Barış Topuz: ‘ Yapılmamış olanı yapmak işi çok zor hale geldi. ‘

Cumartesi Kahvesi’nde bu hafta C2A’nın yaratıcıları ile yaptığımız sohbetin ikinci bölümü var. İlk hafta Ergün Erdem’le yaptığımız sohbete bu hafta ajansın eş kurucusu olan Barış Topuz’la devam ediyoruz. Topuz, markaların sosyal medya tutumlarından dijital mecralarda iş yapmanın zorluklarına kadar birçok konuda çok değerli açıklamalar yaptı.

Ahmet Şenkaya: Markalar bazen imkansızı mı istiyor ?

IMG_2579

‘’Reklamcılığın kat ettiği yola bakacak olursak, müşteriler hem ajanslardan beklentilerinin yerini bulup bulmadığını anlamak hem de gerçekten ortaya kulaktan kulağa yayılma özelliğine sahip bir iş yaratılmış mı görmek için ajansları baskı altında tutuyor diyebiliriz. Kulaktan kulağa yayılma özelliğine sahip bir işin ortaya çıkması önemli. Televizyon reklamına da gazete reklamına da bakarsanız üzerine konuşturacak işler yapmak trend oldu. Çünkü günün sonunda eğer üzerine konuşturacak bir iş çıkarsa ortaya, konuşma yalnızca o mecrada kalmıyor sosyal medyaya da günlük hayata da taşınmış oluyor. Evet bazen markalar ajanslardan imkansızmış gibi görünen şeyleri talep edebiliyor ama bunu da çok garipsemiyoruz doğrusu.’’

Ahmet Şenkaya: Günümüzde dijital mecrada iş yapmanın daha zor bir hal aldığını düşünüyor musunuz?

‘’Küreselleşme ve internetin bu denli yaygınlaşmasıyla, yani herkesin herşeyi görebilmesiyle birlikte yapılmamış olanı yapmak çok zor hale geldi. Herhangi bir müşterimize dijital mecrada bir iş yapmaya hazırlanırken yaptığımız ilk iş, yapmayı düşündüğümüz çalışma daha önce yapılmış mı buna bakmak oluyor ve genelde de yapılmış oluyor. Konuya bu açıdan bakıldığında dijitalde iş yapmak gerçekten çok zor bir hale geldi.’’

Ahmet Şenkaya: Markaların sosyal medya iletişiminde ajanslardan en çok talep ettiği hizmetler neler ?

‘’Öncelikle akla gelen ilk konu tabi ki ‘bize bir Facebook hesabı açın’repliği. Bu tarz bir istek artık asla gelmiyor. Bunun biraz jenerasyonla da ilgisi var. Markalar tarafında iletişimi yönetenlerin yaşları gençleştikçe, doğal olarak sosyal medyaya yönelik bir bilinçlenme de söz konusu oluyor. Ancak iş derinlenmesine bilinmediği için ajansların yönlendirmesiyle hareket eden reklam verenlerde var.’’

Ahmet Şenkaya: Pazarlamanın 4P’si vardı, gelişti 7P oldu. Size göre sosyal medya yönetiminde olmazsa olmaz P’ler ve C’ler var mı ?

Bu P ve C’ler birşeyleri tanımlamak için gerekli tabi ki; en azından konuşmalara bir çerçeve getirmek için. Ancak sıklıkla bu tarz genellemelerle ‘10 adımda 12 adım’ diyerek dalga geçtiğimiz de oluyor. Elbette işin gözardı edilemez temel bir kısmı var, örnek vermek gerekirse: Facebook’un görsel yayınlamak için koyduğu bazı kuralları var ve bu kuralları gözardı ederseniz, markanızın logosu ve yayınladığı görseller, görselin içinde güdük görünebilir ve bu gibi garip durumlar ortaya çıkabilir. Ancak genel  tabloya bakacak olursak eğer, olmazsa olmaz P’ler ve C’ler biz pek görmüyoruz açıkçası. Konunun temellerini belirledikten sonra, o markaya, o markanın hedef kitlesine, hedef kitlenin sosyal medyadaki varlığına ve varlığının biçimine göre hareket edilmesi gereken türlü türlü durumlar var ve bizce asıl olması gereken kurallar, bunların daha iyi tespit edilmesi olmalı. Aksi taktirde kitabı açıp bu işin şu şu kuralları varmış bu kuralları uygulayalım derseniz markanıza ters düşen işlerde yapabilirsiniz.

