Özgür Doğan: “E-ticaret Sektörünün Sürdürülebilir Stratejilerle Büyümesi Gerekiyor” 0

Cumartesi Kahvesi’nde bu hafta Hepsiburada.com’da  Chief Marketing Officer görevini sürdüren Özgür Doğan (@ozgdogan)  ile birlikteyiz.  Kendisi ile E-ticaretin Türkiye’deki durumu üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

– Selda Kızmaz: Öncelikle Özgür Doğan kimdir, bize kendinizden biraz bahsedebilir misiniz?

Ozgur Dogan

Özgür Doğan: Kariyerime 1997 yılında FedEx şirketinde Pazarlama Analisti olarak başladım. 2000 – 2002 yılları arasında NextCard Doğrudan Pazarlama ve Kampanya Yönetimi Direktörü görevini yürüttüm. 2002 – 2004 yılları arasında Wells Fargo’da CRM Müdürü olarak çalıştıktan sonra, 2004’den 2011’e kadar Merkle Inc Analitik Çözümler Grubu Genel Müdür Yardımcılığı görevini üstlendim. Merkle Inc’deki kariyerime 2013 yılına kadar Veri Çözümleri Grubu Genel Müdürü olarak devam ettim. Ocak 2014’ten bu yana Hepsiburada.com Chief Marketing Officer görevini sürdürüyorum.

– Türkiye’de e-ticaret pazar büyüklüğü bugün yaklaşık 14 milyar TL’ye ulaştı, peki sektörün Türkiye’deki gelişimi için sizin değerlendirmeniz nedir?

Bugün Türkiye’de e-ticaret, perakende pastasından yaklaşık %1,5 oranına yakın bir pay alıyor. Bu oran Avrupa ülkelerinde %5-6 civarlarına ulaşmış durumda. Dolayısıyla önümüz açık ve daha gideceğimiz çok yol var. Pazarı büyütmek için müşteri deneyimini iyileştirmek gerekiyor. Biz Türkiye’nin lider e-ticaret platformlarından biri olarak modelimizi, mükemmel bir servis, hiçbir fiziksel mağazada bulunamayacak ürün çeşitliliği ve rekabetçi fiyat politikası doğrultusunda kurguladık. Bu üç unsuru mükemmel bir şekilde bir araya getirebildiğimiz için sektörde açık ara lider durumdayız. Online alışveriş alışkanlığının yaygınlaşması için e-ticaret sektörünün sürdürülebilir stratejilerle büyümesi gerekiyor. Sektörde birçok ilki gerçekleştirmiş bir platform olarak, yine öncülük yaparak hepsiburada.com’u bir e-ticaret çözüm merkezi haline getirmeye çalışıyoruz. Dünyanın en büyük yazılım şirketlerinden ThoughtWorks ile beraber yürüttüğümüz proje sayesinde e-ticarette yer almamış veya e-ticarete yatırım yapacak gücü olmayan şirketler hepsiburada.com’un teknolojileriyle bu alana girebilecek. Ayrıca gelecek yıl Marketplace / Pazar Yeri projemizi devreye alacağız. Bu projemiz ile üçüncü parti satıcılar hepsiburada.com’da mağaza açıp satış yapabilecekler. E-ticaretteki asıl sıçramanın özellikle mobil alışverişin gelişmesi ile yaşanacağını düşünüyoruz. Şu an hafta sonu ve tatil günlerinde site trafiğimizin %50’si mobil sitemiz ve mobil uygulamamız üzerinden geliyor. Mobil trafiğimizin önümüzdeki aylarda hızla artmasını bekliyoruz.

img28

 – Türkiye’nin e-ticarette satın alım istatistikleri ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Hepsiburada.com’da tüketicilerin tüm ihtiyaçlarını tek bir noktadan sağlamaları için avantajlı çözümler sunuyoruz. Alanımızda ilk olarak, internet alışverişinin referans ismi haline geldik. Ayda 15 milyon ziyaretçiye 500 bin ürün çeşitliliği ile servis yapıyoruz. E-ticaretin yaygınlaşması ile birlikte online alışveriş siteleri fiziksel mağazalarla rekabet etmeye başladı. Özellikle rekabetçi fiyat yapısı tüketicileri online alışverişe yönlendiriyor. Günümüzde mobil penetrasyonun artmasıyla ‘showrooming’ olarak adlandırılan müşteri davranışı yaygınlaşmaya başladı. Müşteriler fiziksel mağazalara girip ürünlere dokunuyorlar ve mobil cihazlarından beğendikleri ürünün fiyatını kontrol ederek, e-ticaret sitelerinden daha uygun fiyatlarla alıyorlar. Bu müşteri davranışının gittikçe yaygınlaşmasıyla e-ticaretin büyümesi de artıyor.

