4.0’ın neresinde? 2 ve 3’ü kaçırdığımız gibi 4.0’ı da kaçırmamak için sizce neler yapmalı?

A: Türkiye’de Endüstri 4.0 konsepti otomotiv sektöründe kullanılmaya başlansa da ülkemizin şu anda Almanya’yı 3-5 sene geriden takip ettiğini söyleyebiliriz. Türk sanayisi 1. Sanayi Devrimini ve 2. Sanayi Devrimini çok uzun süre yakalayamadı. Şu anda 2. Sanayi Devrimiyle 3. Sanayi Devrimi arasında yer alıyoruz. Sanayicilerimiz Endüstri 4.0 kavramını anlar, bu konuyu gündemine alır ve kendi şirket stratejilerini geliştirirse rekabet avantajı sağlayarak öne geçme şansı yakalayabilirler. Yakalamamız da lazım. Çünkü rakamlar bunun önemini çok açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Endüstri 4.0 kavramını ortaya atan Almanya, yaptığı yatırımlarla %3’lük bir büyüme öngörüyor. Rakamsal olarak bunun karşılığı 30 milyar euro. Tüm Avrupa’ya baktığımızda ise 5 yıl içinde ülke ekonomisine 110 milyar euro girecek. Türkiye’de ise Endüstri 4.0 yatırımı sayesinde %5-8’lik bir büyüme mümkün. Türkiye’nin GSYİH’sinin yüzde 25’i endüstriyel üretimden geliyor. 2015 yılındaki %4 artışın %1’inin endüstriyel üretimden geldiğini düşünürsek ve bu %1’i, 2 ya da 3 yapmayı başarabilirsek, ekonominin tamamı aynı kalsa bile endüstrinin payı ile Türkiye %6 büyümüş olacak.

Türkiye, bunun farkında. Bu noktada en önemli oyuncu da kamu. Şu anda Endüstri 4.0 için önemli adımlar atılıyor. Bilim Sanayi Bakanlığı başta olmak üzere diğer ilgili bakanlıklarca Endüstri 4.0’ın önünde engel teşkil eden tüm maddelerin ayıklanması için çalışmalar yapılıyor, hibe ve teşvikler için uğraşılıyor. Kamudaki çalışmalarımız mevzuat ve kanunların değişmesi ile sonuçlanarak başarıya ulaşırsa, Endüstri 4.0 devriminde Almanya’dan sadece 3 sene geride kalmış olacağız. Adımların hızla atılması, Türkiye’nin Endüstri 4.0’ı yakalayabilmesi için büyük önem taşıyor.

H: Sizi 26 Ekim’de Marketing Meetup sahnesinde izleyeceğiz. Burada hangi konulara değineceksiniz?

A: Marketing Meetup’ta geleceğin vizyonu olan Endüstri 4.0’ı tüm boyutlarıyla ele alacağım. Endüstri 4.0’ın başlangıcında olan firmalar olarak ihtiyacımız olan en önemli konu, sağlam bir vizyon ve yol haritası. Bu vizyonu ve yol haritasını oluştururken firmaların hem kendi dinamiklerini ve iyileştirme noktalarını iyi belirlemeleri hem de sektörel dinamikleri iyi analiz etmeleri önemli. Nesnelerin İnterneti, sanallaştırma, büyük veri ve analitiği, yatay-dikey entegrasyon, sanal gerçeklik, siber güvenlik, öğrenen robotlar gibi konuları içeren Endüstri 4.0 vizyonunu ve beraberinde gelecek fırsatları da iyi anlamak gerekiyor. Belirsiz bir yolda kaybolmak yerine, adımları doğru belirleyip doğru zamanda atmak, firmaları rekabette bir adım öne taşıyacaktır. Konuşmamda Endüstri 4.0’a adaptasyon için düşünülmesi gereken, firmaların yol haritasını oluştururken göz önünde bulundurması gereken tüm konulara değineceğim.

H: Değerli yanıtlarınız için teşekkür ederiz. Marketing Meetup Change’deki konuşmanızı merakla bekliyor olacağız. 


Bu arada Marketing Meetup öncesi Siemens’ın Endüstri 4.0 hakkındaki çözümlerini merak ediyorsanız buradan ulaşabilirsiniz.


 

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link