Ahmet Şenkaya: Facebook hala reklam verenler için hedef kitle hedeflemesinde en iyi seçenek mi ?

‘’Evet, eğer doğru kullanılırsa Facebook en iyi seçenek diyebiliriz. Şu noktaya değinmeden geçmek istemiyorum, çoğu ajans Facebook’u hedef kitle hedeflemesinde doğru kullanmıyor, çok fazla detaya inmiyor. Markaların hedefleri ve amaçları için detaya inmek gerekiyor. Ajanslar detaya inmek yerine daha çok genel hedeflemelere bakıyorlar; yalnızca iPhone kullanıcılarını hedeflemek gibi. Oysa çok daha fazla detaya inme imkanı sunulduğuna göre, biraz daha detaya inmek gerekiyor, bunu değerlendirmek lazım. ‘’

Ahmet Şenkaya: Sosyal medya markalar için tuzaklarla dolu bir yol. Yaptıkları bir paylaşım, marka imajının zarar görmesine ve hatta bir linç kampanyasına dönüşebiliyor. Markalar sosyal medyada paylaşım yapmadan önce nelere dikkat etmelilier ?

‘’Sosyal medyada gördüğünüz gibi bir olaya pozitif bir bakış açısıyla yaklaşmakla negatif bir bakış açısıyla yaklaşmak arasında bir ayrım yapacak olursak, insanların genelinde negatifi söyleme eğilimi olduğunu gözlemleyebiliriz. Ortaya koyulan bir çalışmayı beğendiğini söyleme ile beğenmediğini söyleme arasında ciddibir fark var. İnsanlar arasında, sosyal medyada özgürce konuşabildiklerini hissetmelerinden kaynaklı, sosyal medyayı tepkilerini dile getirdikleri bir mecra olarak görme anlayışının hakim olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla kaliteli bir iletişim stratejisi kurmak ve buna göre hareket etmek gerekiyor.’’

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon.com’un eş kurucusu. Koyu Barcelona, The Beatles, Apple ve Steve Jobs hayranı.

Bir Cevap Yazın

Video İçerikle Daha Fazla Kullanıcıya Ulaşmanın 7 Yolu

  • Video içeriğin önemi her geçen gün artıyor ve şirketler de bunun farkında.
  • Video içerik üreticisi Wyzowl’un yaptığı “Video Pazarlamanın Durumu 2018” araştırmasına göre, şirketlerin %81’i videoyu bir pazarlama aracı olarak kullanıyor.
  • Araştırmaya göre bir kullanıcı günde ortalama 1,5 saat video izliyor. Araştırmaya katılanların %15’i ise günde 3 saatten fazla video izlediklerini belirtti.
  • İnsanların %72’si bir ürün ya da servis hakkında bilgi edinmek için bir metini okumaktansa video izlemeyi tercih ediyor.
  • Video oynatmalarında mobilin payı %60,3’e ulaştı.
  • YouTube, şu anda Google’dan sonra en büyük ikinci arama motoru konumunda.
  • İlgili Yazı: Videoların Pazarlama Üzerindeki Güçlü Etkisi

Dijital ortamlarda video içeriğin her geçen gün daha fazla önem kazandığı artık herkes tarafından bilinen bir gerçek. Hatta bu durum, özellikle son birkaç senedir yazılı içeriklerin eskisi kadar rağbet görmemesine bile neden oldu. Son dönemde birçok kişi, YouTube üzerinde kendi bireysel video kanallarını açarak video içeriğin bu popülaritesinden yararlanmaya çalışırken şirketler de hedef kitlelerine ulaşmak için bu kanalı etkin olarak kullanmaya başladılar.

Wyzowl isimli video içerik üreticisinin yaptığı “Video Pazarlamanın Durumu 2018” isimli araştırmaya göre, video içeriğin popülaritesi hem pazarlamacılar hem de tüketiciler arasında hızla artıyor. Aralık 2017’de 570 katılımcıyla (katılımcılar, pazarlama profesyonelleri ve online tüketicilerden oluşuyordu) gerçekleştirilen araştırma sonucunda elde edilen verilere göre, şirketlerin %81’i videoyu bir pazarlama aracı olarak kullanıyor. Wyzowl’un 2017 yılında yaptığı araştırmada, bu oran %63 idi. Ve video pazarlamanın gücünden faydalanan şirketlerin %99’u ise 2018 yılı içerisinde de buna devam edeceklerini ifade etti. Bu zamana kadar video içerikten faydalanmayan şirketlerin %65’i ise 2018 yılı içerisinde video içerikten yararlanmaya başlamayı planladıklarını dile getirdi.

