Sina Afra ile Girişimcilik Üzerine…

Bu hafta Cumartesi Kahvesi’nde Türkiye’de girişimcilik denince akla ilk gelen isimlerden Sina Afra var. Kendisine bizi kırmayarak röportaj talebimizi kabul ettiği için teşekkür ediyor ve hemen sizi Sina Afra ile baş başa bırakıyoruz. :)

 

Halil İşgüzar: Normalde sorularımıza sizi tanıyabilir miyiz ile başlıyorduk. Ancak sanırım Pazarlamasyon takipçileri arasında Sina Afra’yı tanımayan yoktur :) Bu yüzden direkt girişimcilikle başlamak istiyorum.

Eğitim yaşamınızı tamamladıktan sonra uzun yıllar büyük şirketlerde çalıştınız ve girişimcilik hikâyeniz bundan sonra başladı. Ancak yeni nesil artık üniversite biter bitmez kendi işini kurmayı hayal ediyor. Siz bu noktada hangisini tavsiye edersiniz? Genç girişimci adaylarının kurumsal hayatta belli bir tecrübe kazandıktan sonra girişimciliğe yönelmesi mi daha yararlı olur, yoksa bu girişimcilik konusunda çok da etkili bir unsur değil midir?

Sina Afra: Ben bir devlet memurunun oğlu olarak dünyaya geldim. Uzun süre kurumsal olarak çalıştım ve bu hayattan çok mutluydum. Girişimciliği çok geç keşfettim. Ama bir şekilde başarılı oldum. Belki benim hikâyemde çok kişi kendinden bir parça bulabiliyor. Ama iki yol da mübah. Girişimciliğe giden tek bir yol yok. Herkesin şartları aynı. 

 

H: Girişimcilikle ilgili özellikle merak ettiğim şeylerden biri de yine eğitimle alakalı. Ülkemizde önemli işler yapmış girişimcilerin geçmişine baktığımızda çoğunluğunun ülke ortalamasının üzerinde bir eğitim aldığını ve sermaye konusunda çok da zorlanmadıklarını görüyoruz. Bununla bağlantılı olarak sizce girişimin başarılı olmasında ya da en azından tutundurma süresinin kısaltılmasında girişimcinin eğitimi ve sermaye ne kadar etkili?

S: Eğitim hepsinden daha önemli diye düşünüyorum. Ama sermaye olmadan da hiçbir şey olmuyor. İsterseniz dünyanın en iyi okullarını bitirmiş olun. Bu konuda iyi bir eğitim, iyi bir sermaye ve iyi bir karaktere sahip olmanız lazım. Bu üçlüdeki unsurların “çok iyi” olmasına gerek yok. Ama üçünün de olması gerekiyor.

  

H: Geçtiğimiz aylarda Wired 100 listesine giren 2 Türk’ten biri oldunuz. Bu tarz gelişmeleri girişimciler için ödül olarak nitelendirebiliriz. Bu ödüller sizi daha çok çalışmak konusunda motive ediyor mu? Diğer yandan bu listelerde daha fazla Türk girişimcinin yer alması için sizce neler yapmalıyız?

S: Türk girişimciliği açısından çok önemli bir gelişme oldu. Son iki senedir Avrupa’nın Wired 100 listesine giren tek Türk’ü olmuştum. İlk defa global listede Hakan Baş ile olmamız hem bir ilk oldu hem Türkiye’nin de bu konuda bir sesi olduğunu gösterdi. İlginç bir şekilde yurtdışından aldığım tebrikler yurtiçinden aldıklarımdan çok daha fazlaydı. Hatta “sen o insanları tanıdığından seçildin” diyebilecek seviyesizlikte girişimci arkadaşlar oldu. Bakış açıları böyle olduğu sürece Türkiye’den çok daha fazla insanı o listelerde göremeyeceğiz diye düşünüyorum.

screen-shot-2016-11-04-at-22-57-12

 

H: Sizi yakalamışken yeni girişiminizden de bahsetmek isteriz. :) Evtiko ev satış sürecine yeni bir bakış acısıyla yeni bir model sunuyor. Öncelikle merak ettiğim şey neden gayrimenkul sektörü oldu. Ve sonrasında Evtiko ile ilgili kısa ve uzun vadeli hedefleriniz neler?

