9 0

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Soichiro Honda’nın Sabır Ve İnanç Dolu Başarı Hikayesi 1

Eğer hayatta başarılı olma konusunda gerçekten azimliyseniz bunu gerçekten başarmış insanların ilham veren hikayeleri ile kendinizi teşvik edebilirsiniz. Kariyerinde başarılı olmak isteyip olamayan, pes eden birçok insan, başarılı olmanın neler gerektirdiğini ve bu yolda nasıl ilerlemeleri gerektiğini pek bilmiyorlar. İşte Honda’nın bu başarı için gösterdiği sabır ve inanç, gerçekten ilham verici.

Honda, 1930’lu yıllarda Japonya’nın büyük ekonomik krizinin olduğu zamanlar, diploması olmayan ama motor konusunda büyük bir beceriye sahip genç bir adamdı. Mahalle arasında açtığı küçük atölyesinde sürekli olarak motorlarla uğraşıyor ve yeni bir icat bulabilmek için büyük bir çaba sarf ediyordu.

Honda uzun yıllar süren ve tamamen kendi imkanlarıyla geliştirdiği “piston segmanı” konseptine dayanan yeni bir motor dizaynı keşfetti. Hedefi ise Toyota firmasına bu motoru satmaktı. Gece gündüz çalışan Honda sonunda bu fikri için çalışmalarına başladı fakat  çalışan bir motor prototipi üretmesi için paraya ihtiyacı vardı.

Elinde avucunda ne varsa ortaya koyarak elde ettiği sermaye ile bu prototipi üreten Honda sonunda Toyota ile görüşme kararı aldı. Büyük bir sabır ve özenle ürettiği motoru, Toyota tarafından güzel bir para karşılığında satın alınacağını düşünürken, Toyota mühendisleri eğitimsiz bir adamın kendilerine böyle bir fikirle gelmesine şaşırarak ‘standartlarımıza uymuyor’ diyerek reddetmeleriyle büyük bir şok yaşadı.

Mühendislerin dizaynını beğenmemesinin sebebi onların istediği teknik standartlara uygun bir motor yapamaması olduğunu ve bunun sebebinin de kendi teknik eğitim eksikliği olduğunu düşünen Honda kendisini geliştirmeye karar verdi. Bu sebeple Japonya’daki üniversiteleri dolaştı ve oradaki hocalar ve mühendislerle görüşerek usanmadan fikrini anlattı. Burada tam iki yıl boyunca yeni şeyler öğrenerek hem kendini hem de motor prototipini geliştirip mükemmel hale getirdi.

İki yılın sonunda Honda tekrar Toyota’daki mühendislerin karşısına çıktığında, mühendisler artık onunla alay edemiyorlardı çünkü geliştirdiği motor mükemmeldi ve Toyota motor üretmesi için Honda ile anlaştı. Fakat o yıllarda İkinci Dünya Savaşı vardı. Honda’nın Toyota ile olan ihaleyi yerine getirebilmesi için bir fabrika açması gerekiyordu ama Japonya’daki tüm ham maddeler savaş nedeniyle ordunun emrine verilmişti. Fabrika için çimento bile bulunamıyordu.

Honda bu durum karşısında yılmadı yeni bir betonlama tekniği geliştirerek fabrikasını bu yeni teknikle inşa etti. Üstelik yeni ürettiği motorunu Toyota’ya kabul ettirmiş, ihale almış ve savaş şartlarına rağmen fabrikasını kurmuştu. Tam üretime başlayacağı zaman fabrikası bombalandı. Fabrikayı yeniden inşa etti ancak ikinci kere bombalandı. Bütün gücünü toplayıp fabrikasını üçüncü kere inşa etmeye başlayacaktı ki savaşta yenilmeye başlayan ve kaynakları tükenmeye yüz tutan Japonya’da çelik bitti ve ordu dışında hiç bir yerde bulunmamaya başladı.

Honda savaş zamanı ülkenin her yerinde görülen boş yakıt depolarını toplattı ve bunlardan elde ettiği çelikle motorlarını üretmeye başladı. Artık her şey iyi gidiyordu ve savaş bitmek üzereydi. Honda savaş sonrası çok daha kaliteli üretim yapabileceğini ve ürünlerini çok daha kolay pazarlayabileceğini düşünürken büyük bir deprem oldu ve fabrikası üçüncü sefer tamamıyla yok oldu. Honda yenilmiş bir ülkede, neredeyse her şeyini kaybetmiş bir adamdı artık.

Japonya’da savaş bitmiş, benzin kıtlığı nedeniyle insanlar otomobil kullanmayı bırakmıştı, gidecekleri yerlere ya yürüyerek ya da bisikletle gidiyorlardı. Honda bu durum karşısında başladığı bisikletine özel olarak ürettiği küçük ve az benzin tüketen bir motor taktı. Bu ilginç bisikleti gören komşuları kendileri içinde üretmesini istediler ancak ülkede büyük bir fakirlik ve hammadde kıtlığı vardı. Honda’nın böyle bir üretime geçmesi imkansızdı.

Honda yine vazgeçmedi, Japonyanın her tarafındaki on sekiz bin bisiklet satıcısına tek tek mektup yazdı ve onlara üreteceği motosiklet fikrini anlatarak bunun Japonya’nın geleceği için büyük bir girişim olduğu konusunda onları ikna etti. Bu firmalardan bir kısmı teklifini kabul ederek ona hem hammadde hem de para yardımında bulundular. Bir süre sonra Honda birçok motor tipi üretip geliştirdi ve bunları ayrı ayrı sabırla denedi. En sonunda ise ufak ve tasarruflu motorlu “Super Cub” modelini üretti ve bu model önce Japonya’da sonrada dünyada satış rekorları kırdı.