Araştırmadan elde edilen bir başka veriye göre, video içerikler, her geçen gün hayatımızın daha büyük bir kısmını işgal ediyorlar. Araştırmaya katılanların verdikleri cevaplara göre, bir kullanıcı günde ortalama 1,5 saat video izliyor. Buna karşılık katılımcıların %15’i ise günde 3 saatten fazla video izlediklerini belirtti. Bir diğer istatistik ise video içeriğin yazılı içerik karşısındaki gücünü gösteriyor. İnsanların %72’si bir ürün ya da servis hakkında bilgi edinmek için bir metini okumaktansa video izlemeyi tercih ediyor. Bununla birlikte tüketicilerin %83’ü ise beğendikleri bir video içeriği arkadaşlarıyla paylaşmayı düşünebileceklerini belirtti. Bu da video pazarlamanın etkisini gösteren bir başka önemli veri.

Wyzowl’un video pazarlamanın mevcut durumuna ışık tutan araştırmasına göre, pazarlamacılar da video içeriğe fazlasıyla bel bağlamış durumdalar. Araştırma sonucunda, video pazarlama ile ilgili olarak pazarlamacılardan ve tüketicilerden elde edilen diğer dikkat çekici verileri aşağıda sıralıyoruz:

  • Pazarlamacıların %97’si, videonun, kullanıcıların ürünlerini ya da hizmetlerini anlamasına yardımcı olduğunu ifade etti.
  • Pazarlamacıların %76’sı, videonun, satışlarının artmasına yardımcı olduğunu belirtti.
  • Pazarlamacıların %47’si, videonun, destek sorgularının azalmasına yardımcı olduğunu dile getirdi.
  • Pazarlamacıların %76’sı, videonun, trafiğin artmasına yardımcı olduğunu ifade etti.
  • Pazarlamacıların %80’i, videonun internet sitelerindeki kalma süresinin artmasını sağladığını söyledi.
  • İnsanların %95’i, bugüne kadar bir ürün ya da servis hakkında daha fazla bilgi edinmek için açıklayıcı bir video seyretmiş.
  • İnsanların %81’i, bir markanın videosunu izleyerek bir ürün ya da servis satın alma konusunda ikna olmuş.
  • İnsanların %69’u, bir video izleyerek bir yazılım ya da uygulama satın alma konusunda ikna olmuş.
  • İnsanların %85’i, 2018 yılında markalardan daha fazla video görmek istediklerini dile getirdi.

Video İçerikle İşinizi Büyütmenin Yolları

Video içerik, her geçen gün daha değerli bir hale gelirken şirketlere de bu durumdan yararlanmak kalıyor. Peki, şirketler hedef kitlelerine ulaşmak için video içeriklerden ne şekilde faydalanabilirler? Şimdi bu konudaki bazı yöntemleri sizler için sıralayalım.

1. İnternet Sitesindeki Video İçeriklerin Sayısını Artırın

Yukarıda yer verdiğimiz araştırma verilerinden de anlayabileceğiniz üzere, video içerik hem internet sitesindeki trafiğin hem de her bir ziyaretçinin internet sitesinde vakit geçirdiği sürenin artmasına yardımcı oluyor. Bununla birlikte daha önce yapılan birçok araştırmaya göre de videolar, bir internet sitesini arama motoru sonuçlarında ilk sayfaya taşıma konusunda oldukça etkili. Ayrıca bir başka araştırmaya göre, internet sitesi ziyaretçileri video olan sayfalarda 6 kat daha fazla vakit geçiriyorlar. Bu nedenle internet sitelerinde daha fazla video içeriğe yer vermek gerekiyor.

2. Ürün veya Servisinizi Tanıtıcı Videolar Hazırlayın

Wyzowl’un yaptığı araştırmaya katılan insanların %81’i bu zamana kadar bir markanın videosunu izleyerek bir ürün ya da servis satın alma konusunda ikna olmuş. Bununla birlikte araştırmaya göre, insanların %72’si bir ürün ya da servis hakkında bilgi edinmek için bir metini okumaktansa video izlemeyi tercih ediyor. Bu iki önemli veri, markaların sahip oldukları ürünü ya da servisi tanıtacak bir video içerik üretmeleri zorunluluğuna işaret ediyor. Bunun yanı sıra ürünün ya da servisin nasıl çalıştığını anlatan bir video paylaşmak da upuzun bir açıklama metni paylaşmaktan çok daha iyi bir seçenek.