S: 2016 Eylül ayında yerli ve yabancı yatırımcılar ortaklığında kurduğum Evtiko ile Türkiye gayrimenkul sektörüne teknoloji altyapısını kullanarak yenilikçi bir bakış açısı getirmeyi amaçlıyoruz. Eviniz satmak mı istiyorsunuz? Evtiko.com’a gelin. İki günde teklif verelim. Kabul ederseniz 3 günde alalım. Verdiğimiz teklifler bu arada gerçek pazar fiyatlarının bir yansıması. Elimizdeki data algoritmalarını kullanıyoruz.

  

H: Girişimcilik Vakfı’na gelecek olursak… Girişimcilik konusunun özellikle gençler arasında yaygınlaşması ve bir kültüre dönüşmesi için bu vakfı kurdunuz. Şu an neler yapıyor bu doğrultuda vakıf, kısa ve uzun vadeli planları neler?

S: Girişimcilik, Türk kültürünün ve dolayısıyla eğitim sisteminin bir parçası değil. İlham veren rol modelleri görmek ve risk almak, girişimcilik için en önemli unsurların başında geliyor. Bununla birlikte, Türkiye’deki mevcut yapı hâli hazırda girişimci olmaya karar vermiş kişilere yönelik hızlandırma programlarından ve sonrasındaki desteklerden oluşuyor. Oysa girişimcilik kültürünü geliştirmek için önce altyapı oluşturmanız, buna temelden başlamanız gerekir. Burada en doğru başlangıç noktası da üniversitelerdir. Üniversiteler, girişimcilik için doğru inkübasyon alanlarını oluşturuyor. Çünkü gençler, bu yaş aralıklarında ve üniversite ortamında risk almaya, farklı ve yeni şeyler öğrenmeye, en önemlisi de ilham almaya çok daha açıklar.

girisimcilik_vakfi_yonetim_kurulu_baskani_sina_afra-1024x682

Biz de bu düşünce ve gerekçeler ile yola koyulduk ve Girişimcilik Vakfı’nı kurduk. Fellow Programı’na katılacak gençleri altı adımdan oluşan yenilikçi ve bilimsel bir seçim süreciyle belirliyoruz. İlham mekanizmasını kullanarak Girişimcilik Vakfı Fellow’larını iki ayda bir başarılı girişimcilerle buluşturup, bu hikâyelerden kendilerine sonuç çıkarmalarını sağlıyoruz. Türkiye’nin en yüksek öğrenci bursunu veriyor, girişim elçileri olarak farklı etkinlik ve projelerde yer almalarını teşvik ediyoruz. Artan uluslararası işbirliklerimiz ve sponsorlarımız sayesinde dünyadaki önemli oluşumlara ve konferanslara Fellow’larımızı göndermeye çalışıyoruz.

Girişimcilik Vakfı, şuan bünyesindeki 100 Fellow’la üçüncü yılına başladı. Fellow Programı’na ilk yılında 6400, ikinci yılında 30.000 ve bu yıl ise bir rekorla 61.000 üniversite öğrencisinden başvuru aldık.

 

H: Şu an bildiğimiz aktif olarak Evtiko, De-facto yönetim kurulu, melek yatırımcılık işleri, Girişimcilik Vakfı ve Undo ile ilgileniyorsunuz. Bu arada etkinliklere de konuşmacı olarak katılıyorsunuz. Bu kadar iş yükünü nasıl organize ediyorsunuz? Tatil yapmaya fırsat kalıyor mu? 