1970’li yıllarda Amerika’da petrol krizi çıkınca Honda kendi tasarruflu ve ufak motosiklet üretimi konusundaki tecrübesini otomobil üretiminde kullanmaya karar verdi. Daha önce bu alanda hiç bir tecrübesi olmamasına rağmen otomobil üretimi işine girdi ve az yakıt tüketen minik arabalarla Amerikan pazarında yerini aldı.

1930’lu yıllarda gece gündüz atölyesinde motor üretmeye çalışan Soichiro Honda’nın kendi adıyla tanınan şirketi sadece Amerika’da yüz bin kişi çalıştıran dünyanın en büyük şirketlerinden birisi ve her gün trafikte Honda şirketinin ürettiği motosiklet ve otomobillerle karşılaşıyoruz.

Çocukları Koruyun Vakfından Hamdi Ulukaya’ya Yardımseverlik Ödülü 0

120 ülkede çocukların mutlu ve sağlıklı yaşayabilmesi için 1919’dan bu yana çalışmalar yürüten Save the Children (Çocukları Koruyun) adlı sivil toplum örgütü, Türkiyeli iş insanı Hamdi Ulukaya’yı insani yardım faaliyetlerinden ötürü ödüllendirdi.

ABD merkezli yoğurt devi Chobani’nin kurucusu ve CEO’su Hamdi Ulukaya, dünya çapında faaliyet gösteren Save the Children adlı sivil toplum örgütü tarafından Yardımseverlik Ödülü’ne layık bulundu.

Ödül, Save the Children organizasyonunun dünyanın dört bir yanında çocuk ölümlerini engellemek ve erken yaşta eğitimi desteklemek üzere yürüttüğü çalışmalara destek olmak üzere 18 Ekim akşamı New York’ta beşincisi düzenlenen geleneksel yardım gecesinde sunuldu.

Save the Children, Ulukaya’nın ödüllendirilme gerekçesini “mülteciler adına yürüttüğü cesur liderlik” olarak açıkladı. Gerekçede Ulukaya’nın vatanlarını terk etmek zorunda kalan mültecilere daha iyi bir gelecek sağlamak için ilham veren bir kararlılık içinde olduğu vurgulanarak, “Bir girişimci ve kendini bu alana adamış bir yardımsever olarak Ulukaya, küresel mülteci krizinin ele alınma şeklini değiştiriyor ve tüm dünyayı mültecilerin sahip olduğu insani hakları anımsamaya, insanların yurtlarından ayrılmak zorunda bırakılmasına kati bir son vermeye çağırıyor” dendi.

Ödülü “second lady”den aldı

Yardımseverlik, Vizyonerlik ve Ses Olmak başlıkları altında üç ödülün verildiği gecede, Yardımseverlik Ödülü’nü Ulukaya’ya Amerika’nın eski “second lady”si Dr. Jill Biden takdim etti. Obama döneminde Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Joe Biden’ın eşi Dr. Jill Biden, aynı zamanda Save the Children organizasyonunun Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütüyor.

Dr. Jill Biden, Ulukaya’ya ödülünü verirken şunları söyledi:

“O, çok iyi bildiğimiz Amerikalı göçmen ruhunun vücut bulmuş hali. Kendisi mülteciler içi kurulan bir merkez vasıtasıyla onları istihdam etti. İnsanlara ihtiyaç duydukları fırsatı verdi. Bugün Chobani, mültecileri işe almaya ve onların başı dik bir hayat sürmelerine yardımcı olmaya devam ediyor. Chobani kelimesi ‘çoban’ sözcüğünden geliyor. Hamdi’nin yardım ettiği mültecilere sunduğu hediye, daha iyi bir gelecek. O bir çoban. Onlara karanlığın içinde bir yol gösteriyor, onlara ‘eve’ giden yolu gösteriyor.”

Hamdi Ulukaya: “Gerçekleştirebileceğimiz en büyük mucize, bir çocuğun gözyaşını gülümsemeye dönüştürebilmek”

Ulukaya ise ödül konuşmasında şu sözlere yer verdi:

“Save the Children’ı son birkaç yılda tanıdım. Burada bir araya gelen insanlar, yüreklerinde dünyanın tüm çocuklarını taşıyor. Çocukların masumiyetini başımızın tacı ederken bir yandan da karşı karşıya olduğumuz sıkıntıların farkındayız. Alan Kurdi, 2 yaşındaydı. Pek çok çocuk 2 yaşına ulaşmayı başarırken pek çokları da ulaşamıyor. Bir şairin dediği gibi, gözyaşının rengi yoktur. Dini yoktur. Coğrafyası yoktur. Bütün gözyaşları aynıdır. Gerçekleştirebileceğimiz en büyük mucize, bir çocuğun gözyaşını gülümsemeye dönüştürebilmek. Bildiğim tek şey var. Kaybedecek zamanımız yok. Şimdi sormak lazım: Bir çocuğun hayatında o mucizeyi gerçekleştirmek için elimizden gelen her şeyi yaptık mı? Save the Children, dünyanın dört bir yanında varlık gösteren bir organizasyon. Mültecilerin bulunduğu yerlerde de varlar. En basitinden onlara destek verebiliriz. Yardım eden şirketler bir koalisyon oluşturmalı. Şirketler, CEO’lar, girişimciler için elini taşın altına koyma vakti. Bunu yaptıklarını da görüyoruz zaten. Şimdi daha fazlasına ihtiyaç var. Bir çocuğun saflığı hepimize umut veren şey ve bu umudun yok olmasına izin veremeyiz.”

150 milyon çocuğa destek

Save the Children’ın düzenlediği yardım gecesi, dünya çapında 150 milyon çocuğa ulaşan organizasyon için önemli bir kaynak yaratılmasını sağladı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link