PepsiCo’da Üst Düzey Atama

Kariyerine 2000 yılında e-ticaret sektöründe Kategori Yöneticisi olarak başlayan Didem Namver, PepsiCo’ya Dijital Pazarlama Müdürü olarak atandı

PepsiCo’ya katılmadan önce Pegasus Hava Yolları’nda müdürlük yapan Didem Namver, 2017 yılında katıldığı PepsiCo Türkiye’de tüm PepsiCo markalarının dijital süreçlerinden ve e-ticaret çalışmalarından sorumlu Dijital Pazarlama Müdürü olarak görev yapacak.

PepsiCo Dijital Pazarlama Müdürü görevi öncesinde, 2011-2017 yılları arasında Pegasus Hava Yolları’nın Dijital Pazarlama & E-Ticaret Müdürü olarak; Türkiye ve 40 farklı ülkedeki dijital stratejinin oluşturulması ve uygulanması, web & mobil satışların arttırılması kapsamında dijital satış kanallarının geliştirilmesi ve yönetimi, başta SEM, SEO ve programatik olmak üzere her tür performans pazarlaması çalışması, sosyal medya ve online itibar yönetimi ve dijital iletişim faaliyetleri sorumluluklarını yürüttü. Pegasus’un Dijital Dönüşüm Projesi’nin yol haritasını hazırladı ve projenin liderliğini yürüttü. Görevi süresince Pegasus, dijital alandaki atılımı ile yurtiçi ve yurtdışında birçok değerli ödüle layık görüldü.

2013 yılından bu yana çeşitli üniversite ve kurumlarda dijital pazarlama alanında eğitimler vermektedir. PRD Türkiye (Programatik Reklamcılar Derneği) kurucu üyesi; MMA Türkiye (Mobile Marketing Association) ve CDO Türkiye üyesidir.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Sanatları Bölümü Mezunu. Reklam Yazarlığı kariyerinden sonra, Pazarlamasyon'da içerik editörlüğü.

Bir Cevap Yazın

Türkiye’deki İçecek Sektörüne Genel Bir Bakış

Türkiye’deki içecek sektörünün geneline bakmadan önce içecek tüketiminin tarihine biraz değinmek istiyorum. İçecek tüketme davranışı, dünyada canlı hayatının başladığı döneme kadar gidebilecek ve fizyolojik olarak oluşmuş davranışlardan biridir. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisine göre, fizyolojik ihtiyaçlar insanların gidermesi gereken ve en önemli ihtiyaç kademesinde bulunan ihtiyaçlardır.

İçecek tarihinin başlangıcının 17. yüzyıla kadar gittiği söylenebilir. 1676 yılında Fransa’nın Paris şehrinde üretilen De Lemonades isimli içecek su dışında tüketicilere sunulan ilk ürünlerden olmuştur. 1767 yılında karbondioksitin içeceklere dahil edilmesi ile “gazlı içecek’’ olarak anılacak yeni bir ürün grubu oluşmuştur. 1830 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde Coca-Cola’nın ve 1898 yılında Pepsi’nin faaliyete başlaması ile ilk modern içecek markaları oluşmuştur. Amerika Birleşik Devletlerinde oluşan bu iki markanın ulusal büyüme ve genişleme göstermesi ile birlikte içecek sektörünün oluşmaya başladığı söylenebilir. Ulusal pazarda olgunluk aşamasına gelen sektörle birlikte 1977 yılında Coca-Cola’nın Hindistan pazarına açılması ile içecek sektörünün uluslararası alanda en önemli açılımı gerçekleşmiştir. Günümüzde yüzlerce içecek markası ulusal ve uluslararası pazarlarda operasyonlarını sürdürmektedir.

Alkolsüz içecekler beş ürün kategorisi içinde değerlendirilir:
• Çay ve Kahve,
• Gazlı İçecekler,
• Enerji İçeceği,
• Süt/Meyve/Bitki İçerikli İçecekler,
• Su/Zenginleştirilmiş Su/Sporcu İçecekleri.