S: Bunun yanı sıra birde 1907 Fenerbahçe eSpor takımımız var. Benim düzenli çalışma saatlerim yok. Bazı zaman gündüz bazı zaman geceleri çalışıyorum. Aynısı tatile gittiğimde de geçerli. Öyle bir şekilde dengemi buluyorum. Kaldı ki çevremde yukarıdaki işleri organize eden, analizleri yapan vs. muhteşem ekipler var.

 

H: Kişisel bir soruyla bitirelim. Türkiye’de girişimci adaylarının ilham aldığı girişimciler listesinde ilk sırada olan isimlerden birisiniz. Peki sizin için ilham veren girişimci veya girişimciler kimlerdir? Nedenleriyle öğrenebilir miyiz?

S: Elon Musk dünyadaki, Hüsnü Özyeğin ise Türkiye’deki en başarılı girişimciler bence. Girişimciler büyüyünce onların girişimci olduğunu unutuyoruz ama her büyük şirketin başlangıç noktası girişimcilik.

H: Sina Bey değerli yanıtlarınız için teşekkür ederiz. Yeni girişim hikayelerinizi heyecanla bekliyoruz. 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon.com Editörü

Bir Cevap Yazın

Playmaker Ajans Başkanı Kerem Mutlu İle Spor Pazarlaması Hakkında Konuştuk

Cumartesi Kahvesi bölümümüzün bu haftaki konuğu Playmaker Sports & Entertainment’ın kurucu ortağı Kerem Mutlu.

Merhabalar Kerem Bey öncelikle sizi kısaca tanıyalım. Extreme sporlara nasıl ve hangi dal ile başladınız?

Türkiye’deki ilk spor ajanslarından, sektörün öncü ve her zaman trend belirleyen yapısı ile sektöre yön veren ajansı Playmaker Sports & Entertainment’ın kurucu ortağıyım; aynı zamanda yine extreme ve action spor alanında faaliyet gösteren ve bünyesinde şampiyon sporcular bulunduran Oli Spor Kulübü’nün kurucuları arasında yer alıyorum.

Spor hayatıma 9 yaşımda yelken ile başladım ve tüm yelken branşlarının tamamında milli yarışçı olup, ülkemiz adına şampiyonluklar aldım.

80’lerde Windsurf’ün popüler olması ile bu branş adına Türkiye’de yarışan ilk sporcu grubu arasında yer aldım ve milli olarak şampiyonluklar elde ettim.

Snowbard’un da yine 80’lerde ortaya çıkması ile bu sporu da ülkemizde yapan ilk grup arasında yer aldığımı gururla söleyebilirim.

Windsurf ve Snowboard ile başlayan spor hayatım daha fazla board sporları odaklı şekilde devam etti.

Profesyonel yarışmayı bırakmama rağmen halen bu sporları yapıyorum ve yeni sporcular yetişmesi için gerek eğitim olanakları yaratmak; gerek global yarışları ülkemize getirmek şeklinde gayret gösteriyorum.

Extreme ağırlıklı olan ancak günümüzde kitlesel erişime de açık hale gelen pek çok spor dalı ile ilgileniyorsunuz, ilgilenmekle de kalmıyor, ülkemize bu sporların global organizasyonlarını getirerek kitlelere ilham veriyorsunuz. Muhtemelen tüm bu dallar çocuğunuz gibi olmuştur ama en çok hangisinden keyif alıyorsunuz sizde yeri daha ayrı olan bir dal var mıdır?