3. Paylaştığınız Videoların Mobil Uyumlu Olduğundan Emin Olun

Statista’nın paylaştığı verilere göre, tüm dünya çapında 2013 yılının üçüncü çeyreğinden beri dijital video oynatmalarında mobilin payı giderek artıyor. 2013 yılının üçüncü çeyreğinde %14 olan video oynatmalarındaki mobil payı, 2017 yılının dördüncü çeyreği itibarıyla %60,3’e ulaşmış durumda. Bu nedenle çeşitli platformlarda paylaştığınız videoların mobil cihazlarda düzgün bir şekilde izlenebildiğinden emin olun.

4. Referans Videoları Yayımlayın

Yeni müşteriler kazanmak için halihazırda ürünüzü ya da servisinizi kullanan müşterilerinizi referans göstermek kadar iyi bir yöntem yoktur. Bu nedenle ürününüz ya da servisinizden memnun kalmış olan sadık müşterilerinizin deneyimlerini paylaştıkları videolar yayımlamak, potansiyel müşterilerinizin ürününüz ya da servisiniz hakkında iyi bir izlenim edinmesini sağlayacak ve satın alma aksiyonuna yönelme ihtimalini büyük ölçüde artıracaktır.

5. YouTube’un Gücünden Faydalanın

Günümüzde video içerik denince akla ilk gelen platform olan YouTube, şu anda Google’dan sonra en büyük ikinci arama motoru konumunda. Bu da YouTube’un, markanızı ön plana çıkartmak için iyi bir vitrin olduğu anlamına geliyor. Bununla birlikte YouTube videoları Google’da üst sıralarda görüntüleniyor, ki bu da videolarınızın görüntülenme ihtimalini artırıyor. Ayrıca YouTube üzerinden internet sitenize trafik çekme imkanı da YouTube’un sağladığı bir başka avantaj. Tabii, YouTube’un bütün bu nimetlerinden faydalanmak için öncelikle anahtar kelime araştırmanızı doğru yapıp hedef kitlenizin ilgisini çekebilecek videolara yer vermeniz gerekiyor.

 

6. Sosyal Medya Sitelerinde Videoları Native Olarak Paylaşın

Markanızın Facebook ve Twitter hesaplarında bir videonun YouTube bağlantısını paylaşmak yerine, o videoları doğrudan platforma yükleyerek o şekilde paylaşmak, paylaştığınız videonun görüntülenme ve etkileşim sayısının büyük oranda artmasına yardımcı olacaktır. Hem Facebook hem de Twitter’da bu şekilde paylaşılan videoların otomatik olarak oynatılması, bu videoların diğer paylaşımlardan daha fazla öne çıkmasını sağlıyor. Özellikle Facebook, son dönemde video içeriklere daha fazla ağırlık verdiği için bu taktiğin orada daha fazla işe yaradığını söyleyebiliriz.

7. Canlı Video Yayınları Yapın

Evet, video içerikler her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Ancak video içerikler içerisinde de son dönemde canlı video yayınları ön plana çıkıyor. YouTube’un yanı sıra Facebook ve Twitter da (Periscope) kullanıcılarına canlı yayın yapma imkanı sunuyor. Ancak bu noktada YouTube ve Facebook’un daha fazla ön plana çıktığını söyleyebiliriz. Canlı video yayınları, markalara doğrudan hedef kitleleriyle iletişime geçme imkanı tanıdığı için büyük önem taşıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Dijital Reklamcılıktaki 4 Yeni Trend

  • Salesforce, Dijital Reklamcılık 2020 isimli bir araştırma raporu yayımladı.
  • Rapora göre, reklam ve pazarlama organizasyonların büyük kısmı, ortak bütçeleri paylaşıyor ve e-posta göndermek ve reklam kampanyaları oluşturmak için aynı ekibi kullanıyor.
  • Bu yıl içerisindeki dijital reklam harcamalarının %66’sının Google aramaları, YouTube, Facebook ve Instagram’a gitmesi bekleniyor.
  • İlgili Yazı: Yapay Zeka, Online Reklamcılıkta Başarıyı %35 Artırıyor

Dijital çağda olduğumuz şu günlerde, doğal olarak reklam sektöründe de dijital reklamcılık fazlasıyla ön plana çıkıyor. Ve başta teknoloji olmak üzere çeşitli etkenler nedeniyle dijital reklamcılıkta trendler yavaş yavaş değişiyor. Şirketlere CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi) hizmeti sunan ve ABD merkezli bir şirket olan Salesforce da dijital reklamcılıktaki yeni trendleri tespit etmek amacıyla bir araştırma yaptı ve bu araştırma verilerine “Dijital Reklamcılık 2020” isimli raporunda yer verdi.