– Online alışverişin hayatımıza girmeye başlamasıyla birlikte, toplum olarak yaşadığımız en büyük sıkıntılardan biri ödeme sistemleriydi. Bugün online alışverişte kredi kartı kullanım oranlarımız genelin yaklaşık %68’ini oluşturuyor. Yani Türkiye artık online alışverişte güvensizlik faktörünü büyük oranda yendi diyebilir miyiz?

E-ticaret sektöründe güvensizlik konusunda önemli oranda yol alındı. Fakat güvensizlik faktörünün hâlâ sektörün en büyük sorunlarından biri olduğunu söyleyebiliriz. Öte yandan güven konusu hepsiburada.com’u sektörde lider yapan en önemli unsurlardan biridir. 7,5 milyon üyemiz büyük bir güvenle alışverişlerini yapıyorlar. E-ticaret gibi bir alanda ödeme aşamasında şirketlerin kurumsal yapıları ve marka değerleri büyük önem taşıyor. Müşterilerimiz kredi kartı, banka kartı, havale/EFT veya kapıda ödeme seçeneklerinden birini tercih edebiliyor.

– Online alışverişte, özellikle şikayet yönetimi üzerine büyük problemler var. Olumsuz yorumları çok fazla görmek ve göz önüne sermekten hoşlanmıyoruz. Bu da elbette sektörü büyük oranda etkiliyor. Sektörün şikayet yönetimindeki durumu hakkında sizin düşünceleriniz nelerdir?

int-dolnSektörün itibarı ve iyi bir müşteri deneyimi için şikayet yönetimi büyük önem taşıyor. Hepsiburada.com olarak müşterilerimizi web sitemizdeki yorumlarından, sosyal medyadan ve call center mesajlarından 360 derece dinliyor ve takip ediyoruz. Şikayet yönetimi için çalışan ekiplerimizle müşterilerimizin sorunlarına anlık çözümler sunmaya çalışıyoruz. Olumsuz yorumlar özellikle sosyal medya hesaplarımızda tüm müşterilerimiz tarafından görülüyor. Bizim bu yorumlar karşısında aldığımız çözüm odaklı aksiyonlar, müşterilerimizle aramızdaki güven bağını sıkılaştırıyor.

– Dijital pazarlama ve e-ticaret ilişkisini nasıl özetleyebilirsiniz?

Dijitalleşme hayatın tüm alanlarına yön veriyor. İnternetin ve akıllı telefonların yaygınlaşması ile başlayan dijital dönüşüm, geri dönülmez bir hızla devam ediyor. Bugün artık internetsiz bir hayat düşünemiyoruz. Giyilebilir teknolojilerin modasını, makinelerin birbiriyle haberleştiği nesnelerin interneti gibi kavramları konuşmaya başladık. Bu dönüşüm sürecinde dijital pazarlamanın önemi tartışılmaz bir noktaya geldi. Dijital pazarlamanın en yoğun olarak kullanıldığı alanların başında e-ticaret sektörü geliyor. Sosyal medyada şimdiye kadar birçok başarılı kampanya hayata geçirdik. TV reklam kampanyalarımızın da dijital ayağına büyük önem veriyoruz. Pazarlama ve IT ekiplerimiz, dijital pazarlama yatırımlarımızı optimize edecek çalışmalar geliştiriyor. Örneğin yakında bir tavsiye motoru devreye alacağız. Müşterilerimizin geçmiş alışveriş bilgileri ile birlikte sosyal medya profillerinden veya hangi medya kanaldan bize geldiklerine kadar bakıp, kendileri için en doğru ürünü önermeyi hedefliyoruz.

Pazarlamasyon Genel Yayın Yönetmeni. Dijital iletişim ve pazarlama alanlarında araştırmalar yürütmekle birlikte, web teknolojilerini de bir o kadar yakından takip ediyor.