Aslında Playmaker Sports & Entertainment, futboldan basketbola, golften koşuya kadar Türkiye’ de bir çok ilki gerçekleştiren şirket olarak ön plana çıktı ve bundan gurur duyuyoruz. Futboldaki en önemli kampanyalar, marka entegrasyonları, özel projeler, UEFA Kupası Finali, Fenerbahçe 100. Yıl Yıldızlar Geçidi gibi Playmaker Sports & Entertainment olarak hayata geçirdiğimiz; basketbol, voleybol, Turkish Airlines Golf Final’ in Türkiye’ ye gelmesi ve bu denli büyük bir organizasyon olması; Avrasya Maratonu’nun Vodafone İstanbul Maratonu’na dönüşme süreci ve 3.000’ lerden 40.000’ lere çıkan koşucu adedine erişilmesi; koşunun ülkemizde trend olması odaklı çalışmaları Playmaker çatısı altında uyguladık ve bugün gururla anlatıyoruz.

Tabii ki action sporlar daha değişik bir mecra olduğu için ön plana çıktı ve burada da başardığımız çok güzel hikayelerimiz oldu. Bu sporların Türkiye’ de mega organizasyonlarının hayata geçirilmesi , sponsorluk yapılarının gelişmesi ve Türk sporcularının bu alanlarda da üst sıralarda yarışabilecek hale gelmeleri ile birlikte güzel bir kitle oluşturduğumuzu söyleyebilirim. Action sporlar dediğimizde ağırlıklı olarak board sporları ve moto cross gibi daha değişik sporlar akla geliyor. En çok hangi spordan keyif aldığımı ise, board üzerinde olduğum her spordan büyük heyecan duyduğumu söylemeliyim. Board sporlarının atası zaten naturel olarak bir şort ile board üzerinde yaptığınız surf aslında… Surf kültürünün de Türkiye’ de bir şekilde gelişmesine vesile olduğumuz ve halen geliştirmekte olduğumuz için çok mutluyuz.

Benim için en önemli yeri olan sporlar; çok bağlı olduğum windsurf başta olmak üzere, snowboard ve ardından son senelerde iyice büyüyen tutkum kitesurf :)

Önümüzde Erciyes’te gerçekleşecek çok önemli iki uluslararası spor ve yaşam stili etkinliği var. Bunlardan birisi , 3 seneden bu yana düzenlenen ve bu sene 03 Mart 2018’de FORD isim sponsorluğunda gerçekleşecek olan FORD Snowboard Dünya Kupası. Bu etkinlikten biraz bahsedebilir misiniz?

3 seneden bu yana Erciyes Dağı’nda hayata geçirdiğimiz ve Uluslararası Kayak Federasyonu (FIS)’ın en prestijli organizasyonlarından biri olan bu tarihi müsabaka için Develi Kapı’da konumlu 2637 Metre rakımlı pistte, 19 ülkeden 120 sporcu yarışmasını öngörüyoruz.

İtalya’nın en ünlü kayak merkezleri Carezza ve Cortina; dünyaca ünlü yarışların düzenlendiği Slovenya Rogla, Bulgaristan Bansko ve Avusturya Alp’lerinin zirvelerinden biri olan Lackenhof gibi dünyaca ünlü kayak merkezlerinde düzenlenen bu dev organizasyonun final etabını, 3 Mart’ta

Erciyes Kayak Merkezi’nin yeni yaşam stili üssü olarak anılan Develi Kapı Bölgesi’nde gerçekleştireceğiz.

Global kış sporları organizasyonlarımızın büyük destekçisi Ford’un, isim sahipliğini aldığı FORD Snowboard Dünya Kupası, her sene bir önceki seneden daha fazla kendini geliştiren, izleyiciye sürprizler sunan deneyimler yaşatan; sürdürülebilir bakış açısı ile hayata geçen bir etkinlik olma özelliği taşıyor.

Salt bir sportif organizasyon olmanın üzerinde bir bakış açısı ile tasarladığımız Ford Snowboard Dünya Kupası, ülkenin her yanından Erciyes’e gelen bireylere ilham veren; kış sporlarının ülkemizde ve dünya genelinde geldiği noktayı kanıtlayan bir değer taşıyor.

