Sina Afra ile Girişimcilik Üzerine… 0

Bu hafta Cumartesi Kahvesi’nde Türkiye’de girişimcilik denince akla ilk gelen isimlerden Sina Afra var. Kendisine bizi kırmayarak röportaj talebimizi kabul ettiği için teşekkür ediyor ve hemen sizi Sina Afra ile baş başa bırakıyoruz. :)

 

Halil İşgüzar: Normalde sorularımıza sizi tanıyabilir miyiz ile başlıyorduk. Ancak sanırım Pazarlamasyon takipçileri arasında Sina Afra’yı tanımayan yoktur :) Bu yüzden direkt girişimcilikle başlamak istiyorum.

Eğitim yaşamınızı tamamladıktan sonra uzun yıllar büyük şirketlerde çalıştınız ve girişimcilik hikâyeniz bundan sonra başladı. Ancak yeni nesil artık üniversite biter bitmez kendi işini kurmayı hayal ediyor. Siz bu noktada hangisini tavsiye edersiniz? Genç girişimci adaylarının kurumsal hayatta belli bir tecrübe kazandıktan sonra girişimciliğe yönelmesi mi daha yararlı olur, yoksa bu girişimcilik konusunda çok da etkili bir unsur değil midir?

Sina Afra: Ben bir devlet memurunun oğlu olarak dünyaya geldim. Uzun süre kurumsal olarak çalıştım ve bu hayattan çok mutluydum. Girişimciliği çok geç keşfettim. Ama bir şekilde başarılı oldum. Belki benim hikâyemde çok kişi kendinden bir parça bulabiliyor. Ama iki yol da mübah. Girişimciliğe giden tek bir yol yok. Herkesin şartları aynı. 

 

H: Girişimcilikle ilgili özellikle merak ettiğim şeylerden biri de yine eğitimle alakalı. Ülkemizde önemli işler yapmış girişimcilerin geçmişine baktığımızda çoğunluğunun ülke ortalamasının üzerinde bir eğitim aldığını ve sermaye konusunda çok da zorlanmadıklarını görüyoruz. Bununla bağlantılı olarak sizce girişimin başarılı olmasında ya da en azından tutundurma süresinin kısaltılmasında girişimcinin eğitimi ve sermaye ne kadar etkili?

S: Eğitim hepsinden daha önemli diye düşünüyorum. Ama sermaye olmadan da hiçbir şey olmuyor. İsterseniz dünyanın en iyi okullarını bitirmiş olun. Bu konuda iyi bir eğitim, iyi bir sermaye ve iyi bir karaktere sahip olmanız lazım. Bu üçlüdeki unsurların “çok iyi” olmasına gerek yok. Ama üçünün de olması gerekiyor.

  

H: Geçtiğimiz aylarda Wired 100 listesine giren 2 Türk’ten biri oldunuz. Bu tarz gelişmeleri girişimciler için ödül olarak nitelendirebiliriz. Bu ödüller sizi daha çok çalışmak konusunda motive ediyor mu? Diğer yandan bu listelerde daha fazla Türk girişimcinin yer alması için sizce neler yapmalıyız?

S: Türk girişimciliği açısından çok önemli bir gelişme oldu. Son iki senedir Avrupa’nın Wired 100 listesine giren tek Türk’ü olmuştum. İlk defa global listede Hakan Baş ile olmamız hem bir ilk oldu hem Türkiye’nin de bu konuda bir sesi olduğunu gösterdi. İlginç bir şekilde yurtdışından aldığım tebrikler yurtiçinden aldıklarımdan çok daha fazlaydı. Hatta “sen o insanları tanıdığından seçildin” diyebilecek seviyesizlikte girişimci arkadaşlar oldu. Bakış açıları böyle olduğu sürece Türkiye’den çok daha fazla insanı o listelerde göremeyeceğiz diye düşünüyorum.

screen-shot-2016-11-04-at-22-57-12

 

H: Sizi yakalamışken yeni girişiminizden de bahsetmek isteriz. :) Evtiko ev satış sürecine yeni bir bakış acısıyla yeni bir model sunuyor. Öncelikle merak ettiğim şey neden gayrimenkul sektörü oldu. Ve sonrasında Evtiko ile ilgili kısa ve uzun vadeli hedefleriniz neler?

S: 2016 Eylül ayında yerli ve yabancı yatırımcılar ortaklığında kurduğum Evtiko ile Türkiye gayrimenkul sektörüne teknoloji altyapısını kullanarak yenilikçi bir bakış açısı getirmeyi amaçlıyoruz. Eviniz satmak mı istiyorsunuz? Evtiko.com’a gelin. İki günde teklif verelim. Kabul ederseniz 3 günde alalım. Verdiğimiz teklifler bu arada gerçek pazar fiyatlarının bir yansıması. Elimizdeki data algoritmalarını kullanıyoruz.