Türkiye’de içecek üretimi ve ürünlerin pazarlanması cumhuriyetin kuruluş yıllarına kadar gitmektedir. Gazoz üretimi ile başlayan ilk ürünler ve bu ürünlerin oluşturulması, doldurulması, şişelenmesi gibi faaliyetlerin yapıldığı atölyeler içecek üretiminin ülke sınırlarındaki ilk oluşumlarıdır. 1962 ve 1964 yıllarında Pepsi Cola ve Coca Cola’nın Türkiye’de satışa çıkması ile modern anlamda içecek sektörünün oluşumundan söz edilebilir. Bu markaların en önemli özelliği, her zaman güçlü dağıtım kanallarına sahip olma hedefinden ileri gelir. Dağıtım kanalı, her işletme ve marka için her zaman en önemli konulardan biridir. Yapılan pazarlama kampanyalarının etkisi ne kadar iyi olursa olsun tüketici ürünü satın almaya gittiğinde ürünü bulamıyorsa yapılan kampanya büyük ihtimalle başarısız olacaktır.

Yukarıda verdiğim kategorilere göre Türkiye’deki içecek sektörünü genel hatları ile açıklamaya çalışacağım:

Çay ve Kahve:

Türkiye, kişi başı yıllık çay tüketiminde dünyada birinci sıradadır. Bu istatistik belki de “milli” içecek konusuna nokta koyuyor. Türk tüketicisi bir yılda ortalama 3.15 kilogram çay tüketiyor. Bu da günlük ortalama 240 milyon bardak çay tüketiminin gerçekleştiğini gösteriyor. Nüfusun 80 milyona yaklaştığı düşünüldüğünde, pazar büyüklüğünü anlamak kolaylaşabilir. Özel işletmelerin çay sektörüne girişi 1984 yılında başladı. 1990 yılında Lipton’un pazarda yer alması ile dökme çay ürünleri dışında, farklı ürün karmaları oluşturuldu (poşet çay, demlik paket vb.) Türkiye’deki üretimin, tüketimi karşılayabilecek noktada olması, sektör içindeki rekabeti artırıyor. Türk tüketicisi, geleneksel çayı talep etmeyi sürdürüyor ve siyah çay tüketmeye devam ediyor. Çay ihracatı ise henüz istenen noktada görülmüyor (%2.3).

Kahve ve kahve tüketimi Türkiye’deki güncel konulardan biri. Geleneksel Türk kahvesinin ülkemizde yarattığı kahve tüketim altyapısı ile birlikte dünyadaki kahve tüketim trendini takip eden bir tüketici ve hizmet sektörü oluşumundan söz edilebilir. 2015-2016 döneminde Türkiye’de kişi başı ortalama 920 gram kahve tüketildi. Türkiye, kahve sektöründe büyüyen bir pazar olarak değerlendiriliyor. Özellikle 1.,2., ve 3. nesil kahve kategorilerinin meydana gelmesi ülke içinde genel kabul gören bir kahve tüketimi oluşturdu. 1. nesilde, sıcak suya karıştırılarak tüketilen tek kullanımlık paket kahve ürünleri bulunuyor. Bir paket kahvenin yaklaşık 25-50 kuruştan satılıyor olması, ulaşılabilirliğin ve hazırlanmasının kolay olması, ürünün “sosyal ve genç” kişiliğe oturtulması ile başta genç nüfus olmak üzere, yaygın bir tüketim sağlandı. 2. nesil kahveciler, zincir kahve mağazalarının oluşumu ile meydana geldi. Bu nesilde birçok yerli ve yabancı kahve zinciri bulunuyor. Bu mağazalar yerinde tüketim yapılan veya evde kahve tüketimini teşvik eden mağazalardan oluşuyor. 3. nesil kahve ise “nitelikli kahve” tüketiminin yapıldığı ve tüketicinin dilediği kahve çekirdeğini istediği yöntemle demlenmesini talep edebildiği mağazalar olarak karşımıza çıktı.

Gazlı İçecekler:

Gazlı içecekler sektörü, içecek sektörü dendiğinde akla ilk gelen kategorilerden biridir. Türkiye’deki içecek tüketiminin yaklaşık %37’si bu sektörde gerçekleşmektedir. Türkiye’deki genç nüfusun potansiyel tüketici anlamında işletmelerin hedefinde olduğu söylenebilir. Buna karşılık, nüfusa oranlandığında gazlı içecek tüketimi diğer ülkelere göre ortalamanın altında kalıyor. Türkiye’de yıllık kişi başı gazlı içecek tüketimi 170 kutu/şişe olarak tespit edildi. Tüketimin en çok yapıldığı ülkelerden ABD’de ise bu rakam 750 kutu/şişe olarak belirlendi. Türkiye’nin yıllık gazlı içecek tüketimi yaklaşık 3.4 milyar litre olarak karşımıza çıkıyor. TOBB verilerine göre Türkiye’deki gazlı içecek tüketimi son yıllarda azalırken, sanayi kuruluşları bu açığı ihracat yaparak kapatmaya çalışıyor. Dünya’da şekersiz gazlı içeceklere yönelik talepte artış yaşanmaya başladı. Şeker tüketimine yönelik oluşan bu hassasiyet, sektörde ürün inovasyonunu daha önemli hale getirebilir. Türkiye’de şekersiz gazlı içecek tüketimi, toplam gazlı içecek tüketiminin henüz %10’undan azını oluşturuyor. Buna karşılık gelecekte bu oranın değişebileceği söylenebilir.