Tüm hazırlıklarını 1 ay öncesinden tamamladığımız etkinlik boyunca, Erciyes’in vizyoner kimliği ile örtüşen sportif yaşam stili organizasyonları hayata geçirdiklerini ve sadece sporcuların değil, izleyici kitlenin de organizasyondan en büyük keyfi almalarını önemsiyoruz.

Gün boyu sürecek DJ performanslar, Ford araçları ile test sürüş deneyimi aktiviteleri, Ford’un izleyiciler odaklı saha aktiviteleri ile festival kurgusunda gerçekleştireceğimiz organizasyon, kış mevsimi tutkunlarına unutulmaz bir hafta sonu yaşatacak.

Erciyes Dağı uluslararası bu kadar büyük bir etkinliğe ev sahipliği yapabildiğine göre dünya kalite standartlarında yeterli ve önemli bir kayak merkezi diyebilir miyiz?

Erciyes coğrafi konumu itibariyle de “Dünyanın En Merkezi” konumundaki kayak merkezlerinden bir tanesi. Türkiye’ye dünyanın dört bir yanından uçak seferleri bulunuyor ve İstanbul’dan da Kayseri’ye her gün gerçekleşen çok sayıda tarifeli uçuşla oldukça ekonomik ve yüksek konforla ulaşılıyor. Erciyes’in İstanbul’a olan 1 saatlik uçuş mesafesi burayı yerli ve yabancı turistler açısından oldukça cazip kılıyor. Diğer yandan Erciyes, Kayseri Hava Limanı’na 25 dakika, Kayseri şehir merkezine 20 dakika ve Kapadokya’ya 45 dakika uzaklıkta. Erciyes’te kayak tatili yapan bir birey, sporun yanı sıra Erciyes’e 1 saatlik mesafede bulunan Kapadokya’da kültür turizmine de vakit ayırabilme avantajını tadıyor.

Dünyaca bilinirlik sahibi elit sporcuların snowboard, snowkite ve kayak antrenman kampları için tercih ettiği bir kış sporları üssü olmamızın yanında amatör kış sporcuları ve günü birlik ziyaretçileri de hesaba kattığımızda geçen kış sezonunda dağımızda 2 milyon ziyaretçiyi ağırlamış bulunuyoruz. Her yıl çok ciddi ilerlemeler kaydederek devam ediyoruz. Geçen sezon çok iyi bir çıkış yakalayarak sezonumuzu yüzde 40’lık bir ziyaretçi artışıyla kapattık. Erciyes’e dünyanın dört bir yanından turist geliyor. Özellikle Kapadokya ve Erciyes’i birleştiren “Kültür Kayağı” konseptiyle Benelux ve Kuzey Avrupa ülkeleri başta olmak üzere yurtdışından talep görüyoruz.

Erciyes’in bu fark yaratan değerlerinin arkasında ise; Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından 2011 yılında kurulan ülkemizin ilk ve tek dağ yönetim şirketi Erciyes A.Ş yer alıyor. Ülkemizdeki bakış açısını bambaşka bir boyuta taşımak odaklı başarılı faaliyetlere imza atan bu oluşumun gücü ile;

Erciyes Kış Sporları Merkezi, şimdiye kadar 3’ü Dünya, 5’i Avrupa olmak üzere uluslararası çok önemli organizasyon olmak üzere, ulusal çapta ise yine farklı branşlar olan ‘Koç Spor Fest Kış Oyunları, Erciyes Cup, Türkiye Geneli Alp Disiplini müsabakaları, Zirve Erciyes Yarışları gibi sportif faaliyetlere ev sahipliği yaptı. Erciyes, 2015 yılında Türkiye tarihinin ilk Avrupa Kupası’nı gerçekleştirmiş, burada elde ettiği organizasyonel başarı neticesinde kazandığı tecrübeyle 2016 yılında yine ülkemiz tarihinde ilk kez kış sporlarının en önemli müsabakalarından biri olan Dünya Kupası gerçekleştirdi. Dünyanın en iyi snowboard sporcularını Kayseri’de ağırlayan Erciyes A.Ş, uluslararası spor kamuoyu ve spor otoriterleri tarafından takdirle karşılanmış, bu başarı 2017 yılında da ülkemize ve Erciyes’e ikinci Dünya Kupası’nı getirmiştir. Bu organizasyon, Shining Stars Awards’da 2017’nin en başarılı spor etkinliği ödülüne layık görüldü.