Dijital Reklamcılık 2020; Kuzey Amerika (ABD ve Kanada), Avrupa (Fransa, Almanya, Hollanda, Birleşik Krallık, İrlanda) ve Asya – Pasifik (Japonya, Avustralya, Yeni Zelanda) bölgesinde yer alan çeşitli şirketlerde görev yapan 900 reklamcının katılımıyla hazırlanan bir araştırma raporu. Kasım 2017’de gerçekleştirilen araştırma kapsamında her bir bölgeden 300 katılımcı seçildi ve araştırma raporu, bu katılımcıların görüşlerine dayanılarak hazırlandı. Bu araştırma raporunda, dijital reklamcılığın geleceğine dair dört ana başlık ön plana çıktı.

Reklam ve Pazarlama Birleşiyor

Günümüzde reklam ve pazarlama organizasyonların büyük kısmı, ortak bütçeleri paylaşıyor ve e-posta göndermek ve reklam kampanyaları oluşturmak için aynı ekibi kullanıyor. Araştırma verilerine göre, Kuzey Amerika’da yer alan şirketler bu dönüşüme öncülük ediyorlar. Salesforce’un Dijital Reklamcılık 2020 raporuna göre, reklam ve pazarlamanın yakınlaşmasıyla ilgili olarak dikkat çeken veriler şunlar:

  • Genel olarak reklam ve pazarlama ekipleri, marka ya da yaratıcı ekipleri ortak kullanan şirketlerin oranı %61. Bunu uygulamayı planlayan şirketlerin oranı ise %31.
  • Reklam ve pazarlama ekiplerinin ortak bir bütçeye sahip olduğu şirketlerin oranı %59. Bunu uygulamayı planlayan organizasyonların oranı ise %31.
  • Şirketlerdeki reklam ve pazarlama ekiplerinin 57’si, e-posta kampanyaları oluşturmaktan ve medya satın almadan sorumlu tek bir departman sorumlusuna rapor veriyor. Bu sisteme geçmeyi planlayan şirketlerin oranı ise %34.

Birçok reklamcı, artık ajanslara daha az bel bağlıyor ve bunun yerine kampanya planlarını kendileri hazırlıyorlar. Yaklaşık olarak şirketlerin yarısı, herhangi bir dijital kanalda reklam harcamalarını optimize etmek için tamamen kendi çalışanlarına güveniyor. Reklam harcamalarının optimizasyonunu dahili personeline yaptıran şirketlerin oranı, Facebook ve Instagram için %59 iken Google aramaları için %57, YouTube ve diğer video platformlarındaki reklamlar içinse %52. Şirketlerin en az beşte biri ise reklam çalışmalarını kendi çalışanları ile ajanslar arasında paylaştırmayı tercih ediyor.

Veri, Reklamcılıkta Daha Fazla Öne Çıkıyor

Dijital reklamcılığı bilgilendirmek için kullanılan mevcut veri kaynaklarının sayısı, her geçen gün artmaya devam ediyor. Şu anda üç temel veri kategorisi mevcut: CRM (müşteri ilişkileri yönetimi) verisi, online veri ve demografik veri. Reklamcıların büyük çoğunluğu bu üç kategoriyi kullanıyor ve reklamcıların kullandığı bireysel veri kaynaklarının sayısı sürekli artıyor.

Reklamcıların %94’ü reklam hedeflemek için e-posta adresi ve telefon numarası gibi çeşitli CRM verilerini kullanıyor. Satın alma işlemleri, posta adresi ve müşteri hizmetleri bilgileri gibi CRM verilerine göre hedefleme yapan şirketlerin oranı, 2016 yılında %56 iken geçtiğimiz yıl bu oran %68’e yükseldi.

Reklamcıların %90’ı ise reklam hedefleme için çeşitli online verileri kullanıyor. Bu online veriler; birinci taraf anonim veri, ikinci taraf verisi ve üçüncü taraf verisi olmak üzere üçe ayrılıyor. Birinci taraf anonim veri %71 oranla en çok kullanılan online veri türüyken ikinci taraf verisinin kullanım oranı %63 ve üçüncü taraf verisinin kullanım oranı ise %52. Bununla birlikte önümüzdeki iki yıl boyunca reklamcıların ikinci taraf verisi kullanımının %26, üçüncü taraf verisi kullanımının ise %30 oranında artacağı tahmin ediliyor.