Enerji İçeceği:

Tüm sektörler arasında en genç sektör olan enerji içecekleri sektörü, dünyada henüz 20 yıllık bir geçmişe sahip. 2000’li yılların başında Red Bull’un Türkiye’de satışa sunulması ile sektörün başladığı söylenebilir. Dünya’da ve Türkiye’de gelişme evresinde bulunan sektör, periyodik olarak tüketimi artan sektörlerden biridir. Türkiye’de yıllık ortalama 40 milyon kutu enerji içeceği tüketiliyor. Tüketimin büyük kısmını 18-34 yaş arası nüfusun yaptığı söylenebilir. Bedeni ve zihni canlandıran, odaklanmayı artıran ürün vaadi ile enerji içecekleri genel olarak öğrenciler, şoförler, çalışanlar ve sporcuları hedefliyor. Sektörde faaliyet gösteren birçok marka olmasına rağmen bunların sektörde kalış süresi kısa olarak değerlendiriliyor. Sektördeki en büyük 3 marka, hem sektörü var etmeyi sürdürüyor hem de sektörden en yüksek kazancı sağlıyor. Etkinlik pazarlaması sıklıkla uygulanıyor ve marka deneyimleri tüketiciyle paylaşılıyor.

Süt/Meyve/Bitki İçerikli İçecekler:

 

 

 

 

 

 

Türkiye’de özellikle meyve suyu tüketimi artarak devam ediyor. Yılda ortalama 1.3 milyar litre meyve suyu ürünü tüketiliyor. Kişi başına yılda ortalama 9 litre tüketim yapılıyor. Küresel anlamda meyve suyu sektörü gerilerken, Türkiye’deki tüketim artışı %7 civarında görülüyor. Türkiye süt üretiminde Avrupa’nın en büyük 10 üreticisinden biri iken, Avrupa ülkelerinin dörtte biri kadar süt ürünü tüketiyor. Bitki ve meyve çayları ise genellikle poşet çaylar şeklinde tüketilirken yıllık tüketim 900 milyon poşet civarında görülüyor. Ayran tüketimi ise yaklaşık 627 bin litre.

Su/Zenginleştirilmiş Su/Sporcu İçecekleri:

Pazarı ele almadan önce sporcu içeceği ve enerji içeceği arasındaki ürün farkının kısaca açıklanması yerinde olacaktır. Bu iki içecek alanı, ürün vaadi ve ürün içeriği olarak birbirinden ayrılmaktadır. Sporcu içecekleri, performans esnası ve sonrasında kaybedilen vitamin, mineral, elektrolit, su, şeker gibi maddelerin yeniden kazanılmasını vaat eder. Sporcu içecekleri izotonik maddeler ve elektrolit içermesi nedeniyle enerji içeceklerinden ürün içeriği olarak ayrılır. Sporcu içecekleri pazarı henüz gelişme aşamasındadır. Türkiye’de paketlenmiş su tüketimi artmaktadır. Yılda ortalama 4.6 milyar litre paketlenmiş su tüketilmektedir. Soda tüketimi ise yaklaşık 4 milyar şişe civarında seyretmektedir.

Türkiye’de içecek sektörü, genel olarak büyüme aşamasında görülebilir. Potansiyel tüketicinin fazla olması, sektörde yer alan veya almayı düşünen her girişimcinin dikkate aldığı verilerden biri olarak dikkat çekiyor. Potansiyel tüketiciyi, aktif tüketici haline getirmenin yolu ise verimli pazarlama yapabilmekten geçiyor. Çin, Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerde tüketim artışına paralel akademik çalışmalar artıyor. Sektörü merak edenlerin, bu ülkelerdeki tüketim ve pazarlamayı inceleyen akademik makaleleri değerlendirmelerini tavsiye ederim.