Tüm bu başarının etkisiyle, Dünya standartlarındaki pistlerimiz, konaklama ve ulaşım imkanlarımızın kolaylığı, eğitimli ve tecrübeli insan kaynağımız ve organizasyonel kabiliyet ve kapasitemiz Erciyes’i 2018 yılında da Uluslararası Kayak Federasyonu (FIS) tarafından üçüncü kez tercih sebebi yaptı ve 3 Mart 2018 tarihinde Snowboard Dünya Kupası bu kez Ford isim sahipliğinde Erciyes’te gerçekleştirilecek.

Erciyes’te gerçekleştireceğiniz bir diğer global ve tarihi etkinlik ise; bu sene dünyada ve ülkemizde ilk kez hayata geçecek olan Snowkite Dünya Kupası Finali. Öncelikle Snowkite nasıl bir spor?

Son yılların en popüler ve hızla yükselen sporu kiteboard; hem denizde hem de dağlarda yapılabiliyor.

Deniz versiyonu uçurtma sörfü olarak adlandırılan kiteboardun uçurtması; snowboard veya kayak ile birleştiğinde, dağların zirvesinde çok keyifli bir aksiyon deneyimi yaşatıyor. En az kitesurf kadar popülerleşen bu spor; ülkemizde de her geçen gün daha fazla meraklı ile buluşuyor. İzlemesi de çok keyifli olan bu spor, sonsuz beyaz bir fon içinde göreceğiniz rengarenk uçurtmalar izlenimi verdiğinden oldukça ilgi çekici.

Ülkemizde Erciyes Dağı, gerek rüzgar kondisyonları; gerek volkanik özelliğinden dolayı sunduğu düz ve engebesiz formlu snowkite için en elverişli yapısı ile Dünya çapında bilinirlik sahibi birkaç değerli snowkite üssü arasında anılıyor.

Ülkemizde kitesurf adına her yaz Türkiye, Avrupa ve Dünya Şampiyonaları gerçekleştiren ve bu sporun şu an bu denli geniş kitlelerce yapılmasına ön ayak olmuş bir ekip olarak; yükselen sportif yaşam biçimi snowkite adına da büyük emek veriyoruz. Erciyes’te 4 seneden bu yana işletme ortağı olduğumuz Magna Apex çatısı altında yer alan Playground Kış Sporları ve Eğlence Tesisi’nde de bu alanda en deneyimli koçlar eşliğinde snowkite eğitimleri; ekipman hizmetleri vermemiz yanında ilk ulusal snowkite yarışını da 2015’te Erciyes’te hayata geçirdik. Tesisimiz Yayla Enerji ve Playmaker olarak, Shining Stars Awards’da “ Yılın Girişimi “ ödülüne layık görüldü ki bundan ötürü de gururumuz büyük.

22 – 25 Mart’ta Erciyes’te düzenleyeceğiniz Snowkite Dünya Kupası Finali’nin ülkemiz için önemi nedir? Gelecek yıllar için kış turizmine turizmine nasıl bir katkı sağlayacağını düşünüyorsunuz?

2018 senesinde bir ilke daha imza atarak, dünya genelinde yükselen kış sporu olarak yıldızı parlayan ve geniş kitlelerle temas eden Snowkite sporu adına ülkemizin dünyaca bilinirlik sahibi en elverişli dağı Erciyes olarak; Dünya’da ilk kez gerçekleştirilen Snowkite Dünya Kupası’nın final etabını, ev sahipliğimizde gerçekleştireceğiz. 22- 25 Mart 2018 tarihleri arasında Develi Kapı’da gerçekleştireceğimiz, 24 Mart’ta Jabbar konseri ile taçlandıracağımız bu tarihi müsabaka ve yaşam stili etkinliği için geri sayımdayız.