  

H: Girişimcilik Vakfı’na gelecek olursak… Girişimcilik konusunun özellikle gençler arasında yaygınlaşması ve bir kültüre dönüşmesi için bu vakfı kurdunuz. Şu an neler yapıyor bu doğrultuda vakıf, kısa ve uzun vadeli planları neler?

S: Girişimcilik, Türk kültürünün ve dolayısıyla eğitim sisteminin bir parçası değil. İlham veren rol modelleri görmek ve risk almak, girişimcilik için en önemli unsurların başında geliyor. Bununla birlikte, Türkiye’deki mevcut yapı hâli hazırda girişimci olmaya karar vermiş kişilere yönelik hızlandırma programlarından ve sonrasındaki desteklerden oluşuyor. Oysa girişimcilik kültürünü geliştirmek için önce altyapı oluşturmanız, buna temelden başlamanız gerekir. Burada en doğru başlangıç noktası da üniversitelerdir. Üniversiteler, girişimcilik için doğru inkübasyon alanlarını oluşturuyor. Çünkü gençler, bu yaş aralıklarında ve üniversite ortamında risk almaya, farklı ve yeni şeyler öğrenmeye, en önemlisi de ilham almaya çok daha açıklar.

girisimcilik_vakfi_yonetim_kurulu_baskani_sina_afra-1024x682

Biz de bu düşünce ve gerekçeler ile yola koyulduk ve Girişimcilik Vakfı’nı kurduk. Fellow Programı’na katılacak gençleri altı adımdan oluşan yenilikçi ve bilimsel bir seçim süreciyle belirliyoruz. İlham mekanizmasını kullanarak Girişimcilik Vakfı Fellow’larını iki ayda bir başarılı girişimcilerle buluşturup, bu hikâyelerden kendilerine sonuç çıkarmalarını sağlıyoruz. Türkiye’nin en yüksek öğrenci bursunu veriyor, girişim elçileri olarak farklı etkinlik ve projelerde yer almalarını teşvik ediyoruz. Artan uluslararası işbirliklerimiz ve sponsorlarımız sayesinde dünyadaki önemli oluşumlara ve konferanslara Fellow’larımızı göndermeye çalışıyoruz.

Girişimcilik Vakfı, şuan bünyesindeki 100 Fellow’la üçüncü yılına başladı. Fellow Programı’na ilk yılında 6400, ikinci yılında 30.000 ve bu yıl ise bir rekorla 61.000 üniversite öğrencisinden başvuru aldık.

 

H: Şu an bildiğimiz aktif olarak Evtiko, De-facto yönetim kurulu, melek yatırımcılık işleri, Girişimcilik Vakfı ve Undo ile ilgileniyorsunuz. Bu arada etkinliklere de konuşmacı olarak katılıyorsunuz. Bu kadar iş yükünü nasıl organize ediyorsunuz? Tatil yapmaya fırsat kalıyor mu? 

S: Bunun yanı sıra birde 1907 Fenerbahçe eSpor takımımız var. Benim düzenli çalışma saatlerim yok. Bazı zaman gündüz bazı zaman geceleri çalışıyorum. Aynısı tatile gittiğimde de geçerli. Öyle bir şekilde dengemi buluyorum. Kaldı ki çevremde yukarıdaki işleri organize eden, analizleri yapan vs. muhteşem ekipler var.

 

H: Kişisel bir soruyla bitirelim. Türkiye’de girişimci adaylarının ilham aldığı girişimciler listesinde ilk sırada olan isimlerden birisiniz. Peki sizin için ilham veren girişimci veya girişimciler kimlerdir? Nedenleriyle öğrenebilir miyiz?

S: Elon Musk dünyadaki, Hüsnü Özyeğin ise Türkiye’deki en başarılı girişimciler bence. Girişimciler büyüyünce onların girişimci olduğunu unutuyoruz ama her büyük şirketin başlangıç noktası girişimcilik.

H: Sina Bey değerli yanıtlarınız için teşekkür ederiz. Yeni girişim hikayelerinizi heyecanla bekliyoruz. 

 

 

Pazarlamasyon.com Yönetici Ortağı - Pazarlama da örgütlenmektir!

Bir Cevap Yazın

Markalara Özel Koku Tasarlayan Parfüm Girişimi: Experimental Perfume Club 0

Gün içinde duyduğumuz kokular kıyıda köşede kalmış anıları tetikleyebilir, en gizli duygularımızı açığa çıkarabilir. Hepimizin bildiği bu gerçek, pazarlama dünyasının da malumu.

Koku pazarlaması (scent marketing) hakkında yapılan çalışmalar, her ne kadar gün içinde bir çok kez görme duyumuza yönelik mesajlarla karşılaşsak ta aslında burnumuz için yapılan çalışmaların daha etkili olduğunu kanıtlıyor. Tam da bu nedenlerle markalar kendilerine özel kokularını tasarlamaya başladı bile.