Kaynakça:

  • http://www.milliyet.com.tr/turk-cay-sektoru-ic-pazar-ihtiyacini-rize-yerelhaber-2201457/
  • http://www.zmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=25738&tipi=38&sube=0
  • http://www.iha.com.tr/haber-turkiyede-kahve-sektoru-buyumeyi-surduruyor-613337/
  • https://www.statista.com/statistics/507950/global-per-capita-tea-consumption-by-country/
  • http://haber.tobb.org.tr/ekonomikforum/2016/265/068_071.pdf
  • https://www.eritela.com/enerji-icecekleri-sektorunun-yapisal-analizi/
  • http://www.hurriyet.com.tr/turkiyede-posetli-bitki-ve-meyve-caylari-tuket-40418167
  • https://www.dunya.com/ekonomi/2015039te-maden-suyu-tuketimi-artti-haberi-303769

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Birinciye Meydan Okumak için İkinciliği Sahiplenen Marka ile Tanışın

“Kazanmak için ikinci, kaybetmek için birinci ol.” desem ne düşünürdünüz? Gelin size önce bir hikaye anlatayım..

1960’lı yıllarda Amerika araç kiralama pazarının lideri Hertz firmasıydı. 1946 yılında kurulan Avis ise ikinci sıradaydı ve 13 yıldır kâr sağlayamadığı gibi pazar payı da  %11’e gerilemişti. Avis’in bu gidişatına dur demek için CEO olarak seçilen Robert Townsend, 1962 yılında McCann  –  Erickson ajansı ile yollarını ayırarak DDB (Doyle Dane Bernbach) reklam ajansının kapısını çalar. Townsend’in o zamanlar 1 milyon dolarlık bir bütçesi vardı ve teklif götürdüğü diğer ajanslar tarafından reddedilmişti. Rakip firma Hertz’ün reklam bütçesi Avis’in bütçesinin 5 katı olunca, DDB ajansının kurucu ortağı ve kreatif direktörü Bill Bernbach Avis’ten 90 günlük bir mühlet ister ve bazı taleplerde bulunur.

  1. Avis, ajansın önerdiği reklamları yayınlamayı kabul ederse ajanstaki tüm kreatif ekip bu reklam kampanyası için çalışacaktır. Böylece reklam onay süreçlerinin olumsuz etkisi kreatif çalışmayı olumsuz yönde etkilemeyecektir.
  2. Araç kiralama işinin inceliklerini öğrenene kadar DDB’nin kreatif ekibi Avis ile birlikte çalışacaktır.
  3. Avis hizmetlerini iyileştirene dek hiçbir şekilde reklam vermeyecektir.

Talepleri kabul edilen ajans 90 günlük yoğun pazar araştırmalarının yapıldığı bir sürece girer. Bütünleşik pazarlama kampanyası  hazırlanarak tek bir ses/görüntü ile tüketici kitlenin zihninde kalıcı bir yer edinilmesi ve daha önce Avis’ten araç kiralamamış kitlenin Avis’i denemesini sağlamak amaçlanır. DDB’nin kreatif ekibinde Volkswagen’in Think Small (Küçük Düşün) kampanyasında imzası olan sanat yönetmeni Helmut Krone ve reklam yazarı Paula Green de vardır. Paula Green, Avis yöneticileri ile yaptığı toplantılarda “Peki, insanlar neden Avis’ten otomobil kiralasın ki?” diye sorar. Aldığı yanıtlardan biri “Çünkü biz müşterilerimizi memnun etmek için daha çok çalışıyoruz.” olunca çığır açan reklam kampanyasının ilk fitili de ateşlenmiş olur. Green’in yazdığı slogan basit bir reklam olmaktan öte pazarlama dünyasını sarsan muhteşem fikirlerden biri olarak tarihe geçer: “We Try Harder” (Biz Daha Çok Çalışıyoruz)