Uluslararası Kiteboard Federasyonu (IKA) bu yıl ilk kez sowkite adına; Dünya Kupası serileri düzenliyor.

Serilerin sonunda dünya şampiyonlarının belli olacağı tarihi organizasyon bu branşta ülkemizin en donanımlı organizasyon şirketi olmamızdan ötürü tarafımızca gerçekleştirilecek. Playmaker Sports & Entertainment olarak; bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz 1 Kiteboard Dünya Kupası, 1 Kiteboard Dünya Şampiyonası, 2 Kiteboard Avrupa Şampiyonası, 5 Türkiye Kiteboard Şampiyonası deneyimlerimiz ile bu kez IKA Snowkite Dünya Kupası Final Etabı’nı Erciyes’te Develi Kapı’da gerçekleştireceğiz.

Erciyes’te yapılacak final etabında yarışmanın tüm disiplinleri olan cross racing (rota yarışı), long distance (uzun mesafe yarış) ve 80 km’lik dayanıklılık etabı cross country formula GPS ile Dünya Şampiyonları belli olacak.

10 yıldır yatırım yapılan altyapısından ötürü, şartların muazzam uygunluğuyla tüm bu mega organizasyonların Erciyes’te yapılıyor olmasının ana mimarları Kayseri Belediyesi ve Erciyes AŞ’ye müteşekkiriz. Ülkemizde kış sporları bilincinin günden güne gelişmesini sağlayan ekip içinde olmanın verdiği gururla, ana hedefimizin 2026 yılında Dünya Kış Sporu Olimpiyatları’na Erciyes olarak ev sahipliği yapmak olduğunu belirtmek isterim.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Okullarını Bitirmeden Hayata Atılan 10 Ünlü Milyarder

İyi bir okulu bitirmiş olmak önemli fakat diploma her zaman iyi bir kariyerin, başarılı bir iş hayatının garantisi olmayabiliyor. Günümüzün en zengin insanlarının bir kısmına baktığımızda ya okullarını yarıda bırakmış ya da akademik eğitime dahil bile olmamış olduklarını görüyoruz. Eğitimsizlikle yoksulluk arasında bir doğru orantı varken bu insanlar yetenekleri ve belki de yaver giden şanslarıyla birer istisna olmayı başarabilmişler. İşte okullarını bitirmemiş 10 dolar milyarderi:

1 – Bill Gates, Microsoft’un Kurucusu

Serveti: 90 Milyar Dolar                                                                                                                                                                                                                                                                         

İlk yazılımını 13 yaşında yazan Bill Gates, 1973 yılında girdiği Harvard Üniversitesi’inden 1975’te atıldı ve elindeki 100 dolarla Microsoft’u kurdu. Gates, 2007 yılında Harvard’dan Onur Madalyası aldı.

2 – Mark Zuckerberg, Facebook’un Kurucusu

Serveti: 73.1 Milyar Dolar

1984 doğumlu Zuckerberg, henüz Harvard’da bir öğrenciyken okulun en yakışıklı ve en güzel öğrencilerinin seçildiği facemash.com sitesini kurdu. Siteyi kurmak için okulun veri tabanını hacklediği ortaya çıkan Zuckerberg disiplin cezası aldı ve okuldan ayrıldı. 19 yaşında Facebook’u kurdu.

3 – Larry Ellison, Oracle’ın Kurucusu

Serveti: 58.8 Milyar Dolar

1944 yılında doğan Larry Ellison da Steve Jobs gibi evlatlık verilmiş bir çocuktu. Gençlik yıllarında kendisini evlat edinen annesinin vefatı sonrası, üniversiteyi bıraktı. 8 yıl boyunca farklı alanlarda farklı işler yapan Ellison, 1982’de Oracle Systems Corporation’ı kurdu.