Bir Cevap Yazın

Dünyayı Değiştiren Reklamlar 1

1941 yılının 1 Temmuz’unda, NBC’de verilen beyzbol maçının devre arasında yayımlanan 10 saniyelik ‘Bulova’ saatleri reklamı, bugün dünyanın ilk televizyon reklamı olarak gösteriliyor. 1941 yılında gösterilen bu ilk reklamın bütçesi ise toplam 9 dolar maliyetindeydi.

Amerika’daki ilk gazete reklamı, satılığa çıkarılan bir daire adına 1704 yılında verilmişti. O günden bu güne reklam sektörünün geldiği nokta gözler önünde. Fakat hızına yetişmekte güçlük çektiğimiz bu gelişim içerisinde öyle reklamlar var ki, gerek yazılı mecrada gerek görsel mecrada dünyada birçok şeyi değiştirme ve dikkat çekme konusunda en başa yazılmayı başardılar.

İşte o reklamlardan bazıları ve dünyayı değiştiren reklamlar :

1942 – We can do it!

we-can-do-it

Dünya savaşı sırasında Westinghouse Electric tarafından, fabrikada çalışan kadın işçilere moral olarak yayınlanan poster, bugün birçok alanda güçlü kadın figürünü yansıtan bir karakter olarak kullanılmaya devam ediyor.

1954 – Marlboro Man

1954-the-marlboro-man

Leo Burnett Corporation tarafından 1955 yılında yaratılmış, Marlboro sigaralarını dönüşüme uğratarak kadın kullanıcı kitlesinden erkek kullanıcı kitlesine geçirmek için tasarlanmış olan Marlboro Man, aynı zamanda dönemin filtre edilmiş tütün endüstrisinin de reklam gücünü ön plana çıkararak dünyada benzer sektör reklamlarının, özellikle sigarada erkek kullanıcı kitlesinin başını çekti.

1959: Think Small

1959-Think-small-campagne-VW-02

Volkswagen’in “Küçük Düşün” kampanyası dönemin reklam ajansı Doyle Dane Bernbach tarafından yaratıldı ve aslen 1950’lerin kitlesel tüketim ile halkın büyüyen hoşnutsuzluğu dile getirilmeye çalışıldı. Rakiplerinin lüks yapısına nazaran, daha basit ve satış odaklı bu dönüşüm özellikle reklamda sadelik gibi kendi tarzındaki reklam furyasının da başını çekmeyi başardı.

1983: Friends Don’t Let Friends Drive Drunk

friends-dont-let-friends-drive-drunk-1983-before-this-ad-it-was-actually-acceptable-to-down-a-few-drinks-and-get-behind-the-wheel

Türkiye’deki kamu spotu tarzı reklam furyasının, dünyada başını çeken ilanlardan biri olan çalışma, 1983 yılında alkollü araç kullanımından doğan ölümleri yüzde 50’den yüzde 31 civarına çekerek döneminde büyük bir başarı elde etmiş. Ardından yarattığı etki alanı ile birlikte, benzer reklam kültürünü de dünyaya kazandırmayı başarmış.

1980: Coca-Cola’nın 1980 Super Bowl Reklamı

Super Bowl’da yayınlanan reklamların tarihte iz bırakıp, uzun süre gündemde kalmaları sık rastlanan bir durum. Coca-Cola’nın 1980 Super Bowl’unda yayınladığı ‘Mean Joe’ Greene reklamı bunların başında geliyor. NFL’in efsane savunma oyuncularından Joe Greene’in soyunma odasına sekerek, sinirli bir biçimde giderken göründüğü sahnede, kendisine çekinerek içeceğini ikram eden çocuğa karşılığında formasını hediye ettiği film hala tüm zamanların en etkili reklam filmlerinden biri olarak anılıyor.

1988: Just do it.

jdi

Bugün 25 yaşında olan slogan, özellikle net aktarımı ile reklam sektörünün en unutulmazları arasında gösterilebilir. Nike’ın ilk olarak bu sloganla çıktığı reklam 80 yaşında spor yapan bir adamı anlatıyordu.

1988: Joe Camel

20060405113952

Camel markasının 1988 yılı yıldönümü kutlamasına özel hazırlanan reklamda canlandırılan deve maskotu, 1970’lerden gelen bir İngiliz Deve reklamında ilham bulundu. Fakat reklamın yayınlanmasının ardından anti sigara savunucuları tarafından açılan dava ile birlikte yüklü bir cezaya çarptırılan reklam, aynı zamanda bugün herhangi bir tütün ürünü reklamında tüm maskot veya karikatür tarzı etkilerin de yayınlanmasına yasak gelmesine sebep olmuştur.