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha çok araç kiralayan iş adamlarını hedefleyen Avis, underdog (kazanma şansı az olan kişi) felsefesi ile dönemin hiyerarşik toplum düzenine yöneltilen tepkilerin de sesi olmaya başlar. Böylece Avis’i seçen iş adamları toplumsal duruşlarını sergileme fırsatı da yakalarlar. Tabi bu o kadar da kolay olmaz. Avis’in CEO’su Robert Townsend sloganı duyduğunda; 90 gün sonunda geldiler ve kampanya berbat gözüküyordu.” der, aynı şekilde Bernbach kampanyayı sunduğunda Avis’in diğer yöneticileri de böyle bir reklam kampanyasının çok büyük bir hata olacağını savunurlar. Reklam kampanyasının yazarı olan Paula Green o kriz ortamını şöyle anlatır; “Kampanya neredeyse yapılmayacaktı, herşey onun karşısındaydı. Dikenli bir fikirdi. Güzel görünmüyordu, yazılı olmayan gerçekleri ortaya çıkarıyordu ve markayı kamuoyu önünde çıplak bırakıyordu. DDB içerisinde bile pek çok kişiyi rahatsız etti; fakat William Bernbach’ın bu fikrin arkasında duracak güveni, müşterinin de fikri alacak cesareti vardı.” CEO Townsend kararlı bir duruş sergileyerek, DDB’nin önerdiği reklamı yayınlamaya karar verir ve bir yazı hazırlayarak hem Avis’in hem de DDB yöneticilerinin odalarına astırır. Beş maddelik bu yazı günümüz reklamverenleri ile reklam ve pazarlama uzmanları için de birer ders niteliğindedir.

  1. Avis, reklamcılığı hiçbir zaman DDB kadar bilemez, DDB de hiçbir zaman otomobil kiralama işini Avis kadar bilemez.
  2. Reklamlarımızın amacı sık sık otomobil kiralayan kişileri Avis’i denemeye ikna etmektir. 
  3. Rakibimizin reklamlarından beş kat daha etkili reklam yapmak için çok ciddi çaba gösterilecektir.
  4. Avis bu hedef doğrultusunda, sunulan reklamları onaylayacak veya onaylamayacaktır, iyileştirmeye çalışmayacaktır. Avis tarafından önerilecek değişiklikler fiziksel hatalara dayanmak zorundadır (örneğin yanlış üniforma kullanılması gibi).
  5. DDB bu hedef doğrultusunda, ajansın gerçekten önerisi olan reklamları sunacaktır. “Bakalım Avis bunun hakkında ne diyecek?” tarzında ilanları değil.

Reklam bütçesinden dolayı ilk aşamada televizyondan ziyade basılı mecralarda yayınlanan reklam kampanyası büyük ses getirdi. Reklamlarda logo yoktu ve Hertz’ün adı geçmiyordu, herhangi bir abartma söz konusu değildi ama %100 müşteri odaklıydı. Bu dürüst, samimi, cesur, esprili ve müşteri odaklı slogan, reklam dünyasında bir devrim yarattı. “Biz en iyiyiz!” diye bas bas bağırmaması insanların dikkatini çekti ve manşetlere konu oldu. Avis’in pazar payı reklamın yayın tarihinden sonraki 4 yıl içerisinde %11’den %35’lere yükseldi, 13 yıldır sürekli zarar etmesinin ardından ilk kez 1.2 milyon dolar kâra geçti. Şirketin manifestosu haline gelen “We Try Harder” mottosu 2012 yılında Leo Burnett reklam ajansının “It’s Your Space” sloganı ile yer değiştirene dek 50 yıl boyunca kullanıldı. Avis bugün Amerikan araç kiralama pazarında hala Hertz’den sonra gelerek 3. sırada yer alıyor ama dünya sıralamasında kendisine  2. sırada yer bulurken ezeli rakibi Hertz ise 3. sırada konumlanıyor.

Avis’in bu reklam kampanyası bugün hala “case study” olarak iletişim derslerinde ele alınıyor. Benzer bir kampanya geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de de yapıldı. Özel havayolu şirketlerinin arasındaki rekabet zaman zaman reklamlara da yansıyor. Hatırlarsanız 2011 yılında Atlasjet “İkinciyiz ama bizimki 77 santim” sloganını kullanmış, buna karşılık Pegasus da “Bizimki 77 Santim değil ama tam zamanında kalkıyor” diye yanıt vermişti. İki firma arasındaki bu atışmalar gazete, televizyon ve sosyal medya reklamlarında da devam etmişti.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Mükemmellik en iyi olmak değil, yapabileceğinin en iyisini yapmaktır. Hayatın her alanında bizden daha güçlü rakiplerimiz olacak. Bazı konularda biz onlardan daha güçlü olurken, bazı konularda onlar bizden önde olacak. Peki hayatın meydan okumalarına karşı ne yapabiliriz? Elimizde ne varsa hepsini masaya koyup “all in” diyerek ve bazen de eksikliklerimizi/zayıflıklarımızı gücümüz haline getirip savaşarak…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?