4 – Li Ka-Shing, Cheung Kong Holdings Kurucusu

Serveti: 36.2 Milyar Dolar

Ka-Shing, 50’den fazla ülkede 310 bin çalışana sahip Cheung Kong’un sahibi. Henüz 15 yaşındayken babasını kaybettiği için ailesinin geçimini sağlamak durumunda kalır. Bir plastik atölyesinde çalışmaya başlayan Ka-Shing zamanla kendi fabrikasını kurmuş, sonrasında emlak sektörüne geçiş yaparak büyük bir servet elde etmiştir. Asya’nın en zengin insanı liseyi bitirememiş olmasına rağmen eğitime çok saygı duyduğunu söylüyor.

5 – Michael Dell, Dell’in Kurucusu

Serveti: 24.2 Milyar Dolar

Ailesinin doktor Michael’ın doktor olmasını istiyordu. Texas Üniversitesi’nde biyoloji okuyan Michael ise zamanını gazetelere verdiği reklamlar sayesinde bilgisayar satışı yaparak değerlendiriyordu. 1000 dolarlık bütçeyle kurduğu şirket büyümeye başlayınca, 18 yaşındayken kendi isteğiyle okulu bıraktı.

6 – Steve Jobs, Apple’ın Kurucusu

 

Serveti: 12 Milyar Dolar

Paul ve Clara Jobs çiftinin evlatlık çocukları olan Steve Jobs, 1972’de Oregon’daki Reed Üniversitesi’ne girdi ancak akademik hayattaki disipline uyum sağlayamadığından okulunu bıraktı ve kendi şirketi Apple’ı kurdu. Steve aynı zamanda Pixar animasyon şirketinin de sahibiydi.

7 – Jan Koum, Whatsapp’ın Kurucusu

Serveti: 9.8 Milyar Dolar

Koum, günlük hayatımızın vazgeçilmezi olan mesajlaşma uygulaması Whatsapp’ın kurucusu. Yahoo’da çalışmak için üniversiteyi bırakan Koum 9 yıllık çalışma hayatının ardından Whatsapp’ı kurdu. Whatsapp 2014 yılında Facebook tarafından 22 milyar dolara satın alındı.

8 – Ralph Lauren, Polo’nun Kurucusu

Serveti: 8.2 Milyar Dolar

Ralph Lauren henüz lise yıllarındayken arkadaşlarına kravat satarak para kazanıyordu. Liseyi bitirdikten sonra Baruch College’a bir süre devam eden Lauren, orduya katılmak üzere okulu bıraktı. Ordudan ayrıldıktan sonraysa bir şirkette tasarımcı olarak çalışmaya başladı, tasarımları beğenilmeyince şirketten ayrılıp kendi şirketi olan Polo’yu kurdu.

9 – Steven Spielberg, Yönetmen-Yapımcı

Serveti: 6 Milyar Dolar

Henüz 16 yaşındayken ilk filmi Firelight ile adını duyuran Spielberg, bir çok film okulu tarafından düşük notları nedeniyle reddedilir. California State Üniversitesi’nde öğrenciyken, Universal Stüdyoları’ndan aldığı teklif üzerine okulu bırakır. Spielberg; E.T, Jaws, Jurassic Park, Schindler’in Listesi gibi popüler filmlerin yönetmenliğini yaptı.

10 – Jack Dorsey, Twitter’ın Kurucu Ortağı

Serveti: 3.1 Milyar Dolar

Aslında başarılı bir öğrenci olan Dorsey, New York Üniversitesi’nde okurken aklına gelen bir fikirle okulu bıraktı ve üç ortağıyla birlikte Twitter’ı kurdu. 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link