Londra merkezli parfüm girişimi Experimental Perfume Club (EPC) hem kişilere hem de markalara yönelik özgün koku tasarımı yapıyor. Misyonunu toplum tarafından daha çok ulaşılabilen ve bilinebilen koku tasarımları yapmak olarak açıklayan girişim geçtiğimiz sene kurulmuş.

EPC’nin kreatif direktörü ve koku yaratıcısı Emmanuelle Moeglin ise EPC’nin kuruluş amacını şöyle özetliyor:  Markalar artık geleneksel görsel ve işitsel reklamcılıktan daha fazlasını arıyor. Markalamada yükselen trend, markanın ya da mesajın somutlaştırılması için çok algılı bir deneyim yaratmak ve koku kullanmaktan geçiyor”

EPC, sadece markalar için koku üretmekle kalmayıp, sihrin gerçekleştiği laboratuvarlarını meraklı bünyelere açan EPC, eğitimler veriyor ve katılımcılarına kendilerine özgü kokularını yaratma fırsatı da sunuyor.

Şirketlere yönelik danışmanlık hizmeti vererek, markalara kokunun başrolünde özgün bir hikaye yaratan EPC, her markaya kendi vizyonlarıyla paralel kokular üretiyor. Marka parfümleri müşterinin isteği doğrultusunda hem küçük hem de büyük oranlarda üretilebiliyor.

Şimdiye kadar kahve ve otomotiv endüstrisinden markalara konsept oluşturmak adına markalama ajansları ile işbirliği içinde çalışan EPC, kokunun artık sadece güzellik markalarına özel olmadığını ifade ediyor.

Parfümlerinin geleneksel şişelenmiş ortamlardan çıkarak toplumun içine daha fazla karışacakmış gibi görünüyor değil mi?

 

 

Normal Bir Suyu ‘Süper Suya’ Dönüştüren Su Şisesi: Kor Plus 0

Teknoloji evimize gelir de içtiğimiz su şişesine gelmez mi hiç? ‘Kor Plus’ isimli su şişesi içtiğimiz suyu hidrojen bakımından zengin adeta ‘süper suya’ dönüştürüyor. Gelin bunu nasıl yapıyor hep beraber inceleyelim;

Kor Plus, su içtiğimiz sıradan şişeleri bir kenara bıraktıracak özelliklere sahip. Yaklaşık 600 bilimsel çalışma ve sıvı tüketimi ile ilgili içgörülerin birleşimi sonrası hindistan cevizi kabuğundan üretilen özel filtreleme sistemi ile o şişeden içtiğiniz her suyun sizin için daha sağlıklı hale gelmesini sağlıyor.

Özel filtre ve temizleme sistemi ile normal bir suyu moleküler hidrojen ve elektrolitlerle yeniden düzenliyor, suyun pH seviyesini 9’a çıkararak insan sağlığına faydalı ‘alkali su’ dediğimiz suyu oluşturuyor.

Özellikle gün içinde yeterli sıvı alımına özen göstermediğimiz için vücudumuzun hastalıklara daha açık, enerjimizin daha düşük olduğunu düşünürsek, küçük bir su şişesinin içinde yer alan filtre ile vücudumuza magnezyum, kalsiyum ve potasyum ekleme fikri sanıyorum hepimize sıcak gelecektir.

Şişede yer alan filtrenin alametifarikası teknik olarak normal bir suya moleküler hidrojen eklemesi. Moleküler hidrojenin aslında güçlü bir antioksidan olması ise şişeden içilen suyun, vücudun serbest radikallerle savaşmasında, stres seviyesinin azaltılmasında, egzersizlerin daha verimli hale gelmesi ve kilo vermeyi kolaylaştırması hakkında yardımcı olacağı anlamına geliyor.

Hidrojen zengin su tüketmek ise hem kas yenilenmesini destekliyor, hem de diyabet, kolestrol gibi hastalıklarla etkin mücadeleyi sağlarken, kalp krizi riskini de azaltıyor.

Kitle fonlama sitesi Indiegogo’da destek bekleyen proje, şimdilik sadece Birleşik Devletler’de hizmet veriyor olsa da gereken desteği bularak diğer ülkelere operasyonlarını genişletebilirler. Başlangıç ürünleri Indiegogo ön sipariş sisteminde 28$’dan başlayan fiyatlarla satılıyor. Bununla beraber şişeyi alırken Kor Plus uygulamasını telefonunuza indirerek günlük sıvı alım miktarınızı daha düzenli takip edebiliyorsunuz.

Deneme grubuna katılanların yorumlarını aşağıda bulabilirsiniz. Ne dersiniz, siz de tercih eder miydiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link