2012: Red Bull Stratos

Red-Bull-Space-Jump

Red Bull’un çılgın Avusturyalısı Felix Baumgartner, 2012 yılında 39,045 metreden atlayarak tarihe geçmişti. Bu etkinlik günlerce tüm dünyanın gündeminde kaldı ve sanırım şimdiye kadar bir marka tarafından yapılmış en başarılı pazarlama faaliyetlerinden de biri oldu. 8 milyon canlı izleme ile, tüm zamanların en çok izlenen etkinliği olmayı da elde etti.

Pazarlamada Liderliğin Önemi 0

Al Reis ve Jack Trout’un ‘’Pazarlamanın 22 Altın Kuralı‘’  kitabı, liderlik kavramı ile ilgili hepimize şunu söylüyor: ‘’İlk olmak, üstün olmaktan iyidir‘’ . Bu önermeden yol çıkarak şunu söylemek mümkün: Yapmanız gereken ilk şey; lider olabileceğiniz bir kategori yaratmak! Karizmatik bir bakış açısı değil mi? 

Ayda yürüyen ilk kişinin Neil Armstrong olduğunu bilmeyen yoktur. Peki, ayda yürüyen ikinci kişi kim ? Hemen söyleyelim Edwin Aldrin… Tarih onu Neil’in gölgesinde kalan Edwin olarak hatırlayacak…

Peki, her şey ilk olmak ile bitiyor mu? Tabi ki hayır! Pazarlama alanındaki başarının zamanlama ile de ilgisi vardır. İlkler her zaman en doğru zamanda tüketici ile buluşamayabilir. Bununla beraber ilk olan her marka başarılı olacak diye bir kural da yoktur. Bu bir algı oyunudur. Liderlik, çoğu zaman sürreal bir bakış açısı ile yol alır. Bir rüzgar estirmek, kitleleri sürüklemek, bilinirlik sağlamak, sadakat yaratmak, ilham vermek, görünür olmak, fark yaratmak, jenerik bir marka olmak tüm insiyatifi ve sorumluluğu almak ile mümkündür. 

848x450xhow-leaders-can-impact-organizational-cultures-with-their-actions-and-behaviors.png.pagespeed.ic.TnpR084CYVŞimdi size pazarlamada muazzam bir liderlik örneği gösteren Roosevelt ve ekibinin seçim kampanyasını takdim ediyorum. Buyrun burdan bakalım:

Zamanında Amerikan Başkanı Franklin Roosevelt, seçim kampanyasında elinde olan tüm parayla 1 milyon afiş bastırıyor. Her şey yolunda giderken, afiş üzerinde kullanılan fotoğrafın telif hakkının alınmadığı gerçeği ile yüzleşiyor ve tarihi bir hata ile karşı karşıya kalıyorlar. Telif hakkını ödeyecek bir ödenek olmadığı için analitik bir hesap ile hemen oracıkta düşünmeye başlıyorlar. Akla gelen bir fikir çok parlak ! Derhal, afişte fotoğrafı olan kişi aranıyor ve ona şunlar söyleniyor: ‘’Roosevelt’in seçim kampanyasında sizin fotoğrafınızı kullanmak istiyoruz. Bunun için bize 1500 dolar öderseniz, afişte sizin fotoğrafınız yer alacak ve bizim sayemizde reklamınız olmuş olacak.’’ 

Adam düşünmek için süre istiyor. 1 saat sonra telefon çalıyor. Adam: ‘’1500 dolarım yok; ama 800 dolarım var, olur mu?‘’ diye soruyor. Ve beklenen son gerçekleşiyor. Elindeki tüm parayı 1 milyon afiş bastırmak için kullanan Roosevelt ve ekibi deneyim ve vizyon ile aleyhlerine olan bir durumu lehlerine çevirmeyi başarıyor. 

Yeni olan ya da ilk olan hiç bir şey korkutucu değildir. Pek tabi yeni bir kategori yaratmak lehinize olabileceği gibi aleyhinize de olabilir. Fakat her zaman bir yol vardır.

Bu yazı konuk yazarımız ‘Aslı Gerçek’ tarafından kaleme alınmıştır.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link