Reklamcıların %95’i potansiyel müşterileri belirlemek için kişisel veri, lokasyon bilgisi ve ilgi alanları gibi çeşitli demografik verileri kullanıyor. Önümüzdeki iki yıl içerisinde, reklamcılar tarafından lokasyon bilgisinin kullanımının %14 oranında artacağı tahmin edilirken ilgi alanına dayalı verinin kullanımının ise %26 oranında artması bekleniyor.

Markalar, kitlelerini hedeflemek için birden fazla veri kaynağı kullanırken aynı zamanda bu veriyi içeri aktarmak, hedeflenecek bölümleri bulmak ve de ağlara ve internet sitelerine talimatlar göndermek için gittikçe artan bir şekilde veri yönetim platformlarını dönüştürüyorlar. Rapora göre, reklam şirketlerinin %91’i halihazırda bir veri yönetim platformu kullanıyor ya da kullanmayı planlıyor. Bununla birlikte üç yıldan uzun bir süredir bir veri yönetim platformuna sahip olan reklam şirketlerinin oranı %20 iken 1 ila 3 yıl arasında bir süre boyunca veri yönetim platformu kullanan şirketlerin oranı ise %38.

Dijital Reklamcılıkta Facebook ve Google Egemenliği Sürüyor

Rakamlara bakıldığında, dijital reklamcılık alanındaki Facebook ve Google egemenliği yakın zamanda son bulacak gibi görünmüyor. Bu yıl içerisindeki dijital reklam harcamalarının %66’sının Google aramaları, YouTube, Facebook ve Instagram’a gitmesi bekleniyor. Facebook ve Google devasa kullanıcı kitlelerinin yanı sıra, özellikle gerçek kimliklere göre müşteri hedefleme yetenekleri nedeniyle reklamcılara cazip geliyorlar.

Dijital reklam harcamalarındaki payı %16’dan %14’e düşse de, görüntüleme esaslı reklam bu karışımın hala önemli bir parçası. Araştırmadan çıkan sonuca göre, Facebook’un haricindeki LinkedIn, Pinterest, Snapchat ve Twitter gibi sosyal medya platformlarında ise %11 oranında bir planlı harcama yapılmış. Ancak bu platformların, reklam bütçelerindeki ortak pay oranı düşüşte.

Video içerik, her geçen gün daha yaygın bir hale geliyor. 2016 yılında şirketler video reklam yatırımlarını %65 oranın artırdılar. Bu da reklamcıların %52’sinin, video reklamları şirket içinde üreterek onlar üzerinde kontrol sağlamayı tercih etmesinin nedenini açıklıyor. Bununla birlikte B2B şirketlerinin video reklamlarının yıllık artış oranı %65 iken B2C şirketleri için bu oran %59’da kaldı.

Yeni Teknolojiler, Yeni Reklam Mecraları Anlamına Geliyor

Son dönemde akıllı televizyonlar, sese duyarlı dijital asistanlar ve giyilebilir cihazlar gibi birçok yeni teknoloji ürünü hayatımıza girdi. Bu tarz yeni teknoloji ürünleri ve özellikle artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik gibi yeni teknolojiler, yeni yöntemlerle hedef kitlelerine ulaşabilmeleri reklamcılara harika fırsatlar sunuyorlar. Reklamcılar, bu yeni teknolojiler sayesinde, hedef kitlelerinin kişisel ve profesyonel saatlerinin daha fazlasını yakalayacaklarını ümit ediyorlar.

Halihazırda reklamcıların %44’ü akıllı televizyonları bir reklam mecrası olarak kullanırken %39’u reklam yapmak için yapay zeka ile desteklenen sese duyarlı dijital asistanları, %36’lık bir kesim ise giyilebilir cihazları kullanıyor. Yeni bir reklam mecrası olarak artırılmış gerçeklik ya da sanal gerçeklik teknolojilerinden yararlanan reklamcıların oranı ise %32. Bununla birlikte araştırmaya katılanların %29’u akıllı televizyonları, %35’i dijital asistanları, %31’i giyilebilir cihazları ve %36’sı ise artırılmış gerçeklik ya da sanal gerçeklik teknolojilerini bir yıl içerisinde kullanmayı planladıklarını belirtmişler.

*Salesforce’un Dijital Reklamcılık 2020 raporuyla ilgili daha detaylı verilere erişmek istiyorsanız, buraya tıklayarak raporun tamamına erişebilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link